Zaman su gibi akmıştı, jinghyung uyandığında çok küçük bir pencereden gelen güneş ışığını gördüğünde gündüz olduğunu anlamıştı.tavan okadar yüksekti ki boyu 180 cm olmasına
rağmen bencereye yetişemiyordu.saatin kaç olduğunu merak edip kolundaki saatine bakmaya çalışırken kolundaki saatin olmadığını fark etti ve deliricek gibi oldu.elini cebine götürdü
ve cüzdanını aramaya koyuldu fakat cüzdanıda yoktu. Niçin beni buraya tıktılar benim hiç kimseye zararım yok diye düşünürken kapını önündeki yemeği fark etti.o kadar stres yapıp
paniklemiş ve korkmuştuki yemeğin nasıl geldiğini farketmemişti. Bir süre yemek yememiş ve acıkmıştı.kapının önündeki yemeği alıp incelemeye başladı içinde iğrenç duran pirinç lapası, bir kase sade pirinç, su ve ekmek vardı ve ayrıca sonradan da farkettiği tepside duran kan lekesi...
Tehlikede olduğunu anlamıştı stres ve kalp atış hızı gittikçe artıyordu.elleri titriyordu ne yapacağını bilmiyordu
odanın köşesine geşip elleriyle yüzünü kapatıp sessizce ağlamaya başladı...