Kuzgun, Lina'nın penceresinden sessizce uzaklaştı. Kanatlarını birkaç kez çırptığında gece rüzgârı onu ormanın üzerine taşıdı. Mavi ayın ışığı siyah tüylerine vuruyor, her hareketinde tüylerinin üzerinde lacivert yansımalar oluşuyordu.
Hiç durmadan Arden Ormanı'nın en derin noktasına uçtu.
Burası, insanların varlığını bile unuttuğu kadim bir tapınağın bulunduğu yerdi.
Dev taş sütunlar sarmaşıklarla kaplanmış, yerdeki çatlaklardan mavi ışıklar sızıyordu. Yüzlerce yıllık sessizlik, yalnızca rüzgârın uğultusuyla bozuluyordu.Kuzgun, çatlamış mermer bir sütunun üzerine kondu.
Gözlerini kapattı.
Bir anda etrafını mavi bir ışık sardı.
Siyah tüyler tek tek havaya karışırken yerlerini koyu renk bir pelerin aldı. Kanatlar omuzlara, pençeler insan ellerine dönüştü.Işık söndüğünde tapınağın ortasında bir adam duruyordu.
Kael...
Onu ilk gören biri, gözlerini kolay kolay ondan ayıramazdı.
Gece kadar siyah, hafif dalgalı saçları omuzlarına kadar uzanıyordu. Dağınık görünmesine rağmen her teli kusursuz duruyordu. Mavi ayın ışığı saçlarının üzerine düştüğünde siyahlığın arasına lacivert yansımalar karışıyordu.
Yüz hatları sanki usta bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibiydi. Keskin çenesi, belirgin elmacık kemikleri ve ince kaşları ona sert bir ifade veriyordu. Fakat asıl dikkat çeken şey gözleriydi.
Ela gözleri...
İçlerinde altın ve yeşilin birbirine karıştığı, güneş ışığı vurduğunda bal rengini andıran eşsiz bir parıltı vardı. O gözlere uzun süre bakan biri, sanki yüzyıllardır saklanan sırların içinde kaybolabilirdi.
Boyu iki metreye yaklaşmasa da uzun sayılırdı. Siyah pelerinin altında kaslı ama zarif bir vücuda sahipti. Belindeki gümüş işlemeli uzun kılıç, onun sıradan biri olmadığını ilk bakışta belli ediyordu.
Kael, yüzyıllardır yaşayan ölümsüz bir muhafızdı.Yüzü yirmi dört yaşlarında görünüyordu.
Ama gözleri...
Onlar, üç yüz yıl boyunca savaşlar, kayıplar ve unutulmuş krallıklar görmüş birinin gözleriydi.Derin bir nefes aldı.
"Sonunda..." diye fısıldadı.
"Varisi buldum."
Sözleri taş duvarlarda yankılanırken ela gözleri istemsizce Lina'nın yüzünü hatırladı.
Merak dolu bakışlarını...
Korkmak yerine anahtarı eline alışını...
Kael başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Bu yalnızca görev."
Kendine bunu söylemeye çalışıyordu.
Ama kalbinin derinliklerinde, uzun yıllardır ilk kez hissettiği yabancı bir duygu sessizce filizlenmeye başlamıştı.
