Genç kız sabah erkenden kalkmış işe gitmek için hazırlanıyordu. Gece eve geç geldiği için sabah kalkmakta zorlanmıştı. Fakat işe gitmek zorundaydı. Çünkü babası bir esnaftı ve kazancı azdı. Annesi ise ev hanımıydı. Babası ile daha henüz 18 yaşında iken görücü usulü evlendirilmişti. Fakat şuan annesi ile babası birbirine çok uyumlu ve birbirini çok seven bir çiftti. Fakat annesi okulu ailesi yüzünden erken bıraktığı için bir işi yoktu. Bu yüzden evi geçindiren tek babası ile genç kızdı. Bir de küçük bir kız kardeşi vardı genç kızın. Genç kız hayatından gayet memnundu. Ta ki lanet olasıca o güne kadar....
👑👑👑
"Hey, günaydın!"
Genç kız arkasını döndüğünde en yakın arkadaşını gördü ve yüzünde bir tebessüm belirdi.
"Sana da günaydın Emily."
"Waow şu gözlerinin haline bak Greta. Ne kadar da kızarmışlar. Üzgünüm dün gece benim yüzümden geç çıktın. Ama biliyor musun şuan Gregor ile aramız çok iyi. Ve bunların hepsi senin sayende Greta. Eğer sen olmasaydın onunla şuanda hala küs olurduk. Biliyorsunki o aptal kıskançlıkları yüzünden ayrılmıştık. Fakat o dün beni özür dilemek için buluşmaya çağırdığında sen benim için geç çıkmayı göze alarak kabul etmeseydin şuan küs olurduk fakat Greta şuan o kadar üzgünüm ki anlatamam. Gözlerinin halini aynaya bakıp görseydin ne demek istediğimi anlardın. Bir dakika, yine buraya geç kalkıp aynaya bakmadan direkt giyinip kahvaltı bile etmeden geldiğini söyleme. Ah Greta bunun için çok üzgünüm ayrıca minnettarımda. Bu iyiliğini nasıl ödeyebilirim?" diyerek masumca bakmıştı arkadaşı genç kıza. Genç kız ise sadece tebessüm ederek
"Sakin ol Emily. Şuan aranız iyiyse sıkıntı yok. Ayrıca gözlerim için endişe etmene gerek yok. Eve gidince güzel bir uyku çekerim olur biter. Ha borcunu nasıl ödeyeceğine gelirsek sadece susabilirsin çünkü başım ağrıdan çatlayacak. Ve ayrıca işine dön şimdi patrona yakalanacağız ve ikimizde işimizden olacağız o zaman göreceksin Gregorla buluşmayı."demekle yetindi.Emily tebessüm ederek ağzına fermuar çeker gibi bir işaret yaptı. Ve daha sonra ikisi de işlerinin başına döndü. Fakat aradan sadece birkaç dakika geçmişti ki patronun sekreteri, patronun 5 dakika içerisinde toplantı yapacağını ve herkesin patronun odasında bulunması gerektiğini söyledi. Normalde toplantılar sadece önemli birşey olduğunda yapılırdı. Emily ile Greta birbirlerine baktılar. Daha sonra patronun odasına doğru yürümeye başladılar.
Birkaç dakika sonra;
Herkes patronun odasında toplanmıştı ve yüzlerinde gergin bir ifade vardı. Odadaki herkes emindi ki bugün yorucu olacaktı. Patron herkesin yüzüne tek tek bakarak inceledikten sonra konuşmaya başladı.
"Evet, herkes burada olduğuna göre başlayabilirim. Bugün bu lokantaya Majesteleri gelecek. Kutlama yapmak istediklerini söylediler. Ve lokantayı bugün akşam kapatacağız. Anladığınız üzere bugün yorucu olacak. Hazırlıklara şimdiden başlasanız iyi edersiniz. Konuşmam bitmiştir. Çıkabilirsiniz." herkesin yüzünden tek bir ifade okunuyordu:Şaşkın oldukları.
Patronun odasından çıktıklarında Emily hemen konuşmaya başladı. "Ah demekki bugün buraya o yakışıklı prens ve ailesi gelecek. Greta düşünsene onu gerçekten göreceğiz. Waow onu her zaman televizyonlarda görür ve hayranlıkla bakardım. Ve şimdi gerçekten göreceğim. Eğer ikna edebilirsem imzasını bile alabilirim!"
Greta arkadaşına sadece göz devirmekle yetindi. Prensten nefret ediyordu. Çünkü hareketleri çok yapmacık geliyordu. Ve bütün kızlar ona neredeyse aşıktı. Böyle kızlara anlam veremiyordu. Evet çok yakışıklıydı. Fakat karakter,Greta için bir kişide bulunması gereken en önemli özellikti. Ayrıca prens ruhsuzun tekiydi. Hiç gülümsediğini görmemişti fakat herkes onu seviyordu. Neresini sevdiklerine anlam veremiyordu bir türlü Greta. Ve gün boyu arkadaşının hayallerine göz devirmekten başka birşey yapmamıştı.
Akşam,
Hazırlıklar devam ediyordu. Majesteleri gelmek üzereydi. Greta isminin anılmasıyla arkasını döndü. Gördüğü kişi patronun sekreterinden başkası değildi. Sekreter patronun kendisini çağırdığını söyledi. Greta anlam veremedi ama sekreterin arkasından patronun odasına doğru yürümeye başladı. Patronun odasına girdiğinde patronun masasının karşısında durdu ve ellerini önünde birleştirdi. Greta utangaç bir kızdı. Ve patronun odasına ne zaman gitse kovulurum diye korkardı. Ve ellerini her zaman önünde birleştirirdi. Patron konuşmaya başladı."Seni neden buraya çağırdığımı merak ediyorsundur Greta. Otur." Greta hemen dediğini yapıp masanın yanındaki sandalyelerden birine oturdu. Patron konuşmaya devam etti."Greta, sen bu lokantada en iyi garsonlarımdan birisin bu yüzden bugün majesteleri ve ailesine senin eşlik etmeni istiyorum. Yani bugün onlarla ilgilenen lider sen olacaksın. Sakın bir sakarlık yapayım deme." Greta şaşkınca gözlerini kırpmaktan başka birşey yapamadı. Ne yani bütün gece kendisi mi yorulup o sevmediği prense ve onun ailesine garsonluk yapacaktı?Daha neler diye geçirdi içinden fakat patronuna karşı çıkamazdı. Sadece başını sallamakla yetindi ve patronun odasından çıktı. Alnında boncuk boncuk terler oluşmuştu. Lavaboya gitse iyi olacaktı. Tam lavaboya giderken Emily de neler olup bittiğini anlamak için onun arkasından gidiyordu. Lavaboya gittiklerinde Greta önce yüzünü yıkadı daha sonra eliyle yüzüne rüzgar yaptı. Emily daha fazla dayanamayıp neler olduğunu sordu. "Ay yeter Greta anlatsana patalayacağım birazdan meraktan." Greta utangaç bir tavırla anlatmaya başladı." Patron beni şey için çağırdı. Yani majesteleri ve ailesine bugün baş garson ben olacakmışım. Lütfen Emily şuan çok stresliyim üstüme gelme." Emily şaşkın gözlerle Greta'ya bakıyordu. Ne yani arkadaşı o sevmediği prense ve ailesine baş garsonluk mu yapacaktı. Vay be,diye geçirdi içinden Emily. Ve daha sonra bu düşüncelerine bir kahkaha patlattı. Greta meraklı gözlerle ona bakıyordu. "Pardon Greta bir an için kendimi tutamadım ama çok komik değil mi sencede? Vay be şu hayata bak asla yapmam dediği şeyleri yaptırıyor insana." Dedi Emily. "Yaa ne demezsin ne kadar da komik." diyerek göz devirdi Greta. Daha sonra lavabodan çıktı ve herkesi telaş içindeyken gördü. Daha sonra birine sorduğundaysa majesteleri ve ailesinin şuanda lokantada olduklarını öğrendi. Lobiye çıktığında herkes Greta'ya çabuk olup siparişleri almasını söyledi. Sanırım herkes bugün baş garsonluk yapacak kişinin Greta olduğunu biliyordu. Greta siparişleri almak üzere masaya doğru ilerledi. Masadaki tüm gözler Greta'yı bulmuştu. Greta ise bundan rahatsız olmuştu. Daha sonra masanın başına geçip bugün başgarsonun kendisi olacağını ve kendilerine hizmet edeceğini söyledi. Ve siparişleri aldıktan sonra mutfağa doğru ilerledi. Arkasında Emily geldi. "Heyy prensin sana olan bakışlarını gördün mü? Bana öyle bakması için canımı bile verirdim. " diyerek yeniden hayallere daldı Emily. Greta ise tekrar göz devirmekten başka birşey yapmadı. Yemekler hazır olunca Greta onları götürmek için hazırlanıyordu ki sekreter tekrar Greta'nın yanına geldi. "Hey Greta bu arada majesteleri yemeklerini yerken masa başında ayakta duracaksın. Bir ihtiyaçları olduğu zaman hemen yapabilmek için. Ah tatlım senin işin bu gece zor gibi görünüyor." diyerek arkasını dönüp sallana sallana gitti. Emily sinirlenmişti. "Oh be dalgasını da geçtiğine göre kimse keyfini bozamaz artık. Gerçekten şu kadını bazen öldüresim geliyor değil mi Greta? Greta? Heyy!" Greta sekreterin arkasından bakakalmıştı. Hiçbir şey duymuyordu. Ne yani gerçekten de saatlerce ayakta mı duracaktı. O prensin masasının başında! Greta Emily'nin sarsmasıyla kendine geldi. "Ne yani Emily ben gidip o prensin başında mı duracağım? Aman tanrım böyle rezalet olamaz! " daha sonra siparişleri götürmek üzere tekrar yola koyuldu. Eğer majesteleri burayı beğenmezse emindi ki işinden olacaktı. O yüzden ne yapıp edip onların beğenisini kazanmalıydı. Masaya doğru giderken tekrardan prensin bakışlarına maruz kaldı. Ve başını önüne eğdi. Prensle göz göze gelmek istemiyordu. Daha sonra siparişleri prens dışında herkesin önüne koydu. Daha sonra prensin önüne koymak üzere yemeği prensin önüne götürdü. Tam eğilip koyacakken burnuna o koku geldi. Prensin kokusu... Greta'yı sarhoş edecek kadar güzel bir kokuydu bu.Vanilin ve çikolata karışımı... Greta donup kalmıştı. Daha sonra kendine çabucak gelip kendini düzeltti ve yemeği prensin önüne koydu. Ve masanın yan tarafına geçip beklemeye başladı. Majesteleri ve ailesi yemeklerine devam etti.
Birkaç saat sonra;
Greta'nın ayakları ağrımaya başlamıştı ve sıkılmıştı. Sık sık prensin bakışlarını üstünde hissediyordu. Tekrar öyle olmuştu. Bu sefer kendisi de pes edip başını kaldırdı ve prense baktı. Prensle göz göze geldiler. 1 dakika geçmişti bile. Greta gözlerini kaçırmamak için kendini çok zorluyordu. Kararlıydı. İlk gözlerini kaçıran kişi prens olacaktı. Fakat prensin gözlerini kaçırmaya niyeti yoktu. Greta daha fazla dayanamayıp gözlerini tekrar yere dikti.
👑👑👑
Majesteleri ve ailesi sonunda yemeklerini bitirmişti. Ve gitmek üzere kapıya yöneldiler. Greta derin bir nefes aldı ve arkasını döndü. Fakat Emily ile göz göze geldi ve Emily'nin gözlerindeki hüznü gördü. Daha sonra aklına geldi. Emily prensin imzasını istiyordu. Fakat alamamıştı. Greta 8 yıllık arkadaşını böylesine üzgün görmek istemiyordu. Ve karar verdi. Prens tam lokantanın kapısından çıkarken arkasından bağırdı. "Hey,prens bozuntusu!" Ne! Prens bozuntusu mu? Bunu gerçekten de söylemiş miydi? Hayır olamaz. Şimdi hem işinden hem de belki boynundan olacaktı. Hayır. Kral tek çocuğu olan oğluna çok değer verirdi. Ve Greta ona 'prens bozuntusu' demişti. Olamaz şimdi işinden atılacaktı. Prens tam o sırada arkasını döndü ve sanki "kim bu cüretsiz?" Der gibi baktı. Daha sonra gözleri Greta'yı gördü. Evet Greta çok utanmıştı fakat arkadaşı için yapamayacağı şey yoktu. Kararlıydı. İş işten geçmişti artık. Yapacak birşey yoktu. Prense doğru ilerledi. Tüm ailenin bakışları üzerindeydi. Etrafa sessizlik hakimdi. Greta tam prensin karşısında durdu. Ve gözlerini prensin gözlerine dikti. Başını kaldırp bakmak zorundaydı çünkü prens ondan çok fazla uzundu. Daha sonra konuşmasına devam etti. "Daha demin söylediklerim için affınıza sığınıyorum prensim. Dediklerim için beni affedin. Üzgünüm fakat sizden sadece birşey isteyebilir miyim?" prens direkt cevap verdi. "İsteyemezsin. Bu ne cüret. Prensine ne cüretle 'prens bozuntusu' dersin. Başının kesilmesini istiyorsun sanırım." Prens dönüp tam gidecekken Greta prensin elini tutup prensi durdurdu. Bunu yaptığına inanamıyordu. Daha sonra sözlerine devam etti. "Yaptıklarım için gerçekten çok ama çok özür diliyorum. Fakat sadece birşey isteyeceğim. " evet Greta ne yapıp edip prensin sinirlerini bozmayı başarmıştı. Prens Greta'nın üstüne doğru yürümeye başladı. Ve Greta arkasına tek bir adım dahi atmamıştı. Çünkü kararlıydı. Prens konuşmaya başladı."Senin ismin ne? Prensine bu kadar cüretsizce seslenen ve davranan kişinin ismini bilmek istiyorum." Greta korkarak cevapladı. "İ-ismim G-greta. Efendim gerçekten çok özür dilerim. Çok cüretkâr davrandım. Fakat lütfen birşey istememe izin verin. Zaten zor birşey değilki yani o kadar sizin için ayakta bekledim bunu bana borçlusunuz." Ne!? Ne demek borçlu. Ah Greta bu kadar da açık sözlü olunur mu diye geçirdi içinden Greta. Prens güldü. Hatta güldü demek az kalırdı. Bir kahkaha patlattı. Lokantadaki tek ses prensin kahkahasıydı."Senin işin bu değil mi zaten? İnsanlara özellikle de biz bugün buraya gelmişsek bize hizmet etmek? " prens daha sonra ailesine dönüp "siz arabaya gidin ben daha sonra geleceğim" dedi. Prensin ailesi, prensin dediklerini yerine getirip lokantadan dışarıya çıktı. Prens daha sonra Greta'nın üstüne biraz daha gitti. Fakat Greta yine geri adım atmadı. Sanırım bu hayatı boyunca yapmış olabileceği en büyük cesaretti. Hayır yıl olmuş 2020 ben hala başımın kesilmesinden korkuyorum diye geçirdi içinden Greta. Evet yıl 2020 idi fakat hala yaşadıkları ülkede krallık hakimdi. Daha sonra Greta konuşmaya başladı. Prens gözlerini Greta'nın gözlerinden ayırmıyordu. "Affınıza sığınıyorum prensim fakat lütfen sadece bir ricada bulunmama izin verin." Prens tekrardan güldü. "Hoşuma gittiniz küçük hanım. Söyleyin bakalım istediğiniz ne?" Greta içinden bu adamın kafasına birşey mi düştü diye geçirdi. Fakat düşünecek vakti yoktu. Arkadaşı için bunu yapmalıydı. Bunu arkadaşına borçluydu. Çünkü 8 yıl boyunca Emily, Greta ne yaptıysa her zaman arkasında durmuştu,onun üzgün,mutlu zamanlarında her zaman yanında olmuştu ve en önemlisi her zaman Greta'nın iyiliğini düşünmüştü. Greta tekrardan konuşmaya başladı "Arkadaşım sizin çok büyük hayranınız ve sizin imzanızı almak istiyor. Acaba ona imzanızı verebilir misiniz? Zaten 2 dakika bile sürmez tek bir tane arkadaşım var." diyerek masum gözlerini prense tekrardan dikti. Prens gözlerini Greta'dan 1 saniye bile ayırmıyordu ve ciddileşmeye başladı. Fakat ciddi durması pek de uzun sürmedi. Tekrar o alaycı ifadesini takındı. "Hmm demekki arkadaşın benim hayranım. Peki eğer ya ona imzamı vermezsem. Ne yapacaksın beni dövecek misin? Ya da verirsem bunun karşılığı ne olacak. Prensesim mi olacaksın? Yok daha neler. Bunun karşılığı ne olacak?" Greta şaşkın bir gözle prense baktı. Bu adam ciddi miydi? Ne demek prensesim olur musun? Bu adam direkt uçuyordu resmen. Fakat Greta'nın düşünecek vakti yoktu. Prens her an gidebilirdi. "Size zaten hizmet ederek ve üstüne üstlük yemeğinizi yemenizi ayakta bekleyerek borcumu ödediğimi düşünüyorum. Ayrıca bu senin zaten işin derseniz ben sadece bir garsonum ve insanlar yemeklerini yerken başlarında beklemiyorum. Evet siz ve aileniz bu ülkeyi yönetiyor. Bunu yapmam gerekiyordu fakat imzanızı alabilmem için illa birşey mi yapmam gerekiyor?" Evet Greta saçmaladığınin farkındaydı. Fakat hep ne diyeceğini bilmediği zamanlar saçmalardı. Ve bu an da o anlardan biriydi. Hemde prensin önünde! "Peki küçük hanım istediğinizi yapacağım. Ama bunun bir karşılığı olacak elbet sonuçta başımızda durmanız vazifeniz olsa da ben kapıdan çıkarken yaptığınız cüretkarsızca hareket için bir borcunuz var. Bu borcu nasıl kapatacağınızı daha sonra düşüneceğim. Her neyse arkadaşınız neyi imzalamamı istiyorsa getirsin ve gideyim artık." Greta neredeyse sevinçten prensin boynuna atlayacaktı. Daha sonra Emily'e döndü ve ona gel işareti yaptı. Emily ne olduğunu anladı ve bir defter ve kalemle birlikte geldi. Utanarak defteri prense uzattı. Prens defteri alıp imzaladı. Daha sonra Emily'e dönüp konuşmaya başladı." Arkadaşınız için önemlisiniz galiba malum deminden beridir benimle cüretkarca konuşuyorda" diyerek Greta'ya bakmadan direkt lokantadan çıktı. Greta ise arkasından sadece bakakaldı.
👑👑👑
Giyinme odasına geldiklerinde Greta hızlı bir şekilde üstünü giyindi ve tamda odadan çıkacakken içeri Emily girdi. Greta Emily'e tam birşey diyecekti ki Emily dolu gözlerle Greta'ya sarıldı. Greta ne olduğunu şaşırmıştı. Fakat çok sürmeden o da kollarını Emily'nin boynuna sardı. Daha sonra ayrıldılar ve Emily direkt konuşmaya başladı. "Greta iyi ki senin gibi bir arkadaşa sahibim. İyi ki varsın. Seni çok seviyorum. Prensle o kadar yakındın ki bir an prens 'bu kızın kellesi gidecek' der diye ödüm koptu. Ve ne konuştuğunuzu tam duyamadım meğersem benim için uğraşmışsın ve sen prensten nefret ediyorsun. Bunun benim için olan değerini bir bilsen var ya.." Greta gülümsedi. "Saçmalama Emily sen bu zamana kadar benim için neler yaptın. Seni öylesine üzgün görünce içim gitti. Evet prens öyle diyecek diye benim de ödüm koptu fakat şuan iyiyim ve bir an önce eve gidip uyumak istiyorum. 2 saat boyunca ayakta kalmak ne kadar zor bir bilsen. Patron majesteleri ve ailesi gidince benimde eve direkt gidebileceğimi söyledi ve şimdi izin verirsen eve gidip uyumak istiyorum." diyerek son kez Emily'e sarılıp eve gitmek için yola koyuldu. Fakat yolda tam yürürken.......