Celeste gözlerini kapattı
Belki biraz daha düşünürse hatırlayabilirdi.
Belki o kale...
Belki o savaş...
Belki de o kişi...
Tam o sırada sessizliğin içinden bir fısıltı duyuldu.
Celeste: “Kim var orada?”
Cevap gelmedi.
Bir süre bekledi.
Sonra o ses yeniden duyuldu.
“Hadi... hatırla.”
Bu bir erkek sesiydi.
Celeste'nin kalbi hızlandı.
Ses...
Ona tanıdık geliyordu.
Ama nedenini bilmiyordu.
Celeste: “Ben bu sesi... nereden biliyorum?”
Celeste birkaç adım geri çekildi.
Celeste: “Hayır... Bu mümkün değil.”
Elini başına götürdü.
Celeste: “Belki de gerçekten kafayı yedim.”
Kendi söylediği sözler bile kulağına yabancı geliyordu.
Gökyüzünden düşmüştü.
Kanatları vardı.
Adını biliyordu ama geçmişini bilmiyordu.
Şimdi de hiç tanımadığı bir erkek sesi ona hatırlamasını söylüyordu.
Celeste gözlerini yere indirdi.
Celeste: “Ben... kimim
Bu sorunun cevabını bile bilmiyordu.
Ve bilmemek, düşündüğünden çok daha ağır geliyordu