Stacy notu tekrar tekrar okudu. Korkudan titremeye başlamıştı. (Not: Stacy'nin içi silahsız suçluları kontrol etmekti.) Sesizce bir çantaya ihtiyacı olan malzemeleri doldurup evden çıktı.
Aşağı doğru inerken komşusundan bir çığlık sesi geldi. Kapı açıktı. Silahını eline aldıktan sonra Stacy içeri girdi. Komşusunu yerde ölmüş bir şekilde bulan Stacy, arkasına baktığında siyah giyinmiş bir adam gördü. Adam, Stacy'e elindeki silahla ateş etmeye başladı. Stacy bir masaya saklandı. Ve oda ateş etmeye başladı. Adam korkmuş bir şekilde koşmaya başladı. Küçük bir bağırış koptu ortalıkta. ''Ağağağağğağa. Polis!'' diye bağırdı siyah giyinmiş adam. Ve bir anda ortalıktan kayboldu.
Stacy aşağı indiğinde hemen koşmaya başladı. Arabasına doğru gitmeye bile korkuyordu.
Aradan 3 saat geçtiğinde Stacy yere çömelmiş, artık ne yapacağın düşünüyordu. Elinde azıcık parası vardı. Bununla otel odası kiralayamazdı. Arkasına baktığında evden uzakta olduğu anladı. Sonra kalkıp hızlı bir şekilde yürümeye başladı.
Sonra bir ormana girdi. Tam derinliklere girmeden bir aaç ev gördü. Eski ve uzun zamandır kullanılmamış bir ağaç evdi bu. Orada kalabilirdi. Dikkatlice merdivenlerden çıktı. Evin eskiliğini bozmak istemiyordu. Çünkü eğer mafya buraya gelirse yeniliğinden dikkat çekebilirdi ağaç ev. Ancak evin içini azıcık olsada yeniliğebilirdi. Bir süpürgeyle örümcek ağlarını temizledi. Sonra telefonuna baktı. İnterneti yoktu. Fakat whatsapp hala çalışıyordu. Uygulamanın telefonundan Emily'i aradı. Herşeyi teker teker anlattı.
Emily onu dikkatle dinledi. ''Artık yapabileceğim hiç bir şey yok Stacy. Bende evden kaçtım. Banada o notu vermişlerdi. Keşke dahan çok maaş verselerdi. Ben şu an hiç bilmediğim bir ara sokakta bir çöp kutusunun içindeyim. Umarım mafyayla karşılaşmayız. Bay bay. Ayak sesleri duyuyorum.'' dedi ve kapattı Emily.
Telefonu cebine koydu ve hiç rahat olmayan yatağa uzandı. Son bir kez telefonu açtı ve sohbet grubuna girdi. Tek şunu yazdı:
Toplanın!
Ve bunu yazdıktan sonra telefonu tekrar cebine koydu ve uyudu.