Sonunda arkadaşımdan bir mektup gelmişti ama bu mektup gelene kadar çok şey değişmişti, içim daha çok kararmıştı, daha çok şeylerin farkına varmıştım. Bu kadar kısa sürede bu kadar farkındalık fazlaydı, yorucuydu.
En azından arkadaşımın mektubu beni kısmen kendime getirmişti. Son yaşadıklarımı, farkındalıklarımı ona anlatıp moralini bozmak istemiyordum, endişelenmesini de ama içimde tutamıyordum.
Bu kadar kısa sürede yorulmuş ve bunalmıştım. Anlatmak, içimdekileri boşaltmak istiyordum. Hem arkadaşımın da beni anlayacağından emindim.
Sevgili arkadaşım…
Mektubun sonunda elime geçti, sana çok hak veriyorum insanlar cidden kötüler. Seni meraklandırmak ya da endişelendirmek istemem ama son mektubumdan bu yana içimdeki karanlığın büyüdüğünü hissediyorum. Sorgularım gün geçtikçe artıyor, ben şimdiye kadar kendi ailem ilgili sorunları bile fark edememişim meğerse. Zorlanıyorum, görmezden gelmekte zorlanıyorum. Görmezden gelirsem de suçlu hissederim. Anlamakta zorlanıyorum, neden böyle olduklarını anlayamıyorum. Dünya cidden böyle bir yer miydi, bu hayat böyle miydi hep? Yoksa ben mi büyümeye başlıyorum? Eğer öyleyse korkuyorum daha şimdiden büyümek bu şekildeyse ilerde göreceklerimden korkuyorum…
Meğerse ben şimdiye kadar seni teselli etmek için söylediklerimi kendime söylüyormuşum farkında değilim. Bir birimize benzediğimizi hep düşünmüşümdür ama neredeyse aynı sözlere ihtiyacımız olacak kadar olduğunu fark edememiştim.
Kadın olmak zor demiştim, kimse bize değer vermiyor, yargılıyor, kötülüyor, hakaretler edip harman savurup duruyor bunu biz bari kendimize yapmayalım, kendi değerimizi kendimiz bilelim demiştim.
Ama bunu bile yapamıyoruz, neden? İnsanlar bizi alıştırdı bu düzene hiçbir zaman kendimize bile yeterli gelemiyoruz, sürekli eksik olduğumuzu hissettirdiler bize, bize bunu çok kötü aşıladılar.
Babam geçenlerde gazete okuyordu, bir kadın cinayeti haberine rastladı ve “kadın hak etmiştir kesin.”dedi. O sırada kanım donmuştu.
Benim babam cidden böyle birimiydi, ben cidden babamın böyle biri olduğunu yeni mi fark ediyorum?
Ardından bana “ Eğer tacize uğrarsan intihar et.” Demişti. Beni asıl bu mahvetmişti, gerçekten intihar mı etmem gerekiyordu, neden? Ben ne yapmıştım ki?Mecazi anlamda ben ölmüştüm gerçek anlamda da ölmeme cidden gerek var mıydı? Peki ruhumuzun ölmüş olmasının cezası gerçek anlamda ölüm ise bizim ruhumuzu öldürenlerin cezası neydi? Destek mi, “o kadın bunu hak etmişti zaten, kesin kuyruk sallamıştır.” Sözleri ile destek vermek mi? Peki neden, onlar keyif alırken ve biz ölürken neden onlara destek olunuyordu?
Asıl ihtiyacı olan biz değil miydik? Bu hiç adil değildi hem de hiç. Korkuyorum bu sonuncusu beni yeterince korkutmuştu ama daha fazlasını görmekten korkuyordum.
Eğer babamın dediğini yapmazsam ne olacaktı, yoksa omu yapacaktı? Şu dünyada kadın olarak babamızdan bile korkmamız cidden adil değildi.
Bunun üstesinden nasıl gelinir bilmiyorum ama gelmemiz şarttı, bu kesinlikle adil değildi. Hayır bunu yapamayız bu insanları haklı görerek onları mutlu edemeyiz, onların istedikleri gibi yaşayıp onları mutlu edemeyiz bunu kabul etmiyorum bu kesinlikle adil değil.
Sana bu kadar kötü şeyleri anlatarak senin de içini kararttığım için çok özür dilerim arkadaşım ama biz bunu başaracağız. Onlara kesinlikle fırsat vermeyeceğiz…
Umarın sen iyisindir ve her şey yolundadır. Değilse bile olacak, olmak zorunda. İkimizde iyi olacağız tamam mı? Lütfen kendine çok iyi bak.
Sevgilerle arkadaşın…
Kağıdıı katlamadan önce ne kadar engel olmaya çalışsam da gözümde ki yaş yine kağıda damlamış ve yazdıklarımı silikleştirmişti. Bu damlanın da bir önceki kadar anlamlı olsun isterdim ama bu sefer tek bir anlamı vardı oda acı…
Zarfı katlayıp kutuya atarken tekrar heyecanlan ve meraklanmaya başlamıştım. Umarım arkadaşım bana göre iyiydi bir sonraki mektubunu okumak için sabırsızlanıyordum…


