~Gül'ün belkide tek suçu dikenli olmasıydı?~
🥀
Bazı insanlar özür dilemek adına karşı tarafın avuç içini öperdi. Hayat ise bana yaşatacaklarını bildiği için benden özür dilemek adına avuç içime bir ben yerleştirmişti. Ben ise hayatın bana yaşatacaklarına hep sırt germiştim. Hayat yaşanılanları kırbaç misâli sırtıma vuruyordu. Lafı uzatmaya gerek yoktu. Ben Mavi. Gözleri mavi olmamasına rağmen adı Mavi koyulan Mavi. Babam maviyi çok sevdiği için koymuşlar benim ismimi. Lakin beni maviyi sevdiği kadar sevmedi.
"Mavi hadi hazırlan derse geç kalıyoruz! Yine mi yaşlı adamları kandırıyorsun?". haklıydı yaşlı adamları kandırıyordum. Beni bu kadar iyi tanımak zorunda mıydı? Ona yalan söyleyemiyordum. Çünkü anında anlıyordu şerefsiz.
" İyi para var. Sende başla derim Kerem. Belki artık benden borç almazsın" kafasını yukarı kaldırıp kıkırdadı. Gülerken hep böyle yapıyordu. Kerem benim süt kardeşimdi. Annesi onu doğururken ölünce Kerem de benim annemden sütünü emmişti. Yani açıkçası doğduğumuz günden beri hiç ayrılmamıştık.
"Mavi ,şaka yapmıyorum gerçekten geç kalacağız" o şaka yapmıyor olabilirdi, ama ben yapıyordum.
"2 yıl sınıfta kalmasaydın şuan bunları yaşamıyor olurduk" evet 2 yıl sınıfta kalmıştı.
"Bana diyene bak ben sanki 2 yıl sınıfta kalırken o tıpı bitiriyordu. Sen de iki yıl sınıfta kaldın. Naber?" bu beni öldürecekti. Ve evet bende iki yıl sınıfta kalmıştım. Damarına basarak.
" Sende ablanla düzgün konuş. Senden 1 dakika büyüğüm." evet ondan gerçekten bir dakika büyüktüm.
"Bir dakikana başlatma şimdi Mavi"
"illa başlamak istiyorsan spora başla, bir karın kası yap kurban olduğum."
"He yapıyım dimi yaptıktan sonra sapık gibi gel 'Kerem bir kere elliyim mi?' diye sor. Yok ya!"
Haklıydı. Yapmışlığım vardı. Ama karın kası sevdam varsa ne yapabilirdim ?
"Bu beni ilgilendirmiyor. Gidip karı kıza mı göstercektin karın kasını? Hem yaptığında 4'lü karın kasıydı. Görende 8'li karın kası yaptığını zannedecek"
"O zaman git 8'li karın kası olan bir Kerem bul!"
Kıyamazdım ben Kerom'a. Sinirlendirmiştim cheesecake'imi...
"Allahım karın kaslı birini bulacaksam bana işa-" kafama atılan yastıkla sözüm yarım kalmıştı. Boş versindi. Hemde çok pis kıyardım. Hızlıca cheesecake'imin bana attığı yastığı suratına geçirdim. Şimdi Allahtan bir işaret beklerken Kerem'in kafama yastık atmasına sevinebilirdim.
"Allahım bu kadar erken olmasını beklemiyordum." birden zil çaldı. Kerem'e bakıp "bak beni almaya gelen karın kaslı prensim geldi" diye hava atıyordum. Kudursundu.
Kapıyı açtığım sırada Kerem gür bir kahkaha attı. Hadi ama Hamdi amca sırası mıydı? Büyük ihtimalle aidat'ın son günüydü. Ve bilin bakalım kimin parası yoktu? Hadi bakalım düşünün biraz... Düşündünüz mü? Tamam söylüyorum... Tabii ki benim yoktu! Ülkedeki oksijen israfı olan varlığa borç vermekten para kalmamıştı. Bu düşüncelerimi Hamdi amca böldü.
" Mavi kızım. Aidatın son gü-" lafını yarıda bölmüştüm. İşaret parrmağımı kaldırdım ve diğer parmaklarımı indirerek 'sus' işareti yaptım, ardından sus işareti yaptığım elimi dudağına götürdüm ve onu susturdum. Elim hala dudaklarındayken "shhh" gibi mırıltılar çıkardım. Eğer susmazsa benim ve Kerem'in sonu olacaktı.
"Hamdi amca karın kasın yoksa çıkıp uzun süre gelmemek üzere gider misin? Yok eğer varsa sen yatağa geç ben geliyorum." dediğim anda Hamdi amca bana dik dik baktı. Gözünün önünde insan eti yeseydim daha az şaşırırdı garibim.
" Mavi kızım bunu sarhoşluğuna yoruyorum ha bu arada, aşağıda sizi bekleyen esmer , yakışıklı , mavi gözlü ve büyük ihtimalle karın kasl-" adam sözünü bitirmemişken Kerem kahkahasını saklamaya çalışıyordu, ancak başaramıyordu. Hamdi amca Kerem'i duymazlıktan gelerek lafına devam etti.
"Büyük ihtimalle karın kaslı bir adam var. Acilen sizin gelmenizi istiyor. Ve ben olsam giderdim. Zengin birine benziyor."
Zengin mi? Orada dursundu bakalım. Karın kaslı ve zengin bir adam. İşte bu tam benlikti. Kerem'e dönerek.
"Prensim beni bekliyor. Okul orada kudursun. Ben zengin kocamın parasını çatır çatır yiyeceğim." Kıskansındı cheesecake'im.
"Kesin seni öldürmeye geldi prensin." Kesin kıskanmıştı.
"Ben onu öldürmeden neden o beni öldürüyormuş pardon? Ben öldürüp mirasa ortak olacağım. Sonra zengin olup seninle paraları çatır çatır yiyeceğiz. Bu kıyağımı da unutma."
"Bak bu iyi fikir işte." Tabii iyi fikir olacaktı. Fikri bulan bendim sonuçta.
Ilımlı bir ses tonuyla. "Şu karın kası konusunu bir daha mı konuşsak?" diye sordum. Kazamız mübârek olsundu.
"Ya kocan'a yürü git sen" öyle de yapıyordum.
"Annemin sana emzirdiği sütleri helal etmiyorum!. Zaten sütümü seninle paylaştığım için böyle gerizekalı oldum. Süt kardeşler ne günler için var? Süt kardeşim benim için karın kası yapmayacaksa neden var bu süt kardeşliği?"
Hızlıca Hamdi amca'ya dönerek "söyle benim karın kaslı prensime beni beklesin. Hazırlanıp iniyorum". Hamdi amca başını sallayarak aşağı indi. Bende hazırlanmaya başlayabilirdim.
Üstüme rahat bir şeyler giymek istiyordum. Ancak ilk izlenim iyi olmalıydı. üstüme gerçekten mini olan siyah askılı bir elbise giymiştim. Ayağıma yine siyah ince bir topuklu giymiştim. hafif bir makyaj yapmıştım, makyajda vazgeçilmezim olan siyah eyeliner'ımı sürünce siyah olan gözlerim ortaya çıkmıştı. Dudaklarıma siyah bir gloss sürerek makyajımı tamamlamıştım. Yanıma siyah deri bir çanta alarak işimi bitirmiştim.
Kerem okula gittiği için hızlıca evden çıkmıştım. Merdivenleri hızlıca inerken site'nin namus bekçisi olan Melahat teyzeyi gördüm. Ayıplayan bakışlarını üzerimden ayırmıyordu. Benim dedikodumu tüm mahalleye anlatacağını bildiğiğim için ona dönerek.
"Tüm mahalleye 'karın kaslı, yakışıklı, esmer, mavi gözlü adam'a kaçtı' de tamam mı Melahat teyze?
"püü. Yazıklar olsun"
"Olsun be teyzem, olsun yazıklar" diyerek hızlıca aşağı indim. Karşımda oldukça yakışıklı esmer bir adam vardı. Adam oldukça pahalı olan arabasının kaputuna yaslanmış bir şekilde etrafta göz gezdiriyordu. Üstünde oldukça şık sportif bir takım elbise vardı, Gözlerini görmemi engelleyen siyah bir güneş gözlüğü takmıştı. Allah'ın kışında bu güneş gözlüğü ne işine yarayacaktı? Kimeydi bu racon işi?
Hızlı adımlarla arabanın yanına ulaştık ve saçımı hafifçe geri savurarak dikkatini çekmeye çalışmıştım. Ancak bana bakmadı... Yalandan bir öksürükle bana bakması için boğazımı temizledim, ancak yine bakmadı. En sonunda dayanamayarak "Yeter be adam çağırdıysan bak artık! Kaç saattir bana bak diye bir soyunmadığım kaldı!" diyerek cırladım. Çok şükür ki bana bakma zahmetinde bulunmuştu. Güneş gözlüklerini havalı bir şekilde çıkardı. Pardondu da kimeydi bu hava? Ne yani güneş gözlüğü takınca havalı mı olunuyordu?
"Sen sus mavi! Tutuştun resmen kızım! Altı kısılmayı unutulan yemeğe döndün cayır cayır yandın kızım. Bir kendine gel!" dedi solumdaki melek. Haklıydı da Kışın ortasında ufaktan ufaktan sağdan soldan sıcaklık gelmeye başlamıştı.
"Bana mı dediniz?" diyerek tüm karizmasını konuşturdu beyefendi.
"Yok ebeme dedim salak! Mavi Allah aşkına bir yürü git Kur'an'ı ma kitabıma git Kurtul şu watty boydan. Bana sağdon soldan geliyorlar kızım!" dedi solumdaki melek. Oldukça haklıydı da. "Asıl sen sus! Adam bize bön bön bakıyor susta cevap versin kız!" diye lafı soldaki meleğin ağzına tıktı.
Kafamın içindeki sesleri susturmayı başarınca beyefendiye dönüp konuşmaya başladım.
"evet size dedim beyefendi. Siz beni çağıran beyefendi olmalısınız buyrun sizi dinliyorum."
"İlk önce size hitap edebilmek için adınızı söylerseniz çok sevinirim hanımefendi."
"Mavi. Mavi Özyıldız"
"Bende Esmer. Esmer Taşdemir"
Soldaki melek öyle bir kahkaha atmıştı ki kulaklarım kanamak üzereydi. "Annen baban bu ismi verirken çok düşündü mü aslan parçası" diye kahkahasının arasında konuştu. Haklı olduğu için diyecek bir şeyim yoktu.
"Tanıştığıma memnun oldum Esmer Bey."
"Bende aynı şekilde Mavi Hanım..." Esmer beni açıkça süzmeye başladı. Ardından yüzünde ufak bir beğenti oluştu, lakin bu beğentiyi gizlemek yerine açıkça bana belli ediyordu.
"Esmer Bey vücudumu süzmek yerine beni neden çağırdığını bana açıklarsanız gerçekten çok sevinirim" Esmer biraz daha vücudumu süzüp hızlıca gözlerime baktı
"Kusuruma bakmayın lütfen dikkatim dağıldı"
"Sizi çağırma sebebim aslında biraz karmaşık. 2 yıl boyunca bir cafenin çocuk parkında çalışmışsınız. Yeğenimde o cafede çocuk parkında oynarken yere düşmüş ve yanına ilk siz gitmişsiniz bunun için size teşekkür ederim"
"Tabii teşekkür edeceksin esmer parçası! Bu iyiliğim için bana umarım dolar falan verirsin bunu hakettim koçum!" Dedi hangisi olduğunu karıştırdığım Melek
"Bok para verir sana mal! Sonra çocuk ağladığı için çocuğun ensesine bir kaç Sille çaktı ya!" Dedi diğer Melek bunu hatırlatmadına gerek yoktu lakin o hatırlatmayı tercih etti.
"Onu hatırlatmayaydın iyiydi" dedi diğer melek. Ula kaç Melek var burda!
"Estağfurullah teşekkür etmenzie gerek insanlık görevini yaptım"
"Şimdiden söyleyeceğim şeyin şokunu hâlâ atlatamadım kusura bakmayın ama... Benim minnak savunmasız saf yeğenim... Size aşık olmuş..."
"PUHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHAH bu kız aşık olunmayacak kız mı be koçum! Yani küçücük çocuk yerine senin aşık olmanı tüm Melek Topluluğu olarak tercih ederdik ama olsun buna da şükür adım adım sana yaklaşacağıma inanıyorum yiğidim!"
"Peki bunun konumuzla alakası ne Esmer Bey?"
"Konumuz şu yeğenime bir bakıcı tutmak istiyorum lakin yeğenim sizin dışınızda kimseyi kabul etmiyor... Ne kadar isterseniz veririm maaşı siz belirlersiniz sizden ricam yeğenime bakıcı olmanız"
"Sen iste ben rakkas bile yaparım ne blue eyes'lım" dedi manyak meleğim
"O-NAY-LIYO-RUM" dedi diğer Melek. Konu para ve yakışıklılık olunca manyak meleklerinin ve benim götümüz başımız ayrı oynuyordu.
"Kabul ediyorum"
"Teşekkürler... He birde..."
Allah'ım! Göremiyordum gözlerim gararıyordu!
Selammmmmmmm ilk bölümümüzle karşınıdayımmmmmm umarım ki beğenmişsinizdirrrrröelimden geldiğince bölümleri düzenli atmaya çalışacağımmmmm lakin sınav haftam yaklaştığı için ufak aksatmalar yaşanabilirrrr şimdiden affolaaa. Eğer yazım hatalarım varsa özür dilerim mm elimden geldiğince komik yazmaya çalıştım. Umarım beğenirsinizzzz eğer kitabı beğenirseniz arkadaşlarınıza önermeyi varsa yorum yapmayı ve oylamayı unutmayınnn sizleri çoooook seviyorummmmmmm