İçeriğe geç

𝓣𝓱𝓮𝓻𝓮 𝓲𝓼 𝓪𝓵𝔀𝓪𝔂𝓼 𝓱𝓸𝓹𝓮 / Malfoy İkizleri

Bölüm 5 · 5 dk okuma

𝓣𝓱𝓮𝓻𝓮 𝓲𝓼 𝓪𝓵𝔀𝓪𝔂𝓼 𝓱𝓸𝓹𝓮 / Malfoy İkizleri

Bölüm 5

Suçlamalar

Deliriyor muydum? evet kesinlikle deliriyordum. Olayların üstünden nerdeyse 2 hafta geçmişti ve hala kendime gelememiştim ayrıca arada uğrayan Cedric'i unutmamak gerek. Kimseye onu tekrar gördüğümü söylemedim. O geceden haberi olan herkes bana deli muamelesi yapıyordu. Aslında bütün okula yayılmadığına şaşırmıştım, Harry bu fırsatı nasıl kaçırmıştı.

Draco da garip davranıyordu ve mucizevi bir şekilde bayadır kavga etmiyorduk bana iyi davranıyordu. Doğrusu kavga etmeyi özlemiştim sonuçta bağımlılık yapıyordu. Profesör Snape'i babama söylememesi için zorda olsa ikna ettim. Profesör Mcgonagal'a ise sadece yalan söylendi.

Bunu neden bu kadar saklamaya çalışıyorum bilmiyorum ama kötü hissettiriyordu. Masaya kafamı koydum, artık düşünmek istemiyordum. Yanımdaki sandalyenin çekilmesi ile gözlerim hızla açıldı ,kafamı kaldırdım ve karşımdaki kişiye odaklandım. "Selam" dedi çekinmeden. Ben cevap vermeyince gerginliğinin arttığını hissettim. "Sana ilgileneceğini düşündüğüm bir şey ile geldim" dedi gülümseyerek. Kaşlarımı kaldırdım ve cevap verdim "Peki anlat bakalım" Hermione derin bir nefes aldı. Bana yaklaştı ve cümleye başladı, "Profesör Umbridge'i sevmediğini ve yetersiz bulduğunu biliyorum" gülümsedim, "Kim seviyor ki" dedim arkama yaslanarak bu konu nereye gidecekti. "Açıkçası bunu sana söylemekle büyük riske giriyorum"

"Söyleyecek misin?" Sırtını dikleştirdi, "Yeni bir Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinde iyi olan biri ile-" sözünü kestim, "Kimmiş o" konunun nereye geldiğini anladım, zaten bunlar kulağıma gelmişti, şimdide benim de katılmamı mı istiyorlardı. Ne oluyor kıyamet mi kopuyor? Hermione güldü, "Sen konuyu biliyorsun.." kafamla onayladım zeki kızdı. "Peki cevabın? Ailenden nefret ettiğini ve Voldemortun karşısında yer almak istediğini de biliyorum"

"Sen biraz fazla şey biliyorsun" dedim gıcık bir ses tonu ile, yüzünde yavaşça bir gülümseme oluştu. "Evet" dedi sert bir bakışla. Ailemi satacak mıydım? yoksa sonsuza kadar Ailemin mahkumu mu olacaktım? Zor seçim.

"Bana neden güvendin"

"Bilmiyorum" ağızımdan bir kahkaha yükseldi.

"Tamam nerde buluşuyorsunuz" dediğimde hem şaşırdı hem de mutlu oldu, "Hafta sonu Hogsmeade'de"

**

Dar ve ısız sokakta yürürken Hermione'nin aslında bana iğrenç bir şaka yaptığını düşünmeye başladım. Ama daha sonra gıcırdayan paslı tabelayı görünce bu fikiri kafamdan attım. İçerisi bir hayli pis ve tekinsiz gözüküyordu muhtemelen bilerek böyle bir yer seçmişlerdi. Kapıyı itip içeri girdim ardından burnuma iğrenç bir koku doldu, içerdeki kimse bu kokudan rahatsız görünmüyordu. Köşede saatine bakan Hermione'yi gördüm. Harry ve Ron ise endişe ile bana bakıyordu. Harry, Hermione'nin kulana bir şeyler fısıldadı.

Yavaşça onlara yürürken Harry bakışları ile adeta beni deliyordu. "Selam, biraz erken mi geldim?" Harry'nin bakışları rahatsız edici bir hal alırken Hermione cevap verdi "Hayır, diğerleri de gelir birazdan... hah işte" İçeri bir kalabalık doluştu.

Önce yanında Dean ve Lavender'la Neville girdi,hemen arkalarından Parvati ve Padma Patil ve Cho ile genellikle kıkırdayan kız arkadaşlarından biri geliyordu, onların hemen arkalarında Luna Lovegood vardı; derken KatieBell, Alicia Spinnet ve Angelina Johnson, Colin ve Dennis Creevey, Hannah Abbott, uzun örgüsü sırtına uzanan ve adını bilmediğim Hufflepuff'tan bir kız, en arkada ise, üçüde ellerinde Zonko mallarıyla ağzına kadar dolu büyük kesekağıtları taşıyan Fred ve George Weasley ile arkadaşları Lee Jordan vardı. Ve aralarında ki tek Slytherin bendim. Bir kaçı Harry gibi bana gözlerini dikti.

"O zaman Ee ben Kaymak birası alayım" dedim ne yapacağımı bilemeyerek, hızlıca kişileri saydım, "25 tane Kaymak birası" Barmen kirli kaymak biralarını çıkarıp vermeye başladı. Herkes bana tuhaf bakışlar atarak bardaklarını aldı, şurada içecek ısmarlıyoruz biraz saygı. "50 Sickle" Parayı hızlıca cebimden çıkarıp verdim. "Hep beraber verdirdik" dedi bir Hufflepuff öğrencisi, cevap verecekken Gryffindor'lu bir çocuk atladı, "Sıkıntı yok o zaten zengin bebesi" bu cümleyi duymamazlıktan gelerek boş bir yere oturdum.

Harry'e baktığımda bana baktığını gördüm ve göz göze geldik. Buraya geldiğime inanmıyordu, belki de Hermione'nin benimle konuştuğunu bile bilmiyordu. Benden nefret ettiğine emindim, peki niye gelmiştim buraya. Herkesin bana iğrenç bakışlarını izlemek için mi? Hermione konuşma yaparken odaklanamadım. Dinleyemedim. Duyuyordum ama anlamıyordum. Harry'e tekrar baktığımda arkasında onu gördüm Cedric bana gülümsüyordu, bakışlarımı oradan çektim.

...

"Geçen yıl Dumbledore'un bize tek söylediği, Cedric Diggory'nin Kim-Olduğunu-Bilirsin-Sen tarafından öldürüldüğü ve senin Diggory'nin cesedini Hogwarts'a getirdiğindi," dedi Ravenclaw öğrencisi. "Bize ayrıntı vermedi, Diggory'nin tam olarak nasıl öldürüldüğünü söylemedi. Eminim ki hepimiz bilmek isteriz -"

"Eğer buraya Voldemort'un birini öldürmesinin nasıl bir şey olduğunu duymak için geldiyseniz, size bir faydam dokunmaz," dedi Harry sinirle. Cedric beni izlerken onları dinleyemiyordum.

"Cedric Diggory hakkında konuşmak istemiyorum, tamam mı? Eğer bunun için geldinizse, gitseniz iyi olur." Harry'ye Cedric tam arkanda duruyor demeyi çok isterdim. Harry'nin bakışları bende durdu sanki bende alacağı bir şey varmış gibi bir şey istermiş gibi bakıyordu.

"...Eğer savunma öğrenmek istiyorsanız, o zaman bunu nasıl yapacağımızı belirlememiz gerekir; ne sıklıkta buluşacağız, nereye gideceğiz -"Uzun örgüsü sırtına inen kız, "Senin," diye araya girdi, Harry'ye bakarak,"Patronus yapabildiğin doğru mu?" Bu soru, gruptan meraklı bir mırıltı yükselmesine yol açtı. "Evet," dedi Harry, birazcık gardını alarak. Konuşma Harry'nin muhteşem ötesi yaptıklarına doğru gitti.

"Bakın," dedi Harry ve herkes bir anda sessizleşti. "Ben... ben alçakgönüllü falan görünmeye çalışmıyorum, ama...hepsinde de çok yardım aldım..."

Michael Corner hemen,"Ejderhada almadın ama,"dedi. "Gerçekten de süper bir uçuştu...""Evet, şey -" dedi Harry tereddüt ederek , "Ve bu yaz kimse sana o Ruh Emiciler'den kurtulmaniçin de yardım etmedi," dedi Susan Bones.

"Evet," dedi Harry, "evet, tamam, bir kısmını yardımsız yaptığımı biliyorum, ama burada söylemek istediğim şey-"

"Yoksa bize bunların herhangi birini göstermekten kaytarıp böyle vızır vızır vızıldanmayı mı düşünüyorsun?" dedi Zacharias Smith.

Daha Harry ağzını açamadan Ron, yüksek sesle,"Bak aklıma ne geldi," dedi,"niye çeneni kapamıyorsun?" Bunu hak etmişti.

...

"Bence - bence herkes adını yazmalı, ki burada kimlerin olduğunu bilelim. Ayrıca ben," Hermione derin bir soluk aldı,"ne yaptığımızı herkese ilan etmemek konusunda da anlaşmaya varmamız gerektiğini düşünüyorum. Onun için, eğer imza atarsanız, neler yaptığımızı Umbridge'e ya da başka birine söylememeyi de kabul ediyorsunuz demektir."

"Yine de kimsenin bir şey söylemeyeceği ne malum" dedi Zacharias bana bir bakış atarak, biraz daha burada kalırsam pek iyi şeyler olmayacaktı.

"Birbirimize güvenmek zorundayız"

"Ben herkese güveniyorum... ama bir kişi dışında" dedi Lorna "Mesela.. " dedi beni göstererek.

"Tamam bu kadar yeter!" sinirden kan beyinime sıçradı, "Katlanmaya çalıştım, denedim ama olmadı" dedim hızla ayağa kalkarak.

"Boşa oynama aramızdaki tek Slytherin sensin! bilgi toplamak için gelmediğin ne malum" Hermione ve Harry'e döndü, "Hem siz neden bunu çağırdınız ki"

Sihirli günler.. trong>

Bölüm sonu

3 yorum