İçeriğe geç

Malythra'nın Laneti

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Malythra'nın Laneti

Bölüm 2

"... Akşam üstü Roma..."

Akşam güneşi, Roma’nın taş kaldırımlarına altın bir ışık serpiyordu. Gün boyu bilgisayar başında geçirilen saatler, ölçüler, çizimler, bitmek bilmeyen proje tartışmaları… Hepsi omuzlarıma ağırlık gibi çökmüştü. Çıkış kartını okutmakla özgürlüğe kavuşmak arasındaki birkaç saniye bile uzayıp gitmişti sanki.

Kapıdan çıktığımda yanımda Maya belirdi. Saçlarını toplamış, omuz çantasını sıkıca kavramıştı. Üzerinde staj yaptığımız atölyenin tozu, yoğunluğu hâlâ üzerindeydi. Göz göze gelince ikimiz de aynı anda gülümsedik “Bitti!”

Maya kolunu savurarak içini çekti. “Bitti de… yarın sabah yine aynı tempo. Bu hocanın bizden istediği şeyler insanlık dışı. Düşünsene, henüz öğrenciyiz, bir projeyi baştan sona sanki yarışmaya hazırlanıyormuşuz gibi istiyor.”

“Alışmaya bak,” dedim hafif yorgun bir sesle. “Bence mezun olduğumuzda iş hayatı bundan daha kolay olmayacak. Ama haklısın, fazla yükleniyor.”

Maya omuz silkti. “Bari haftada bir nefes almamıza izin verse. Dışarı çıkıp bir kahve içmek bile lüks oldu.”

Dar kaldırımlardan birlikte yürürken şehir kalabalığının uğultusu kulaklarımızda çınlıyordu. Motorların sesi, sokak aralarındaki kahkahalar, turistlerin fotoğraf makinelerinin tıklamaları… Hepsi Roma’ya özgü tanıdık bir fondu.

Kaldırımın köşesinde bir grup öğrenci kendi aralarında hararetle konuşuyordu. Maya başını eğip, “Onlar da bizim okuldan, ama başka bir atölyeden. Hiç rahat değiller, herkes yetiştirme telaşında,” dedi.

“Bizim farkımız yok,” diye güldüm.

Bir süre sessiz yürüdük. Adımlarımız taşlara vurdukça içimizdeki yorgunluk biraz daha açığa çıkıyordu.

Sonra Maya birden konuştu: “Kütüphaneye uğrayalım mı? Yeni gelen romanları görmeyi istiyordum. Birkaç kitap seçelim. Belki kafamız dağılır. Senin de ilhama ihtiyacın yok mu?”

Başımı salladım. “Evet, doğru. Belki birkaç sanat kitabı da bulurum. Yarın hocaya gösterilecek şeyler için işe yarayabilir.”

Birlikte kütüphaneye doğru yöneldik. Yolda Maya sürekli konuşuyordu: eski okul günlerinden, lise anılarından, sınıfta yaptığımız şakalardan… Her anıyı hatırladıkça kahkahalar arasında biraz da hafifledik. Roma’nın ağır havası, bu kısa yürüyüşte eğlenceli bir akşama dönüşüyordu.

Kütüphaneye vardığımızda güneş iyice batmıştı. Taş binanın büyük kapısından içeri adım attığımızda bizi serinlik ve kâğıt kokusu karşıladı. Sessizlik, dışarıdaki kaosun tam tersiydi. Rafların arasında gezen birkaç öğrenci, masalara yayılmış notlar, yere düşen kalemin yankısı… Hepsi sanki bir ritüelin parçası gibiydi.

Maya bana dönüp kısık sesle, “Aşk romanlarına bakacağım. Uzun zamandır keyif için bir şey okumadım,” dedi.

“Ben de mimarlık ve sanat tarihi kısmına gideceğim.” diye karşılık verdim.

Sonra yollarımızı ayırıp rafların arasında kaybolduk.

Bir kitabın kapağını elime aldığımda düşünmeden gülümsedim. Bu küçük an bile, günün bütün ağ

ırlığını hafifletmeye yetiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.