İçeriğe geç

Mehir

Bölüm 1 · 13 dk okuma

Mehir

Bölüm 1

Bölüm 1

Eskiden

"Güzel kızım benim, canım Mehir'im" dedi babam. "Efendim baba" diye yanıtladım onu, "Ben göreve gidiyorum. Anneni yorma güzelim olur mu?" dediğinde gözlerim doldu. "Babacım, gitmesen olmaz mı? Her gidip geldiğinde vücudunda yeni bir yara oluyor, ama bana orda çok eğleniyorum diyorsun." diyip devam ettim. "Gitme baba novvaa" dedim. "Gitmem gerekiyor ay parçam, bu benim görevim." dedi. "Peki" diyebildim sadece. O ise gittikten sonra hiç geri gelmedi.

Günümüz

"Annecim, yine nereye gidiyorsun?" diye sordu annem. "Anne hep söylüyorum sana ya. Boks dersime gidiyorum." dedim. "Tamam kızım dikkat et" dedi. "Tamam anne dikkat ederim, görüşürüz." diyip evden çıktım. Boks dersimi aldığım yer eve yarım saat uzaklıktaydı. Arabaya binip yola çıktım. Geldiğimde yine her zaman ki gibi park yeri yoktu, aşağı sokağa bırakıp yürümeye başladım. İçeri girdiğimde kimse yoktu. "Acaba yanlış gün mü geldim?" diye düşündüm. Ama hayır, yanlış gün gelmemiştim. Hep cumartesi geliyordum, bugün de cumartesiydi. Kısaca doğru gündü, ama kimse yoktu. Arkamdan bir ses geldi. O yöne doğru döndüğümde eğitmenimi gördüm. "Naber Mehir? Uzun zamandır konuşmuyoruz tatlım. Bugün yeni hareketler öğreneceğiz." dedi. "Tamam Açelya abla." dedim

Dersim bittiğinde kendimi zar zor eve attım. Başıma bir darbe yediğim için inanılmaz ağrıyordu. Acaba doktora mı gitsem diye düşündüm, sonra vazgeçtim. Gerek yoktu bu kadarına değil mi? Ağrı kesici içip yattım.

Sabah kalktığımda ağrım geçmişti. Bugün şirkete gitmem gerekiyordu. Ufak bir toplantım vardı. Hızla üstüme kırmızı kısa bir elbise giyip küpelerimi de taktıktan sonra evden çıktım. Hızlı olmazsam geç kalacaktım. Trafik, trafik, trafik, OOFFFFFFF. Bu trafik de neyin nesiydi sabahın bu saatinde. Sanırım geç kalacaktım.

Ofise geldiğimde herkes bir yere toplanmıştı ve çok yüksek ses vardı. O tarafa doğru baktığımda gazetecilerin de geldiğini gördüm. Ahhh şimdi hatırladım, bugün şirkete bir ortak gelecekti. Ve ben geç kalmıştım. Onur Yankı. Dünyaca ünlü bir şirketin sahibi, benimle ortak olmak için gelmişti.

"Merhabalar, ben Mehir Ay. Biraz geç kaldım kusura bakmayın lütfen." dedim. "Merhaba Mehir Hanım. Ben Onur Yankı, memnun oldum." dedi. Kameralara birkaç poz verdikten sonra Onur Bey'e dönüp "İsterseniz toplantı alanına geçelim." dedim. "Tabikide. Toplantı alanı ne tarafta?" dedi. Sağımı gösterip "Buyrun lütfen." dedim.

1 saatin sonunda artık ortaktık. Evet, tam 1 saatin sonunda. Ben kendi kendime bir şirket açmak istemiştim sadece. Dünyaca ünlü kişilerle çalışacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. "Büyüdük be" diye iç geçirdim.

Bu haberi ailemden ilk annem duydu tabikide. Gerçi benim ailem yoktu ki. Annem ve en yakın arkadaşım Yağmur'dan başka. Moralimi bozmuyordum asla. Sonuçta babam vatan için şehit olmuştu. Normal bir yerde ölseydi daha çok üzülürdüm. Buna emindim.

Eve geçtim ve anneme"Anneciiimmm, sana çok iyi bir haberim var biliyor musun?" dedim. "Ay noldu kızım gece gece kalbime indirmek istiyorsun sanırım." dediğinde meraklı sesi yüzünden kahkaha atmak istesemde sadece kıkırdadım. "Anne dünyanın en ünlü iş adamı Onur Yankı ile artık ortağım" diye bağırarak konuştum. Annemin ağzından"NEEEEEE" diye bir şaşkınlık nidası döküldü. Olanları anlattıktan sonra iyi geceler diyerek odama ilerledim

Duşa girip siyah saten pijamalarımı giydim. Makyajımı çıkarttıktan sonra telefonumu alıp Twitter'a girdim. Tabikide gündemde ilk sıradaydık. Herhangi bir habere girdiğimde fotoğrafta birbirimize bakıyorduk. Ama bu öyle bir bakıştı ki gören 10 yıllık sevgiliyiz sanardı. Ve altında ise "Ünlü iş adamı Onur Yankı ve Mehir Ay'ın toplantıya girerken ki fotoğrafları gündem oldu." yazıyordu.Geç olduğu için yatacaktım çünkü yarın bir işim vardı...

Sabah kalktığımda hemen hazırlandım ve motoruma atladım çünkü hava almam gerekiyordu. Arabada darlanıyordum, ilk durağıma gittim. Babamın yanına, şehitliğe. Motorun arka kısmından siyah bi şal aldım. Taktıktan sonra her zamanki gibi telefonumu tamamen kapattım, cebime atıp yürümeye başladım ve sonunda yetiştim.

Uzm çavuş:Murat Ay

Ölüm yılı:2009

Anne adı:Nergiz

Baba adı:Hamid

"Babacım, ben geldim" sol gözümden bir damla yaş aktı. Çok ağlayan biri değilim fakat burda özgürdüm, özgür olduğum tek yer burasıydı çünkü her şeyimi Twitter'da paylaşan gazeteciler vardı. "Babacım biliyor musun bugün şirketimiz adına önemli bir anlaşma yaptım." Şirketimizin değeri gittikçe artıyordu. Babamdan kalana iyi baktığım için mutluydum fakat artık burdan gitmem gerekiyordu, yarım saate başlayacak bir dersim vardı daha önemlisi bugün küçük bir maçım vardı.

15dk sonra

Motorda gidiyordum, hızlıydım. Yavaşlamaya niyetim yoktu, salona varınca hemen hazırlanmaya geçtim. Hazırlandıktan 5 dakika sonra maç başlıyordu hakem konuşmaya başladı. "Karşınızda Nil Dağ ve rakibi Mehir Ay" Hemen hocamın yanına ilerledim, bir kaç kez bunu yapabileceğimi söyledi ve maç başladı. Beş dakika sonra mola verildi, öndeydim ve yeniyordum, hocam bana su verdi, terimi sildi. Etrafta seyirciler vardı. Kimileri beni destekliyordu, kimileri ise karşı tarafı. Maç devam etti. Bittiğinde mutluydum çünkü yenmiştim, o sevinçle otoparka ilerlerken arkamdan gelen ses ile durdum. "Tebrikler!" arkama baktığımda Onur Bey'i görmeyi beklemiyordum, şaşırmıştım ama belli etmemeye çalıştım ve gülümsedim. Devam etti "Boksla uğraştığını bilmiyordum" dedi. "Bende sizin" dedim. Arkamı döndüğümde bana gelen birini fark ettim, ağzımdan tek bir kelime döküldü. "Abi..." Koşarak ona sarıldım, özlemiştim, o da bana sarıldı biraz bekledikten sonra ayrıldık. "Ne işin var burda?" dedim. O ise gülümseyerek bana baktı sonra burnumu sıkıştırdı "Sizi özledim cimcime" dedi. "Hey şunu yapmayı kes" dedikten sonra elini nihayet burnumdan çekti. Ben motora doğru ilerlerken birden hayır diyemeyeceğim bir soru yöneltti "Yarışa var mısın?" gülümsedim. "Her zaman" diyerek motora atladım ve sürmeye başladık. Tabiki yeniyordu ama bu sefer ben yenmeliydim. Birden gaza asıldım ve onu geride bıraktım. Eve vardığımda o daha ulaşmamıştı, kaskımı çıkarıp motora yaslandım ve onu bekledim.

Bir iki saniye sonra geldi ve motordan inip yanıma ilerledi. Elini saçıma daldırıp karıştırdı. "Görmeyeli hızlanmışsın cimcime" ona baktım. "O elini kafamdan çek." diye bağırdım, güldü ve yanağımdan makas alıp eve ilerledi. Hızlı adımlarla ona yetiştim. "Sen neden geldin" bana bakmadan cevapladı. "Olimpiyatlarım bitti, ama birkaç gün sonra geri döneceğim." Yine Paris'e gidecekti. Bende onun gibi bir boksçu olup Paris'e gitmek isterdim ama malum artık şirketin patronu bizdik. İçeri girdiğimde uyumaya gidiyorum diyerek odama çıktım. Telefonu elime alıp Twitter'a girdim. direkt fotoğraflarım önüme düştü, birinde ben ve abim vardık. altınada da "Mehir Ay'ın yeni sevgilisi" yazıyordu. Ne? Sonra aşağı kaydırdım bu da benim boks maçını kazandıktan sonra verdiğim pozdu altında; "Mehir Ay rakibini alt üst etti" yazıyordu. Hemen yeni Twit attım ve şöyle yazdım. "O gördüğünüz kişi benim abim. Saçma sapan şeyler uydurmayın." yazıp telefonu kapattım ve uyumaya çalıştım.

Sabah kalktığımda elimi yüzümü yıkadım ve annemlerin yanına indim. İkisine de koskocaman sarıldıktan sonra yemek yedim. Yemek yerken de abime sorular sıralıyordum "Abi Paris nasıl? Tüm rakiplerini yenebildin mi? Kaçıncı oldun? Bizi özledin mi? Başka kimleri özledin?" diyerek başının etini yedim. Herkes yemeğini bitirdi ve etrafı topladılar, bende bu sırada yukarı çıkıp üstümü değiştirdim ve makyaj yaptım. Bugün ofisim yenilenecek, benim masamın yanına Onur Bey için bir masa eklenecekti ve Onur Bey'in gelişi için kutlama yapılacaktı. Kısaca ne olursa olsun orda olmak zorundaydım.

Evden çıkıp arabaya bindim, bi 45 dakikaya ordaydım. Ve bu sefer evden erken çıkmak gibi bir akıllılık yapmıştım.

1 saat sonra...

"Hepiniz kutlama törenimize hoşgeldiniz!" dediğimde büyük bir alkış tufanı koptu, "Bugün Onur Bey şirketimize ortak olduğu için burdayız. Onur Bey birkaç açıklama yaptıktan sonra dağılacağız." dedim. Bu sırada Onur'un bana aşıkmış gibi baktığını gördüm. Ne var dercesine başımı salladım ve önüme döndüm.

"İlk olarak hepiniz hoşgeldiniz. Bugün neden Ay Holding'e ortak olduğumu açıklayacağım. Eminim ki çoğunluk bunun açıklamasını bekliyor. Ay Holding'e ortak olmamın en büyük sebebi babasından kalan bir mirası erkek çocuğun değilde kız çocuğun yönetmesiydi. Bu benim çok ilgimi çekti. Normalde erkekler babalarından kalan mirası korumak için herşeyi yaparlar ama Ay Holding'te bunun tam tersi olduğunu görüyoruz." dediğinde herkes pürdikkat onu izliyordu. Bunun gibi birkaç açıklama yaptıktan sonra kalabalık dağıldı, Onur Bey ve bende ofisimize doğru yürümeye başladık. Yürürken şirket için neler yapabileceğimizi düşünüyorduk. Geldiğimizde odanın çoktan olduğunu gördük. Onur Bey'e eşyalarını yerleştirmesine yardım ettikten sonra kendiminkileri de düzelttim ve eve doğru yola çıktım.

Trafik ışıklarında bekliyodum, yanıma bir motor yaklaştı. Yeşil yandığında birden önüme kırdı, aklınca beni solluyordu. Gaza basıp onu geride bıraktım. Eve gidecektim fakat önce babamın yanına gitmem gerekiyordu, hemen bir çiçek aldım ve şehitliğe geldim. Arkama bir motor yaklaştı baktığımda aynı motordu. Ne yani, beni takip mi ediyordu? Sinirlenmiştim, motordan inip o tarafa ilerledim.Arkası dönüktü. "Hey" diye seslendim, kaskını çıkarıp bana döndü. Bu Onur Bey'di "Siz, beni mi takip ediyorsunuz?" Bir kaç saniye bana baktı, sanırım tanıyamamıştı. Hemen kaskımı çıkarıp ona baktım. Güldü. Evet, bildiğin güldü "Ben komik birşey göremiyorum. Size sorduğum sorunun cevabını alamadım." gülmeyi kesti ve bana bir adım yaklaştı. "Ben sizi neden takip edeyim?" Gerçekten sinir bozucuydu. "Her gittiğim yerden çıkıyorsunuz." deyip arkamı döndüm ve motoruma yürüdüm. Arka kısmı açıp siyah şalımı kafama geçirdim, çiçeğimi alıp şehitliğe girdim. Babamın yanına gelmeyi seviyordum, burası huzurluydu, burası güvenliydi, babamın yanına geldiğimde abimi gördüm. Babamın yanına çökmüş ağlıyordu, her zamanki gibi arka kapıdan girmişti. Onu bir kere bile ön kapıdan girerken görmemiştim. Yanına yaklaştım, birinin geldiğini fark etmiş olacak ki bana döndü. Beni gördüğü an hızla yana döndü ve göz yaşlarını sildi, tekrar bana dönüp sert bir sesle "Ne işin var burda" dedi."Babamın yanına gelirken izin mi almam gerekiyor?" diye tersledim. Sevmiyordu bizim yanımızda ağlamayı. O bir tek babamın yanında ağlıyordu. Bir keresinde ona bunun nedenini sorduğumda bana şöyle demişti. "Annemle senin yanında ağladığımda siz üzülüyorsunuz ama babam üzülmüyor." Ben bu düşüncelerle boğuşurken abim beni izliyordu. "E ayakta bakmak için mi geldin babanın yanına?" dediği an bütün düşüncelerimden sıyrıldım ve babamın yanına çöktüm, abim de başımda ayakta duruyordu. Toprağına dokundum, ıslaktı, belliki abim yeni sulamıştı, çiçekleri koydum babamın toprağına, abim başını koydu omzuma ve ağladı. Evet, çok uzun süre sonra onu ağlarken görmüştüm. Dediğim gibi zaten bitek o babamın yanında ağlardı. Onun ilk ağladığını gördüğüm zaman babamın cenazesindeydik. Zaten o günden sonra abimi görmedim. Hemen Paris'e geri döndü. Benim de gözümden yaşlar akıyordu, abimin saçlarını okşadım, kafamı yerden kaldırıp etrafa baktım ve onunla göz göze geldik. Doğruca bana bakıyordu, hemen gözlerimi kaçırdım ve abime döndüm saçına bir öpücük kondurup ona baktım. "Abicim, artık gidelim mi? " dediğimde bana baktı ve başını evet dercesine salladı, hemen gözlerimizi sildik. Şehitliğin çıkışına yürüdük. Ben durmadan etrafıma bakıyordum, abim bunu anlamış olmalıki bana baktı. "Bir sorun mu var cimcime?" Ona baktım ve başımı salladım. "Hayır, ne sorunu olacak?" dedim. "Durmadan etrafına bakıyorsun, görmedim sanma." dedi. Birşey demedim. Şehitliğin çıkışına geldiğimizde arkadan gelen sesle ikimiz aynı yöne döndük. "Beni mi arıyordun küçük hanım?" Sıçtık. Evet tek kelimeyle sıçmıştık. Ama ben değil. O. Çünkü bu lafı der demez abim ileri atıldı. "Ne diyon lan sen" dedi ve kafayı geçirdi. Hayır, hayır olamaz. Bir an önce abimi almazsam kan döküleceğine emindim. İleri atılıp abimi tuttum. "Abi, tamam yeter bırak." bana döndü ve "sen bunu tanıyor musun?" ağzımın içinde birşeyler geveledim, bu sefer gerçekten sinirlenmişti, birden bağırdı. "Mehir, sana soru sordum. Bu adamı tanıyor musun!" Tanımıyorum desem olmazdı çünkü tanıyordum. Zaten tanımıyorum desem adamın cenazesine gidebilirdim herhalde. "Evet" dedim hemen sonra devam ettim. "Ortağım." Abim şaşırmıştı. "Ortağın?" diye beni tekrarladı evet anlamında başımı salladım ve kolundan çektim, kulağına doğru "Adamı bir öldürmediğin kaldı!" dedim. "Biraz daha sana böyle hitap ederse hiç düşünmeden." dedi. O sırada Onur'da yerden kalktı, üstünü sirkeledi ve abime döndü elini uzattı. "Ben Onur, Onur Yankı." Abim ona uzatılan ele boka bakar gibi tiksintiyle baktı. Sıkıntı çıkmaması adına ileri atıldım. "Abim, Berkay, abi buda-" lafımı kesti. "Sana kim olduğunu sormadım cimcime" dedi ve arka tarafa doğru yürüdü. Ben ona bakarken Onur "Hımm, cimcime. Sevdim bu ismi" ona döndüm. "Sakın bana cimcime demeye kalkma." Sesim sert çıkmıştı. Arkamı döndüm, bana kimsenin böyle hitap etmesini istemiyordum. Abim hariç. Hemen motora atlayıp sahile sürdüm.

Kumlara indim, ve yürümeye başladım. Denizi seviyordum, aklıma sorular geliyordu. Mesela, Onur'un orda ne işi var? Acaba babası şehit mi? Yada sadece merakından mı beni takip etti? Offff. Kafam allak bullak olmuştu. Rüzgar esmeye başlayınca arkamı döndüm ve motoruma doğru yürüdüm. Eve gelince kendimi yatağa attım.

Kapımın açılmasıyla abimin bağırması bir oldu. "Ortağın ha? Ortağın demek? Bok ortağın Mehir. Bu fotoğraflar ne?" dedi. Gösterdi fotoğraflara baktım. Bu Onur'la birbirimize bakarken çekilmiş bir fotoğraftı. Ve bunu birkaç gün önce bende görmüştüm. Lanet olsun, bunu sildirmem lazımdı."Sana neden yalan söyleyeyim?" dedim. Hay demez olaydım, öyle bir bağırdı ki yan komşu duvara vurmak zorunda kaldı, benimde yan komşum ayı olsa bende duvara vururdum tabi. "Mehir, bu adam kim?" Sabır, gerçekten sabrımı sınıyordu. "Sana ortağım dedim." Sesim sert çıkmıştı, zaten sakin çıkacak gibi değildi, sinirlerim bozulmuştu. "Yarın şirkete geliyorum." Herhalde karşı çıkmamı bekliyordu. Direkt onayladım, biraz afalladı sonra kapımı sertçe kapatıp çıktı, gerçekten sinir bozucuydu belli ki yarın uzun bir gün olacaktı o yüzden hemen uyudum.

Sabah abimin evde bağırmasıyla uyandım "Mehirr!" diyerek odama daldı. Evet girdi diyemezdim çünkü girmedi daldı, daha gözlerimi açamamışken bağırıyordu. "Ne var sabah sabah" diyerek tersledim. "Unuttun mu şu sözde ortağını görmeye gidecektik?" Gerçekten neyi anlamak istemiyordu. Orda onun nasıl yanıldığını görmek keyifli olacaktı, ya sabır dercesine kafamı yana doğru eğdim "Tamam, hazırlanıp geliyorum." Hemen üstümü giyindim, saçımı at kuyruğu yapıp hafif bir makyaj yaptım, aşağı indim "Hadi gitmiyor muyuz?" Abim bana baktı, üstünde siyah bir pantalon ve beyaz bir gömlek giymişti ve yakasından bir iki düğme açıktı. Yakışıklıydı "Evet" dedi ve kapıya yürümeye başladı. Bende peşine takıldım. Arabama bindim ve şirkete sürdüm, geldiğimizde hemen aşağı indim, abim yanıma geldi "Hadi yürü" dedi. Ona ters bir bakış attım ve yürümeye başladım, kapıdan girdiğim gibi asistanım yanıma geldi. "Mehir hanım bu akşam şirketle bir yemeğimiz var. Sizinde orda olmanız gerekiyor." yandan ona baktım "Tamam sen gidebilirsin Ece." Arkasını döndü ve geldiğimiz yönün tersine yürüdü, ben odama girdim, arkamdan abim girdi ve siyah koltuğa oturdu. Hemen masamın yanındaki çekmeceyi açıp ortaklık sözleşmesini elime aldım, abimin oturduğu koltuğun önündeki sehpaya fırlattım. Yerden kafasını kaldırıp bana baktı.

"Kafama atsaydınız Mehir hanım" dedi ve sözleşmeyi eline aldı. O kadar incelediki yazılı yapsam 100 alacaktı. "Yeter ama baktın ver şu sözleşmeyi" bana baktı. "Tamam be yemedik sözleşmeni" deyip bana uzattı, aldığımda ise direkt kapıya yöneldi "Nereye gidiyorsun?" Bana bakmadı. "Sanane" dedi. Sinirlendiğini anlamıştım ve tabiki ilk durak olarak şehitliğe gidecekti, tam kapıyı açacakken bir kere daha konuşturdum "Abi" bu sefer bana döndü "Babama selam söyle" şaşırmıştı. "Nerden anladın oraya gideceğimi?" Hafif bir tebessüm ettim. "Her sinirlendiğinde, üzüldüğünde ve iyi birşey yaptığımızda ikimizinde gideceği tek yer babamın yanı." Bu sefer o tebessüm etti ve yanıma yaklaştı anlıma bir öpücük kondurdu "Seni seviyorum cimcime" dedi. "Bende seni koca ayı" bana döndü ve kaşları çatıldı. "Demek koca ayı ha? Eve gelince görürsün. Ben gidiyorum kırılacak her şeyi kaldıracam akşam dövüş var." Bu sefer benim kaşlarım çatıldı. "Beni geçen ki gibi kaldırıp diğer odaya fırlatmayacaksan olabilir?" İkimizde güldük. "Ne o korkuyor musun?" Hemen karşı çıktım "Asla" arkasını döndü ve kapıyı açtı açar açmaz kapının önünde Onur'u gördü. İçimden "aha yine kavga çıkacak" diye geçirdim, abim bana döndü, gülümsedim ve ağzımı oynattım 'selam söyle' beni belki kimse anlamazdı ama o anlardı. Göz kırptı ve arkasını dönüp ilerledi arkadan ona bakarken gülümsedim. "Akşam yemeğe gelecek misin?" Onur'un sorusuyla irkildim ve ona baktım. "Evet, sen neden gelmiştin" dedim. "Ben" dedi ve devam etmedi. Anlamazca ona bakarken konuyu değiştirdi. "Söylediklerin doğrumu yani şu sinirlendiğinde babanın yanına gitme filan?" Bizi duymuştu yada dinlemişti. Sonra devam etti. "Yanlış anlama yanına doğru geliyordum istemeden kulak misafiri oldum." Ona döndüm. "Doğru" afallamıştı, herhalde dinlediği için kızacağımı zannediyordu. "Sadece sinirlendiğimde değil birşey başardığımda ve üzüldüğümde de. " Anlamış gibi başını aşağı yukarı salladı. Oturması için işaret verdim, koltuğa oturdu bende kendi koltuğuma oturdum. "Kahve? " gülümsedi. "Olur, ben seni iyi bir boksör sanmıştım." Kaşlarım çatılarak ona baktım, hemen devam etti. "Abine yenildiğini bilmiyordum." Deyip güldü. Hayır hayır bunu duyduğunu tahmin etmemiştim. "Senin de abin Paris şampiyonu olsa sende dayak yerdin." Bu sefer şaşıran oydu "abin Paris şampiyonu mu?" Başımı salladım, devam etti. "Peki sen neden olimpiyatlara girmedin?" Bu sorunun cevabını vermeyi istemiyordum, ama verdim. "Babam" dedim ve durdum. "Yani babam şehit düştükten sonra abim hala olimpiyatlardaydı ve şirketin başına geçebilecek tek kişi bendim. Zaten artık abim geçmez çünkü avrupa şampiyonluğunu hedefliyor." Bana baktı "Başın sağolsun" bende ona baktım. "Vatan sağ olsun."

BÖLÜM SONU🌟

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.