Sarı külüstür taksi otobanda hızla ilerlerken taksinin arkasında Arwen ve Lily sessizce oturuyordu.Arwen biraz zorlanarak açtığı arabanın camına bir kolunu dayamıştı.Düşünceli bir ifadeyle camdan dışarıya bakıyordu.
Altlarında hızla akan asfalt yolla birlikte manzara da yavaş yavaş değişiyor Arwen'in sıkılgan bir ifadeyle izlediği manzara giderek daha yeşil bir hâl alıyordu.Ağaçla gittikçe daha da sıklaşmıştı.Yolculuklarının başında seyrek olan ağaçlar yerlerini kalın gövdeli ve uzun yaşlı ağaçlara bırakmışlardı.
Arwen'e daha önce buraya hiç gelmese de manzara tuhaf bir şekilde gittikçe daha tanıdık geliyordu.Bir noktada dışarıdaki görüntü hiç değişmiyormuş gibi geldi ona.Otobanın kenarında ağaçlar iyice sıklaşıp bir ormana dönüşmüştü.Bu tek düze görüntü ve baktığı her yerde gördüğü yeşilin boğucu tonları Arwen'i bunalttı.Gökyüzü bile bir an için gözüne kesif bir yeşil renginde görünmüştü.
Sıkıntıyla dışarıyı izlemeyi bırakıp önüne döndü.Arabanın içinde nane şekeri ve boğucu bir sigara kokusu vardı.Dışarıdan arabanın içine yansıyan çürük yeşil rengi ve ağır sigara kokusunun birleşmesi Arwen'e kendisini iyice kötü hissettirdi.
Midesi bulanmaya başladı ve çaresizce yeniden açık cama doğru iyice sokuldu.Bir parça temiz hava almak amacıyla derin soluklar aldı.Ama kahrolası kasabanın havası bile küf kokuyordu.Bıkkınca bir nefes verdi ve yeniden camdan uzaklaştı.Yolun geri kalanı boyunca kusmamak için dua etti.
Tam gözlerini kapatmışti ki Arwen yanındaki hafif ve ritmik nefes seslerini duyunca dikkat kesildi.Hızla gözlerini açıp sağına döndü.Lily oturduğu yerden hafifçe kaymıştı ve uyuya kalmıştı.Çok rahatsız bir pozisyonda uyuyordu.Kızın düz kısa bal rengi saçları yüzüne dökülmüştü.Uyuduğu halde çok yorgun ve huzursuz görünüyor diye düşündü Arwen.
Lily üzerinde ince,askılı kahverengi bir atlet vardı ve kollarını üşüyormuş gibi kendisine sarmıştı.Arwen bunu fark edince kaşlarını çatıp sonuna kadar açtığı cama baktı ve kendisine kızdı.Lily uyurken camı açarak düşüncesizlik etmişti.Hemen camı kapattıktan sonra tişörtünün üzerine giydiği gömleğini çıkarıp nazikçe Lily'nin üzerine örttü.
Bundan sonra yolculuklarının geri kalanı Arwen'in mide bulantıları eşliğinde sessizlik içinde geçti.Biraz zaman sonra araba iki katlı bir evin önünde yavaşlayınca Arwen'nin yüzü aydınlandı.Yaşlı taksici omzunun üzerinden arkaya dönerek Arwen'e baktı."Adres burası mı?"
Arwen daha önce evin fotoğrafını görmüştü.Cama yaklaşıp dışarıya bakınca bebek mavisi rengindeki iki katlı mütevazı evi görüp rahatladı.Evet burasıydı gelmişlerdi.Taksiciye dönüp kafasını salladı."Evet burası."
Arwen sırt çantasını taksicinin sabırsız bakışları altında karıştırıp cüzdanını çıkardı ve taksicinin ücretini ödedi.O cüzdanını çantasına geri koyarken Lily uyanmıştı ve kendisine gelmeye çalışıyordu.
Lily biraz kendine gelince üzerindeki Arwen'nin gömleğini bir kenara itip dik bir şekilde oturdu ve esnemeye başladı.
Kollarını kaldırıp bir süre esnettikten sonra uyku mahmuru gözlerini kırpıştırıp Arwen'e baktı ve uykulu sesiyle konuştu."Geldik mi?"
Arwen Lily'nin üzerinden attığı gömleği alıp giyerken başını salladı."Geldik bak."
Lily şişmiş gözlerini kısıp Arwen'in tarafındaki camdan dışarıya baktı.Taksinin camı kirli ve bulanıktı ama yine de arkasındaki ev parlak canlı mavi rengiyle dikkat çekici görünüyordu.
Kızlar inmek için hazırlanırken taksici sabırsız bir ifadeyle dikiz aynasından kızlara bakıyordu.Adam çok huzursuz görünüyordu ve sanki bir an önce buradan gitmek istiyormuş gibi bir hali vardı.Parmakları direksiyonun üzerinde sabırsız bir ritim tutturmuştu.
Arwen gömleğini giymek için çıkardığı sırt çantasını hızla takıp Lily'nin elini tuttu.Kendi tarafındaki kapıyı açıp hâlâ uyku mahmuru olan Lily'i hafifçe çekiştirerek arabadan inmesine yardım etti.İkisi de arabadan indikten sonra Arwen kapıyı kapattı.
Arabanın kapısı kapanır kapanmaz taksi hızla evin önünden uzaklaşmaya başladı.Taksi ile aralarındaki mesafe açılınca hala taksinin ardından bakan Lily'nin gözleri kocaman açıldı ve inledi."Şapkam."
Arwen ne olduğunu anlayamadan Lily taksinin ardından koşmaya başladı ama çok geç kalmıştı.Taksi sokağın köşesini dönerek gözden kayboldu.Lily arkasından merakla bakan Arwen'e doğru dönüp süklüm püklüm bir halde ona doğru peşinden tekerlekli büyük valizi sürükleyerek yavaş yavaş yürüdü.Lily'nin omuzları düşmüştü ve ağlamak üzereymiş gibi bir hali vardı.
Ondan bir açıklama bekleyerek ona bakan Arwen'in yanına gelince yerdeki kafasını kaldırıp konuştu."Arwen şapkam arabada kaldı."Arwen derin bir nefes verdi.Lily taksinin peşinden koşunca takside değerli bir şeyini unuttuğunu düşünmüştü.Oysa sadece eski püskü şapkasını takside unutmuştu.
Arwen Lily'nin mahzun ifadesini görünce gülmemek için dudağını ısırdı.Elini omzuna atıp evin merdivenlerine doğru yönlendirdi onu."Gel hadi Lily."
Lily bir kaç kez omzunun üzerinden hüzünle taksinin kaybolduğu köşeye baksa da teslim olmuş bir şekilde Arwen'e ayak uydurdu.Birlikte iki katlı evin en üst katına kadar uzanan beyaz merdivenleri çıktılar ve dış kapının önünde durdular.Tekerlekli büyük valizi dik merdivenlerden yukarıya çıkarmak epey vakitlerini almıştı.Bir süre soluklandılar ve evin dış cephesini incelediler.
Bu ev Arwen'e hiç görmediği babasından miras kalmıştı.Babası Arwen'in onu hatırlayamayacağı bir zamanda onu annesiyle birlikte bırakıp gitmişti.Geçen sene de Arwen ve annesi onun ölüm haberini almışlardı.Bu haber Arwen'in annesi Mary'i çok sarssa da Arwen pek bir şey hissetmemişti.Sadece hiç görmediği babasının ona böyle güzel bir ev miras bırakması onu şaşırtmıştı o kadar.
Arwen nedenini bilmediği bir şekilde bu evi görür görmez ısınmıştı buraya.Ev tıpkı fotoğrafta olduğu gibi yakından da yeni ve temiz görünüyordu.Mary ile birlikte evrak işlerini halletmeleri uzun sürmüştü ama sonunda artık Arwen'in de kendisine ait bir evi olmuştu.
Mary Arwen'in biyolojik babasının ölüm haberini aldıktan sonra Arwen'e göre iyice tuhaflaşmıştı.Arwen başlarda onun yeniden eski haline döneceğini düşünmüş ve sabırla beklemişti ama normalde bile çekilmez birisi olan Mary bu olaydan sonra iyice dayanılmaz biri haline gelmişti.
Arwen tamamen kendi vicdanını rahatlatmak ve üzerine düşeni yaptığına emin olmak için bir süre daha Mary ile birlikte yaşamıştı.Kendi varlığının annesini teselli etmediğinin son derece farkındaydı.Arwen hiç bir zaman Mary için bir avuntu kaynağı olamamıştı zaten.
Bazen Mary'nin kendisini niye bir çocuk yurduna bırakmadığını merak ederken bulurdu.Belki de Mary'e bu dünyada değer verdiği tek varlıktan, biyolojik babasından hatıra olarak kalan tek şey Arwen olduğu için onu bırakmamıştı.
Arwen Mary'nin yanında yeterince kaldığına kanaat getirince bir kaç ay önce evrak işleriyle uğraşmaya başlamıştı ve Mary ona içtenlikle yardım etmişti.Anlaşılan o ki Arwen'in varlığı ona kaybettiği eski kocasını hatırlatmaktan başka bir işe yaramıyordu artık ve bu ona acı veriyordu.Böylece Mary pek başarılı olmasa da bir avukat tutup ve bu işleri halletti.
Evin tapu devir işlemleri hallolduktan sonraysa gerisi çorap söküğü gibi geldi. Arwen önce yakın arkadaşı Lily'yi kendisiyle birlikte burada yaşamaya ikna etti ki bu pek zor olmamıştı.İkisi de liseden yeni mezun olmuşlardı ve yakın gelecekte üniversiteye gitmek gibi bir niyetleri yoktu.Akademik anlamda hiç bir zaman başarılı olmamışlardı.
Hayatın onları oradan oraya savurabileceği bir sürü olasılığın olduğu bir dönemdeydiler ve bu kadar olasılığın arasında kaybolmamak için kurulu bir düzene ihtiyaçları vardı.Bu ev ve bu kasaba onlar için büyük bir şanstı.İkisi de burada güzel bir başlangıç yapabileceklerini umuyordu.
Bütün bu kasvetli yeşilliğin arasında artık Arwen'in olan ev mavi kocaman bir umut gibi parlıyordu.Arwen kocaman bir gülümsemeyle kolunu Lily'nin omzundan çekti ve sırt çantasını çıkarıp eline aldı.İçi epey karışık ve dolu olan çantasının içinde bir süre evin anahtarını aradıktan sonra anahtarı bulunca yüzü aydınlandı ve heyecandan titreyen elleriyle anahtarı yuvasına yerleştirip çevirdi.
Kapı bir klik sesiyle kolayca açılınca Arwen'in kalbi heyecanla çarptı.Kapıyı bir eliyle yavaşça itti ve evin içine doğru uzanan dar loş koridorla karşılaştılar.Koridorun biraz ilerisinde sağında ve solunda ahşap kapılar vardı koridorun sonundaysa tam karşılarında kapısı açık geniş aydınlık bir oda bulunuyordu.
Arwen'in buradan görebildiği kadarıyla odanın içinde büyük,perdesiz bir pencere vardı.Kendi geldiği kasaba olan Bradbury'nin mimarisinde görmeye alışkın olmadığı kadar büyüktü bu pencere.
Arwen ve Lily tekerlekli valizi sürükleyerek eşikten geçirip içeriye geçtiler.Arwen ikisi de içeriye geçince kapıyı arkalarından çekti.Sadece kapısı açık odanın aydınlattığı loş koridorda Lily'nin sürüklediği valizin tekerleklerinin tıkırtısından başka ses yoktu.Birlikte kapısı açık olan odaya geçip kendilerini eski kanepelere bıraktılar.
Bu oda kesinlikle aydınlık geniş ve ferahtı.Dış kapıdan gördükleri büyük pencereden bu odada iki tane daha vardı.Ev bir senedir boş olmasına rağmen ev ve eşyalar tozlanmamıştı.Sanki hâlâ evde birileri yaşıyormuş gibi her şey yerli yerinde ve temizdi.Bu Arwen'i ürpertti.Her ne kadar batıl inançları olan birisi olmasa da sonuç olarak biyolojik babası yani birisi bu evde ölmüştü.
Arwen'in Mary'den öğrendiğine göre babası ölmeden önce bu evde yaşıyordu ve burada ölmüştü.Evin içindeki tüm eşyalar o adama yani Sam'e aitti ve ondan izler taşıyorlardı.Ölmüş birinin evine yerleşmek hele de bu kişi hiç görmediği babası olunca Arwen için biraz garip bir deneyim olacakmış gibi görünüyordu.
Lily de bu gerçeği biliyordu ama pek umursuyormuş gibi görünmüyordu.Uykusu tamamen dağılmış canlı ve meraklı bir ifadeyle odayı inceliyordu.Oda çok sade dizayn edilmişti.İki eski lacivert kanepe L şeklinde olacak biçimde birleştirilmiş ortalarına da eski alacalı bulacalı ince bir kilim serilmişti.
Odanın zemininde bu kilimden başka orada burada ,uzun, ince birbirleriyle kesişen benzer kilimler vardı.Odanın köşesinde ahşap siyah büyük bir yemek masası ve sandalyeler vardı.Odadaki en yeni şey oymuş gibi görünüyordu.Arwen yalnız yaşayan birisinin niye böyle büyük bir masaya ihtiyacı olabileceğini merak etti.
Beyaz ve nemden dolayı kabarmış olan duvar kağıtları odanın duvarlarını çepe çevre sarıyordu ve duvarlardan birinde soluk renkte bir tablo vardı.Tablo da kahverengi alnında beyaz bir leke olan bir at tabloya bakanlara doğru dört nala koşuyor etrafa sular sıçratıyordu.
Çok sıkıcı bir resim diye düşündü Arwen.Bir insan niye bu kadar sıradan bir şeyi evine asardı ki?Gerçi bu adam Mary ile evlenmişti onun ilginç birisi olmasını beklemek bir hataydı zaten.Yine de Arwen Mary'nin onu sürekli benzettiği babasının zevki karşısında istemsizce bir hayal kırıklığı hissetti.
Hiç görmediği babası ilginç birisi olsaydı bu evi araştırmak ve onun hakkında bir şeyler öğrenmek keyifli olabilirdi.Ama hiç görmediği gizemli biyolojik babası bu odaya bakarak söyleyebilirdi ki gayet sıradan biriydi.Zaten Arwen'in bir yanı içten içe böyle olacağını biliyordu.Babası hakkında gereksiz bir beklentiye girmişti.Arwen'e öyle geliyordu ki onun hayatına dair hiç bir şey ilginç olamazdı.
O sıradan sıkıcı bir hayatı olan sıradan sıkıcı bir insandı ona göre.Hiç bir zaman çok parlak bir hayatı olmamıştı ama işleri batırdığı başını belaya soktuğu zamanlarda pek sık değildi.Onun başına kitaplardaki, filmlerdeki gibi maceralar gelmezdi.Arwen'in ölesiye sıkıldığı sıkıcı bir hayatı vardı bir çoğunun olduğu gibi.
Hayatındaki tek gizem unsuru babasıydı ve şimdi o da tam bir fiyasko çıkmıştı.
Biraz hayal kırıklığına uğrasa da yine de sonunda Mary ile yaşamaktan ve onun kendisini yerli yersiz azarlamalarından kurtulduğu için rahatlamıştı.Hayatında ilk kez kendini rahat ve ait hissettiği bir yerde yaşayacaktı.Lily içinde durum çok farklı değildi.O da ailesinin baskısından kurtulduğu için mutluydu.Aile evinden ayrılma süreci sancılı geçmişti onun için.
Ailesi Lily'nin üniversiteye gitmesini istiyordu ama Lily kendisi için akademik bir gelecek planlamıyordu.O ileride bir yazar olmak istiyordu.Tüm zamanını yazmaya ayırmak en büyük hayaliydi.Sadece yazarak para kazanmayı hayal etmesi belki çılgınlıktı hatta ailesine göre delilikti.Lily'nin yazı yazmaya üstün bir kabiliyeti de yoktu.Ama yine yazmak onun tutkusu sayılırdı.Yazdığında kendisini bir şeyler başarmış gibi hissediyordu ve sadece bu şekilde tatmin oluyordu.
Lily şimdilik tüm zamanını yazı yazmaya ayıramazdı.Kasaba da bir yerde Arwen ile birlikte işe girip para kazanmaları gerekiyordu ama yine de burada yaşadığı sürece rahatsız edilmeden istediği gibi yazabilecek bol bol yazarak kendini geliştirip ve ilk kitabını bitirebilecekti.Bu ormanlık kasabanın gizemli atmosferinin de romanını yazarken ona ilham vereceğini umuyordu.
Bir süre kendi düşüncelerine dalmış bir şekilde sessizce oturduktan sonra kalktılar.İlk hareketlenen Arwen olmuştu.Lily'nin aksine yol yorgunluğunu atmış gibi görünüyordu ve tuhaf bir şekilde kasaba sınırlarından içeriye girdiğinden beri enerjik hissediyordu.
Arwen biyolojik babası Sam'in atalarının bu kasabasının yerlisi olduğunu biliyordu.Yani Arwen aslında buralı sayılırdı.Bu evin yapıldığı arazide Sam'e babasından kalmıştı ki ona da babasından kalmıştı ve muhtemelen ona da bir kaç nesil öncesinden miras kalmıştı.Ve Arwen'in babası da bu aile geleneğini devam ettirerek bu küçük çorak araziyi yepyeni bir ev ile birlikte Arwen'e bırakmıştı.
Arwen tuhaf bir şekilde şimdiden buraya ait hissetmeye başlamıştı bile.Bunun bu kasabayla olan kan bağı yüzünden olup olmadığını merak etti.Keyifli bir şekilde ayağa kalkıp hâlâ oturan Lily'nin ayağının dibindeki tekerlekli valizin kulpundan tutup valizi sürükleyerek odadan çıktı.Lily de onu takip etti.
Birlikte evi keşfe çıktılar.Oturdukları salon dışında evde biri banyo olmak üzere dört oda daha vardı.İki yatak odası ve mutfak...Bu odalarda da pek eşya yoktu.Yatak odalarının duvarlarında suluboyayla solgun çiçekler resmedilmiş birer tane tablo vardı.
Yatak odalarında tek kişilik beyaz nevresimli, demirleri hafif paslanmış karyolalar vardı.Odalar duvarlarındaki tablolar haricinde birebir aynıydı.
Mutfak daha önce pek kullanılmış gibi görünmüyordu.Evin geri kalanı gibi son derece temizdi.Bu detay Arwen'i hem sevindirdi hemde rahatsız etti.
Evi dolaşırlarken Arwen babası Sam'in tam olarak nerede öldüğünü düşünmeden edemedi.Cesetini nerede bulmuşlardı acaba?Salonda mı, banyoda mı belki de odasındaydı.Arwen karşılıklı duran iki yatak odasına da baktı.Babası hangisinde uyuyordu hangisi onun odasıydı kestirmek zordu.
Yine de Arwen'in içinden bir ses babasının soldaki odayı kendi odası olarak kullandığını söylüyordu.Kendisi olsa o odayı seçerdi ki seçmişti de.O odadaki karyolanın başlığına spiral garip bir şekil oyulmuştu ve Arwen nedenini bilmediği bir şekilde bu sembole çekildiğini hissediyordu.
Gözlerini sembolden ayırmadan Lily'e onun için de uygunsa bu odada kalmak istediğini söylediğinde buna karşılık Lily omuz silkmiş kendisi için fark etmeyeceğini söylemişti.Ölmüş birisinin odasında kalma düşüncesi kesinlikle ürperticiydi.
İkisi de hâlâ yorgundu.Özellikle Lily çok yorgun görünüyordu.Üzerindeki atletin askılarını düzelttikten sonra uykulu gözlerle Arwen'e dönüp"Biraz uyuyalım mı?"diye sordu.Arwen "iyi olur" dedi.İkisi de yeni odalarına girip kendilerini yataklarına attılar.Tekerlekli valizi koridorda bırakmışlardı.Valizin içinde ikisinin de kıyafetleri vardı ama onları yerleştiremeyecek kadar yorgundular.
Arwen belki de babasının son kez uyuduğu nevresim takımının üzerinde yattığının bilincine varınca yine ürperdi.Ama bu çok kısa sürdü çok geçmeden gözleri kapandı ve kendini derin bir uykuya bıraktı.
Kızlar kasabaya vardıklarında öğlen saatleriydi.İkisi de günlerdir doğru düzgün uyumuyordu.Gece yarısına kadar deliksiz bir uyku çektiler.Eğer Arwen duyduğu ses yüzünden uyanmasaydı çok daha uzun süre de uyuyabilirlerdi.
Koridordan bir şeyin yere düşme sesi geldi ve Arwen uyandı.Önce dehşetle etrafa bakındı.Nerede olduğunu anlaması biraz zamanını aldı.Artık Mary'nin evinde değildi burası da eski yatağı değildi.Sesin nereden geldiğini anlamak için doğruldu.Her taraf zifiri karanlıktı.
Aklına koridorda bıraktıkları valiz geldi.O devrilmiş olmalıydı.Arwen rahat bir nefes alıp tam geri yatacakken odasının kapısının önünden gelen derin nefes sesleri duyup irkildi.Bu Lily olmalı diye düşündü.
Yatağının yanındaki perdesi kenara çekilmiş geniş pencereden içeriye ay ışığı vuruyordu.Ayın solgun ışığı odanın açık kapısını aydınlatıyordu.Arwen gözlerini kırpıştırarak kapıya doğru baktı.Gözleri karanlığa alışınca kapıda bir insan silüetinin durduğunu fark etti.Gözlerini ovuşturarak homurdandı."Lily sen misin."
Telefonunun flaşını açıp kapıya doğru tuttu karşısındaki Lily'di.Ama gözleri hiç bir şey görmüyormuş gibi boş bakıyordu.Derin derin nefesler alıp veriyordu ve ağzı tuhaf bir şekilde açıktı.Işığı gören silüet sol bacağını yerde sürükleyerek yavaş yavaş Arwen'e doğru yaklaştı.Genzinden hırlamaya benzer sesler geliyordu.
Arwen'in yüzü dehşetle çarpıldı.Lily'nin adını haykırarak kekelemeye başladı.Üzerindeki örtüye sıkıca sarılıp dizlerini kendisine çekti.Lily ya da o şey her neyse ona doğru gittikçe daha çok yaklaşıyordu.Yaratık camın önüne gelince birden durdu ve kafasını gökte parlayan dolunaya doğru kaldırarak ulumaya benzer sesler çıkardı.Bu sesler kesinlikle bir insanın çıkaramayacağı hayvansı seslerdi.
Yaratığın ona yaklaşmayı bıraktığını fark eden Arwen tüm cesaretini toplayıp ya şimdi ya asla diye düşündü ve yavaşça yatağın üzerinde ayağa kalktı.Sonra zıplayarak yaratığın tam önünde yere inip onu omzuyla iterek yere düşürdü ve koşarak odasının kapısından çıkıp karşısındaki Lily'nin odasına attı kendisini.
Yere düşürdüğü yaratığın öfkeli bakışlarını hâlâ ensesinde hissedebiliyordu.Odaya girer girmez hemen kapıyı arkasından kapatıp kilitteki anahtarı hızla çevirdi.
Nihayet rahat bir nefes aldıktan sonra hemen ışığı açıp karşısındaki beyaz nevresimli yatağa baktı ve donakaldı.Lily huzurlu bir ifadeyle yatakta uyuyordu.Arwen yeniden Lily'nin yüzünü görünce çığlık atmaya başladı ve yere oturup dizlerini kendine çekti.Sırtını kapıya yaslayıp korkuyla ağlamaya başladı.İçinden bu şey her neyse kaçmayacağım ondan diye düşünüyordu.