İçeriğe geç

Mavi

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Mavi

Bölüm 1

Mavi

Mavi:

3 Ekim Salı 2000

Sevgili günlük. Merhaba, seni biriymişsin gibi düşünüp öyle yazmalıymışım, Psikiyatri danışmanımız Nazif bey söyledi. Sen bana yardım edecekmişsin, sanki mümkünmüş gibi. Ben çok yakında vedalaşacağını umduğum arkadaşın. Günüm ise bir kan sulandırıcı, bir tane idrar yollarımı enfeksyondan koruyan ilaçları alarak başladı. Kahvaltıdan sonra bir mide bulantısını önlemek için bir apseler için bir de tadının güzel olduğunu bilip henüz ne için aldığımı bilmediğim haplarla karnımı bir güzel doyurdum.

Bugün danışmanlık ve psikiyatri için Nazif beyin odasına girdim. Bana nasıl olduğumu sordu ben de ona nasıl olduğumu anlattım

Ve benim fazla karamsar olduğumu ve bunun tedavi için olumsuz olduğunu söyleyerek sana yazmamı önerdi.

Sonraki zamanlar diyaliz ve tahliller ve ardından aç karnına hapları akşam yemeği ve tok karnına hapları, şimdi de burda bu boktan döngüyü sana yazıyorum.

Yarın yutulacak haplar beni bekler sana rahat uykular

10 Ekim salı 2000

Şey merhaba, Beni hatırladın umarım. Nazif bey bana biraz kızdı, senin yüzünden, yani benim yüzümden, zaten her şey benim yüzümden. ama meftuniyetim dünyaya huzur ve barış getirecektir, benim dünyaya gelişim anneme ölüm babama alkoliklik ve savrukluk ülkeye de askeri darbe, kendime ise kronik böbrek yetmezliği getirdi. Tanrı beni dünyaya ceza olarak göndermiş, temas ettiğim her şeye hatta kendime bile müsibet getiriyorum,

Neyse ki kurtuluşum yakın.

Kalan satırlarımı günümün ilginçlikleriyle yazmak isterdim ama ne yazık kı 4 mavi duvar arasında fazla heyecanlı şeyler olmuyor, onun yerine Nazım HİKMET'in senin de çok seveceğini düşündüğüm bir şiirini yazıyorum.

Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde, hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak. zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

Yaşadım diyebilmen için

16 Ekim Pazartesi 2000

Merhaba Sevgili dostum, Daha kaç satır yazarım bilmem ama artık yazdıklarımın bi anlamı olsun, sana anlattıklarımın bi anlamı olsun istiyorum. Elbette ölümü kucak açıp beklemek insanda sonu olmayan bir boşluk ve önemsizlik hissi verse de, ben buradayım ve bir zamanlar buradaydım dememin tek şansı sen olabilirsin. Bir iki hasta bakıcının anılarında günün çoğunu mavi duvarları seyredip duran kız olarak kalacağımı da sayarsak. 21 yıllık hayatta büyük başarı sayılabilir bence. Ben Şermin, Şermin UĞURLU, soyadımdaki trajedi bende de gülümseme yapar hep.

Hayatımın önemli bi kısmını uygun bir organ beklerken bu mavi duvarları seyrederek geçirdim. Odalardaki duvarlar mavi, koridorlar mavi, makineye bağlanırken giydiğimiz önlükler bile mavi. Sebebini Nazif beye sorduğumda bana 'hastalığınızın üstünden gelebilmek için tedavi kadar psikolojik mücadele de önemli ve mavi umudu çağrıştırır' demişti. Belki de haklıdır, ancak umutlanmak insanda kabullenme hissini azaltıp süreç boyu ızdırabını da arttırıyor. Ben umudumu 3 yatak arkadaşımın cılız ışıklarının bir gece yarısı çöktüğünü görünce bıraktım ve yerini kabullenme aldı. Hayalperest olmaya lüzum yok, bir gün ben de o arkadaşlarıma katılacağım elbet. Yaşamayı isterdim tabi, ancak başka hayat ve imkanlar dahilinde. Şu an şuracıkta iyileşiversem, bu masmavi ama umuttan çok ızdırap dolu dünyada yapayanlız ve çaresiz kalacağım. Belki de benim için en mutlu yol en hüzünlü görünenidir.

17 Ekim Salı 2000

Merhaba sevgili günlük.

Bu gün Nazif bey seni okudu ve yazdıklarımı biraz karamsar buldu.

Bana burada olmasaydım neler yapmak, hangi işlere merak salmak istediğimi sordu, söyledim.

Fotoğrafçı olabilirdim ben, öyle dağ bayır çeken dışarda fıldır fıldır gezeninden değil banyo odasından hiç çıkmayanından dedim. Neden dedi, kırmızıyı fotoğraf kağıtları kadar seviyorum dedim. Onlar kırmızıdan başkanışıklarda zarar görürler, sense istediğin yerde istediğin ışık hüzmesine bakabilirsin dedi

Tıpkı benim maviye muhtaç olduğum gibi dedim, gülümsedim.

Mavi renge karşı bu tavrın ne dedi.

Durdum, cevabı o an bulamadım ama şimdi farkettim, benim derdim renkte değil duvarlarda. Güya umudu aşılaması gereken renk, ölüm hapishanesinin duvarında durunca bir tezat ortaya çıkıyor. Oysa ki bak gökyüzüne, Uçsuz bucaksız. umut kusan kuşlar o maviden hiç şikayetçi olmuyor, Ben ise mavilerin içinde kısılı kaldım. Yoruldum da, vücudum daha ne kadar dayanacak bilemiyorum. Kan işemelerim arttı bacaklarım sanki beni hiç dinlemeyecekler gibi.

Yarın tekrar makineye bağlanacağım ama gücüm kalmadı biliyorum. Umutluyum, yakın zamanda bitecek bunlar.

3 Kasım Salı 2000

Merhaba sevgili günlük.

Kusura bakma, bu aralar seni ihmal ettik.

Son görüştüğümüzden sonra ayağa kalkamaz hatta kalemi bile tutamaz oldum. Şu an nasıl yazıyorum dersen; ben söylüyorum biricik dostum, canım arkadaşım ve benimle ilgilenen hastabakıcım suna hanım yazıyor. ~Çok güzel biri, gülünce insanı mesteder kızıl mı kızıl saçları ve kehribar gözleriyle başta~ çok tatlı biri, gülüşü de çok hoş. Şu zamana kadar benim her zaman yanımda olan, tüm ihtiyaçlarıma koşan biricik arkadaşım.

Son yazdığım günün ertesi kayışlar koptu. Her gün uyanınca kendimi şanslı saymam gerek sanırım, ya da tam tersi. Organ nakli listesinde beni acil sıraya aldılar ve yarın uyumlu olabilecek bi böbrek için bazı tahliller yapılacak. Eğer uyarsa acilen ameliyata gireceğim. Sunayı birileri çaırıyor yarın yine yazdırırım, umarım. kendine iyi bak.

4 Kasım Cumartesi 2000

Sevgili günlük.

Sevinçli bir haberle seni karşılayayım, Doku uyumu pozitif. Yarın ameliyat olacağım.

~Yataktan kalkamama~ ölme ihtimalim de varmış ama umutluyum, şu an mavi duvarlar o kadar da kötü görünmüyor aslında. Bırak sıranın gelmesini 21'imi göreceğim dahi aklıma gelmezken yarın ameliyat olacağım. Umut; köklerini salacak toprak bulamadığından hiç çalmıyormuş kapımı. Mavi koridor, mavi duvarlar, mavi önlükler, o eski soğuk ve boğuculuğunu sanki bi tık huzur ve sükunete bırakmış. Yarın her halukarda bana veda edecekler. İlk defa yaşamayı ölmekten çok istiyorum, kurtuluş yakın ve umutlarım cebimde. Yarınki ameliyatı kutlamak için senin kalemini tutan elma yanaklı suna önderliğinde tatlı bir kutlama yaptık, ben dahil herkes mutluydu. Bu kutlamayı yapacak kadar şanssız o kadar arkadaşım oldu ki, sanırım şu hayatta ilk defa şansım yaver gidiyor, umarım yarın da bu devam eder. Yarın sana yine yazdırma ümidiyle, ama şimdilik kendine iyi bak, ve olur da ~ölürsem~ ölürsem, benim cümlelerim yerine beni düzeltmeye çalışan sinir bozucu ama tatlı mı tatlı arkadaşım sunaya, bana her zaman destek olan nazif beye, farkında olmasan da bana yaşama umudunu bulmamda yardım eden günlüğüm sana ve günümün çoğunda beraber olduğumuz mavi duvarlara çok teşekkür ederim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.