İçeriğe geç

Mavi

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Mavi

Bölüm 1

BİRİNCİ BÖLÜM

Mükemmel rüyam bir anda bozulmuştu. Çünkü kardeşim Gece kafamdan aşağı buz gibi soğuk suyu dökmüştü. “Mavi hadi uyan mülakatın var bugün.” Dedi. Kafamın altındaki hafif nemli suyu alıp kafasına fırlattım. “Salak, kafamdan aşağı su dökmemen için seni ne kadar daha uyarmam gerekiyor söyler misin?” dedim sinirle. Gece benim ikizimdi. Kendisi benim gibi yirmi altı yaşında, kumral dalgalı saçlara sahip güzel bir kızdı. Ama çok sinir bozucu yanları vardı. Mesela kafamdan aşağı buz gibi suyu boşaltıp beni uyandırması olabilir. Kendisi bir bilgisayar mühendisiydi. Bende onun gibi kumral dalgalı saçlara sahiptim sadece benim kâküllerim vardı. Ben ise doktordum, yani mülakata geç kalmazsam öyle olacaktım.

Yatağımdan kalkıp canım ikizime kibarca kovduktan sonra özel tuvaletime girip işimi hallettim. Saate baktığımda 11.30’da olan mülakatıma sadece bir saat vardı. İşim çabuk tutsam iyiydi. Tuvaletten çıkıp giysi dolabıma doğru ilerledim. Dolabı açtığımda beyaz boğazlı kalın bir kazak, altıma ise deri kısa olan eteğimi giydim. Saçlarımı üsten bir at kuyruğu yapıp kâküllerime şekil verdim. Makyaj çok yapmadığım için sadece fondöten, rimel, kısa bir eyerlinler ve kırmızı, bordo arasında bir ruj sürdüm.

Kalın montumu alıp evden çıktım. Saate baktığımda on beş dakika kalmıştı. Elimi çabuk tutup bir taksiyi yoldan döndürüp bindim. “Hayat Hastanesine lütfen.” Dedim şoföre.

Aslen Sivaslıydım. Okumak için İstanbul’a gelmiş, Gece burada iş bulunca onu yalnız bırakmamak için bende burada kalmıştım. Ama ailem Sivas’taydı.

Hastaneye geldiğimde şoföre ücreti ödedikten sonra arabadan indim. Hastaneye girdiğimde sekreteri gördüm. Birkaç hasta ile konuşup yönlendirdikten sonra sıra bana geldiğinde kız “Buyurun, nasıl yardımcı olabilirim.” Dedi sevecenlikle. “Merhaba ben Mavi Akman, Asya Hanım ile iş görüşmem vardı da.” Dedim. Kız “11.30’daki randevu demi.” Dedi. Başımı onaylar bir şekilde salladım. “Sizi biraz bekleteceğim Mavi Hanım, Asya Hanımın hastası varda. Buyurun siz oturun bekleyin ben sizi çağıracağım.” Dediğinde “peki ben bekliyorum.” Deyip koltuklara yöneldim.

Birkaç dakika sonra sekreterdeki kız yanıma geldi. “Buyurun Asya Hanım sizi bekliyor.” Dedi. Ben heyecanla kalkıp kızı takip etmeye başladım.

Bir kapının önüne geldiğimizde kız kapıyı tıklattı ardından açtı. Kız beni Asya Hanım ile yalnız bıraktı. “Merhaba Mavi, hoş geldin. Başvurun için teşekkür ederim. Hadi başlayalım, kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Dedi sevecenlikle. “Merhaba, teşekkür ederim. Ben Mavi Akman. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden yeni mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca, hasta ile iletişim, klinik uygulamalar ve tıbbi araştırmalar üzerine çeşitli stajlar ve projeler gerçekleştirdim. Şimdi, gerçek anlamda tıbbi pratiğe başlamak ve hasta tedavi etmek için bir fırsat arıyorum. Bu pozisyonun, benim için bir başlangıç noktası olacağına inanıyorum.” Dedim. Asya Hanım “Çok iyi, Mavi. Anladığım kadarıyla henüz pratikte deneyiminiz yok, doğru mu?” diye sordu. Ben ise “Evet, doğru. Ancak eğitimim boyunca çok sayıda teorik bilgi edindim ve klinik ortamlarda gözlem yaparak birçok farklı durumu gözlemleme fırsatım oldu. Şimdi, öğrendiklerimi gerçek hayatta uygulamak için sabırsızlanıyorum.” Dedim.

“Harika. O zaman şunu sorayım: Gerçek dünyada hasta ile ilk kez bire bir çalışacağında nasıl bir yaklaşım sergilemeyi planlıyorsun?”

“İlk kez bir hasta ile karşılaşacak olmanın heyecan verici olduğunu biliyorum. Bu nedenle, hastaya yaklaşımımda sabırlı, dikkatli ve empatik olmayı çok önemsiyorum. Öncelikle hastanın güvenini kazanmak ve onları rahatlatmak istiyorum. Bu, doğru tedavi yöntemlerine karar vermek ve güvenli bir tedavi süreci sağlamak için çok önemli. Henüz deneyimim olmasa da öğrendiklerimi, her zaman kendimi geliştirme arzusuyla uygulayacağıma inanıyorum.”

“Güzel bir yaklaşım. Peki, çalışma ortamında bir takım içinde yer almayı nasıl görüyorsun? Daha önce herhangi bir ekip çalışmasına katıldın mı?”

“Evet, Tıp Fakültesi boyunca çeşitli projelerde ve stajlarda takım çalışmasına katıldım. Ekip olarak birbirimize destek olup, birlikte çözümler üretmenin önemini öğrendim. Her bireyin farklı yeteneklere sahip olduğu bir ekip, daha verimli çalışabiliyor. Bu yüzden, kendimi bir ekip içinde görmek ve birlikte çalışmak konusunda çok istekliyim. Her zaman öğrenmeye ve gelişmeye açık biriyim.”

“Takım çalışmasına yatkın olman çok iyi. Peki, zor bir durumda stresle başa çıkmak için hangi yöntemleri kullanıyorsun?”

“Zor bir durumda soğukkanlı kalmak önemli. Eğitimde, tıbbi durumları soğukkanlılıkla değerlendirmemiz gerektiği üzerine çokça vurgu yapıldı. Ben de böyle bir durumda, önce derin nefes alarak sakinleşmeye çalışırım. Ardından, mevcut durumu analiz ederim ve en doğru adımı atmak için öğrencilik yıllarımda öğrendiklerimi aklımdan geçiririm. Bu, pratikte de bu şekilde olur diye düşünüyorum.”

“Çok doğru. Son olarak, bu hastanede çalışarak kariyerinde hangi hedeflere ulaşmak istersin?”

“Burada çalışarak hem klinik becerilerimi geliştirmek hem de insanlarla olan iletişimimi daha sağlam temellere oturtmak istiyorum. Henüz pratik deneyimim olmasa da burada çalışarak doktorluk mesleğini en iyi şekilde öğrenmeyi ve her gün yeni şeyler keşfetmeyi hedefliyorum. Kendimi sürekli olarak geliştirebileceğim bir ortamda olmak benim için çok değerli.”

“Çok teşekkür ederim, Mavi. Yaptığın başvuruyu değerlendireceğiz ve size en kısa zamanda geri dönüş yapacağız.” Dediğinde mutlulukla cevap verdim. “Ben teşekkür ederim, Asya Hanım. Bu fırsatı verdiğiniz için çok minnettarım.” Deyip kapıya doğru ilerledim. Kapıdan dışarı çıktığımda derin bir nefes aldım.

Hastaneden tam çıktığım anda telefonum çaldı. Arayan Gece’ydi. Telefonu açtığımda Gece konuşmaya başladı. “Alo, Mavi nasıl geçti görüşme?” ben ise “Yani güzeldi galiba işi alacağım, size geri dönüş yapacağız dedi.” Dedim. “O zaman iyi değiyorsun.”

“Evet galiba.”

“O zaman akşam bir yemek yiyelim mi? Kardelen’i de arayalım oda gelsin.”

“Bana uyar sen ara ben eve geliyorum.”

“Ok, canım hadi bay bay.” Deyip kapattı.

Ben ise o sırada eve yürüyerek gitmek istediğim için yürümeye başladım. Bizim sokağa yaklaştığımda gördüğüm kişiye içimden küfrettim. Polat’tı bu. Bana üniversitenin ilk yıllarından beri takıntılıydı. Onu gördüğüm anda kaçmak istedim ama beni kolumdan tutup kendine çevirdi. “Bırak beni Polat!” diye yükseldiğimde “Aman be güzelim neden bir anda bağırıyorsun ki. Gel eve geçelim.” Deyip mide bulandırıcı bir bakış attı. Kolumu ondan kurtarmaya çalışırken bir anda bir el Polat’ı tuttu. “Bırak kızı hemen, görmüyor musun senle gelmek istemiyor.” Dedi sert bir şekilde tanımadığım sesin sahibi. Ardından cebinden telefonu çıkarıp birini aradı. “Alo, Eren Cevher Sokak, numara 21’e bir araç gönderir misin?” dedi

Telefondaki kişiye ardından kapattı. “Benimle karakola geliyorsun.” Dedi Polat’a. Ardından bana dönüp “Sizin de gelmeniz gerek hanımefendi.” Dediğinde başımı olumlu bir şekilde salladım.

Sonunda kurtuluyordum bu insan müsveddesinden.

Karakoldaydım. Polat’ı kolundan tutan iki tane polis onu nezarethaneye götürüyordu. Yanıma beni kurtaran ve sonradan polis olduğunu öğrendiğim çok geldi. “Mavi Hanım odamda size imzalatmam gereken birkaç evrak var buyurun gelin.” Dedi odasını işaret ederken. “Tabi geliyorum.” Dedim. O gülümserken ben odaya girmiş masanın önündeki sandalyelerden birine doğru ilerliyordum. Sandalyeye oturduğumda masanın üstündeki isimlik dikkatimi çekti. ‘Ayaz Kaya YÜKSEL’ yazıyordu. Demek gizemli polisin adı buymuş.

O sırada Ayaz sandalyesine oturmuş konuşmaya başlamıştı. “Ne kadar süredir sizi rahatsız ediyor? Ve nereden geliyordunuz da sizi kolaylıkla bulabildi?” diye sorular sordu. “Beni üniversitenin başından beri rahatsız edip duruyor ve iş görüşmem için hastaneye gitmiştim galiba o sırada beni görüp taksiyi takip etti.” Dedim. Ayaz başını onaylar bir şekilde salladı. O sırada önündeki bilgisayara not ediyordu. “Peki doktorsunuz galiba?” diye sordu. “Evet, olmaya çalışıyorum.” Dedim. “Doktor Hanım neden daha öncelerde şikâyette bulunmadınız? Sizi rahatsız ediyorsa bize gelmeniz yeterliydi. Sizi tehdit filan mı etti yoksa?” diye sordu. “Evet beni kardeşimle tehdit edip durdu. ‘Evinizi biliyorum, ona zarar vermemi istemiyorsan sessiz kalacaksın’ gibi şeyler deyip durdu.” O sırada bu dediklerimi Ayaz yazmaya devam ediyordu. “Pekâlâ bunlar işimize yarayacak. Onu birkaç gün sonra mahkemeye sevk edeceğiz. Size haber vermem için telefonunuza ihtiyacım varda, verir misiniz?” dediğinde “Tabi yazın söylüyorum.” Dedim.

Numaramı verdikten sonra beni ‘Doktor Hanım’ diye kaydettiğini görünce bende onu ‘Polis Bey’ diye kaydettim. Niyeyse böyle kaydetmesi hoşuma gitmişti.

Karakoldan sağ salim çıkabildiğimde bir taksi durdurdum ve bindim. Evin konumunu söyledikten sonra başımı cama yasladım. ‘Acaba iş görüşmem kabul olacak mıydı? Polat’a ne olacaktı? Mahkeme ne karar verecekti? Onu serbest mi yoksa mahkûm mu yapacaktı? Gibi sorular dönerken gözümü kapattım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.