Güneş dinlenmek için geri çekilirken,yerini aya bırakıyordu.Küçük kız soluğu yine baktıkça huzur bulduğu,lotus çiçeklerinin süslediği bataklıkta almıştı.Sık sık evden kaçıyor ve hayran olduğu manzarayı izlemeye geliyordu.Bataklığa az kalmıştı ki o da ne?Bir yabancının olduğunu fark etti.Küçük kız burnundan soluyordu.Adımlarını hızlandırdı...
Çocuk eğilmiş lotus çiçeklerini incelemeye çalışıyordu.O kadar dalmıştı ki küçük kızın burnunun dibine geldiğinin farkına bile varmamıştı.Küçük kızın''Hey sen!Ne yapıyorsun burada?''diyerek bağırması ve dürtmesi ile çocuk korkudan sıçradı.Küçük kızın ani çıkışı ile çocuk dengesini kaybetti.Tam bataklığa düşecekken küçük kız farkına vardı ve çocuğun kolundan tutuğu gibi kendine doğru çekti.İkisi de yere düşmüştü.Kız çocuğun kucağında iken çocuk ''Manyak mısın kızım sen!Gelip kulağımın dibinde ne bağırıyorsun?''diyerek küçük kıza çıkıştı.
Küçük kızı üzerinden kaldırıp kenara itti.Küçük kız ellerini silkeleyip ayağa kalktı ve çocuğa elini uzattı.Çocuk küçük kızın elini görmezden gelerek ayağa kalkıp pantolonunu silkeledi.Çocuğun pantolonuna bulaşan kan lekesini gören küçük kız,ardı arkası kesilmeyen özür yağmurlarına tutmuştu çocuğu.
"Özür dilerim!Özür dilerim...Sen düşeceksin diye çektim seni.O yüzden düştük yani!''
''Allah aşkına bir sus!İyiyim!Avcum kanıyor sadece...Sen beni korkutmayıp insan gibi gelseydin hiçbir şey olmayacaktı!''dedi ve küçük kızın başından düşmekte olan mavi lotus çiçeği baskılı bandanayı alıp avucuna sardı ve sıkıca sıkıp bağladı.Küçük kız ilk önce ne olduğunu algılayamadı,kendini suçlu hissettiğinden dolayı.
''Canını yakmak istemedim gerçekten! Yabancı birini görünce sinirlendim sadece.Sana zarar vermek gibi bir niyetim yoktu gerçekten.''
Çocuk küçük kızın gözlerine baktığında sözlerinin doğruluğunu anlamıştı.Zaten neden bile isteye tanımadığı birine zarar vermek istesin ki.Canının acımasını görmezden gelerek karşısında hâlâ kendisinden özür dileyen kıza dikti gözlerini.Küçük kızın gözleri dolmuştu,ağzını açsa ağlayacaktı.Ağzından ufak bir hıçkırık kaçtı."Ben tekrar özür dilerim."
Küçük kız hem ağlıyor hem de özür diliyordu.Çocuk küçük kızın ağlamasına dayanamadı."Ağlama tamam.Bak canım acımıyor gerçekten."dedi ve küçük kıza gülümsedi.Çocuk gülümseyerek canın acımadığını söylemişti.Dünyalar küçük kızın olmuştu adeta.Gözlerinin içi gülüyordu küçük kızın"Gerçekten mi?Acımıyor değil mi?"Çocuk tekrar güldü.Küçük kıza doğru bir adım atıp aralarındaki mesafeyi kapattı.Çocuk minik parmaklarıyla minicik gözlerden akan inci tanelerini sildi."Gerçekten acımıyor,ağlama artık."Küçük kız utanmıştı.Bakışlarını yere indirdi."Ben tekrardan özür dilerim..."
Çocuk kaşlarını çattı ve sesini kızmış gibi yaparak konuşmaya başladı."Ben acımıyor demedim mi!"
"Dedin ama ben üzüldüm.Bilmeden de olsa canını yaktım senin."dedi küçük kız.İçindeki pişmanlık duygusundan dolayı tekrar ağlamaya başladı.
"Üzülme!Canım yanmıyor inan bana."Çocuk,küçük kızı kollarının arasına alıp sarıldı.Kücük kız da ona sarıldı.Bir süre öyle kaldılar.Çocuk küçük kızın kulağına fısıldadı"Bandana'nı temizleyip geri getireceğim.Beni burada bekle" dedi ve koşarak uzaklaştı...
Bir bataklıkta yetişen lotusun;her bir yaprağında ayrı bir hikaye vardır.Narin ve çelimsiz vücuduna rağmen,kirli sularda kirlenmeden büyür...
Birbirinden farklı fakat bir o kadar da birbirinin aynısı olan bir grup genç.
Her defasında karşı karşıya gelen gruplar.
Aşk ve dostluk arasında bocalayan minik kalpler.
Çocuksu bir kalbi aşkıyla büyütenler.
Kirli bir suda temiz kalmaya çalışanlar.
Öfkesine mağlup olup kalp kıranlar.
Kalp kırıklıklarını kahkahalarının arkasına gizleyenler.
Yaralarını soğuk zırhlarla kapatanlar.
İçi yanarken üşüyenler.
Gitmek isteyip gidemeyenler.
Korkularını cesaretlerine düğüm yapıp sonu bekleyenler.
Lotus'un yaprakları bir araya geliyor ve yeni bir dönem açılıyor...
