Bir sabah uyandığımda yatağımda değildim. Nerede olduğumu anlamak için etrafa göz gezdirdim. Etrafa baktığımda en az uyuyan 50 kişi gördüm. ve yanımda bir not vardı. ''Oyuna hoş geldin Samet. Herkes uyanınca oyun başlayacak. Sana oyunu anlatmam gerekirse; oyunda 79 kişi var. Ve bu kişilerin 5 tanesi katil. Katil dediğime bakma aranızdakiler sadece öldürmek istediği kişiye dokunacak ama sonra BAM biz onu öldüreceğiz. Vampir-Köylü gibi düşünebilirsin. Bu oyunda senin görevin masum olmak. Eğer başkasının kağıdına bakarsan ölürsün. İyi şanslar (:'' Notu okuduğumda ilk önce korktum. Hala daha nerede olduğumu bilmiyordum ve bu bana oldukça korku veriyordu. Burada 74 kişi benim gibiydi, yani masum. Acaba oyunun sonuna geldiğimde ne olacağını merak ettim. Tabi yaşarsam. Allah'a şükürler olsun ki ben masumdum. Eğer ben katil olsaydım insanları öldüremezdim ve bu pek iyi olmazdı. Aslını söylemek gerekirse katil olmak ta isterdim bir yandan. Çünkü ölmeyeceğimin bir garantisi yok. Acaba gerçekten vampir-köylüye mi benziyordu yoksa buradaki kadın veya adam oyunu azda olsa anlamam için mi böyle bir örnek vermişti bunu anlayamadım. Yataktan hafif doğruldum. Dilim damağım kurumuştu. Su aramak için yataktan kalktım. O sırada telefonumun yanımda olmadığını fark ettim. Kesin bu her kimse onlar almıştı. Fazla önemsemedim çünkü telefonla fazla vakit geçiren bir çocuk değildim. O sırada benim gibi yataktan kalkmış etrafı dolaşan kızı gördüm. Kız '' Beni burada tutan sen misin yoksa sende benim gibi kaçırıldın mı?'' diye soru yöneltti. Kız hafiften uzun, genç, güzel biriydi. Yüzüme şüpheyle bakıyordu.
''Sakin ol. Bende senin gibi nasıl olduğu bilinmez bir şekilde buraya düştüm. Yanında bir not kağıdı var mıydı?'' diye sordum. Kızın bakışları yumuşadı. Yüzü daha güzel hal almıştı.
''Demek o not sende de vardı. Evet, bende yanımda bir notla uyandım. O notta, nasıl bir oyun olduğu ve bu oyundaki yerim yazıyor. Ve sanırsam bu oyundaki yerimi kimseyle paylaşmamam lazım.'' dedi. Gözleri yavaş yavaş gözüme, burnuma, çeneme ve dudaklarıma bakmıştı. Sonrasında ise beni baştan aşağı süzdü. Boyum biraz uzundu 2 metre 3 cm gibi bir boyum vardı.
''Maşallah, zürafa gibi boyun var. Yüzüne bakarken boynum ağrıdı. Bu arada ben Sena Sinem YILMAZ. Ama sen bana kısaca Sinem de.'' Diyerek elini uzattı. Şüphe etmedim elini tutum.
''Ben Samet, Sadece Samet. Tanıştığıma memnun oldum Sinem. Bu oyunda iyi ikili olacağız gibi. Tabii eğer masumsan.'' dedim. Gözlerinde masum gibi bir bakış vardı. Tabii bu normaldi, daha katiller kimseyi öldürmedi ya da kendisini masumum diye savunmadı. Ben insanları gözünden anlayan bir insandım. İlk oyundan sonra işim kolaylaşacaktı. Çünkü yalan söyleyenleri hemen anlayabilecektim, umarım.
''Bundan şüphen olmasın Samet. Ben masumum ve katili bulacağız yani umarım.'' dedi. Benden gözlerini çekmeden devam etti. '' Sen etrafı tanımak için mi kalktın yoksa başka bir amacın mı vardı?'' diyerek kaşlarını kaldırdı. Ne ima etmek istediğini anladım.
''Asla notları okumak gibi bir amacım yoktu. Sadece dilim damağımın kuruduğunu fark ettim ve su aramak için etrafı dolaşmaya başladım. O sırada senle karşılaştım.'' dedim. Sinem kaşlarını indirdi hafif mahcup bir ifadeyle bana baktı. Ama asla yüzünde utanma gibi bir duygu yoktu.
''Özür dilerim, hem seni yanlış şeylerle yargıladım hem de seni tutarak susuzluğunun artmasına neden oldum.'' dedi. Onun dediklerini pek önemsemedim çünkü mahcup olması gereken ya da özür dilemesi gereken bir durum yoktu.
''Özür dilemeni gerektiren bir durum yok Sinem. Ayrıca sana şöyle bir sır vereyim mi? Ben insanların gözlerinden her şeyi anlayabiliyorum. Yani ilk turdan sonra benim işim kolay olacak. İstesin önümde en iyi yalancılar olsun ben ne olursa olsun kimin yalan söylediğini kimin gerçekten masum olduğunu anlayabilirim. Ayrıca merak etme sana da söylerim.'' dedim. Sinem hafif şaşkındı. O sırada kantine benzer bir yer gördüm. Hemen yanında ücretsiz bir otomat vardı. 500 Ml'lik bir su aldım. O sırada herkes bir bir uyanmaya ve yanlarındaki notları okumaya başladılar. Herkes uyandığına göre oyun başlayacaktı.
O sırada hoparlörden bir tok ses yükseldi. ''Herkes uyandığına göre oyuna başlayabiliriz. Oyunun kurallarını size hatırlatalım. Öncelikle hiç kimse bir birinin kağıdına bakamaz ve herkes masum kabul edilir. Her turda görevleriniz olacak ve bu görevleri yapmak zorundasınız. Aksi takdirde ölme ihtimaliniz daha da artacak. Katillere bir liste verilecek sadece o listede yer alan kişileri öldürebilecekler. Tabii bu liste her tur değişecek. Eğer o listede bulunmak istemiyorsanız görevlerinizi eksiksiz ve hatasız yapmak zorundasınız. Katiller listede bulunmayan birisini öldürürse o katil infaz edilir. Tur sonlarında katili bulabilmek için oylama yapacaksınız. Bu oyunu Vampir-Köylü ve Among Us oyunlarına benzetebilirsiniz. Tek bir farkla; elenen kişi hayata veda eder. İyi şanslar.'' dedi. Herkes pür dikkat adamı dinliyordu. Katiller belliydi.
Herkesten uğuldamalar çıkarken odaya bir kaç kişi girdi. Ve ilk oyun için bizi götürmeye başladılar. İçimdeki heyecan arttı...
