Aynadaki beden yıkık görünüyordu.Gözleri dolu ve kanlıydı.Yağmurlu bir günde toprakta oluşan su yolları gibi göz yaşı izleri vardı yanaklarında,sağ yanağı daha kırmızıydı tokat atılmıştı o yanağa.Kendisini tokatlamıştı.Dışarıdan biri onu böyle görse deli olduğunu düşünürdü belkide,annesi gibi.Saçları dağınıktı çünkü onları yolmak istemişti hâlbuki severdi saçlarını onlara saç kremleri,bakım yağları sürerdi.Bakımlı olmayı severdi bu aynadaki kız şimdiki dağınık halinin aksine.
Aynadaki kendimi yorumlamam uzun uzun kendimle bakışmam uzun sürmedi.Okula gitmek için kurduğum alarm çalmasaydı belkide kırardım o aynadaki kızı onu paramparça ederdim eğer cesaretim birazcık ufacık fazla olsaydı.Lakin yoktu.
Derin bir nefes çektim içime,bir kaç kere alıp verdim yetmedi yüzüme tekrar tekrar su çarptım üstümdeki yeşil sweatshirt'ün bağrı sırılsıklam oluncaya kadar da durmadım sakinleşmek zordu.Öfke birden gelmiyordu birikiyor birikiyor patlatıyordu beni.Uzun krizlerden sonra kendime gelmem geldikten sonra 'normal' biri olmam daha zordu çünkü her krizden sonra ruh gibi olurdum, herşeye olumsuz bakar,asla gülmez, önüme kim gelirse kırardım.Yani kırmak birilerini üzmem artık pek olmuyordu evdeyken benimle muhattap olan ailem vardı şimdi bu geldiğim şehirde tektim,yalnız,kimsesiz ve korunaksız gibiydim.Benimle pek muhatap olan kimse de yoktu o yüzden benimle konuşmayana laf edecek de değildim.
İşte yine oluyordu yine gözlerime yaşlar hücum ediyordu.Dolan gözlerim dişlerimi sıkmamı sağladı.Evet konu tam da bu, yalnız olmam yapayalnız...
Bunun için tam 1 saat 23 dakikadır kendimi perişan ediyor ve ağlıyorum konu ne kadar saçma değil mi? salak da diyorsunuz dur siz şimdi bana.Belkide haklısınız.
HAYIR DEĞİLSİNİZ ailenizin sizi asla anlamadığını anlamak için çaba sarf etmediğini yıllarca hiç arkadaşınızın,dostunuzun, sevgilinizin olmadığını düşünsenize yalnız hissetmez miydiniz kendinizi? Ben hissediyorum hemde o kadar çok ki korkuyorum.Hep böyle olacak diye ama içten içe biliyorum da korktuğumun başıma geleceğini.Bir umut işte benimkisi her zaman içimde bir yerlerde yetimhanede ailesinin onu ordan almasını bekleyen çocuğun, çocuklarının bir gün kapısını çalmasını bekleyen teyzenin yada kanserli bir kişinin iyileşme umudu gibi bir umut var içimde gerçekleşmesi belirsiz bir umut...
~~~•~~~•~~~~•~~~•~~~•~~~°
Üniversite 1.sınıf çok zordu derslerden bir bok asla anlamıyordum.Davincinin şifresi olarak görüyordum anlatılan konuları asla liseyle bir alakası yoktu.Üniversite sınavında tamam ahım şahım bir puan almamıştım ve yine tamam 4.mezun yılımda sınava tekrar girerek ortalama bir puan yaparak Antalya Akdeniz Üniversitesi bilgisayar programcılığı (2yıllık) kazandım.Yani evet zor oldu hatta ölüm gibiydi bu senede kazanamasaydım ÖSYM'ye dava açacaktım ki sonunda kazandım.Aslında istediğim bölüm yazılım mühendisliğiydi ama olmadı,bende bu mezunluk işinin beni git gide daha çok yıprattığını psikolojik olarak kendimi berbat hissettirdiğini düşündüğüm, gördüğüm için benzer bir bölüm yazarak bu döngüye son verdim.
Bugün kriz geçirdiğim günün 4.günü,o gün evden yarı toparlanmış hâlde okula gittim sonraki günler her zaman ki gibiydi işte.Ruhsuzdum.
Okulun içerisinde bulunan özel yurtlardan birinde dedemin parasıyla kalıyorum özel deyincede aklınıza ooo 'zengin kız' imajı vermiş gibi oldum fakat öyle değil.Dedem,üniversitesi sonuçlarının açıklandığı gün bizdeydi.
'Antalyalara gideceksin de ecnebi memleketinde nerde kalacaksın kızım'
'Nerde kalayım tabiki de yurtta dede'
'Bu yurt devlet yurdumu yoksa özel mi ?'
'Âh keşkê özel olsa dede'
dedim ve o da
'Bunca zamandır çalışıp durdun,özel yurt istiyorsun madem orda kal benden sana hediye' dedi.
Evet aramızda tam olarak bu diyalog geçti, sağolsun beni tek kişilik bir özel yurda yazdırdı.Bilmiyorum belkide malum durumumdan dolayı da bana toleranslı davranmış olabilir ki yoksa diğer 6 torununa yapmadığı bu bana özel muamelenin sebebini doğrusu bende merak ediyorum.Hem neden etmeyim,benden iyi bölümlerde okuyan 2 kuzenim biri doktorluk diğeri hakimlik onlar bile devlet yurdunda ikişer kişiyle kalırken benim 2 senelik yan bölüm için özel yurtta kalmam dalga geçilecek,bana düşman olunacak birşey onlara göre.Belki bana göre de olabilir çünkü çoğu zaman kendimi küçümserim bu konu da olduğu gibi hep şunu derim kendime Eda sen kimsin ki o senin olsun?, Eda sen kimsin ki seninle arkadaş olsunlar? ve sen kimsinki seni sevsin?
Buruk bir gülüş var dudaklarımda şuan,ah havada bugün çok bulut varmış...
Bu benim gözlerimden yaşlar taşmasın diye kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda söylediğim bir söz.Neyse toparlanıp dersim'in olduğu anfiyi bulmam lazım fakat önce size benim hakkımda bilmeniz gereken küçük bir detay vermek istiyorum.
Ben bazen kendimden bahsederken çoğul hitap ederim."İyiyiz Eda,Kimsen olmasa da ben varım Eda" gibi.Kabul bu delice.Ama seviyorum böyle hitap etmeyi kendime, yalnız hissettirmiyor yani çok hissettirmiyor.
- Bu astığın ne Esra?
Yanından geçtiğim kızlardan biri, panoya asılan kağıdı göstererek asan kişiye yöneltti bu soruyu.Takmadan ve bakmadan geçtim yanlarından.Okulun açılmasından bu güne daha 3 ay geçmişken o kadar çok etkinlik,parti düzenleniyordu ki onlardan biriydi muhtemelen.Ben bile bu gitmediğim etkinlik,parti pankartlarını görünce bi yılgınlık sanki hepsine gitmişim deli gibi eğlenmişimde bu Parti'ye gidecek enerjim,giyecek kıyafetim kalmamış gibi hissediyordum. Sahi insanlar gerçekten bu asla anlaşılmayan dersleri anlamaya çalışıp bide eğlenmelere gidiyor bu kadar enerjiyi nasıl buluyorlardı yada ben mi böyleydim.Yorulmuyorlar mıydı?İnsan hiç mi otur_
- Grafik ve animasyon dersine giren Figen Başbuğ asmamı söyledi.Ögrencilerini gruplara ayırmış Yazılımcılarla grup yapmış mı neymiş, sanırım bi proje etkinliği bekleyin şunu asayım beraber bi kahve içelim.
Neeee! oha ben bunu tamamen unuttum.Hemen geri dönüp kağıdı incelenmeye başladım.İsmimi bulmak için parmağımı yazıların üstünde gezdiriyord_
Ahhanda burda ve bunlâr kim? offf! hoca 3 aydır dersimize giriyordu ve illallahlık biriydi daha üç aylıkken böyle bir proje vermesi ne kadar normal ve doğruydu sizce, bir halt bilmiyorduk.Kiminle grup yaptığına baktım,çok güzel hiçbirini tanımıyordum.Kağıdın fotoğrafını çekip dersliğime doğru yürüdüm.Bir yandan benim bölümümden olanların isimlerine bakıp onlarla hiç diyolağa girip girmediğimi düşünüyordum,hiç girmemiştik.Grup 7 kişiydi.Bunlardan 4'ü mühendistti geriside bizdik işte.Dersime girdim notlar aldım,akademisyenin dediklerini dinledim,iki çocuğun saçma evrensel teorilerini de dinleyip bu günün son dersi olması mutluluğuyla yurduma gidecektim ki 'Proje ödevi 5.grup kişileri saat 15.45 de okulun 13 nolu toplantı salonuna gelin' adlı mesajı olmasaydı eğer.
