Kızlar gittikten sonra abime ve ablama oturmaları için terastaki koltukları gösterdim, daha sonra ise yine konuşmaya başladım:
"Kris, Çin'den bir alışveriş için geliyor-"
Lafımı bölen abimdi
"Senin bu K harfli erkeklerle bir alıp veremediğin falan mı var? Bunundamı kafasından vurucaksın?"
"Anlamadım?"
"İlk Kai, sonrada Kris. Ne biliyim? aklıma takıldı işte."
"Sen Kai'yi nereden biliyorsun?"
"Belki seni takip etmiş olabilirim."
"Ya, abi saçmalama!"
"Hemen kızma be, ama itiraf edeyim; adamın, kai'nin kafasına odunla öyle mükemmel bir vuruş yaptı. Buna dense, dense gol denir."
"Bak, saçmalamaya devam ediyor. Abla sustur şu ikizini, elimden bir kaza çıkacak."
"Ne yapabilirsiniz hanımefendi?"
"Kai'ye yaptıklarımın aynısını beyefendi!"
"Polisi arıyorum, sen kaşındın!"
"Ne ile arayacaksın abicim?"
"Şaşırdın mı sen? ne ile olacak, telefonumla."
Cebimden onun telefonunu çıkardım.
"Bu telefonlamı?"
"Onun sende ne işi var?"
"İşsizin biri benim cebime koymuş."
"Hırsız seni, abini nasıl soyarsın?"
"Aa, ayıp oluyor abicim. Hırsız denir mi hiç?"
"Ya, herneyse. Ver onu bana!"
"Benim söylediklerimi, sonuna kadar dinlediğin zaman vereceğim."
"Dinlemiyorum!"
Telefonunu aşağıya fırlattım.
"Ne yaptın sen!"
"Yenisini alırım, merak etme."
"İçindekiler?"
"Hafıza kartını çıkartmıştım ve şu anda bende. Son kez soruyorum: Beni dinleyecek misin?"
"Tamam, dinleyeceğim."
"Demek ki dinlemen için bir şeyleri kaybetmen gerekiyormuş."
"Ve bir de yeni bir telefon kazanmam."
"Doğru."
"Dinliyorum."
"Kris Çin'den adamlarımdan bir kısmını almaya gelece-"
abim yine sözümü böldü ve ;
"Ne karşılığında?"
dedi.Bende:
"Çin'in bir kısmına tıpkı buradaki gibi hakim olabileceği-"
abim yine benim sözümü bölmüştü;
"Ee sözün bittiğine göre yeni telefonumu verebilirsin değil mi?"
cebimden boş olan hafıza kartını çıkarttım ve yere atıp üzerine bastım.
abim;
"Ne yaptın sen?"
"Daha sözümü bitirmedim, dinlemeyecek olursan gerçek hafıza kartını da kaybedeceksin."
diyip diğer cebimden onun hafıza kartını çıkarttım.
Abim;
"Peki dinleyeceğim."
dedikten sonra devam ettim;
"Ah, keşke sen de Julia gibi olsaydın. Neyse-"
Çalışanlardan biri yanıma geldi ve bana Kris'in geldiğini söyledi. Ben de onu toplantı odasına kadar gelmesi konusunda yardımcı olmalarını söyledim. Ardından üç kardeş olarak bir bakışma geçti aramızda.
"Beni takip edin, toplantı odasına gidiyoruz."
Sonra ise toplantı odasına geçtik.
1-2 dakika içerisinde Kris de geldi.
Abim ve ablamda saygı göstergesi olarak ayağa kalktılar. Sorun şu ki ben kalkmamıştım.
Krisin duyamayacağı bir ses tonunda
"Otursanıza. Sizin gibi düşünürsek onun bizim önümüzde eğilmesi gerekiyor!"
dedim. Haklıydım, büyüklerime saygı gösterirdim ama gerisine... hiç sanmıyorum.
Kris oturduktan sonra konuşmaya başladım;
"Gelme sebebin çok açık, iyi bir anlaşma olacağı belli zaten. Eğer gerçekten iyi bir anlaşmaya imza atarsak, kendi adamlarının iki katına sahip olacaksın."
"Eminim ki iyi bir anlaşma olacak."
"Eminim."
Ortalama yarım saat kadar konuşulmuştu, imzalar atılmıştı ama hala konuşma bitmemişti.
"İyi anlaştığımızı düşünüyorum bayan Maria."
"Ne düşünmek istiyorsanız odur bay Kris."
"Mesela; bir anlaşma daha yapıp birlik olduğumuzu düşünebilirim."
"O halde her şeyi düşünmemelisiniz Bay Kris, bazen düşündüklerimizi bile doğru seçemiz gerekir."
"Yinede bir düşünün derim."
"Kendinizden üstün biri ile konuşuyorsunuz Bay Kris. Benim gerilememe yol açacak, bu tür, bir anlaşmaya imza atmam. Kendi başıma parlamayı tercih ederim."
"Yanınızda iki kişi olmasına rağmen mi tek başınıza parlamayı düşünüyorsunuz?"
"Konuştuklarınıza dikkat edin ve benim konuştuklarımı da iyice bir düşünün derim. Eğer bunu onlara değil de size söylüyorsam, sorun bende yada onlarda değil sizdedir!"
"Biliyormusunuz, eğer benim hakkımda böyle düşünüyorsanız bu anlaşmayı iptal edebiliriz!"
"Beni tehtid mi ediyorsunuz? Nasıl yapacağınızı merak ediyorum!"
"Anlaşma sadece bir kağıt parçasına bağlı bayan."
Koruma 149'a dönüp, elindeki kağıta baktım;
"O kağıt parçasından mı bahsediyorsunuz?"
dedim. Hızlıca masadan kalktı ve hali hazırda kendine yakın duran korumamın elinden kağıdı kaptı. Yaptığı ani hareket ile abim Felix'de ayağa kalkmıştı. Julia ablam ile birbirimize bakıp gülerken, abim ve Kris birbirlerine girmek ile meşkuldüler. En son durdukları konumda abimin kısa boyundan yararlanan Kris kağıdı kaldırmış, abim ise ona ulaşmak için uğraşıyordu. Küçükkende akıllıymışım ki annemi dinleyip bol bol süt içmişim, uzun boyum sağ olsun Krisin elinden kağıdı aldım. Abim ise son anda anladı ne yaptığımı ve daha fazla zorluk, yada rezillik ne demek isterseniz, çıkarmadı ve yerine oturdu.
Kris'e kağıtı uzattım.
Hiç konuşmadı ve kağıdı aldığı gibi yırttı.
"Artık bu anlaşma istesenizde olamayacak"
dedi,tam arkasını döndü gidiyordu ki ben konuşmaya başladım;
"Tabi eğer yırttığın kağıt bir kopya olmasaydı."
dedim ve çalışanlardan birisi anlaşmayı getirdi.
"Beni çok hafife alıyorsunuz bayım."
"Yanınızda bir erkek olmasaydı bu kadar iyi olacağınızı hiç sanmıyorum bayan."
"Daha demin sizin gibi o kağıdın kopya olduğunu anlamayan ve o kağıda ulaşmak için beyin gücünü değil de kas kücünü kullanmaya çalışan kas kafalıdan mı bahsediyorsunuz?"
"Abini bu kadar da gömmesen mi acaba?"
bu sözleri diyen Felix'ti...