"Ayy ne oldu burada ya. Parfümüm de kırılmış." Diye konuşmaya başlayan Beste oldu. Hepimiz eşyalarımızı çantalarımıza yeniden koyduk. Bize bunu kim yapabilir ki? Takıldığım tek şey sınıftan sadece bizim çantalarımızı yere atmışlar. Nihayet topladığımız da ışık konuşmaya başladı.
"Bunu yapanı bulursam çok kötü olacak. Her neyse hadi kızlar aşağı inelim." Biz de ona katılıp yürümeye başladık. Futbol oynayanların tam karşısında bir bank vardı oraya oturduk.
"Mill seni sınıfla tanıştırayım mı? Sadece bizi tanıyorsun galiba" dedi Işık. Eski okulumda pek arkadaşım yoktu. 2 arkadaşım vardı. Zaten ikisiyle tanıştığım güne her gün lanet ediyorum. Bu okulda gerçekten arkadaşlarım olsun istiyorum.
Heyecanla konuşmaya başladım. "Evet olur, çok sevinirim." Dedikten sonra Işık sevinçle futbol ve basketbol sahasındakileri çağırmaya gitti. Son sınıftaydık , önümüzde büyük sınav vardı. Fazla çalıştığım söylenmezdi ama günde en az 2-3 saat çalışırdım. Zaten kalan zamanımda da boş şeylerle uğraşmıyordum, işe gidiyordum. Evet, ben tek yaşıyorum. Okuldan sonra kalan vakitte garsonluk yapıyorum.
Beni düşüncelerden ayıran Işığın sesi oldu. "Geldik" gerçekten tüm sınıfı toplamıştı. Herkes banklara yada yere oturdu. Beste konuşmaya başladı." Evet arkadaşlar bildiğiniz gibi okulumuza Mill yeni katıldı. O da bize sınıfla tanışmak istediğini söyledi. Bizde sizi buraya topladık" dedi. Gülümseyerek herkese baktım. Onları tanımak çok istiyordum. Sonra biri gülmeye başladı.
"Şaka mı yapıyorsunuz? Bizi bu yüzden mi çağırdınız? Saçmalık." Dedi ve gitti. Arkasından sınıfın 1 kişi hariç hepsi gitti. Çok üzülmüştüm. Belki burada arkadaşlarım olur diye hayal kurmuştum ama biliyorsunuz zaten hayal, hayal olarak kalır.
"Ben onlara katılmıyorum. Ben yeni kişilerle tanışmayı ve konuşmayı çok severim. Bu arada ben Bartu. Konuşan çocuğa başımı kaldırarak baktım. Elini uzatmış benden cevap bekliyordu. Elimi uzatarak "Mill" dedim.
Biliyor musunuz bugün ilk defa mutlu olmuştum. Hemde tüm sınıf ben red ederken. "Çok güzel isimin var" dedi sevecen bir tavırla. "Teşekkür ederim" Mine konuşmaya başladı.
"Takma onları, onlar herkese öyle. Zamanla kaynaşırsınız. Ee hadi kızlar voleybola. Mine, Beste ve Işık voleybol takımındaydılar. Okulda iki takım vardı, bir bizimkiler Ares, iki Angels takımı. Onlara neden bu ismi seçtiklerini sorduğumda bana anlamı " Savaş tanrısı" dediler. İlginçti. Bartu ile tek kaldık.
"Mill ailenle mi yaşıyorsun?" Açıkçası bu soruyu beklemiyordum. Bana bu soruyu sorduklarında 7 yaşımdaydım. Yutkunamadım. "Hayır tek yaşıyorum" dedim sert ve kuru sesle. Bartu bunu farketmiş olacak ki konuyu degiştirdi. "Hayatın nasıl geçiyor." Bu soruda günlük ne yaptıysam anlattım.
"Ay damağım kurudu yanındaki suyu verir misin Bartu" Diye koşarak yanımıza Işık geldi. Voleybolda çok iyiydiler, okulun en iyi oynayan takımıydı. "Ben olmasam ne yapacaksınız acaba" dedi Bartu tripli bir sesle. Bu cevap karşısında gülmemek için kendimi zor tuttum. Işık ona yandan bir bakış attıp gitti. "Öyle işte büyük işlere bn koşuşturuyorum Mill'cim. Bende bir insan olarak yoruluyorum. Her neyse ben gidip futbol oynayacağım." Bana el sallayarak gitti. Tatlı bir çocuktu.
Okulun bahçesi üstten ve yandan kapalıydı. Yani heryerden kapalıydı. Bir tek çıkış kapısı vardi o da kapalıydı. Fotbol oynayanları izlemeye başladım. Bartu'nun ayağına top geldiği gibi çığlık atıyordu. Kahkaha atmaya başladım ve Bartu bana öyle bir baktı ki susmak zorunda kaldım. "Oradan izlemek kolay tabii gel sen oyna." Dedi tripli bi sesle ve yeniden, pes etmeden topun peşinden koştu.
Okul öyle böyle geçti. Çıkışta herkese el sallayıp eve yürümeye başladım. Eve vardığımda kendime güzel bir salçalı makarna yaptım. Telefonumu elime alıp sosyal medyada gezindim. Yemeğim bittikten sonra işe gitmek için kıyafetlerimi giyindim, yola çıktım.
Garsonluk zordu. Müşterileri anlamak ayrı bir derttir zaten. Önlüğümü giyip işe başladım. "Merhabalar ne alırsınız?" Dedim karşımdaki masaya. Çocuk bana dikkatlice baktı. "Sen bizim okuldaki ımm heh Mill değilmisin?" Bu çocuk benimle tanışmak yerine "bizi bunun için mi çağırdınız" diyen çocuktu. Onunla fazla muhabbet etmek istemediğim için hemen cevap verdim. "Evet benim, ne alırsınız?" Diye oyaladım. "Bende Deniz neyse bir limonata alabilir miyim?" Niye ismini söylemişti bu çocuk. Neyse söylediklerini hemen not aldım ve gittim.
3-4 saattir çalışıyordum. Son bir masam kalmıştı ve yorgunluktan ölmek üzereydim. Masaya doğru yürüdüm." Buyurun ne alırsınız" dedim aceleyle. "Bir orta şekerli kahve ve limonlu kek alabilir miyim?" Dedi bakın tam bunları dedi telefonla konuşurken. "Tabii efendim" dedim. Elimdeki orta şekerli kahve ve limonlu keki masaya götürdüm. Bıraktıktan sonra önlüğümü çıkartıp gidecektim ki bir ses duydum. "Hanımefendi ben çikolatalı kek istemiştim. Ne biçim bir cafe burası ya" Adama sinir dolu bakışlarla bakarken cevapladım. "Affedersiniz, yanlış anladım." Dedim ve çikolatalı kekle değiştirdim. Ve cafeden çıktım
Eve geldiğimde kendimi yatağa attığım gibi uyudum.
♡♡♡♡♡♡♡
• Evet 2.bölüm nasıldı? Lütfen oy verir misiniz?
•Beni tiktok ve çizgi studio'dan da takip edebilirsiniz. Tiktokta bana istediğiniz herşeyi sorabilirsiniz, cevaplarım.
Tiktok: nazkoba0
Çizgi studio:nazkoba