________________________∆_______________________
Yaşlanmak gençlerin korkulu rüyası, verilen o tüm güzel nimetlerin ellerinden kayışı pürüzsüz bir cildinin kırışıklıklarla kaplanması güzel saçların beyazla örtünmesi kendini mahvesen bir vücut her gün seni öldüren bir pişmanlık ve ölüm korkusu geçmişin cesaretli kızının artık muhtaçlaşması ve için de ki güzelliği kaybedişin....

Her aynaya baktığım da kendimden biraz daha soğuyorum ben Elis bu hale mi düşecektim okyanuslara açılan cesur kız şimdi sadece pencereden tutmayan el ve bacakla okyanusu izliyor komikti ama gülümseyemiyecek kadar ruhumu kaybetmiştim tam o sırada kapı tıklandı ve içeri orta yaşlarda bir kadın girdi bu yaşlı bakım evinin yardımcılarından biri bana baktı ve rutin soruları sordu
"Elis bugün nasılsın?"
mükemmel bir enerjiyle bana soruyordu bense içimi geçirerek cevap veriyordum
"Ölümü bekleyen bir bunak nasıl oluyorsa öyleyim"
"ahh lütfen böyle deme, yine hiçbir şey yememişsin"
"Yemek istemiyorum"
"Çok zayıf düşüyorsun olmaz böyle hem bak sana ne getirdim"
Umutsuzca elindeki kitaba baktım
"Ne ki bu?"
"İçine bak şaşıracaksın"
İsteksizce elinden aldım ve içini açtım ve gerçekten şaşırtıcıydı benim anı defterim di içşn de birkaç fotoğrafta vardı şaşırarak sordum
"Bunu nasıl eline geçirdin?"
"Bugün arama ekiplerinden biri getirdi"
"Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim"
"Ne demek canım, çağırılmadan gidiyorum ben yemeklerini yemeyi unutma lütfen"
"peki, görüşürüz"
Hızlı adımlarla odadan çıktı ben ise anı kitabımın sayfalarını karıştırmak istesem de cesaret edemedim o anıları hatırlamaya onu hatırlamaya korktum ama hiçbir zaman aklımdan çıkmıyordu ki gülünçtü pencerenin önünde ki sandalyeye oturdum okyanusa baktım ve gözlerim ağırca kapandı belli ki zor bir gün olacaktı benim için çünkü anılar bir bir hücum etmeye başlıyordu zihnime bu sefer bu yükü sizlerle paylaşacaktım ilk defa yalnız olmayacaktım.

________________________________________________
Hava kararmak üzereydi ve biz hiçbir yere varamamıştık bile ben bir araştırmacıydım ve en merak ettiğim şey okyanuslardı çok azının keşfedildiği biliniyordu ama keşfedilen yerlerde ki bilgiler ise gizli tutuluyordu zor bela aldığım izin sonucunda bir gemi ile keşfe başlamıştım yanım da ise benim yüzümden buralara sürüklenen kocam vardı evleneli bir yıl oluyordu ama benim meraklı keşif fikirlerim yüzünden balayı yapmadan hep araştırmalara katılıyordum eşim itiraz etmiyordu çok yardımseverdi büyük bir üniversite profesörüydü onun sayesin de izinleri alabiliyor ve bazı önemli bilgileri elde edebiliyordum hem iyi bir koca hem de iyi bir ortaktı.

"Sorun ne Jack neden bir türlü varamıyoruz?"
"koordinatlar doğru burası bermuda şeytan üçgeni olmalı ama neden fotoğraflarda göründüğü gibi bir akıntısı yok anlamadım"
Derin bir iç çektim dalış yapıp bu bermuda şeytan üçgeni bölgesini inceleyecektik hem orada yaşayacak kadar güçlü bir hayvan var mıydı hem de bir çok kazanın sebebi gerçekten burası mıydı?
ama bu sorulara cevap veremiyorduk çünkü burası bermuda şeytan üçgeni bölgesi gibi görünmüyordu ama uzakta bir ada gözüküyordu haritayı koşup hemen baktım ama burada böyle bir ada yok olarak gözüküyordu ama önümde gördüğüm şey bir adaydı emindim
"Jack bu bir ada değil mi?"
"Evet ada ama böyle bir ada gözükmüyor acaba bu ada"
"Ne ne bu ada?"
"Sen Türksün daha iyi bilirsin acaba bu Atanızın bahsettiği Mu adası olabilir mi?"
"Ne?! İmkansız o ada sular altında kalmıştı"
"Ama bunun hakkında kesin bir bilgi yok kayıtlar görünmez kayıp ada olarak gözüküyor bazı araştırmacılar bu adayı gördüklerini söylüyor bazıları ise bunun bir palavra olduğunu belki de herkese gözükmüyordu ama bize gözüktü çok şanslı değil miyiz?"
"Eğer dediğin gibiyse bu çok büyük bir keşif olur hadi oraya yaklaşalım"
Gemi oraya doğru yönelirken ben ise heyecanla adaya bakıyordum ama bir anda arkamdan Jack sarılınca korkarak çığlık attım o ise gülüyordu sinirle ona döndüm
"Hey ne yaptığını sanıyorsun ödüm koptu"
"Bu sana bir anıyı hatırlatmadı mı? O zaman sana ne kadar güzel göründüğünü söylemiştim"
Gülümsedim ve ona bir öpücük verdim bu bizim evlenirken ki anılarımızdandı bir yatta düğün yapmıştık ve aynen beni bu şekilde korkutmuştu ve çok güzel olduğumu söylemişti tabi benim tepki o zaman böyle değildi hemen gözlerini kapatmaya çalışıyordum gelinliğimi daha düğün başlamadan görmek iyi olmaz diyordum ama o gükdğ ve böyle şeylere inanma ben ve sen hayatımızın sonuna kadar çok güzel bir hayat geçireceğiz demişti güzel anlardı o her zaman nazik ve romantikti açıkcası onun yanında odun gibi kalıyordum ama o her zaman beni bir hayalde gibi hissettiriyordu.
"Smokinin için de sen de harika gözüküyordun"
"Sen ise bir meleğe benziyordun kendimi Dünya'nın en şanslı adamı olarak görüyordum o gün bugün ve her gün de farkına varıyorum ki ben Dünya'nın en şanslı adamıyım sana sahibim"
"Ahh ne kadar kısmetli bir kadınım ağzı çok iyi çalışan bir kocam var ve de çok yakışıklı"
"Hımmm öyle mi?"
"Evet ama sen ilaçlarını aldın mı?"
"Hayır beni zombi gibi sersemletiyor onları içmek istemiyorum seninle eğlenmek istiyorum"
"Saçmalama içmelisin burdalar mı sana getireyim"
"Hayır getirmedi ilaçtan önemli konularımız var ayrıca"
"Neymiş?"
"Sana benzeyen bir tatlı çocuğumuz olsun istiyorum"
"Tatlım bunu konuşmuştuk ama ikimiz de yoğun çalışıyoruz sürekli seyahat ediyoruz ve evleneli çok olmadı kariyer ve eğlencemizi yaşayalım ondan sonra bakarız bu işe"
"Bunları bebekle de yapabiliriz"
"Jack lütfen"
"Peki, peki prenses bu konuyu kapatıyorum sen ne zaman istersen olur ama ben daima baba olmsya hazırım unutma"
"Sağol Jack, Hey şurada bir tekne var"
Bizim onu gördüğümüz gibi teknede ki adam da bizi görmüştü ve ellerini sallayarak bağırıyordu
"Yardıma ihtiyacı var galiba gidip bir bakalım"
Jack hızla dümene geçti ve o tarafa doğru gemiyi ilerletti adam sanki teknenin için de zorla bırakılmış gibi duruyordu üstünde bir takım elbise vardı okyanusun ortasında bir takım elbiseli adam garip.
Koyu kahverengi saçlı koyu mavi göz rengli ve keskin yüz hatları olan uzun bir adam bir toplantıdan çıkıyormuş gibi duruyordu.

Adamın Yanına vardık Jack elini uzatıp adamı gemiye çekti
"Teşekkür ederim yardım ettiğiniz için"
"Önemli değil ama ne oldu bu kıyafetlerle böyle eski püskü bir teknede ne işiniz var"
"Şirket arkadaşlarımla iş çıkışı eğlenmek için gemi gezisine katıldık ama gemide sorun çıktı batmak üzereydi hepimizi bu tür eskş teknelere bindirdiler ama bu da bozuldu elimli hareket ettirmeye çalıştım ama ani gelen dalgalar beni buraya sürükledi"
"Geçmiş olsun kötü olmuş ama diğerleri peki?"
"Sağolun gemi de çok kişi yoktu 8 kişiydik hepimize ayrı teknelere bindirdiler ben buraya sürüklendim onlar nerde bilmiyorum ama gemi batarken herkes gemiden inmişti zaten umuyorum ki kimseye bir şey olmamıştır bu arada ben Dylan Wayn"
"Ben Jack Heist bu da eşim Elis Heist"
"Yabancı mısınız Bayan Heist?"
"Evet Türküm"
"Ne güzel peki siz burada ne yapıyorsunuz?"
"Araştırma yapmak için geldik karşıda ki adaya gidecektik ama sizi götürsek öncelikle iyi olur"
Yüzüm asıldı gerçekten şu an bu gizemli adaya gitmek istiyordum ikisi de bunu farkederek baktı
"Sizi bölmek istemem isterseniz oraya doğru gitmeye devam edelim araştırmanız bitip geri dönerken beni de bırakmış olursunuz size engel olan bir süpriz olmak istemiyorum"
"Ah ama öyle....."
"Jack evet evet lütfen onun dediği gibi yapalım"
Jack bu küçük kız gibi olan tatlı sevincime güldü ve peki madem dedi ve güverte kısmına geçti ben ise bu yabancı adamla yan yana kaldım
"Aç mısınız Bay Wayn?"
"Hayır Bayan Heist"
"Soyadımla hitap etmek zorunda değilsiniz adımla hitap edebilirsiniz"
Adam zerre kadar yüzüme bakmadan konuştu
"Bu benim hoşuma gitmez ikimiz de saygı ifadeleriyle konuşmamız daha iyi"
Ne kadar da kaba ya da günün de falan mı değil ki samimi olmaya çalışıyordum alttrafı
"Evli misiniz"
"Eşim öldü, ama bana özel hayat soruları sormazsanız sevinirim"
"Çok üzüldüm,arkadaşlarınızla ne eğlencesi için toplanmıştınız?"
"Ah bu bir eğlence değilde anma gibiydi eşimin ölümü ardından kendimi toplayamadım kafamı dağıttırmak istediler"
"Pek işe yaramamış malesef"
"Böyle olmasa bile işe yaramazdı zaten onu asla unutmam"
Derken Jack zincirle yanımıza geldi
"Bugünlük daha fazla ilerlememliyiz"
"Ama az kalmıştı"
"Tatlım gece karanlığı düşmek üzere sabah devam ederiz erkenden öğlene kadar keşfi yapar ve döneriz size de uygun mu beyefendi?"
"Benim için sorun yok"
"Güzel hadi tatlım gidelim ben de size bir yastık ve battaniye vereyim"
İsteksizce eşimin dediklerine uydum ve yatacağımız odaya geldim Jackta adama vericeklerini verip geri döndü çok yorgun görünüyordu.
"Çok yordum seni değil mi?"
"Sen beni asla yormazsın tatlım"
"Ne oldu o zaman ağrın mı var?"
"Evet o ilacı yanıma almalıydım galşba midem çok bulanıyor"
"Ben sana dedim bak hiç dinlemiyorsun beni gel sana bir şeyler getireyim yiyecek yemek biraz daha seni iyi yapar belki"
"Hiç gerek yok benim ilacım yanımda"
"İçsene o zaman"
güldü burnuma öpücük kondurdu ve sıkıca bana sarıldı vücudu çok terliyordu ve hızlı nefes alıp veriyordu
"Benim ilacım sensin sen yanımdaysan soeun yok hadi prensesim uyuyalım"
"ama...."
"hadi hadi iyi uykular"
"hımph peki iyi geceler yakışıklı prens"
Sabah olduğunda sular biraz daha durgunlaşmıştı ama gelgitler adanın olduğu tarafta hala vardı Jack kendini daha iyi hisettiğini söyleyerek benimle beraber sabah manzarasını izliyordu çok güzel bir gülümsemeyle
"Bugün oraya varacağız artık gemiden inmek istiyorum"
"Benim yüzümden buradasın özür dilerim"
"Hey ağrılarım dışında senin sayende güzel vakit geçiriyorum sence de harika anılar biriktirmiyor muyuz?"
"Öyle, ssni çok seviyorum"
"Ben de güzelim, ilk indiğimiz de ne yapacağız?"
"Bir inelim sonra bakarız umarım değişik canavar tarzı hayvanlar yoktur"
"Hey kötü ihtimal sokma aklına yüzmek ister misin?"
"Süper olur araştırma öncesi biraz yüzebiliriz belki o yabancı adam da yüzmek ister"
"Olabilir ama lütfen onu meraklı halinle rahatsız etme pek iyi bir dönem de gibi durmuyor"
"Ayy merak etme o nevruta bir şey demem"
güldü git bir sen adama bak uyanmış mı diye dedi ve Jack demirleri çıkarmaya gitti ben de adamın yanına uyanmıştı ve derin düşünceşerle okyanusu izliyordu. Yanına yaklaşıyordum ki bir anda gemi sarsıldı tam düşecekken beni Dylan beni tuttu
"İyi misin Bay Heist?"
"Evet, teşekkürler ama o da neydi öyle"
Diyerek etrafa bakındım ama bir şey yok gibiydi
"Jack bir sorun mu var?"
diye bağırdım ama jackten cevap geç geldi yardım et diye bağırdı hızla ben ve Dylan o tarafa koştuk Jack düşmek üzereydi tek eliyle gemiye tutunmuştu ikimizde zar zor çekmeye çalışıyorduk tam çekerken bir sesle daha gemi hızla sallandı ve Jack okyanusa düştü ben ise kendimi zor tuttum
"Lanet olsun Jack!!!"
Derken Dylan hızla suya atladı ve Jack'i fazla sürüklenmeden belinden yakalayıp gemiye sürükledi ve yukarı çıkardı hemen Jack'in yanına çöküyorduö ki Dylan
"Biraz daha uzak bir tarafa götürelim tekrar sallanabilir gemi belki" dedi.
Biraz daha Jack'i ileri götürdük
"Hey o nasıl iyi mi?"
"Burnundan kan geliyor nefes alamıyor napacağım şimdi?"
Dylan Jack'in nefesini kontrol etti ağzını açtı ve bir şey olmadığını fark edince hızla kalp masajına başladı birkaç dakika ardından Jack öksürmeye başladı hala cevap veremiyordu ama doğru düzgün nefes alabiliyordu gözlerim de yaşlarla Allah'tan yardım diliyordum
"O iyi olacak mı?"
"Bilmiyorum en azından nefes alıyor bekleyip göreceğiz yardım telsiziniz var mı?"
"Yok ama telefondan yardım çağıramaz mıyız?"
"Büyük ihtimalle çekmiyordur"
Hızla telefonumu çıkardım ama lanet olsun doğru söylüyordu telefonum çekmiyordu. Her geçen saniye Jack sanki daha az mefes alıyor gibiydi korkuyordum eşim önümde bu haldeyken elimden hiçbir şey gelmiyordu tek yapabildiğimiz beklemekti
"Ne oldu da tekne bu kadar sarsıldı ki?"
"Alttan güçlğ büyük bir hayvan belki vurmuştur"
"Ama bu açıklarda bu koca gemiyi bu kadar sallayacak bir hayvan yok"
"Bilemezsin hayat süprizlerle dolu"
Sinirle nefes aldım korkuyordum bu bir şaka olmalıydı eşim önümde bilinç olmadan zar zor nefes alıyordu ve ben bu tanımadığım adamla burada bekliyordum kafayı yiyecektim çok sevdiğim okyanusun bir oyunu muydu bu? Hiç eğlenceli değildi
