Merhaba, ben babam Ali Güçlü ve annem Aylin Güçlü’ nün biricik kızları İpek Güçlü.
Küçüklüğümden beri olmak istediğim mesleğin peşinden gitmek istesem de babam her zaman bana zarar gelmesinden korktuğu için “hayır, olmaz, senin işin hazır zaten.” gibi şeyler söylese de ben kafama koyduğum her şeyi ve her şeyi yaptığım için bunu da başaracaktım ta ki annemi kaybedene kadardı. Onu kaybettikten sonra depresyona girdim, tam 1 yıl boyunca, odamdan sadece babamı tek başına kalmasın diye yemeğe inerdim. Son 1 yıl okula gitmediğim için sınıfta kalmıştım ve babam artık depresyondan çıkmamı, annemin bizi izlediğini ve onu üzmememiz gerektiği için okula başlamamı istedi. Öyle de yaptım.
1 ay sonra;
Okulun ilk günü gibiydi tabi koca bir sene okula gitmeyen biri için, tek başıma okulun koridorunda gezinerek telefonuma bakıyordum. Bir anda bir kol omzuma deydi, sıçrayarak arkamı döndüm ve oda ne Aaaaassssllllııımmm gelmiş hem de bizim okula.
“Aslı ne işin var burada.”
“Bizim okul geçen sene kapandığı için koca 1 yıl okula gidemedik, haliyle bu senede sizin okula gelmek zorunda kaldım.”
Aslı’yı ortaokuldan beri tanırım, sanırım 6. veya 7. senemizi dolduracağız. Aslı normalde çok zeki bir kız ama bizim okula yani devlet okuluna geleceğini hiç düşünmezdim, bir şey söyleyeyim mi çooooookkkk mutluyum, gerçekten acayip mutluyum.
“İpoş, İpek.”
“Ha.”
“Daldın gittin, sevinmedin mi yoksa.”
“Yo çok sevindim, sadece bir an öyle daldım.”
“Aman çok dalma, misafir gelmesin size.”
“Onu bunu boş ver, hangi sınıftayız? ”
“İnan hiç bilmiyorum.”
“Şurada bir pano olurdu, onda yazıyordur, dur bakayım.”
İkimiz de panoya yaklaştık ve isimlerimizi aramaya başladık.
“Buldum, buldum.”
“Bakıyım.”
Aslı Vachirawit = 12/D
İpek Güçlü = 12/D
İkimiz de aynı sınıftaydık, acayip mutlu olmuştum. Sınıfımıza giderken, eskiden yaptığımız anılarımızı yad ettik. Aslı ile cam kenarı 3. sıraya oturduk, tıpkı ortaokuldaki gibiydi. Neredeyse sınıfın bütün sıraları doluydu, biri gözüme çarptı, kumral, kahverengi gözlü ve zincirin ucunda bir isim yazan bir kolye takan bir çocuk, kolyesi gerçekten çok gözüme takılmıştı, içimden hoca inşallah isimlerimizi sormaz diyordum ama bir yananda sınıftakilerin isimlerini öğrenmek istiyordum. Ve o büyük an, hoca içeri girdi, kendini tanıttı ve liste başından sormaya başladı aynı zamanda yoklamada alıyordu, 6,7 kişi sonra Aslı’nın adını okudu ardından da benim adımı ve hemen ardından Barış diye birini okudu ama yoktu, hoca tam onu atlarken kapı tıklandı, hocadan geç kaldığı için özür dileyen çocuk Barış’tı, sarışın, mavi gözlü, ve sempatik biriydi. Ve o kolyeli çocuğun adını okudu hoca, adı Kaan Uraz’dı. Uraz, çok tanıdık gelmişti ama çözememiştim. Çıkış saatine kadar tek düşündüğüm oydu, acaba nerden tanıdık geliyordu. Çıkışta tam kapıdan çıkarken Barış ile çarpıştık;
“Özür dilerim, dalmışım, görmedim seni.”
“Sorun değil, olur öyle şeyler.”
“Gerçekten özür dilerim, mahçup oldum, sana bir şey teklif etsem.”
“Olur.”
“Yarın akşam saat 12 gibi, bir barda parti vereceğiz, benim doğum günü partim.”
Bir Aslı’ya baktım, gitmek ister gibiydi, bende hemen kabul etmeye karar verdim.
“Tabi olur, şey numaramı vereyim istersen, konum için.”
“A evet, unutmuşum.”
“05*********.”
“Pekala, görüşmek üzere.”
Aslı ile beraber servise bindik ve evlerimize gittik. Eve girdiğimde, hala Uraz soyadı bana nerden tanıdık geliyordu diye düşünüyordum. Babama sormaya karar verdim;
“Baba, babam, canım babam.”
Babam yoktu, bende Nur ablaya sorayım dedim;
“Nur abla, Nur abla.”
“Efendim tatlım.”
“Sana bir şey soracağım da.”
“Sor tatlım.”
“Şey Uraz soyadı sana da tanıdık geliyor mu?”
“Geliyor, rakip şirketimiz Uraz Holding.”
“Saol Nur abla.”
“Bir şey değil tatlım.”
Melek abla bizim evin çalışanı, aynı zamanda hem anneme hem de babama yardım ediyordu. Annem gittikten sonra onu annem olarak gördüm, 2. annem oydu onu çok severim, oda beni sever.
Odama girdiğimde anladım ki onlara çok yaklaşmamalıydım ama Barış, çok sempatik biriydi, sanki farklıydı, içinde kötülük yok gibi gelmişti. O partiye gitmek istiyordum, sonuçta sınıf arkadaşımdı, Gidecektim de. Yatağıma uzanmış, tavandaki hayali gökyüzümü izliyordum. Bir anda doğruldum, balkonuma doğru ilerledim, balkonumun kapılarını açtım ve dışardaki deniz manzarasına baktım, öylece boş bir şekilde bakıyordum. Dışarıdaki demir kapı çarpınca, babamın geldiğini anladım ve aşağı koşar adımlarla indim. Babam gelmişti.
“Babam, nerelerdeydin.”
“Gelindim, İpeğim buradayım.”
Bir süre babama ile salonda oturduktan sonra odama çıkıp yatmaya karar verdim.
Ertesi sabah;
“Günaydınlar.”
“Günaydın küçük hanım.”
“Benim acelem var, şirkete gitmeliyim, iyi dersler tatlım.”
“Baba...”
“Efendim tatlım.”
“Akşam saat 12 gibi bir arkadaşımın doğum günü var, Aslı’da gelecek gidebilir miyim?”
“Olur tatlım, benim de zaten iş yemeğim vardı.”
Babamdan da izini aldıktan sonra okula gitmek için çantamı aldım ve ayakkabımı giydim. Servisi beklerken telefonumla ilgileniyordum. Servis geldi, servise bindiğimde en arkada Kaan ve yanında bir kız, onların önünde de barış oturuyordu. Barış’ın yanına geçip otururdum ama Aslı için yer tutacaktım, Barış’ın önündeki boş yere oturdum ve Barış’a selam vermek için arkamı döndüm;
“Günaydın.”
“Sana da günaydın, ee geliyorsun dimi partime.”
Birden Kaan arkadan seslendi;
“Allah aşkına, sanki ilk defa parti veriyormuş gibi davranma.”
Ne kadar kaba biriymiş, kendimi tutamayıp Kaan’a yükseldim.
“Ne kadar kabasın, onun mutlu olması seni rahatsız mı ediyor?”
“Bak bak, sen kimsin acaba he, ne hakla böyle konuşabiliyorsun?”
“Ben İpek, sen kimsin peki.”
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
“Bilmiyorum kimsin.”
“Ben Kaan Uraz, Babam Uraz holdingin sahibi.”
“Desene düşmanmışız.”
“Nasıl yani.”
“Benim babam da Güçlü holdingin sahibi.”
Kaan sanki donmuş gibi bakarken, Aslı bindi servise ama Aslı ile bir çocuk daha binmişti. Aslı’ya sordum;
“Kanka senle binen çocuğu tanıyor musun?”
“Maalesef evet üvey annemin oğlu Berk.”
“Ne, baban ne zaman evlendi?”
“ 1 yıl oldu.”
Okula yaklaşmıştık, bana kalsa o okula girmezdim çünkü düşmanımızın bir oğlu ile kavga ettim, diğer oğlu ile de arkadaştım. İlk derste sınıf öğretmenimiz geldi;
“Evet, yer düzeni yapmaya karar verdim, derste konuşuyorsunuz.”
“İpek sen Kaan’ın yanına, Aşkın sende şu öne gel.”
Ne ben ve Kaan aynı sırada hayatta olmaz.
“Hocam, ben burada kalsam.”
“Hayır İpek, geç hadi.”
Sinirden ağlamak üzereydim.
“Merak etme yemem seni.”
“İnşallah.”
Son derse kadar zor dayanmıştım, bu bir gün değil tam bir sene buyunca onla oturmamdı. Kafamda şeytani planlar bile yapmıştım, Onun kafasına sıra fırlatmak, seri katil tutup tam odasına girerken öldürtmek istiyordum.
Serviste Aslı ile ne giysek diye konuşuyorduk, Kaan ve Aşkın arkada gülüşüp duruyorlardı. Onun sesini duydukça sinir kat sayım yükseliyordu, servis tam bizim evin önünde durduğunda, Aslı ile vedalaştıktan sonra indim ama servis gitmedi içinden Kaan indi. Ona dönüp;
“Neden burada iniyorsun?”
“Sana mı soracağım nerde inmem gerektiğimi.”
“Farkındaysan burada sadece bizim evimiz var.”
“Belki de size geliyorumdur.”
“NEEEE!!!!”
“Sanırım misafirperver değilsin.”
“Bak polis çağırırım.”
“Bir şey söyleyeyim mi, şuan çok keyif aldım. İnşallah okulda da böyle olursun sıra arkadaşım.”
“Ee burada mı bekleyeceksin.”
“Yok be, şuradan aşağıda bir mağaza var, oraya gideceğim korkma.”
“Saol ya.”
Kaan ile küçük atışmamızdan sonra eve geldim. Nur abla yine güzel yemekler yapmıştı, saat daha 6 bile olmamıştı. Odama çıkarken Nur abla seslendi;
“Küçük hanım, yemek yiyecek misiniz?”
“Evet.”
Tam çıkarken geri döndüm.
“Nur abla.”
“Efendim.”
“Beraber yiyelim mi?”
“Tamam sen nasıl istersen.”
Odama çıktım, dolabımdaki elbiseleri bir bir baktım ve en sonunda kırmızı kısa bir elbiseyi giymeye karar verdim. Nur abla aşağıdan çağırınca aşağı indim, mutfakta 2 kişilik yemek sofrası hazırlamıştı. Genelde bizim ile yemek yemezdi, bu son 1 yıldır babam ile ben ısrarımız üzerine aynı sofrada oturuyorduk.
“Oooo yine döktürmüşsün, Nur sultan.”
“Saol tatlım, o senin her şeyle yetinmen.”
Nur abla ile yemeklerimizi bitirdikten sonra odama çıkıp hazırlandım. Saat tam 11’di, Barış’ların evi bize biraz uzaktı, en az 1 saat önceden çıkmak gerekirdi, bende öyle yaptım. Özel şoförümüz beni götürürken bende Aslı ile konuşuyordum, neredeyse gelmek üzereydik. Yol boyunca dışarıyı izledim, sonunda gelmiştik. Evleri beyaz bir saray gibiydi, dışarda 2 koruma vardı. İçeri girmeden Aslı’yı aradım;
“Kanka neredesin, geldin mi?”
“Az kaldı, geliyorum.”
Onu beklerken Aşkın geldi yanıma.
“Hoşgeldin.”
“Hoş buldum.”
“Ee konuşmayacak mısın?”
“Ne konuşayım?”
“Barış diyorum, aşık mısın?”
“Hayır, asla, o benim arkadaşım.”
“Tamam, sakin ol bir şey konuşuyoruz şurada.”
O sırada Aslı geldi, kurtarıcım.
“Kanka, girmedin mi?”
“Yok, seni bekledim.”
Aslı ile içeri girdiğimizde ilk gözüme Berk’e çarptı, etrafında kızlarla oturuyordu. Ardından Kaan’ı gördüm Aşkın’ın yanına gidiyordu, Barış ortalıkta yoktu. Aslı ile otururken Berk geldi;
“Aslı ne işin var burada?”
“Sana ne, ayrıca annen kızlarla gezdiğini duysa, ne yapar acaba.”
“Hele bir söyle, seni var ya yok ederim.”
Aslı’ya böyle davranması hiç hoşuma gitmemişti, hemen araya girdim.
“Berk gider misin.”
“Siz gidene kadar buradayım.”
“İpek sana rica ediyor git.”
“Şimdi gidiyorum ama sana göstereceğim, hele anneme söyle o zaman mahvederim seni.”
Berk gittikten sonra Aslı’ya ve kendime içecek almak için içeri doğru gittim. Bu gece kafamı dağıtmak istiyordum. Aslı’ya dönüp dedim ki;
“Bu gece kafamı dağıtacağım, bana katılmak istersen buyur.”
“Gerçekten ihtiyacım var, olur.”
En son çok içtiğimiz için Aslı kustu, ben hala içmek istediğimden, yeni içecek almaya giderken, Aşkın bana çelme taktı ve havuza düştüm. Ben düştükten bir kaç dakika sonra Kaan’ı gördüm, bana doğru yaklaştı ve belimden tutu. Yüzme biliyordum ama o an alkollü olduğumdan unutmuştum. Beni havuzun kenarına çıkardığında üzerindeki beyaz gömleği sırılsıklamdı, benimde ondan aşağı kalır yanım yoktu. Gözlerim bir kapanıyor bir açılıyordu, en son Kaan beni kucağına aldı ve ev doğru götürdü. İçeri girdiğimizde merdivenlerden çıktı, bir odaya girdi ve beni doğru odanın banyosuna götürdü. Beni küvetin içine yatırdı, gözlerimi yavaşça açmaya çalıştım ama çok yorgundum.
“İpek, iyimisin.”
“Hı, ben iyi hı hı.”
“Üstünü çıkarmamız lazım.”
“NE HAYIR.”
“Sakin ol, kıyafetlerin ıslak bunları çıkar kıyafet vereceğim sana.”
“Tamam ama sapıklaşma.”
“Tamam, hadi kalk.”
“Hı hıhıhıhı.”
“Seni böyle göreceğim hiç aklıma gelmezdi, ayılman lazım. Üstünü çıkar sen, bende kahve yapacağım sana.”
Kaan odadan çıktıktan sonra üstümü çıkardım, bulduğum bir havluyu üstüme alıp yatağın üstüne oturdum. Aklıma Barış gelmişti, o hala ortalarda yoktu yada ben hiç görmedim. Kaan, elinde büyük bir fincan kahve ile döndü, bana uzattı. Alıp bir yudumda kafama dikince ayılmıştım.
“İyisin sanırım.”
“Saol, iyim.”
Bana elinde bir tişört ve pijama uzattı.
“Al, giy bunları.”
“Teşekkürler bir an çıplak kalacağım zannettim.”
“Çok komiksin.”
Üstümü giyerken aralık olan banyo kapısından Kaan’a bakıyordum, kaslı bir vücuda sahipti. Giyindikten sonra yatağa yattım. Kaan üstünü giymiş yanıma doğru geldi, yastığı alıp yere attı. Anladım ki yerde yatacaktı.
“Kaan, yerde mi yatacaksın.”
“Evet, ne oldu.”
Eğer direk söylersem gelmezdi, bende korktuğumu söyleyecektim. Sonuçta beni kurtarmıştı.
“Şey diyecektim.”
“Ney, ne oldu.”
“Yanımda yatsan olur mu, korkuyorum da.”
“Sen korkuyorsun, saçmalama İpek buradayım zaten.”
“Tamam.”
Uyuyorduk. Rüyamda babamın, annemin yanına gitmek istediğini gördüm. Babam tam eve dönerken birden bir arabayla çarpışıyordu, sonra annem ile babam bana bembeyaz bir yerden el sallıyordu. Kadını biri birden ikisini de gözümün önünde vuruyordu.
Bir anda ter içinde uyandım, Kaan koşarak yanıma geldi.
“Tamam, tamam sakin ol, ben buradayım.”
Kaan’a sarılmış ağlıyordum.
“İpek, tamam ben buradayım, güvendesin.”
“Babam, babam o... o ölüyor.”
“İpek kimseye bir şey olmadı, herkes iyi. Sadece bir kabus gördün.”
O gece, sanki çocuğunu sakinleştiren bir baba gibi beni sakinleştirmişti. Daha dün kavga ettiğim, düşmanımın oğlu ile aynı yatakta yatıyorduk ve benim en kötü anımda yanımda o vardı Kaan.
SEVGİLİ OKURUM,
HER ZAMAN ŞÖYLE DERLER “EN BÜYÜK AŞKLAR KAVGAYLA BAŞLAR.” BUNU SAKIN UNUTMA.
BU KİTABI İLE İLGİL
İ DÜŞÜNCELERİNİZİ;
@ipegimdeipegim_09
İNSTAGRAM HESABIMA YAZABİLİRSİNİZ.
İNŞALLAH HAYATINA BİR ŞEYLER KATABİLMİŞİMDİR.