İçeriğe geç

MAVİ KELEBEĞİN RÜYASI

Bölüm 1 · 5 dk okuma

MAVİ KELEBEĞİN RÜYASI

Bölüm 1

Hatıra

Bugün annem, ben, babam, abim sahile inecektik. Bu yüzden hazırlanmam gerekiyordu fakat odamda karşıma çıkan yırtılmış bikiniyi görünce bocaladım. Üstelik normal bir yırtık değil!

Göğüs kısmı yuvarlak biçimde bu kadar düz ise bir makas yardımıyla kesilmişti. Bunu kim yapar? Bikinim bu benim, içimde kat kat beliren ve daha da damarıma dokunan bir öfke tüm bedenimi ele geçirmiş gibiydi. Sakin olmalıydım, illa bikini olması gerekmezdi. Şort ve t-shirt de giyebilirdim

Bu düşünce ile dolabıma fırladım, içini açarak kaldığım manzara karşısında şok geçirdim. Şortum, t-shirt'üm, en sevdiğim elbiselerim. Hepsi ama hepsi yakılmıştı, bunu bana kim? Neden yapıyordu? Niçin ya? Bu soruların cevabı hiç mi yok?

"Anne! Baba! Abi!" bağırmama rağmen ve bağırmamdan nefret etmelerine rağmen gelmediler. Oysa susmam için buraya gelip ne olduğunu soracakları yerde yoklardı "Anne!" kaşlarımı çatıp ne olduğuna bakmak için salona gittim fakat evde çıt yoktu "Baba!" ya ne oluyor bu evde "Abi!" dedim. Gerçekten şimdiden korkmaya başlamıştım

Masanın üstünde duran bir bardak suyu farkettim. Hem çok susamış, hemde terlemiştim. Nedense bugün hava çok sıcaktı, sabahtan beri alnımdan şakaklarıma doğru terler akıyordu ve dua etmeliydim ki ben makyaj yapmayan bir insandım yoksa şimdiye yüzüm kapkara birşey olurdu.

Elim bardağa doğru gitti. Dudaklarıma götürmeye başlayacaktım ki içeriyi bir sis dumanı kapladı, kokusu içimi yakan cinstendi. Uzuvlarımı, beynimi, kalbimi bir asit yağmuruna tutar gibiydi. Neydi bu bilmiyordum

Yer sallanmaya, altımdan yer koparcasına beni ileriye geriye savurmaya başladı. Bu deprem olabilir miydi? Korkuyordum, peki ya ne yapacaktım. Ki yapmamam gerekenlerden biri dışarı çıkmaktı bu durumda

Toz, duman beni esir almış nefes almamı engellemeye, belki de öldürmeye çalışıyordu. İki elimde şakaklarıma gitti, kafamı öyle bir sıkıştırıyordum ki aklıma şu an gelen şey annem ve babamın, abimin nerede olduklarını bulabilmekti. Bu olmuyorsada ölmek. Bir kaç adım atmayı denedim, her hareket edişimde bana ayrı bir zulüm olmasına rağmen denemeye çalıştım.

Belki bir yere tutunabilirsem ilerlerim diye içimden geçirirken eşyalar, kapı ne varsa benden uzaklaşmaya başladı. Sanki, benim başıma gelecekleri biliyor ve bunu onlarda istiyor gibilerdi ama bu çok saçmaydı. Onlar cansız bir eşyayken benim bunları düşünmem ve inanmam ciddi bir şekilde mantıksız bir hareketti, bunu yapmamalıydım. Korkum, mantığımı geçmemeli

Yürümeye çalıştım, hala eşyalar benden uzaklaşıyorken ayağıma bir sızı doldu, daha ayağıma ne olduğunu bilmeden bilincimi kaybettim. Ben yere çakılıp, kafamdaki sesler susmazken aklımda olan tek şey ailemdi

***

Hissiz bir anda gözlerimi yavaş yavaş araladım. Gözlerim ışığa ve ortama alışmaya çalışırken bir kaç ses duydum "O iyi değil! Hastaneye yatması gerekiyor" kimden bahsettiklerini anlayamıyordum ama bu ses babama aitti "Hayatım bak o iyi, sadece bir baygınlık" Annem galiba benden bahsediyordu "Ya, öyle mi? O yüzden mi kızımız elbiselerini parçalamış, yakmış ha!" Ne? Ne yapmıştım? Ne? Gözlerimi bir hışımda araladım. Fakat karşılaştığım görüntü ne benim, ne annemlerin hiç ama hiç hoşuna gitmemişti.

Üstüm başım yırtık, saçlarımın uçları yanık, ellerim ise kanlar içerisindeydi. "Yapma Furkan! Kızımız uyuyor bak uyanacak, hem o iyi lütfen yapma" diyerek beni gösterince benimle göz göze geldi. Yaklaşmak istedi bana ama ellerimi kaldırdım gelmesin diye "Bunları ben mi yaptım?" bana yaklaşmak istedi tekrardan "Bak kız-" ellerimi kaldırıp çığlık atarak "Bunu ben mi yaptım anne!?" kafasını aşağı yukarı sallayarak onayladı beni. Duyduklarım, yaptıklarım karşısında ellerim titriyordu. Ne yapacağımı bilemez bir haldeydim

Korkuyor muydum? Hayır. Peki aileme birşey yaparım diye korkuyor muydum? Evet. Eğer bunu ben yaptıysam, o elbiseleri ben yaktıysam, şortumu, mayomu ben yırttıysam peki onlar neredeydi? "Birşey soracağım ama bana son derece dürüst olmanızı istiyorum" ikisi de ne soracağımı bilmediklerinden önce birbirlerine bakıp ardından kafalarını sallayarak beni onayladılar "Ben bu haldeyken siz neredeydiniz? Çünkü ben size seslendim. Ne sen, ne babam, ne abimden ses alamadım." bana bakıp artık tuhaf gözlerle bakıp konuşmaya çekinir gibiydiler "Yanındaydık Maya. Sen kriz geçirirken seni tutanda, bayılırken yanında duranda, sen bizi çağırırken bile arkanda olan bizlerdik ama sen bizi görmedin" duyduklarımdan o kadar korkuyordum ki, nefesim bana zar zor geliyor ve bunları kaldıramıyordum.

"Kızım biz seni korumaya çalıştık ama senin kendine verdiğin zararın önüne geçemiyoruz. Korkarım ki tedavi için, tabii bu fikri ilk baban sundu. Hastaneye yatırılman gerekebilir, hem senin, hem bizim iyiliğimiz için." başta ben uykudayken bunun aksini söyleyen annem şimdi hastaneye yatmam için taraftardı.

Kalbim sanki bunu hep inkar etmek isterken, aklım bunun doğru olduğunu söylüyordu. "Tamam, ne isterseniz o. Gidin bırakın beni oraya, ne zaman iyileşirsem beni alırsanız ya da boşverirsiniz. Keyfiniz bilir" Annem bana yaklaştı, belki bana teselli vermek, belki de sadece elimi tutmak istedi ama ben uzaklaştım. Madem zarar veriyordum onlara, kendime, herkese. O halde ilk kalbim vazgeçerdi

Kırık kalbimin sivri uçları kızgın tenime batarken gözümden yanaklarıma peş peşe yaşlar süzüldü "Kızım, bu son kararın mı? Yani gerçekten gitmek istiyor musun? Bizi bırakacak mısın?" bu istek dışı demek istedim, yuttum diyemedim. Mecburum demek istedim, yuttum diyemedim "Evet" dedim dönüşü olmayan bu kopuşa, vedaya. Kısa ama acı kelimeye, gitmek istedim ümitsiz her çabama hayal kırıklıklarıyla...

***

Ben Maya'nın her adımını bilen, ilklerine şahit olan insanlardan biriydim. Onun bilmediği, belki de tatmadığı duyguların şimdiki haliydim fakat onun şu anki çaresizliğine birşey yapmayışım beni deli ediyordu.

Maya, yıllar sonra evime geliyordu. Akıl hastanesine, aklında sorun olmamasına rağmen ailesi şu an onu bu hastaneye getiriyordu. Belki de kendi istemişti

Onun her adımını ezbere biliyordum ama bu benimde bocalamama sebep oluyordu. Üzgündü, kırılgandı, canı acıyordu, o hassastı. Yüreği içine yetmeyip taşan kız, kalbinin varlığından şüphe duyuyordu şimdi. Maya'nın yüreği annesi onu hastaneye bırakıp gidince, banka oturduğunda kaldı yolun ortasında.

Canı acıdıkça, canım acıyordu.

Maya'nın başı öndeyken etrafını bazı hastalar sardı. Biri elini onun saçına atıyor, biri çantasını çekiyor ama hiç birine ses çıkarmıyordu. Onlar oyun istiyordu, Maya'nın sessizliğini görünce hepsi bir bir uzaklaştı yanından çünkü gönderdiğim görevli onun yanına varırken iğneyi hastalara uzaktan gösterirken uzaklaşmıştı hepsi bu sayede, burada ona zarar gelmezdi ama ailesinden gelmesi mümkündü. Onu buraya bırakarak en büyük zararı onlar vermişti

"Maya" diyerek seslendi görevli. Maya kafasını kaldırıp "Benim" dedi "Burada kalmayın, sorunlu insanlar farkında olmadan sizi incitebilir" gözünden yaş süzülüp "Onları anlıyorum çünkü bende elimde olmadan çevreme, kendime zarar veriyorum yoksa burada olmazdım öyle değil mi?" dedi. Ama yinede ayağa kalkıp görevlinin peşinden içeri girmek üzere kalktı ve yürüdü.

Ardından bende yürüdüm içeriye doğru "Karan, hadi sende odana geç" dedi görevli abla kafamı salladım "Olur" diyerek odama yol aldım. Odamın kapısına varınca onu yan odanın kapısında gördüm, bana şaşkınca ve gülümseyerek, garip bir gülümseme ile baktı "Görevli söyledi beni korumanı, teşekkür ederim KARANLIĞIN İÇİNDEKİ TEK IŞIK" bocaladım, ateşe değmiş gibi çektim bakışlarımı ondan, tek düşünebildiğim şimdi kaçmaktı. Beni görmemeliydi oysa gözleri gözlerime değişmişti bile... Seviyorum ama bir o kadarda korkuyordum

Bölüm sonu

1 yorum