-Masal…
-Abla lütfen…
-Kızım, gitme …
En son salondan ayrıldığımda son duyduğum sözler bunlardı, saatime baktım, tam olarak altı dakikadır on sekiz yaşındayım. Kutladığım en kötü doğum günüm, yaşasın.
Odama giderken dediğim son şeyleri düşündüm. Çok iyi konuşmuştum. Aferin bana…
Odamda dört dönerken WhatsApp grubumuza bir sürü mesaj gelmişti, hepsini açıp teker teker okumaya başladım.
Kankam 😃💕
-Masal doğum günün kutlu olsun, Allah anana bacına sabır versin kanka ✌
Ona teşekkür ettikten sonra diğer mesajlara geçtim.
Aşırı Normal Bir Grup 🚽
Eylüşüm
-Masalımm, doğum günün kutlu olsun aşkım ❤️
Melis 🎶
-Dünyanın en güzel varlığı, doğum günün kutlu olsun ;)
Aylinlin ✨
Masal doğum günün kutlu olsun, çok klişe ama başka bir şey bulamadım 👍
Onlara da cevap yazınca sıra aile grubuna geldi.
Sancak Ailesi
Babaanem
-Masalım, kuzum, doğum günün kutlu olsun evladım. Allah seni nazarlardan esirgesin…(tümünü oku)
Anlaşılan babaannem yine destan yazmıştı ve en uzun mesaj yazımında birinci olmuştu.
Diğerlerini okumak içimden gelmedi o yüzden telefonu kapatıp kitap okumak istedim, ama bir türlü odaklanmıyordum.
Acaba Selen’e mi gitseydim, evet evet, Selen’e gidiyorum.
Küçük mavi sırt çantamı alıp içine telefon, cips, bazen aniden yatıya kalma gibi bir olay olduğu için yedek kıyafet, mendil, toka ve şimdi okuduğum kitabı almıştım. Acaba daha ne koysam… bekle, çantanın dibindeki o mendil sandığım şey elli lira mıydı? İŞTE BU BE İŞTE BU.
Kapıyı çarpıp yürümeye başladım, ev halkına tek bir kelime bile etmemiştim. Acaba çok mu sert davrandım, annem neden köyden nefret ettiğimi bile bile doğum günümü orada kutlamaya çalıştı, Rüya neden beni savunmak yerine beni oltaya getirmek için planlar yapıyordu? Neden? Neden? Neden? Çok fazla dramatik hissediyorum, acaba şuraya otursam, millet de gelip ne yaptığımı sorar mı? Ne alaka ya, ne alaka?
Bunları düşününceye kadar Selen’e varmıştım bile. Beni kapıda bekliyordu ve baya da meraklıydı.
Selen benim biricik akıl hastamdır, gerçi benim de ondan bir farkım yok. On altı yıl boyunca birbirimize maruz bırakıldığımız için artık bizi kerpetenle sökseler ayrılmazdık. Hatta Selen’in annesi Beren Teyze beni evlatlık almaktan söz ediyordu. Şaka amaçlı olsa da her gün Selen ile bu fikir için dua etmeye başlamıştık, on iki yaşındaydık.
Selen beni görünce hemen beni içeri aldı ve kollarını göğsünde kavuşturup gözümün içine baktı.
-Anlat hadi.
-Kanka farkında mısın bilmiyorum ama evin içinde değilim.
-Olsun, anlat.
-Evin içine girsem-
-ANLAT KIZ ŞUNU!
Tüm apartman inlediğinde derin bir nefes alıp konuşmaya başladım.
-Şimdi Rüya malı…