Günler birbirini hızlı bir şekilde kovalamış ve istemenin üzerinden neredeyse 3 ay geçmiş istemeden hemen sonra atamalar açıklanmış genç kızın istediği olmuş ve doğuda askeriye de göreve başlamıştı. Atamasının üzerinden 2 buçuk ay geçmişti bile zaman su misali akıp gidiyordu. Kardeşleriyle sık sık konuşuyorlardı Batuhan ve Bedirhan abisi hariç çünkü onlar görevdeydiler. Askerin bir tanesi telaşla içeri girmesiyle genç kıza
“doktor saldırı olmuş bizimkileri getiriyorlar 3 yaralı var hazırlanın ona göre” dediğinde iyem meva
“durumları ne ciddi yarası olan varsa burada müdahale edemem” dediğinde asker
“o kadar ciddi bir şey olduğu söylenilmedi”
“Şehit peki” diye sordu içinden olmaması için dua ederken
”yok çok şükür” dediğinde genç kız derin bir nefes aldı sonunda askeri onayladı ve pansuman malzemelerini hazırlamaya başladı. Bir yarım saat sonra yanlarındakinden destek alarak içeri iki tane yaralı asker geldi. Hızlı hareket ederek ikisine yönelik
“yaralarınız nerede?” Diye sordu bir tanesinin omuz kısmında büyük bir yarık vardı diğerinin bacağında ikisi de dikiş istiyordu dikiş malzemelerini alırken yaralı askerlerin yanında gelen asker
“sen o kızsın” dediğinde
“kimim ben anlamadım” dediğinde genç kız asker kendini silkeledi
“yok bir tanıdıkla karıştırdım kusura bakmayın komutanım da yaralı birazdan burada olur” dedi havayı dağıtmak için genç kız dikkatle önünde ki işle ilgileniyordu onun yarası neresinde diye sorduğunda asker
“omzunda kurşun içeride hala” dediğinde iyem meva kafasıyla onayladı. Yanında ki hemşireye dönerek
“Asu sen buna devam et ben dikiş attım temizleyip sarabilirsin bende diğer askere bakayım” dediğinde Asuman
“tamamdır burası bende” dediğinde genç kız gülümsedi ve yarasına bakacağı asker vücudunda olan yarayı bu gülüşle unuttu sanki güzelliğine tutulmuştu başlarında bekleyen arkadaşına
“aqa ben çok fena düştüm galiba” dedi gözleriyle kızı göstererek asker ise alayla sırıtıp
“merak etme koçum komutanım düştüğün kör kuyudan seve seve çıkartır seni” dediğinde doktor genç kız yaralı olan askerin ne demek istediğini anlamış anlamamazlığa vurmuştu ama diğer askerin dediğini anlamamıştı askere dönerek
“komutanınız yaralı ve o halde niye hala gelmiyor?” Diye önünde ki askerin yarasını temizlerken sormuştu. Korkut kızın sorusuyla
“eee şey albaya rapor vermesi gerekiyor da ondan” dediğinde genç kız
“tedavisini yaptıktan sonra da aynı raporu verebilir” derken yaraya hızlı bir şekilde dikiş atmaya başlamıştı bütün odada ki askerler hayran olmuştu genç kıza. Ama kız kafasını kaldırıp kimseye bakmamıştı korkut içinden ‘ bu iş olur’ diye geçirdiğinde genç kız önünde ki askerinde yarasını kapatmıştı. Aklı komutanları olan askerdeydi nerede kalmıştı kurşun zehirleyebilirdi ve derinde mi değil mi bakması gerekiyordu.
“arar mısınız komutanınızı şuan omzunda bir kurşunla gezdiğinin pek farkında değil gibi kendisi hatırlatın bir” dediğinde Korkut genç kızın sinirlenmesin gülmek istemişti. Telefonu çıkartıp aradığında
“komutanım nerede kaldınız” diye sorduğunda karşıdan geldiğine dair sesi duydu hızla kapatıp cebine koydu o sırada kıza hayran hayran bakan Ceyhun
“doktor hanım acaba adınız nedir? Benim ki Ceyhun memnun oldum” diye konuştu iyem meva ise
“biliyorum Ceyhun adını ben seninle tanışmak istiyorum diye bir şey söylemedim sanki” dediğinde Ceyhun
”kırılıyorum ama bakın tam şuan kırıldım” diye salakça konuşunca Korkut ensesine vurup
“kes lan dalgayı” dedi iyem meva ise hiç umursamadı yerine geçip günlük olarak yaptığı tedavileri doldurduğu defteri doldurmaya başladı o sırada askerlere yönelik konuşarak
“Ağrı kesici yaptım siz dinlenin burada ağrınız devam ederse ona göre tekrar ilaç vereceğim” dediğinde askerler kafalarıyla onayladılar genç kızı. Bu sefer Soner korkuta dönerek
“lan lahmacun ısmarlayacağım diye söz verdin hadi git alda gel” dedi korkut ise
“yuh lan davar bu halde onu mu düşünüyordun amına “ tam küfür edecekken genç kız öksürerek araya girdi. Korkut kızlara bakıp
“pardon ağız alışkanlığı” dediğinde içeri komutanları girmişti genç kız içeriye girenin komutanları olduğunu hepsinin ayağa kalkmasından anladı. Kafasını kaldırıp genç adama baktığında siması tanıdık gelmişti adamın daha önce gelenlerdendir diye umursamadı.
“sedyeyle geçin lütfen” dedi naif sesiyle genç adam çok şaşırmıştı kızı karşısında görmeyi beklemiyordu 3 ay önce gördüğü kız ve 3 aydır aklından çıkmayan o güzel kız karşısındaydı. Kızın bir şeyler söylediğini fark etmişti ancak anlamamıştı kızı incelemeye o kadar dalmıştı ki. Kaşları gözleri kirpiklerini inceliyordu tek tek korkutun karnına vurduğu dirsek darbesi ile kendine gelebildi
“komutanım sedyeye geçseniz mi artık doktor hanım hazırlıklarını bitirmek üzere” dediğinde kendine gelmeye çabaladı kız içeri girdiğinde kafasını kaldırıp bakmıştı sadece sonra kafasını kaldırıp bakmamıştı. Genç adam da bu tavrına hayrandı ya zaten Ceyhun’un sesiyle o tarafa döndü
“doktor hanım bizimle sen ilgileneceksin değil mi?” Dediğinde genç kız kafasını kaldırıp genç adama kaşlarını çatarak baktı yanında ki hemşireye dönerek
“Asu Ceyhun beyle sen ilgilenirsin şayet ben ilgilenirsem buradan sağ çıkarmam albayla yüz göz olmak zorunda kalmak istemiyorum” dediğinde Ceyhun kızın söylemek istediğini anlamıştı Akgün Bahadır da anlamıştı ve Ceyhun’un onun elinden çekeceği vardı bu saatten sonra ama genç kızın kendini koruma şekline hayran kalmıştı Ceyhun içine kaçmış sesiyle
“Asuman hanım o zaman siz benimle ilgilenin” dediğinde Akgün Bahadır ise
“bende özel olarak ilgileneceğim en sevdiğim askerim” dedi bu sırada iyem meva sedyenin yanına gelmişti genç kız
“üzerinizdekileri çıkarıp uzanın lütfen” dediğinde Akgün Bahadır kafasıyla onayladı kızı gördüğünden beri heyecandan titreyen ellerini saklamak istiyordu. Hızla üzerindekileri çıkartırken yarası acımıştı ama o umursamadı sedyeye uzandığında meva adamın yarasıyla ilgilenmeye başlamıştı.
“kurşun içeride ama derinde değil kurşunu çıkartacağım ama sizde gidip hastanede bir hasar olup olmadığına baktıracaksınız” dediğinde adam kafasını sallamıştı. Iyem meva işine devam ederken Ceyhun ve korkut ufaktan atışmaya başlamışlardı iyem meva Ceyhun’a bir bakış atıp
“Bu arkadaşınız hep böyle boş boğaz mıdır?” Diye sorduğunda hepsi kızın konuşmasına şaşırdılar. Akgün Bahadır hemen
“kimin?” Diye sordu kız gözleriyle Ceyhun’a baktığında hepsi anlamışlardı.
“kendimi sakinleştirici vermemek için zor tutuyorum” dediğinde herkes kahkaha atmıştı Ceyhun hariç
“Doktorcuğum niye öyle söylüyorsun ben yaralı bir Mehmetçiğim şuan” dediğinde tam o sırada içeri albay Fırat girdi tüm askerler hazır ola geçerken iyem meva önünde yatan askerin kalkmasıyla
“siz yaralısınız farkında mısınız acaba ya Allahım sırayla mı veriyorsun bana” dediğinde arkasını döndü albayı görmesiyle
“dayı sana kaç defa söyleyeceğim böyle girme içeri diye” dediğinde hepsi bir kere daha şaşırmışlardı Ceyhun ise bir tık da korkmuştu. İlk tepki ondan geldi
”dayı mı komutanım sizin dayınız mı?” Diye sorduğunda albay dayı ise
“rahat gençler evet dayısıyım hem de en sevdiği dayısı” dediğinde iyem meva
”senden başka dayım yok dayı” dedi hızla içeride ki askerler gülmemek için zor tutuyorlardı kendilerini Fırat albay ise
”askerlerimin durumu nasıl biricik yeğenim” dediğinde iyem Meva göz devirip
“dayı hani kimse bilmesin istemiştim bunu ya bir duyurmadığın genel kurmay başkanı falan kaldı” dedi sinirle Akgün bahadıra döndü
“sizde uzanın lütfen tedavinize devam edeyim” dedi Akgün Bahadır Fırat’a bakıp izin aldı
“Rahat oğlum rahat” dediğinde iyem Meva
“Allah razı olsun dayı sen de olmasan” dedi iyem meva bugün daha ne yaşarım derken içeri arkadaşı Derya girdi.
“meva hala niye eve gitmiyorsun acaba?” Diye sordu gözleriyle askerleri gösterip sustu Derya anlamıştı. Kollarını göğsünde bağlayıp korkuta göz ucuyla bakıp diğerlerine dönmüştü albayı da burada görünce
“albayım nasılsınız?” “İyiyim güzelim çok teşekkür ederim sizleri gördüm daha iyi oldum ve ben gider dikkat edin kendinize beyler.” Diyerek revirden çıktı derya lafa atlayıp
“Dayı vurdu ve gol oldu bu mesajın altında yatan tehditi herkes anlamıştır şu adamın hareketlerine bayılıyorum” dediğinde iyem meva deryaya sinirle
İyem Meva’dan
“Allah aşkına kimse bilmesin dediğim halde böyle adam kafayı yedi sonunda” dedim Derya ise
”Kızım o kadar adam içinde kolay değil sarkıntılık yapanlar ayağını denk alsın diye yapıyor” dediğinde Ceyhun
“ben ayağımı denk alıyorum ablamsın bundan sonra doktor ablam” dedi hızla ben sinirle önümde ki bedene döndüm
“siz hala niye ayakta duruyorsunuz” dedim o ise hızla sedyeye tekrar uzandı adama bak ya yaptı jübilesini gitti iyi mi. Sinirle
“ama ben sana bunu ödetirim dayı gör bakalım neler yapıyorum ben sana” dedim ellerimin altında ki beden hareket etti gülüyor muydu o ona ters bir bakış attım o da bu bakışla sustu. Hızla yaraya dikişi atıp yüzbaşıya döndüm
”Şuan uyuşukluktan hissetmeyebilirsiniz 2-3 saate geçer hissizliği ve bir hastaneye gitmenizi de istiyorum orada da bir gösterin bir problem olmadığına emin olun kurşun herhangi bir sinire zarar vermemiş ama tedbirli olalım bana da sonucu bildirirseniz sevinirim geçmiş olsun ve iki hafta gibi bir süre kolunuzu kullanamayabilirsiniz” diyip oturduğum sandalyeden kalktım hızla. “Biraz dinlenin burada sonra kalkabilirsiniz ağrı kesici serum takar mısın Asu” diye Asu’ya döndüğümde dalgınca sonere bakıyordu beni duymadığını anladım yanına gidip koluna dokundum korkutmadan
“İyi misin?” Kendini toparlayıp bana döndü
“iyiyim hocam bir problem mi vardı?” “Yüzbaşıya ağrı kesici serum verebilir misin diye sordum duymadın ama” masaya geçip oturdum Asu hemen söylediğimi yaptığında derya yanıma geldi
“Hadi neredeyse 24 saattir buradasın gitte dinlen” dediğinde kafamla onayladım
“bir şey olursa ara” diyerek eşyalarımı toplayıp montumu alıp çıkışa yöneldim deryaya dönüp
“senin randevun ne zamandı?” Diye sorduğumda içeride ki askerlerin konuşmamızı dinlediğini farkettim Derya ise saatine bakıp
“çıkacağım birazdan geç kalmam umarım” dediğinde ufakta olsa gülümseyip
“bekletme müstakbel eniştemizi” dedim ve çıkışa yöneldim yorulmuştum bugün ama normal hastaneye göre daha rahattık işimizde. Eve geçip yemek yapıp masayı hazırlamaya geçtiğimde kapı çaldı dayım gelmişti kesin açtığımda dayım ve bugün revirde gördüğüm askerlerden Akgün Bahadır ve korkut denilen askerlerin olduğunu gördüm askerler dayımın arkasında hazır olda bekliyorlardı
“oh mis gibi yemek kokuyor biricik yeğenim diye demiyorum ne güzel yemek yapıyorsun sen öyle” dediğinde
“onu yedikten sonra mı karar versen dayı hem senin sevmediğin yemekleri yaptım” dediğimde dayım
“saçmalama sakın bana ıspanak yaptım deme”
“ıspanak yaptım dayı” dediğimde dayım arkasında ki askerlere dönüp
“bana o hep söylediğiniz lahmacundan söyleyin bakalım gençler hadi içeri geçin sizde yemekten nasiplenin” dediğinde ben onlar ne alaka der gibi yüzüne bakıyordum dayımda annem gibi misafiri çok seviyordu. Bana
“Sen rahatsız olmazsın değil mi güzelim?”
“Dayı en başından sormak gerekir adamları kapıya getirip onların yanında sorulmaz tabi ki olmam” dediğimde dayım
“Her lafa da bir cevabın var mübarek ablama bu kadar benzemeseydin keşke”
“Anneme benzediğim için benimle gurur duyduğunu biliyorum dayı”
“Kızım bir şeyi de bilmiyormuş gibi yapıver” askerlere baktığımda bizi izliyorlardı
“Çık yapamam aslan burcuyum dayı ben albayda olsan genel kurmay başkanı da altta kalmam” deyip askerlere
“Hoşgeldiniz buyrun içeri” diyerek oturma odasına davet ettim. Dayım içeri geçip
“Beyler ben bir elimi yüzümü yıkayıp geliyorum siz rahatınıza bakın.” Diyerek lavaboya ilerledi bende beylere dönüp
“Kusura bakmayın sizin karşınızda böyle tavır sergiliyoruz ikimiz pek anlaşamıyoruz” dediğimde Akgün Bahadır boğazını temizleyip
“Ne kusuru asıl siz bizim kusurumuza bakmayın komutanım davet etti biz sizin olduğunuzu bilseydik böyle gelmezdik” dediğinde omuz silkeleyip
“Estağfirullah ben alışkınım annemden annemde dayım gibi çok sever misafir sorun yok yani rahatınıza bakın ben mutfakta ki işlerimi halledeyim” dediğimde dayımda gelmişti odaya ben mutfağa geçip yemek koyduğum tabakları masaya götürdüm.
“Dayı sofraya geçebilirsiniz” diye seslendiğimde bende su bardaklarına su dolduruyordum dayım
“Yardım edilecek bir şey var mı yeğenim”
“Siz geçin geliyorum” dedim o da masaya geçmişti. Bende gidip masaya oturduğumda dayım
“Şu nimeti sadece sen yaptığında yiyorum başka biri yaptığında sevemiyorum bir türlü” dediğinde dayıma omzumu silkip
“Bunu daha önceden söyleseydin keşke bezelye yemeği yapardım” dediğimde
“Kızım senin yaptığın bütün yemekleri seviyorum ben senin yaptığın yemeklerle beni korkutamazsın”