Günümüz – Işıl Marsel Hayatımın birçok dönüm noktası olmuştu bu yaşıma kadar. Ama en büyüğü 21 yaşımdaydı. Bu yaşımda yaşadığım hiçbir şeyi ölene dek unutmayacaktım. Annemin kocasının evinden çıktıktan sonra doğruca evime gelmiş, boş boş oturmuş, yatmıştım. Ne kadar psikolojik olarak yorgun olsam da sürekli yatmak beni daha da kötü hissettiriyordu. Kapımın çalmasıyla oflayarak televizyonumun tam karşısına koyduğum krem rengi pofidik koltuğumdan kalktım. Yerdeki çöpleri tekmeleyerek oturma odasından çıkıp kapıya doğru ilerledim. Art arda çalan zille sabır çektim. Perdeler kapalı olduğu için havanın kararıp kararmadığını anlayamıyordum, ancak o kadar çok yatmışım ki her yerim tutulmuştu. Evim küçük ama benim için yeterliydi. Kendim isteyerek bu evi seçmiştim, her şeyim sığıyordu. Sonuçta daha büyüğüne gerek olduğunu alırken düşünmemiştim ki hâlâ aynı şekilde düşünüyorum. Kapının deliğinden kim geldiğine baktığımda Selin'i görünce kapıyı açtım. Elinde birkaç tane pizza paketi vardı. Gözleri birkaç dakika endişeyle benim üzerimde dolaştı. Eminim ki beni aramıştı ama telefonumun şarjı bittiği için kapalıydı. "Senin telefonun yok mu, kardeşim?" diye konuştu. "Kapalıydı." diyerek içeri gelsin diye kendimi biraz geri çekip girmesini sağladım. Salondaki küçük dolabı açıp civciv şeklinde terlikleri alıp onun önüne koydum. Selin de ayakkabısını çıkartıp terliği giydi. Kapıyı kapatıp içeri doğru ilerledik. İçeriye girdiğinde dehşetle etrafa bakıyordu çünkü o kadar çok dağınık ve pisti ki onun tepkisine kıkırdayıp koltuğa geri kendimi atıp battaniyeyi üzerime çektim. "Ya sen tek çöp görünce çıldıran kızsın, buranın hali ne?" "O kadar halim yok ki hiçbir şeyle uğraşasım gelmiyor." diyerek yanıtladım onu. Pizza kutusunu masanın üstüne bırakıp yerdeki yemek kutularını üst üste koyarak toplamaya başladı. "Selin, bırak ben sonra toplarım." "Aynen, toplarsın." Birkaçını alıp odadan çıktığında ben de koltuğumdan kalkarak telefonumu aldım ve şarja taktım. O sırada Selin içeriye elinde içecek ve iki tane bardakla gelmişti. Onları da masaya bıraktığında ben de oturmamız için battaniyeyi gelişi güzel katlayıp kenara koydum. Selin tam koltuğa oturacakken aklına bir şey gelmiş gibi gidip perdeyi çekerek camı sonuna kadar açtı.Gelen havayı içime çektim. Ben de neden oda bunaltıcı diyordum, meğer oksijenin bitmesindenmiş. Sonunda oturduğunda bana döndü. "Annen ne dedi, sabah ne konuştunuz?" "Boş şeyler. Abim varmış ve birkaç boş şey daha..." diyerek mırıldandığımda, "Ne abisi be, senin abin yok ki." "Ben de öyle biliyordum." Pizza kutusunu açtım, o da içecekleri doldurmaya başladı. "Babanla konuşabildiniz mi peki, bunca zaman neredeymiş?" öfkeyle sorduğunda bilmiyorum dercesine omuz silktim. Daha konuşma fırsatım olmamıştı ama konuşmak için kendimi hazır hissetmiyordum.Bir de onunla uğraşamazdım. "Abim kimmiş biliyor musun?" "Kim?" "Allah'ın cezası savcı." dediğimde gözlerini şaşkınlıkla açtı. Ona her şeyi anlattığım için biliyordu. "Acaba o ne zaman öğrendi?" "Hiç umrumda değil, benden uzak,babasıyla annesine yakın olsun." Göz devirdiğinde pizzadan bir ısırık aldım. Yemek yemediğim için tabiri caizse midem açlıktan sırtıma yapışmıştı. "Şirkette her şey yolunda mı?" Bugün gitmemiştim, ben olmadığım zamanlarda Selin bana yardımcı olarak orayı idare ediyordu. "Yolunda da bizim acilen ailesini bulmamız lazım, onun böyle gezmesi çok sıkıntı." Elimle alnıma vurdum, oflayarak. Resmen unutuyordum. "Savcı." diyerek durdum, ayağa kalkıp eve gelir gelmez yere fırlattığım çantamı alıp içinden bana verdiği kartı ona uzattım. "Kanıtlarına ihtiyacım olabilir dedi, hem istesem bulamaz mı?" "Neden olmasın ama nereden buldunuz diye sorarsa ne diyeceğiz?" "Hiçbir fikrim yok ama evine gizlice girdik dersek..." Elimi bıçak şeklinde boğazıma götürdüm, kesiyormuş gibi yaptığımda kahkaha attı. Gerçekten de şu an evine girdik diyemezdim çünkü manyak kadın yeterince sicilimi tehdit altına almıştı. En ufak şeyimde beni suçlu durumuna düşürürdü. Evine girdiğimiz gün bulduğum şeyler Maysa'nın bir sinir ve ruh hastalıkları hastanesinde kaldığı ve şu an yakalanmamak için ismini, saç rengini, kimliğini değiştirdiğiydi. Ben kimliğindeki fotoğraftan onun olduğunu kolaylıkla anlayabilmiştim çünkü benleri o fotoğraftaki kızla aynıydı. Yüz şekli de aynıydı ama bu onun olduğunu ispatlamaya yeter miydi? Onu bilmiyordum işte. O yüzden ailesinden birkaç kişiye ulaşmam lazımdı. Maysa her zaman ailesinin konusu açılınca modu düşer, onların onu istemediğini söylerdi. Bu yüzden ailesinin bana yardımcı olacağını düşünüyordum. Ona zerre güvenmiyordum ancak şu an başka bir şey aklıma gelmiyordu. Hem ailesiyle konuşursam onu o hastaneye geri gönderebilir, ceza almasını sağlayabilirdim. Oflayarak pizzayı yerine bırakıp telefonumu açtım. Selin de televizyonu açmış, suratını asarak pizza yiyordu. Telefonumu açtığımda bilinmeyen numaradan mesaj geldiğini görünce bildirimine tıkladım. Gördüğüm şeyle ağzım açık kaldı. Çünkü Maysa'nın anne babasının isimleri, adresleri ve birkaç bilgi ve dosya vardı. Bunların altında ise, "Dikkatli ol." yazıyordu. ---------------------- MMMERHABA 2 GÜN SONRA YAZMA PERİLERİ GELDİ GELDİLER ABİ GELDİLER Nasıl yorumlarınızı bekliiiyorumm Oy ve yorum yaparsanız çok sevinirimm. Ayrıca Selin'i nasıl buldunuz? Bence ihtiyacımız vardı böyle birisine diye düşünüyorum. Işıl'ın yanında olması işte gerçek arkadaşlık. Hoşca ve sevgiyle kalınnn.
Bölüm 6
6
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.