İçeriğe geç

Megilwain Varisi

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Megilwain Varisi

Bölüm 2

Yarınını Feda Etmeye Değer Sebep

Bir gün saat 11 buçuk civarı Yasemin’le Terskan eğlence parkından dönüyorlardı, şehir yavaştan boşalmış aktif kalan tek tük yerlerden de çok sesli olmayan bir müzik sesi geliyordu. İkisi de genç neşesi taşıyor el ele tutuşuyor neşeli neşeli tek tük trafiğin olduğu sokaklardan turuncu neon tabela ışıkları ve turuncu sokak lambaları gecenin ana atmosferini oluştururken, gençler de turuncunun neşesine yarışır şekilde kahkaha atarak konuşarak eve dönüyorlardı. Kestirme olan bir ara sokağından yanından geçerken Terskan ana caddeden yürümeye karar verdi. Her ne kadar çatıdan izleyen adamı fark etmese de oraya girme konusunda kötü hissetmişti. Tam caddeye yönelirken çatıdaki adam atladı, yerdeki kaldırım taşlarına bile zarar vermeden temiz ama bir o kadar da hızlı ve sert inişini yaptı, gelir gelmez Terskan’ın karnına bir yumruk geçirip onu yarım metre uzağa savurdu. Yaseminin iki kolunu tek koluyla tutup duvara kaldırdı, Yasemin yumruk geldiğinde “Terskan” diye bağırsa da duvara kitlendiğinde tekmeler savurmaya başladı, Terskan delirmiş şekilde kalkıp adama vurmaya çalışsa da adam tek eliyle engel oluyordu, bir noktada adam o kadar sinirlenip vurdu ki Terskan tekrar ayağa kalkamadı. Adam artık Terskan’a vurmayan eliyle Yasemin’in Tshirt’ini 30 santim kaldırdı, Terskan bağırarak küfürler edip kalkmaya çalışıyordu. Adam Yasemin’in karnını muayne ediyor gibi inceliyordu ve yokluyordu. İki dakika sonra adam Tshirt’i indirip “bu kız hasta, Tın kaynağı çalışmıyor, çok nadir bir olaydır , şu ana kadar yaşaması bile bir mucize, seni gerçekten seviyor olmalı ruhlarınız arasındaki bağdan Tın’ı karşılamış gibi gözüküyor ama yeterli değil. Bu kız muhtemelen son dönemlerde çok fazla hasta oluyor ve kırgın hissediyor, daha da kötü olacak muhtemelen 4 aydan fazla ömrü yok o da sana olan sevgisine bağlı” dedi ve Yasemin’i serbest bıraktı.

Terskan elbette ki ciddiye almadı “Delinin teki zarar görmeden gidelim” tarzında düşünüyordu ama bir yandan da gökten atlayan tek eliyle kendisini uçuran adamdan da korkuyordu. Adam da bunu farketmiş olacak ki boşluktan kılıcını çekti (kınından çekiyormuş gibi değil de elinde oluşuyormuş gibi oldukça doğal gözüküyordu) ve Terskan’ın boynunu kesti, Terskan kaskatı kesilmişti, Yasemin çığlıklar atıyordu olduğu yerde kalmıştı. Adam çoğu zaman soluk kanlı ama tepkileri gördükçe de bıyık altından gülüyordu belki yaptığı şeyden bu kadar gurur duyuyordu belki de gençlerin bu bağı hoşuna gitmişti kim bilir. Kılıç Terskan’ın boynundan geçse de orayı kesmemişti, içinden geçmişti. Terskan yine de hareket edemiyordu, sanki tüm vücudu taşlaşmış gibi ağzını bile açamıyordu inanılmaz çaresiz hissetmişti. Adam Terskan'ın önüne gelip "Beynine giden Tan'ın miktarını sınırladım, ben serbest bırakana kadar hareket edemezsin. Hala inanmıyor musun?" Dedi hafif üstünlük taslar şekilde. Adam yerde duran Terskan'ın hareketsiz bedeni etrafında biraz döndükten sonra Yasemin'in kalçası üzerine yere yığılıp -bacakları korkudan tutmuyordu- sırtını duvara verdikten sonra boğulur gibi ağlamasına dayanamamış olacak ki Terskan'ı serbest bıraktı. Terskan konuşmak için ağzını açtığında adam ufak bir shh işareti yaptı ama Terskan'ın Yasemin'in yanına koşup üzerine kapanır şekilde destek olmasına müsade etti. Adam konuşmaya başladı "Bir haftayı aşkındır sizi izliyorum(Terskana dönerek) özellikle seni, gelip sanki her şey tesadüf gibi anlatmayacağım sen gerçekten ilgi çekici bir insansın, buraya gelme sebebim muhtemelen başka biriydi kehanette geçen kişiye pek uymuyorsun (keyiflenmiş şekilde kısa ama yüksek sesli bir kahkaha attı) Ak Tın'ın ile Kara Tın'ın eşit seviyede, sıradan bir insandaki gibi (yine o garip kahkahadan) kehanetteki kişinin sadece Ak Tın rezervine sahip olduğu söyleniyor ama çocuk senin de ondan az Tın'ın olduğunu sanmıyorum" dedi biraz iç çeker şekilde belli ki konuşma ilerledikçe ciddleşiyordu. Terskan için bu çok fazla yeni bilgiydi ve hala inanıp inanmama konusunda tereddüt etse de şu anda dikkatini adama o kadar da veremiyordu. Kitlenmiş, şok içerisinde ağlayan Yasemin içini yiyordu çünkü adam konuşmaya devam etti "Kız arkadaşının hastalığını çözebilirim ama karşılığında senden kız arkadaşının durumu kötüleşene kadar çırağım olmanı istiyorum" dedi biraz nefes alıp devam etti "Sonrasında seni benim dünyama ışınlayacağım. Doğrusu benim de çok ömrüm kalmadı bi 10 yılım var ya da yok." konuştukça daha da ciddileşiyordu, arka cebinden matara çıkartıp içindeki biradan bir miktar içti sonra "önceden dediğim gibi kız arkadaşının hastalığının bir tedavisi yok. -bir süre daha sustuktan sonra- eğer iyi bir çırak olursan onu bizim dünyamızda reankarne edebilirim, farklı bir yüzü farklı bir sesi olacak, seninle alakalı hiçbir şeyi hatırlamayacak onu gördüğünde o olduğunu bilmen imkansız olacak,ama en azından yaşadığını bileceksin orda aynı yaşta bu dünyadakine benzer maddi statüde ve benzer yetenek düzeylerinde olacak bunlar Tın'ında kodlu şeyler " dedi sonrasında "tabi ki bu, evrendeki Tın dengesini bozardı, bu dünyanın doğuracağı kişi sayısı belirli. O dünyanın da, benim Yasemin'i orda doğurmam bu dengeyi şaşırtırdı ve en iyi ihtimalle dünya Yasemin'i reddederdi, bir insan başka bir insanı yaratamaz. Bu yaratıcının işi ama ben kendimi yok edip yerime Yasemin'i koyabilirim bu şekilde ben bu dünyanın küfesinde o ise o dünyanın küfesinde olur" dedi. Hepsini tekte söylüyordu sanki dedikleri çok kabul,edilebilir anlaşılabilir şeyler gibi. Yasemin şoktan yavaş yavaş çıktığında "Terskan'ı unutacaksam ne anlamı var ki?" dedi. Adam da "Peki öldüğünde unutmayacak mısın? Üzerine bir de Terskan üzülecek. En azından yaşadığını bilmesini tercih etmez misin? Sen zaten hatırlamayacaksın bunları" dedi. Yasemin uzun bir iç çekti ama cevap vermedi. Terskan da Yasemin'in cevabını bekliyordu sonucunda kendisini düşünse de kararı Yasemin'in kararını kendisi almak istemiyordu. Adam " İsmim Harbard Liber, tanıştığıma memnum oldum. Yarın sizin evinizin önünde saat 8' de olacağım, cevabınızı o zaman iletin" dedi ve gitti. Yasemin ve Terskan hala duvarın dibinde Terskan Yasemin'in üstüne kapanmış ve teselli etmeye çalışır şekilde duruyorlardı böyle hiç konuşmadan geçen 5 dakika sonrasında Yasemin kafasını kaldırıp Terskan'ı hızlıca öptü ve eve gitmeye başladılar. Bu Yasemin kendisini topladığından değildi, aksine çok çaresiz hissettiğindendi. Adamın dediği aslında mantıklıydı eğer teklifi kabul etmeyip ölürse de Terskan’ı hiç hatırlamayacaktı reankarne olursa da ama hafızası gitmiş bir şekilde yaşama fikri belki şımarıkça ama hoşuna gitmiyordu, evlerinin yakına geldiklerinde Yasemin bu sefer ayrı evlerde kalmak istedi, Terskan aslında endişelense de Yasemin kendiyle alakalı bir karar verdiğinde saygı duyulmasını bekleyen biri olduğundan çiğnemek istemedi. Terskan’ı ne kadar sevse de o burada olsaydı muhtemelen düşünmesi için zaman bırakmaz sürekli “iyi misin, daha iyi oldun mu, reankarne olmayı kabuo etmelisin” diye

Yasemin eve geçtiğinde hemen ailesini aradı onlara hasta ve halsiz hissettiğini, doktora gitmek istediğini söyledi. Aslında Terskan da doktora götürmek istiyordu ama Yasemin şu anda Terskan’ı daha da endişelendirmek istemiyordu. Kendisi de yorgun ve ne yapacağını bilmeyen bir durumdayken kendi adına birinin daha çok endişelenmesi o an üstünden gelmek istemediği bir şeydi. Yasemin’in ailesi tüm gece tahliller alınırken ölçümler yapılırken yanındaydı, kızlarını hayatı öğrensin diye ayrı yaşatmak isteseler de çok seviyorlar, her gün iletişim kuruyorlardı. Yasemin’e de bu biraz iyi gelmişti eğer Terskan orda olsaydı “iyi misin, nasıl hissediyorsun” gibi cümlelerle ona kendisini düşünme zamanı vermezdi

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.