İçeriğe geç

MARDİN KIZILI

Bölüm 1 · 3 dk okuma

MARDİN KIZILI

Bölüm 1

1.BÖLÜM

DÜĞÜNDE KAÇIRILMA;

Mardin dağlarında ıssız köylerinde, kan davası ve namusun gölgesinde doğan, yasak ve vahşi bir tutku....

Davul sesleri köyün her yanını inletiyordu. kırmızı kına kokusu havaya karışmış, davulun ritmiyle birlikte rojin'in göğsünde bir yerlere çarpıyordu. üzerinde ağır gelinliği, başında duvağı, ellleri kınalı.... tam bir Mardin gelini gibiydi. ama hiç istemediği kuzeniyle evlendiriyordu..... rojin'in gözleri ise bambaşka birşey anlatıyordu....

O anda annem konuşmaya başladı; "gül biraz kızım," diye fısıldadı annesi zerrin, sesi titreyerek."herkes bakıyor."

Rojin dudaklarını sıktı. gülmek mi? hiç istemediğim evlilikte düğünde gülmek mi? bana komik geliyordu. içimde bir tek bağırmak geliyor. Bu gece kuzenimle evlendirecektim. hiç istemediğim evliliğe bugün evlendirecektim. Töre öyle diyordu. aşiret meclisi öyle karar vermiş. Kan davasını bitirmek için bir şadoğlu kızı Kurban edilecekti. Ve kurban edilecek kişi de bendim beni seçtiler. O da o kurban bugün olacaktı. Düğünüm olacak. Başka seçeneğim yok hiç istemediğim evlilik yapacaktım.

Düğün salona geldiğimizde düğün salonu kalabalıktı. Erkekler bir taraftan çay içerken, kadınlar diğer taraftan ise türkü söylüyordu. Ama rojin'in gözü sürekli kapıdaydı. Sanki biri gelecekmiş gibi.... sanki biri onu bu cehennemden Çekip koparıp alacakmış gibi. Onu bu cehennemden kurtaracakmış gibi saatlerce kapıya bakıp duruyordu.

Tam o anda biri geldi. önce dışarıdan silah sesleri geldi. Sonra kapılar bir anda açıldı. ON_ONBEŞ kişi adamlar içeriye girdi. hepsi de siyah giyimli, hepsinin elinde silahlıydı. En öndeki adamın boyu neredeyse iki metreye kadar uzundu. Kalın sakalı, mavi gözleri vardı. ve kendisi salonun ortasında öylece durdu.

DEMİR KARADAĞ.

Rojin'in kalbi bir anda durdu. adını köydeki herkes bilirdi tanırdı.Kendisi aşiretin reisidir. Yani Karadağ'ın aşiretin reisi. En acımasız, en tehlikeli adamlardan birisidir.

Demir'in bakışları kalabalığın içinde rojin'i buldu. bir saniye bile durmadı. Demir rojine doğru yürümeye başladı. Adımları ağırdı, sessizdi. Herkes demire donup kalmıştı.

"Ne yapıyorsun sen?"diye bağırdı cihan ağa, rojin'in babası. Cihan Ağa elini silahına arttı anda ama demir'in adamlarında biri daha hızlı davrandı. silah namlusu cihan Ağa'nın alnına dayandı.

Demir rojin'in tam önünde durdu. O kadar yakındı ki rojin onun kokusunu aldı. Naneli çok güzel bir koku.... Başını döndüren, içine işleyen bir koku.

"Sen," dedi demir, sesi derin ve soğuk. Benimsin."

Rojin bir adım geriye çekildi ama arkası duvara dayandı."Dokunma bana!"

Demir'in dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. Ama o gülümseme hiç de sıcak değildi. Elini uzattı, rojin'in duvağını bir anda çekip yere attı. kızıl saçlı omuzlarından aşağıya döküldü. Sol tarafa o kızıl saçı, ışıkta alev gibi parlıyordu.

Demir'in mavi gözleri o tutama takıldı. Bir Saniye kadar baktı. Sonra rojin'in beline sarıldı ve onu omuzuna attı.

"Hayır!" Rojin çığlık attı, yumruklarını demir'in sırtına vurdu. "Bırak beni! hayvan herif!"

Demir onun yumruklarını aldırmadı bile. Demir hızlı adımlarla dışarıya çıktı. Adamları ise onun arkasından geliyordu. Köy meydanında bekleyen siyah cipe doğru yürüdü. Rojin ise hâlâ debeleniyordu. Ama demir'in kolu demir gibiydi. Rojini omsunda taşıyordu. Gelinliğin etekleri yerlerde sürünüyordu.

Demir onu arka koltuğa oturdu. kendiside yanına bindi. kapılar kapandı. Araç ani bir hareketle köyden uzaklaştı.

Rojin soluk soluğa doğrulmaya başladı. Saçları dağılmış, kızıl saçları yüzüne yapışmıştı. Gözleri yaşlı ve ağlamıyordu. öfkeyle demir'e baktı.

"Benim seninle bir işim yok," dedi dişlerinin arasından. "Beni hemen geri götür!"

Demir pencereden dışarıya bakıyordu. Yüzünde ise hiç bir ifade yoktu. sadece yüzündeki o hafif gerilme hissi vardı ondan. Sonra yavaşça rojin'e dönmeye başladı. Mavi gözleri karanlıkta daha keskin görünüyordu.

"Babanın aşireti babamı öldürdü," dedi sert bir sesle. "Yıllar önce. Töre öyle dedi. Şimdi sıra sende. Namus borcunu ödeyeceksin."

Rojin'in nefesi kesildi. "Ben.... ben ne yaptım ki?"

Demir'in eli uzandı. rojin'in çenesini tuttu. parmakları ise sertti. Ama dokunuşu tuhaf bir şekilde sıcaktı. Başparmağı rojin'in alt dudağını gezindi.

"sen hiç bir şey yapmadın," dedi alçak sesle. "Ama artık bundan sonra sen benimsin. Ve o kızıl tutamı.... onu gördüğüm anda anladım. Bu borç uzun süreceğini."

Rojin titredi. Demir'in parmakları boynuna kaydı, tam o küçük yıldız şeklinde doğum lekesinin üstüne kaydı. Orada bir süre durdu. Sanki o lekeyi ezberlemeye çalışıyordu.

Araç dağ yolunda sapmıştı.farlar karanlığı yarıyordu. Rojin aniden dışarıya baktı. köy çoktan geride kalmış. sadece dağlar ve karanlık vardı.

Demir kulağına eğildi. Nefesi sıcak, sesi ise buz gibiydi.

"Bu gece konağa vardığımızda,"diye fısıldadı," o kızıl saçlarının bedeli ödeyeceksin, kızılım."

Rojin'in kalbî deli gibi çarpıyordu. Nefret miydi? yoksa başka bir şey miydi? bilmiyordu.

Sadece biliyordu ki.... bu gece herşey değişmiş

ti. Ve bundan sonra hayattı bambaşka olacağını orda anladı.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Senin yazdığın kitaplar çok güzel hep devam et buna seviliyosun 🤍🤍🤍🤍

    1Yanıt