Strange oradan ayrıldı ve üste giderek her şeyini aldı, hazırlandı. Wanda'da onunla gelmişti. Wanda, Strange'i uğurladı. Strange tam gidiyordu fakat saatini unutmuştu. O olmadan hiçbir şey yapamazdı.
Strange: Wanda saatimi gördün mü ?
Wanda: (ağlayarak) Özür dilerim Stephen annelik görevimi yapmalıyım. Çocuklarım orada beni bekliyor. Onları bulamazsam bana kızarlar.
Strange: O elindeki saat mi yoksa Wanda ? Wanda, sakın böyle bir şey yapma ! Dünya'nın yok oluşunu birlikte izleriz.
Wanda: Özür dilerim...
Strange: Wanda sakııınnn...
Wanda saati kullandı ve Strange saati almaya çalışırken Wanda'yla birlikte ışınlandılar. Nereye geldikleri hakkında bir şey bilmiyorlardı. Kimseye görünmeden gitmek istedi Strange. Düzeni bozmamalıydı. Aksi halde düzeltmesi zor olacaktı. Wanda ise çoktan gözden kaybolmuştu. Çocuklarını aramaya çıkmıştı. Paralel evrenlerden hangisini olduğunu anlamaya çalıştı Stephen ama Wanda'yı durdurmak zorundaydı. Yoksa mutlak son gelecekti.
Strange: Wanda dur! Bekle birlikte hareket etmeliyiz yoksa çocuklarını bulmadan yok edebilirsin.
Wanda: Hayır, Stephen. Buradalar onları hissedebiliyorum. Beni takip et.
Strange: Dikkat et Wanda.
Değişik sesler geliyordu.
Strange: Wanda emin misin burası çok tehlikeli bir evren?
Wanda: Kendimi bulursam çocuklarımı da bulurum.
Tüm sonuçları düşünmeye başladı Stephen. En kötüyü, en iyiyi. Geleceği tahmin etmeye çalıştı. Evrenin yok olmasına bir hareket kalmıştı.
Wanda: Burada değiller sanırım. Çocuklarım Neredesiniz ?