Yönetim kurulu yemeğinin verileceği lüks restoran, Boğaz’ın kıyısında, şehrin ışıklarını ayaklar altına seren görkemli bir mekandı. Büyük, oval masanın etrafında holdingin en üst düzey yöneticileri yerlerini almaya başlamıştı. Ortamdaki ağır parfüm kokularına, finansal başarıların getirdiği sahte kahkahalar karışıyordu.
Nova, lacivert şık bir blazer ceket ve kumaş pantolondan oluşan takımıyla mekandan içeri girdiğinde tüm gözler ona döndü. Her zamanki sarsılmaz asaletiyle masanın başköşesine ilerledi. Hemen sağındaki koltuğa, jilet gibi gri takım elbisesiyle ona eşlik eden Liam yerleşti.
Masanın diğer ucunda ise gergin bir hava hâkimdi. Noah, siyah ceketinin içine giydiği siyah gömleğiyle, karanlık bir gölge gibi oturuyordu. Yanındaki Chloe ise dikkat çekici yeşil elbisesiyle sürekli Noah’nın koluna dokunuyor, masadaki diğer yöneticilere neşeli pozlar veriyordu. Ama gözleri, masanın başındaki ikilide; Nova ve Liam’daydı.
Herkes tamam sanırım," dedi Nova, masaya göz gezdirirken. Sesi, gürültülü salonu anında sessizliğe gömecek kadar otoriterdi. "Bu akşam sadece geride bıraktığımız çeyreğin başarısını kutlamıyoruz, aynı zamanda önümüzdeki büyük yatırımların da temelini atıyoruz."
Liam, Nova’nın bu net duruşuna hayranlıkla bakarak araya girdi. "Nova’nın liderliğinde, bu yıl hedeflerimizin %20 üzerine çıktık. Ortak olarak, bu vizyonun bir parçası olmaktan gurur duyuyorum." Liam konuşurken elini hafifçe masanın üzerindeki Nova'nın eline yakın bir yere bıraktı, bakışlarında derin bir takdir vardı.
Masanın diğer ucundan bu manzarayı izleyen Noah’nın çenesi kasıldı. Liam’ın Nova’ya olan bu pervasız ilgisi, içindeki öfkeyi körüklüyordu. Cebindeki elini, kumaşı yırtacakmış gibi sıktı. Yüzündeki o umursamaz, sert maskeyi bozmamak için büyük bir direnç gösteriyordu ama gözlerinden şimşekler çakıyordu.
Chloe, Noah’nın kasılan vücudunu hissedince sinsi bir gülüşle Nova’ya seslendi:
"Gerçekten harika bir başarı Nova. Ama bir kadının tüm hayatını sadece işe adaması... Ne bileyim, biraz yalnız ve sıkıcı değil mi? Hayat sadece rakamlardan ibaret olmamalı. İnsan bazen başını yaslayacak birini arıyor. Neyse ki benim yanımda Noah var." Chloe, bunu söylerken nispet yapar gibi başını Noah’nın omzuna doğru yaklaştırdı.
Nova, elindeki kadehi masaya yavaşça bıraktı. Mavi gözlerini Chloe’ye dikti, yüzünde buz gibi, iğneleyici bir tebessüm belirdi.
"Hayatın sadece rakamlardan ibaret olmadığını ben de biliyorum Chloe," dedi Nova, sesi tüm masada yankılanırken. "Ama benim başımı yaslayacak birine ihtiyacım yok, çünkü ben kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Bir kadının gücünü sadece yanındaki erkeğe tutunarak tanımlaması... İşte asıl acınası ve sıkıcı olan budur. Umarım bir gün sen de birinin gölgesi olmadan var olmayı öğrenirsin."
Masadaki birkaç yönetici hafifçe öksürerek bakışlarını kaçırırken, Chloe’nin yüzü sinirden kıpkırmızı kesildi. Masanın altından yumruklarını sıktı, aldığı bu ağır cevabın altında ezilmenin getirdiği öfkeyle soluyordu. Yanındaki Noah ise Nova'nın bu güçlü duruşuna içten içe hayran kalırken, Liam'ın Nova'ya hak verircesine gülümsemesiyle yeniden karanlığa gömüldü.
Tüm bu gerilimli masanın birkaç adım uzağında, garsonların ve davetlilerin arasında sessizce hareket eden biri vardı. Leo, şık servis personeli kıyafetlerinin içinde, elindeki içki tepsisiyle masaya yaklaşmıştı. Yeni asistan olarak, bu özel yemeğin arka planındaki organizasyona yardım etme bahanesiyle buraya sızmıştı
Leo, adımlarını yavaşlatıp Nova’nın hemen arkasında durdu. Yüzünde hala o saf, işini yapmaya çalışan genç adam maskesi vardı. Ancak mavi gözleri, Nova’nın ensesine dökülen sarı saçlarında ve o dik, gururlu omuzlarında geziniyordu. Az önce Chloe’yi tek bir cümleyle nasıl alt ettiğini duymuştu.
Leo, Nova’nın kadehini tazelemek için eğildiğinde, içindeki o karanlık katilin tamamen yön değiştirdiğini hissetti. Bu kadın, Chloe’nin iddia ettiği gibi sıradan, ortadan kaldırılması gereken bir engel değildi. O, hükmedilmesi ve her şeyden, herkesten saklanması gereken nadide bir parçaydı.
Leo içinden, "Seni o masadan söküp alacağım kraliçe... Ama zamanı geldiğinde," diye geçirdi.
Kadehini tazeleyen Leo’yu fark eden Liam, mesafeli bir tavırla, "Teşekkürler," dedi. Leo, yüzündeki o temiz çocuk gülümsemesini anında takınarak, "Afiyet olsun efendim," dedi ve geri çekildi. Karanlık köşeye doğru adımlarken, gözleri hala masadaki o lacivert takım elbiseli kadının üzerindeydi.
Maskelerin ardındaki savaş, bu lüks restoranda sessizce büyüyordu.
Yemekler servis edilmeye devam ederken, masadaki gerilim görünmez bir sis gibi herkesin boğazına yapışmıştı. Chloe, aldığı ağır cevabın hırsıyla kadehini sertçe masaya bıraktı ve Noah’nın koluna adeta tırnaklarını geçirdi. Noah ise gözlerini masanın başköşesinden ayırmıyordu; Liam’ın Nova’ya doğru eğilip kulağına bir şeyler fısıldaması, her saniye içindeki o soğuk öfkeyi daha da büyütüyordu. Cebindeki elini öyle bir sıkmıştı ki, eklemleri bembeyaz kesilmişti. Yüzündeki umursamaz maskeyi korumaya çalışsa da, gözlerindeki o karanlık parıltı kaçınılmaz bir fırtınanın habercisiydi.
"Nova," dedi Liam, sesindeki o net ve sahiplenici tonla. "Yarından itibaren yeni yatırımların sözleşme detayları için baş başa uzun bir mesaiye girmemiz gerekecek. Hissedarlar bu konuda tamamen bize güveniyor."
Nova, Liam’a bakarak hafifçe başını salladı. "Farkındayım Liam. İşlerin her aşamasını bizzat kontrol edeceğim. Bizim sözlüğümüzde hataya yer yok."
Noah daha fazla dayanamayarak, yüzüne alaycı ve sert bir gülüş yerleştirip araya girdi. "Baş başa mesailer, özel toplantılar... Şirket işlerini bu kadar kişiselleştirmeniz gerçekten hayranlık uyandırıcı, Liam Bey. Ama unutmayın, bu holdingin temelinde sadece sizin %35 hisseniz değil, geçmişten gelen sarsılmaz bir hafıza var." Bunu söylerken gözlerini doğrudan Nova’nın mavi gözlerine dikmişti. İçindeki kıskançlık patlamaya hazır bir yanardağ gibiydi ama sesini ve duruşunu milim oynatmayarak bunu dışarıya sadece profesyonel bir sürtüşmeymiş gibi yansıtmayı başarıyordu.
Liam, Noah’nın bu sınırları zorlayan çıkışına karşı sakin bir tavırla gülümsedi. "O hafızayı korumak için buradayız zaten Noah. Tabii herkes kendi sınırını ve işini bildiği sürece."
Odadaki hava bir kez daha buz keserken, masanın arkasındaki gölgelikte bekleyen Leo, elindeki boş tepsiyle adımlarını tekrar masaya doğru kaydırdı. Yüzünde hala o saf, işine odaklanmış toy asistan maskesi vardı. Noah’nın içten içe nasıl yandığını, Liam’ın korumacı tavrını ve Nova’nın tüm bu erkek egolarının ortasında bir kraliçe gibi nasıl dik durduğunu hayranlıkla izliyordu.
Leo, Nova’nın masasındaki boşalan su bardağını tazelemek için usulca eğildi. Eğildiğinde, Nova’nın hafifçe gerilen omuzlarını ve boynundaki o asil çizgiyi çok yakından gördü. Normalde bir katilin hedefinin en zayıf anını kollaması gerekirdi; ama Leo, bu kadının en güçlü, en gururlu anına diz çöktürmek istiyordu. Onu öldürmek, bu dünyadan silip atmak artık zihnindeki en son seçenek bile değildi.
Leo bardağı doldururken, parmaklarının ucu neredeyse Nova’nın masadaki eline değecekti. Nova, hissettiği bu ani yakınlıkla başını hafifçe kaldırıp Leo’nun mavi gözlerine baktı. Leo, o an zihnindeki tüm karanlığı gizleyen en masum, en çocuksu gülümsemesini sundu ona.
"Afiyet olsun Bayan Nova," diye fısıldadı sesi son derece saygılı bir tonda çıkarken.
Nova, bu yeni asistanın gözlerinde bir anlığına anlamlandıramadığı bir derinlik görse de ciddiyetini bozmadı. "Teşekkürler Leo, işine dönebilirsin," dedi.
Leo hafifçe eğilerek masadan uzaklaştı ve salonun çıkışındaki loş koridora doğru adımladı. Hemen arkasından, masadaki gerginliğe daha fazla dayanamayan ve bir şeyler planladığı her halinden belli olan Chloe de lavaboya gitme bahanesiyle ayağa kalktı.
Koridorun tenha bir köşesinde Chloe, abisinin kolunu sertçe yakaladı. Gözleri nefretle büyümüştü.
Daha ne kadar bekleyeceksin?" diye tısladı Chloe. "Görmüyor musun, kadın masada beni herkesin içinde rezil etti! Noah hala ona bakıyor, Liam etrafında pervane! Onu bu gece bitirmen gerekiyordu!"
Leo, kız kardeşinin bu aciz ve çiğ öfkesine karşılık yüzündeki o saf asistan maskesini yavaşça indirdi. Gözleri bir anda dipsiz bir kuyu gibi karardı, sesi buz gibi ve derinden geldi:
"Sakin ol küçük kız kardeş... Bir kraliçeyi alelade bir köşede yok edemezsin. Önce etrafındaki o koruma kalkanlarının, o erkeklerin maskelerinin tek tek düşmesini izleyeceğim. Nova... sandığından çok daha değerli bir av. Ve o av, tamamen benim olana kadar hiç kimse ona dokunamaz. Noah da, Liam da... hatta sen bile."
Chloe, abisinin sesindeki bu ani ve ürkütücü değişimle irkildi. Leo’nun gözlerinde gördüğü şey, sadece bir katilin soğukkanlılığı değil, saplantılı bir aşkın ilk kıvılcımlarıydı.
Maskelerin arkasındaki savaş, artık sadece holding koridorlarında değil, o lüks restoranın loş ışıklarında da geri dönülmez bir yola girmişti.