Herşey birden bire oldu. O gece, üzerim kırmızı en sevdiğim V yakalı kazağım, lacivert dar paça pantolonum, siyah gözlüğüm ve kestane renginde olarak dağınık topuz yapmış olduğum saçlarım. Elimde biraz buruşturup göz yaşlarımı sildiğim peçete ile banka oturmuş denizi izliyordum. Rüzgarın soğuk esintisi kan akışımı sanki durduruyor, kalbimin atmasını engelliyordu. Ağlarken sesim titriyordu. Rüzgarın sert esintisi ile artık vücudum da titriyordu. Nasıl olmuştu da kendine kıyabilmişti? Beni bırakıp nasıl gitmişti? Bizim bir hayalimiz vardı. Onca söz, onca yemin, onca göz yaşı ve onca yıl çöpe mi atılmıştı? Göz yaşımın pantolonuma damlaması ile omuzumda hissettiğim el aynı sadise de gerçekleşmişti. Vücudumu ve Kafamı çevirip elin sahibine baktım. Derin bir nefes vermiştim. O korku ile üşümek titremek diye bir his kalmamıştı içimde. Ezginin "Sonunda buldum seni! Nerdeyse tüm yurt seni arıyor! Ne yapıyorsun sen burda?!" Demesi ile kendime gelmiştim. O kehribar gözleri resmen kıpkırmızı olmuştu. Sinirli olduğu belliydi. Yavaşça ayağa kalktım tek düşündüğüm abimdi. Sanırım haberleri görmemişti. Kısılmış sesim ile konuşmam neredeyse imkansızdı. Fakat konuşmazsam beni sahile fırlatacağından emindim. "Sadece biraz kafa dinlemek istemiştim." dedim ama sesim fazlasıyla kısık çıkmıştı. Gözleri büyüdü, siyah uzun kollu bluzunun yakasını tutup yavaş yavaş çekiştirdi. Ezgi kim mi? Yurttaki oda arkadaşım yakın değiliz ama arada bir konuşuyoruz. "Ordan oraya koşmaktan terledim. Annen ile baban aradı seni arıyor herkes. Biz bulamazsak polise gidecektik. Yürü gidelim geç oluyor annen ile babanı da ara meraktan ölecekler." dedi. Dışa hiç belli etmesemde gerçekten şok olmuştum. Annem ve babam. Beni merak mı etmişti? Resmen boşluğa düşmüştüm. O kadar acınacak haldeyim ki.. Gidecek bir evi bırak Ailem diyecek kimsem yok. Abim beni nasıl bıraka bilmişti? Abimle ben büyük bir evde büyüdük. Zengin bir ailede büyüdük evet bu doğru,fakat güzel bir hayatımız olmadı. Zengindik istediğimiz her şey en fazla ertesi gün elimizde oluyordu. Kulağa hoş gelebilir, dışarıdan harika bir aile harika bir hayat gibi görülebilir. Ama her şey para değil. Annem ve babam sürekli kavga ederlerdi. Küçüklüğümden beri hatta ve hatta onları bildim bileli böyleleri. Benim en sinirlendiğim nokta ise abimin öldüğü gün bile kavga etmişlerdi. Ben ve abim ise hep birbirimize destek çıktık, herşeyimizi yaşadıklarımızı birbirimize anlattık, daha doğrusu anlatırdık. Bir söz vardır bilir misiniz? Bir insanın parası, evi, işi,gücü yoksa yarın olabilir. Ama bir insanın karakteri, ailesine saygısı çevreye saygısı yoksa yarında olmaz. Ben bu şekilde büyüdüm işte. Küçükken en büyük hayalim, annemin kendi elleri ile yaptığı nefis yemeğin mis kokusu ile resim çizerken, kapının çalıp babamın bize neşe ile seslenişi duyup, koşarak onun yanına sıkı sıkı sarılmaktı. Ben bu hayaller ile büyüdüm geçirdim ve buralara kadar geldim. Abimde aynı şekilde ama tek bir fark, o buralara kadar gelemeden pes etti. Rüzgarın sert esintisi beni kendime getirdi. Ezgiye baktım benden bir tepki bir kelime bekliyor gibiydi. Önden yavaş yavaş yurda yürümeye başladım. Her bir adamım bana çaresizliği ve o iğrenç boşluk hissi ile burun buruna getiriyordu sanki. Ezgi arkamdan telefonda biri ile konuşarak geliyordu. Kafamı çevirip ona bakacak kadar halim yoktu. Tek isteğim abimin yanına gidip ona sıkı sıkı sarılmak. Kaldırımdan yavaş yavaş yürüdük. Sağdaki sokağa girdik , bizi büyük Siyah kapı karşıladı. Güvenlik beni ve Ezgiyi görünce derin bir nefes verdi. Korktuğu yüzünden bile okunuyordu. İçeri girdik ve yurd müdürü ile karşı karşıya geldim. Her zamanki ayak bileğine kadar olan kahverengi topuklu botları, siyah elbisesi ve sinirli bir yüz ifadesi ile beni bekliyordu. Önünde durdum tek derdim Azarlasın ve bende odama gidip sabaha kadar düşüncelere dalayım. Yürü müdürü bana döndü ve gözlüğünü düzeltip konuştu. "Eşyalarını toplasan iyi edersin. Bundan böyle annen Nalan hanım ile kalacaksın."dediği an sinirle baktım. Annem ve babam ayrılalı 1 yıl olmuştu. O evde nasıl kalacaktım ben? Tek kelime etmeden odama çekildim. Siyah valizimi alıp. Yatağa fırlatırcasına yolladım. Hızlı ve acele ile eşyalarımı içine tepmeye başladım. Annemle bir an önce kalmak için değil, bir an önce kaçıp başka bir yere gitmek için bu kadar acele ediyorum. Beyaz polarımı aldım. Yağmur sesi fazlasıyla net duyuluyordu. Kimseye veda etmeyecektim. Buradaki kimse ile düzgünce anlaşamıyorum zaten. Saat fazlasıyla geçti. Aşağı elimde valizim hızlı adımlarla indim. Yağmurun yağmasını önemsemeden dışarı elimde valiz çıktım. Geç kalmıştım. Çünkü annem gelmişti bile. O gri Mercedes arabasını nasıl unutabilirim ki? Sinirliydi arabaya biner binmez azar yiycektim. Barajı açtı valizimi koyup kendi kapımı açıp arkaya bindim. Kafamı cama yavaşça yasladım. Başımın ağrısı beni mahfediyordu. Annem gözünü yoldan ayırmadan bana baktı. "Sen ne yaptığını sanıyorsun Sera! Ailemizin, soy adımızın lekelenmesine sebebinin şu anda sen olduğunun umarım farkındasındır küçük hanım!" Diye bağırdı. Tabi tek kelime etmedim. Umursamadığımı ikimizde biliyorduk. Tek derdi soy adımız. Şehrin ışıklarını izlerken telefonuma mesaj geldi. Yavaşça kafamı çevirip mesaja baktım. Başlıktaki haberi okuyunca gözlerim büyüdü. Yalan haber olması için yalvarırcasına dua etmeye başladım. "Erten ailesindeki ölüm ile ilgili yeni gelişme. Enes Ertenin Cesedi şu anda bulunamıyor. Polis ve jandarma ekipleri tarafından araştırma yapılacak." Kafamdan bu haber geçip duruyor. Abimin Cesedi neredeydi? Neydi bu peki? Kaçırma vakasımıydı? İntihar mıydı? Yoksa... Cinayetmiydi....
Bölüm 1
GİRİŞ
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.