İçeriğe geç

Mahkum

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Mahkum

Bölüm 8

Sorular

Derin bir nefes alıp nezarete indiğimde, deniz'in sandalyede oturmuş, uyuklarken gördüm. Onu böyle görünce üzülmeden edemedim. Bu durumu tekrardan albay'a danışıp kesin bir dille, "ona hiç bir şey vermeyeceksin" diye reddetmişti. Şuan karşımda uykusuz, vücudundaki yaralarından dolayı geceyi zor geçirdiği çok açıktı.

Ben onu izlerken, varlığımı hissetmiş gibi gözlerini yavaş yavaş açtı, kendini düzeltip "günaydın" dedi

Sesinden bile acı çektiği belliydi. "Sorguya alınacaksın bugün." Günaydın demek içimden gelmedi. Başını ağır ağır sallarken gözlerime baktı.

" bir cevap alamayacağınızın farkındasınızdır." Diyip içinde olduğu durumu gösterdi. Ayağa kalkıp bana doğru yaklaştı, " bu durumumdan zevk alıyor musun." Bu durumundan zevk almıyordum. Aksine ne suç işlemiş olursa olsun, insan dışı, muamele kitabımda yoktu. Ancak yine bunun Albay'ın emri olduğunu söyleme gereği duymadım. Onun yerine,

"Hak eden, hak ettiği gibi yaşar." Diyip gözlerine baktım. Başını iki yanına sallayıp, "siz insanların kaderi çoktan yazıldı, Şuan ben" diyip kaldığı nezarethaneye gösterdi. "İçerdeyim ve sen dışarda. Ama " diyip tekrar onun kaldığı nezaretin karşısındaki nezareti işaret edip " bu akşam sende orda olacaksın." Diyip gülmeye başladı. Bu duruma bi anlamam veremesemde. Uykusuzluktan ve kapalı kaldığı bunca zaman sonra psikolojisinin alt üst olduğunu düşündüm. Hiç bir şekilde hava alması için bile dışarı çıkarılması yasaktı.

Bende gösterdiği nezareti işaret edip " yoksa orayımı beğendin, benim için fark etmez seni oraya aldırabilirim" diyip gözlerimi ona diktim.

Bu dediğim komiğime gitmiş olacak ki,

"hayır, hayır orası dolu. Bu akşam sahibi yerleşecek, daha önce hiç başka mahkumla yan yana kalmadım. İlginç bir deneyim olacak." Yaptığımız saçma konuşmaya son verip " sorguda cevapları, almadan huzur içinde yatmana müsade etmem." Dediğimde tek kaşını kaldırıp, elini çenesine koydu "yaaaa" dedi

Bende başımı onaylar şekilde salladığımda, yüzündeki öfkenin odağı oldum. Gözünü benden çekip arkamda kalan nezarete doğru baktı. Derin bir nefes alıp

"Şimdiden, yaşayacakların için çok üzgünüm. Ancak bir şekilde seni tarafıma almam lazım." Dedikten sonra sandalyesine geçip oturdu. Bir şeyler daha söyledim fakat ne cevap alabildim neden yüzüme baktı.

Söylediği şeylerin, saçmalıktan ibaret olduğunu biliyorum. İnsan kapalı kalınca bu şekilde iç dünyalarında, neler yaşadıklarını tahmin bile edemiyorum. Fakat, içime anlam veremediğim bir sıkıntı girdi. "Seni tarafıma almam lazım." Bunu söylerken bile gözlerinde heyecan vardı. Yine derin düşünlerimden Yavuz'un bana

"komutanım, komutanım" diyip bana doğru gelmesiyle toparlandım.

"Yine ne var yavuz."

"Komutanım, albay mahkum için soracağımız soruları size iletmemi istedi." Eliyle bana uzattığı dosyayı alıp, ona baktım " nasıl oldun, daha iyi misin?" Bayıldıktan sonra dinlenmesini söylemiştim. Her ne kadar itiraz etmeye çalışsada. En sonunda kabul etmişti.

"Çok iyiyim komutanım,Albay'ın yanına giderken tekrar bayılacağım diye çok korktum." Diyip gülmeye başladı.

Bu haline bende gülerken, "Murat üsteğmene haber ver. İkinizi odamda istiyorum. Bakalım albay ne sorular sormamızı istiyor." Anında başını sallayıp gitti.

Elimdeki dosya ile odama geçerken, deniz'in saçmalıkları kafamın içinde yankılanıp durdu. Kısa süre sonra Murat ve Yavuz'un gelmesiyle dosyayı okumaya başladım. Dosyada sadece 5 soru vardı. Bu soruları görünce, kaşlarım çatıldı. Yanımda duran ikiliye bakıp " oğlum burası iyice çocuk parkı oldu amına koyayım." Albay'ın gönderdiği dosyayı onların önüne attım. Yavuz sorulara göz atınca " bumu sorgu sorularımız." Başımla onayladım. Albay soruları bizzat hazırlayacağını söylemişti. Ben işlediği suçlardan sorular beklerken, murat'ın konuşmasıyla ona döndüm.

"Komutanım, bu sorularda alacağımız cevaplarda çok mantıksız değil mi." Diye sorduğunda başımla onayladım. Albay'ın neden bu tarz sorular sorduğunu anlamadım. Tekrar dosya'yı alıp, sorulara göz gezdirdim.

Soru 1: kaç yaşındasın?

Soru 2: tam olarak nereden geldin?

Soru 3: gelme amacın nedir?

Soru 4: senin gibi kaç kişi var ?

Soru 5: neden kaçamıyorsun?

Birde bugün deniz'e gidip sorguda bizi uğraştırmaması için, soruları cevaplaması için tehditvari bir konuşma yaptım. Şuan bunu düşününce kendime kızmadan edemedim. Yüzümdeki ifadeyi gören yavuz

"Albay'ın bir bildiği vardır." Diyip bana baktı.

"Onu düşünmüyorum yavuz, sabah Deniz'e sorguda sorulara düzgün cevap vermesi için tehdit ettim." Bunu dememle ikilinin gülmesi bir oldu. Onalara kızgınca bakıp, "başka bir şey yoksa, defolun odamdan." Ani sesimle ikiside apar topar çıktılar odadan.

Murat, sorgu için deniz'i almaya gittiğinde yavuz ile beraber sorgu odasında beklemeye başladık. Murat geldiğinde deniz'i masaya kelepçeleyip arkama geçti. Karşımda duran Deniz'e bakınca yorgunluk ve uykusuzluktan göz altlarının şiştiğini gördüm. Derin bir nefes alıp arkamda duran yavuz ve Murat'a döndüm. Tam onlara siz çıkabilirsiniz diyeceğim an, belimdeki silah çekilip iki kez ateş aldığını gördüm. Ben neler olduğunu anlamadan, yere yığılan ve kanlar içinde kalan yavuz ve Murat'a baktım tepki bile veremedim. Her şey o kadar hızlı oldu ki; saliseler sürdü diyebilirim.

Arkama baktığımda Deniz'in silahı önüme doğru attığını gördüm, elleri hala masaya kelepçeli şekilde yerinden kalkması bile mümkün değilken, nasıl yanıma kadar gelip silahı aldı, anlayamadım. Ben olayın şokunu yaşarken içeri albay ve bir çok askerin girdiğini gördüm. Albay önce yerde kanlar içinde yatan, Yavuz ve Murat'a baktı ardından gözleri bana döndü. Yüzündeki öfkeli bir ifade ile yandaki askerlere dönüp

"Ne duruyorsunuz, tutuklayın hemen."

Askerler, beni kollarımdan yakalayınca Deniz'in kıkırtısını duydum. Arkama dönüp Deniz'e bakacakken başıma aldığım sert darbeyle, her yer karanlığa gömüldü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.