İçeriğe geç

MAFYANIN ORKİDESİ

Bölüm 35 · 15 dk okuma

MAFYANIN ORKİDESİ

Bölüm 35

31.BÖLÜM-BEKARLIĞA VEDA

Oy vermeden geçmeyin!!!

Bugün bekarlığa veda partisi vardı. Benim bile böyle bir şeyin olacağından haberim yoktu. Ceren, bir anda odama gelip bekarlığa veda partisi yapıyoruz deyince şaşırmıştım. Aceleyle benim için aldığı elbiseyi giymemi söyleyip gitmişti.

Üstümdeki siyah mini elbiseye baktım. Fena durmuyordu, dudaklarıma elbiseye uyan, kırmızı parlak rujumu sürdüm. Genelde kırmızı rengi kullanmazdım, çoğunlukla koyu renk tercih ederdim. Ama bugün kırmızı sürmem cabasıydı.

Demir ile Volkan burada değildi. Bu akşam özel bir toplantı olduğunu söyleyerek gitmişlerdi ve saatlerdir ikisi de ortalarda yoktu. Ceren'de bu boşluğu fırsat bilmiş, bize mekan ayarlamışlardı.

Kapı tıklatıldı ardından açıldı. "Hazırsan çıkalım." dedi Ceren kafasını içeri uzatarak.

"Hazırım." dedim.

Kısa bir an beni süzdü ardından "Yakıyorsun." diyerek göz kırptı.

Gülümsedim. Onun da üstünde siyah bir elbise vardı. Elbisenin karnına doğru inen göğüs dekoltesi vardı. Uzunluğu kalçasının hemen altında bitiyordu. Bu gecenin rengi siyahtı.

***

"Aşkımız erdi bahara

Kışı bitti, yazı kaldı

Kapandı yıllanmış yara

Çoğu bitti, azı kaldı

Kapandı yıllanmış yara

Çoğu bitti, azı kaldı " diyordu şarkı.

Barmenin getirdiği kadehi tekrar kafama diktim. Bir şişenin dibi gözüküyordu neredeyse.

"Sevin, kara gözlüm, sevin

Bu mutluluk hakkın senin

Dudağımda hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı

Çoğu bitti, azı kaldı

Dudağımda hasretinin tadı kaldı, tuzu kaldı

Çoğu bitti ey, azı kaldı"

Etrafta ki loş ve renkli ışıklar etrafta geziniyordu. Önümde ki insanlar kimseyi umursamazca dans ediyordu. Yüksek sesle şarkıyı söylüyordu. Bunların içinde bende vardım.

"Yandık sevda ocağında

Hep gül olsun kucağında

Bu şehrin her sokağında

Aşkımızın hey, izi kaldı"

Kafamız mı güzeldi, belki. Ama içinde ki daha güzeldi. Bir diğer kadehi içtikten sonra boğazımda hissettiğim acı tat ile yüzümü buruşturdum. Ayağa kalkarak kalabalık insanlara karışıp dans etmeye başladım. Eda'da kalabalığın arasındaydı. Kendini kaybetmişçesine ortada kıvırtıyor, dans ediyordu. Bir süre sonra bende ona katıldım. Ceren ise en son bir adam ile dans ediyordu. Biri Eda'nın kolundan tutup çektiğinde onlarda dans etmeye başladı.

Tam o sırada kalabalığın arasındah bana doğru gelen kişiyi gördüm. Sarışın, kahverengi gözleri vardı. Bir elini belime koyarak beni kendisine çekti.

"Selam güzellik dans etmeye ne dersin?" diye sordu. Sebebini bilmeden güldüm. Kahkaha attım, o da bunu bir cevap olarak saymış olacak ki yanımda dans etmeye başladı.

***

Demir Afil;

Az önce toplantıdan çıkmış, Volkan ile beraber arabaya doğru ilerliyordum. Masada bir hain vardı, dün sınırdan geçecek olan tır polisler tarafından yakalanmıştı. İçimizden biri dışarıya bilgi sızdırıyordu. Lideri olduğum masada bir veya birden fazla hain vardı. Yakında bulacaktım. Hain için güzel planlarım vardı.

Volkan aldığı iki telefondan benim olanı verdi. İçeriye telefon veya silah, herhangi bir şey sokmak kesinlikle yasaktı. Bir sorun olduğu zaman kapıda ki adamlara haber veriliyor, onlar ise gelip durumu size söylüyordu.

Telefonun ekranını açtım. Birkaç cevapsız arama ve mesaj vardı.

"Abi," dedi Celal. Başımı telefondan kaldırıp ona baktım. "Yenge Hanım ve diğerleri bizim mekana gitmişler, kapıdakiler haber verdi."

"Ne yapıyorlar bizim mekanda?" diye sordum.

Başını önüne eğdi. "İçmişler mi?" diye sordum. İçeceklerini biliyordum, içemeseler gitmezlerdi.

"Evet abi." dedi. Canım sıkıldı, derin bir nefes verdim.

"Telefonlara ulaşılamıyor," dedi Volkan telefonu cebine koyarken. Takım elbisesinde ki kravatı gevşetti. "Gidelim."

Volkan şoför koltuğuna geçerken bende arabaya bindim.

***

"Yine kalıyor aynı noktada

Suratın da asılıyor

Bir derdin bitmeden

Sende valla diğeri başlıyor" diyordu şarkı. Daha mekana girmemiştim ama ses o kadar gürültülüydü ki dışarıya kadar geliyordu.

"Hiç durulmuyor

Orada bir dur

Geride dur

Vermiyorsun ki sen bana huzur"

"Ne yapıyorlar?" diye sordu Volkan.

"Abi," dedi Mustafa ancak yüzünde ki ifade hoşuma gitmedi. Ensemde başlayan ağrı yavaş yavaş aşağıya doğru indi.

"Ne yapıyorlar konuşsana!" dedim sert bir sesle. Niye herkes bu kadar suskundu?

"Kendiniz görseniz daha iyi olur efendim." dedi. Kolundan tutup geriye çektim.

"Konuşmadan bir dinlesen

Biraz sussan çok güzel olur

Evde sen otur da

Kendi kendine kudur"

Önden ben girerken arkamdan Volkan'da geliyordu. Uzun koridora geldiğimde iki sarhoş vardı, biri yere oturmuş sırtını geriye doğru yaslamıştı, diğeri ayakta uyuyor gibiydi. Onlara fazla bakmayarak geçtim, her adımımda ses artıyordu.

"Şu anda kulüpte keyfim yerinde

Arasan da seni duymuyorum

Sanma çekilirim bir kenara

Pistin ortasında oynuyorum"

Girişte durduğumda gözüm pistte oynayan insanlarda gezindi. Barın olduğu tarafta çok kimse yoktu, herkes ortada aynı anda dans ederek bağırıyor, şarkıya eşlik ediyordu.

Gözlerim etrafta gezindi ama yok gibilerdi, varsa da ben göremiyordum. Volkan eğilerek bir şeyler söyledi ama gürültüden ne dediğini anlamadım. Başımı eğdim tekrar söylemesi için. "Nerdeler?" diye bağırdı kulağıma doğru.

Omuz silktim. Ben de göremiyordum. Arka tarafa bakmak için yönelecektim ki, gözüm önce Ceren'i gördü. Onun o adamın kucağında ne işi vardı? Kan beynime sıçradı, adımlarım yere çakıldı.

Volkan benim gelmediğini fark edince başını bana doğru çevirdi. Bir yere baktığımı görünce bakışlarını baktığım yere çevirdi. O da yanımda durdu. Gözlerim diğerlerini aradı, Eda'yı gördüm. Karşısında ki adam gülerek ona bir şeyler söylüyor o ise dans etmeye devam ediyordu. Adam bir anda Eda'yı kendine çekince Volkan "Lan!" diye bağırdı. Dişlerimi sıktım.

Bu aşağılık yerde ne dönüyordu?

Gözlerim Orkire'yi aradı, gözlerim Eda'nın biraz arkasında durduğunda adam onun kolunu tutmuş kulağına bir şeyler söylüyordu. Bir eli belindeydi. Sağ gözüm seğirdi. Orkide ondan uzaklaşmaya çalıştıkça o daha da yaklaşıyordu ona. Ve aralarında hiç mesafe yoktu.

"Or*sp* çocukları!" diye kükredim. Sesim, ortamda çalan müzikten daha gür ve şiddetli çıkmıştı.

Herkesin bakışları bize dönerken kalabalığın arasından geçip, Ceren'i kolundan tuttuğum gibi kaldırdım. Adam ne olduğunu anlamamış gibi hayretle bana baktığında yumruğum suratında patladı. Burnunu tutup başı geriye düştüğünde yakasından tutup kafamı geçirdim.

"Yanımdaki yanımda

Karşımdaki canımda

Uzaktasın uzakta

Ah kara sevdalar çeken bilir acısını

Seven sürer sefasını

Ah kara sevdalar çeken bilir acısını

Seven sürer sefasını "

Bir kadın çığlık atıp geriye doğru gittiğinde barmenden aldığım şişeyi tuttuğum gibi Orkide'nin karşısında duran sarışın adamın yüzüne geçirdim. Adamın yüzü kan olurken, yumruğumun birini gözüne geçirdim. Ona bakan gözünü kör edeyim de milletin karısına bir daha bakamasın.

"Oralarda mevsim yaz mı?

Bu nameler saz mı caz mı?

Benim gönlüm kar mı buz mu?"

Koltuktan düşen adam ayağa kalkacakken aldığım kadehi kafasında parçaladım. Adam başını tutup ayaklarımın önüne düşerken bir tekme vurdum. Arkadan biri kafamda şişe parçalarken ensemde sıcak bir ıslaklık hissettim, başım döndü ancak kendimi hemen toparladım.

Orkide'nin belini tutan tutan şerefsizi görünce hırsımı alamadım. Adamın üzerine atladım. Yumruklarımı suratına geçirirken, parmaklarını tek tek tutup kırdım. Sarı saçlarını yolmak istercesine tutup kafasını yere vurdum. Adam yarı baygın hale geldiğinde üstünden kalkıp karnına bir tekme attım.

Ceren'e dokunan herif kaçmaya çalışırken tuttuğum gibi ayaklarını yerden kestim. Havaya kaldırarak bar tezgahına attım. Barmen ağzı açık bir halde, şok içinde izliyordu bizi. Üstüne gelen adamı görünce korkuyla başını eğdi. Adam duvara çarpıp tezgahın üstüne düştü. Kemikleri kırılmış olmalıydı.

"Bilemiyorum ki nerden bileyim ay

Kimlere sorayım hişt

Nerelere gideyim?"

Volkan'ın durumuna baktım, kravatını çıkarmış adamı boğuyordu. Adamın yüzü kan içindeydi. Arkadan elinde kelebek bıçak ile yaklaşan birini gördüğümde cam sehpanın üstünde ki kadehi adamın suratına fırlattım. Adam alnının ortasına yediği kadeh parçası ile sedelenirken Volkan'ın bakışları bana çevrildi, ardından arkasına döndü.

Adama ilerleyip elindeki kelebeği alarak mekanın öbür ucuna fırlattım. Dizimi karnına geçirerek bükülmesi sağladım. Ensesinden tutarak yüzünü cam sehpaya geçirdim. Cam sehpa büyük bir gürültüyle parçalanırken arkamda birinin varlığını hissetim. Ancak çok geçmeden adam yere yığıldı. Çok bakma fırsatım olmadı, Volkan bana gelen adamı yaralamıştı.

Üstüme sopayla gelen adamın ellerini havada yakaladım, elini tutup kendime çekerek bileğini büktüm. Sopa elinden düşerken tuttum. Kafasında parçaladım, adam yere düşerken bana doğru gelen diğeri iki adamın da suratına geçirdim. Yüzüme yediğim yumrukla yerimde sedelendim. Ancak bu çok sürmedi, adam karnıma tekme atacakken ayak bileğini yakaladım. Ayağından tutup çekerken adam sırt üstü düştü.

Karnının üstüne oturup nefesini keserken boynumdaki kravatı çıkarıp boynuna doladım. Adamın gözleri büyüyüp yüzü kıpkırmızı olurken ellerimle boğdum. "Ne oldu," diye sordum sarkıntılık yapan şerefsize. Başımı eğip ağzımda ki kanı tükürdüm. "Nefesin mi kesildi?"

Adam ağzını açıp nefes almaya çalıştığında gözleri kayıyordu, hareket etmesi yavaşladığında boğazını bıraktım. Göğsü bir anda aldığı nefes ile dolarken yumrugumu suratına geçirdim. Kanla dolu bir nefes aldığında gözyaşları nefessizlikten süzüldü.

"Of yine bir akşamüstü geldin aklıma

Güneşin batışıyla ne alaka

Sanırım içimde birikmişler var

Baksana salmışsın gururunu sokaklara"

Volkan' a baktım. Adımın suratına son kez yumruğunu geçirip yere attı.

"Of yine bir akşamüstü geldin aklıma

Güneşin batışıyla ne alaka

Sanırım içimde birikmişler var

Baksana salmışsın gururu sokaklara" diye nakarat devam etti. Adamın üstünden kalktım.

"Sen

Hatalarını hep örtbas eden sen

Kendine bile güvenemeyen sen

Herkesi kendi gibi gören, haklı, herkes haklı

Sen

Sana sallayan herkes haklı, sen

Ama en ağırı bende saklı, sen

Bekle hepsini görücem, çok kahredicem"

Korumalar yerlerde ki adamları kaldırırken buranın işletmecisi olan Mehmet Bey geldi. "Demir Bey h-" derken sözünü bölen şey suratına yediği yumruk oldu.

"Bu p*çler kadınlara yürürken sen neredeydin?" diye sordum bağırarak. "Sizin göreviniz onları rahatsız eden şeyleri ortadan kaldırmak!" deyip bir kez daha yumruk attım. Adam acı içinde burnunu tutarken, "Nerede lan sizin adamlığınız?!" diye bağırdım. Karnına güzel bir tekme attım.

Bu herif bunu hak ediyordu. Ben, kadınlara veya her hangi birisine sarkıntılık yapıp rahatsızlık verirlerse ortadan kaldırmaları gerektiğini söylemek şartıyla açmıştım bu mekanı. Ama anlaşılan yokluğumda çakallar meydanı boş zannetmiş.

"Sen

Hatalarını hep örtbas eden sen

Kendine bile güvenemeyen sen

Herkesi kendi gibi gören, haklı, herkes haklı"

"Sen," dedim adama işaret parmağımı doğrultarak. "Artık burada çalışmıyorsun kaybol gözümün önünden!"

"Sen

Sana sallayan herkes haklı, sen

Ama en ağırı bende saklı, sen

Bekle hepsini görücem, çok kahredicem" diyerek şarkı son sözlerini söyledi.

"Kapatın şu müziği!" diye bağırdım adamlara.

Şarkı bitmişti ama benim söyleyeceklerim bitmemişti. Mekan boşalmış, sadece biz ve korumalar kalmıştı. Diğerlerinin ne halde olduğunu bilmiyordum, dönüp bakmak bile istemiyordum.

"Hadi ben bu kızları geçtim, bunlar sarhoşlar kafaları yerinde değil." dedi Volkan sinirle. "Am*na koyayım biriniz de çıkıp demedi mi burada ne oluyor diye?"

"Siz burada ne diye çalışıyorsunuz?" diye bağırdım bir yandan. "Sizin göreviniz burayı korumak değil mi?" diye sordum. "O p*ç patronunuzu geçtim, biriniz de çıkıp bu adamları uzaklaştırdı mı?"

Ses yok.

"Bu kadar zor mu?!" diye bağırdım. "Adamları kolundan tutup dışarı çıkaracaksınız bu kadar zor mu?!"

"Ya sen?" diye sordum Celal'e.

"Ben ne yapayım abi?" dedi Celal ellerini havaya kaldırarak.

Sinirden güldüm. "Ben ne yapayım diyor ya," dedim Volkan'a dönüp. "Ben ne yapayım diyor."

Başını önüne eğdi. "Benim işim vardı, o yüzden yoktum." dedim. "Ben olmadığım zaman sen onları korumakla görevlisin!" dedim üstüne bastıra bastıra. "En azından onları bu ortamdan uzaklaştırabilirdin!"

Suçunu kabul etmiş gibi başını önüne eğdi. "Bu sizin için de geçerli!" diye bağırdım diğer adamlara. Hepsi başını salladı. "Çıkın kapıda beni bekleyin!" diyerek gönderdim.

Burnumdan derin bir nefes verdim.

"Ya sen!" diye bağırdım Ceren'e. Olduğu yerde sıçradı. "Senin o adamın kucağında ne işin vardı?!"

"Ne bağırıyorsun be!" diyerek araya girdi Orkide. "Sen kim oluyorsun da bağırıyorsun?"

"Sen sus, sıra sana da gelecek şimdi." dedim ona bakmayarak.

Kadehi yere fırlattı. "Sen kimsin de bana sus diyorsun?" diye bağırdı. Kaşlarım usulca havaya kalktı.

"Ben kimim öyle mi?" diye bağırdım bir anda. Yerinde sıçrayıp geriledi ama yüzünde ki ifadeyi tekrar kuşandı. Benden korkması bir anlık beni dumura uğrattı. Hepsi benden korkuyor muydu?

Volkan'ın elini omzumda hissettim. "Sarhoş Demir, kafası yerinde değil." diye bağırdı.

"Lan görmedin mi az önce olanları?!" diye bağırdım. "Bunları yaparken akılları neredeydi?"

"Bağırma." dedi Volkan uyararak. "Bizi hatırlamıyorlar, bu yüzden korkuyorlar."

Derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştım. Gözlerimi kapatarak anlımı ovdum. Volkan ise sıkıntılı bir nefes verdi. Durup bizimkileri inceledim. Eda kadası yerinde bile değildi yerinde hala oynuyordu, Ceren korkuyla Orkide'nin kolunun altına sinmişti. Orkide ise beni henüz tanımadığından olsa gerek ters bakışlar atıyordu.

"Toparlanın gidiyoruz." diyerek onlara doğru bir adım attım. Ancak Orkide elini havaya kaldırarak beni durdurdu. "Eğer bana yaklaşırsan," diye bağırdı anında. "Bize dokunmaya kalkarsan sizi öldürürler." dedi.

Volkan ile aramızda bir bakışma geçti. "Kim öldürür?" diye sordum kaşlarımı çatarak.

Parmağında ki yüzüğü gözüme sokmak istercesine havaya kaldırdı. "Nişanlım." dedi. "Gelecekte ki kocam."

"Neyin?" diye sordu Volkan, anlamayarak.

"Kocam." diye yanıtladı. En azından benim neler yapacağımı iyi biliyordu.

"Aferin," dedim gururla. "Kocanı iyi tanıyorsun."

"Sen benim kocamı tanıyor musun?" diye sordu saşkınca.

"Çok yakından tanıyorum." dedim. Bahsettiği kişinin ben olması umurumda değildi, beni şu an hatırlamıyordu.

"Kocam senin bana bağırdığını duyarsa dilini keser, o bana bağırmaz çünkü." dedi masumca. "Bana yaklaştığını duyarsa öldürür seni."

Yüzüğümü havaya kaldırdım. "Karım da benim başka kadınlara yaklaştığımı duyarsa öldürür." dedim ona karşılık.

Şaşkınlıkla elime baktı. "Kimsin sen?" diye sordu. Ona doğru bir adım attım, buna karşılık bir adım geriye gitti. "Ne istiyorsun?"

"Kime benziyorum?" diye sordum.

Bakışları fazlasıyla yüzümde gezindi. Hatırlayamamış gibi diliyle dudaklarını ıslattı. Bakışlarım dudaklarına düştü. Dudaklarında ki ruj fazla parlıyordu.

"Ne oldu," diye sordum boğazımı temizleyerek. "Hatırlayamadın mı?"

Cevap vermedi, yüzüme bakmaya devam etti. "Ayıp değil mi kocandan izinsiz buralara gelmek?" diye sordum. "Burada olduğunuzu, yaptıklarınızı duyarsa size ne söyler?"

Yutkundu. "Söyleyecek misin ona?" diye sordu.

"Gerek var mı?" diye sordum. Göreceğimi görmüştüm. Masum masum kirpiklerini kırpıştırdı. Gözleri kayıyordu, uykusu geldiğini biliyordum. Ayakta bile düzgün duramıyordu.

"Gidelim." dedim ona yaklaşarak. "Kocan kızmasın."

Usulca başını salladı, tam karşısında durunca yüzüme bakmaya devam etti. O kadar kısa ve açık giyinmişti ki üşüdüğünü görebiliyordum. Ceketimi çıkarak ona uzattım. "Giy bunu, üşüme."

"Kocam gibi davranıyorsun." dedi bir anda. "Ona çok benziyorsun."

"Olabilir." dedim. Bakışlarımı Ceren'e çevirdim. Gözleri dolu bir şekilde bakıyordu, ağlamak üzereydi. "Hadi, gidiyoruz." diyerek kolundan tuttum Ceren'i.

"Bıraksana kızın kolunu, dokunma ona!" diye bağırdı Orkide. Bıkkın bir nefes verdim. Yine en başa dönmüştük. Elimi yavaşça Ceren'in kolundan çektim. "Ona dokunmayacaksın!"

Hem kendisi hem de onu koruması hoşuma gitti. En azından kendilerini koruyabilecek kadar akılları yerindeydi. Dudağımın bir köşesi yukarı doğru kıvrıldı.

Volkan, Eda'yı zapt edemeyince omuzuna attı. Eda'yı alıp giderken, korumaların birini Ceren'i götürmesi için çağırdım. Ceren'i kolundan tutup götürürken, "Arabada beklesin geliyorum." dedim. "Gözünüzü üstünden ayırmayın."

"Nereye götürüyorsunuz," diye bağırdı adama. "Bırak!" dedi. "Bırak dokunma!"

Orkide'yi tutup geri çektim. "Sen ne yapıyorsun?" diye bağırdı. Kolunu elimden kurtarmaya çalışarak "Bırak, dokunma dedim sana!" diye bağırdı. "Seni kocama söyleyeceğim!" dedi.

"Senin kocan kim?" diye sordum. "Bir bana bak!"

Yüzüme baktı. Sırtını bar tezgahına yasladım. Ellerim ile iki yanını kapatıp tezgaha yaslarken, omuzlarımdan itmeye çalıştı. "Çekil!"

"Bana bak!" dedim. "Bak kime benziyorum?"

Yüzüme baktı. Ellerinin yakalarımda ki hareketi dururken yüzüme bakakaldı. Üzerine eğildim. "Kime benziyorum?"

Keskin bir nefes verdi. "Onun gibi kokuyorsun."

"Belki bahsettiğin kişiyimdir." dedim. Şaşırdı. "Olamaz mı?"

Gözlerimin içine baktı. "Onun gözleri de mavi." dedi. "Senin ki de öyle." deyince sinirden gülmemek için zor durdum. Benden iki farklı kişi diye bahsediyordu.

"Yani?"

"Sende yakışıklısın ama o senden daha yakışıklı." dedi burun kıvırarak. Elim havalandı, elimin tersi yüzünde gezindi. Geri çekilmedi, dokunuşumdan rahatsız olmadığı için kendini sorguladı. Oysaki o yüzüne dokunulmasından nefret ederdi.

Elimi yüzünden çekip göğsüne yani kalbine bastırdım. Elimin altında hızlı hızlı atışını hissedebiliyordum. Beni hatırlamasa bile kalbi hatırlıyordu. Gülümsedim.

"Sen hatırlamıyorsun ama o hatırlıyor." dedim gözlerimle kalbini işaret ederek. "Sahibini iyi tanıyor."

Kaşları çatıldı. Elimi beline koyarak kendime çektim. "Gidelim." dedim. "Ceren bizi bekliyor."

Gözlerime bakmaya devam etti. Hala kim olduğumu anlamamış mıydı? Sinirle nefesimi verdim. Bu kadar çok içecek ne vardı? "Yürü." dedim emir veren bir sesle. Kolundan tuttuğum gibi ilerletmeye başladım. Sözü mü dinleyip uslu uslu yürüdü.

***

"Senin ne işin vardı o adamın kucağında?!" diye bağırdım tekrar. Ceren bir şey söylemek yerine başını önüne eğmişti. Eve geldiğimiz gibi midesindekileri çıkarmıştı. Kendilerine gelmeleri için üç tane kahve yapmalarını istemiştim.

Görüntüler gözümün önünden geçerken, sinirle yumruğumu sıktım.

"Demir fazla abartmıyor musun?" diye sordu Orkide. "Alt tarafı birazcık içtik." dedi baş parmağı ile işaret parmağını birleştirip tırnağının ucuyla gösterirken.

Volkan ile "Biraz mı?!" diye bağırdık aynı anda. Korkuyla yerine sindi.

"Biraz öyle mi?" diye sordum bakışlarımı onlardan çekmeden. "Bunun ne işi vardı herifin kucağında?" diye sordum elimle Ceren'i gösterirken. "Ya senin ne işin vardı başka bir herifin kollarında?" diye sordum Eda'ya dönerek. "Ya sen?" diye sordum Orkide'ye dönerek. "Şerefs*zin biriyle dans etmek sana mı kaldı?"

"Lan!" dedim sinirle. Ellerimi başıma bastırdım. "Herifin eli her yerindeydi."

Volkan'ın sinirli bir nefes verdiğini işittim, Eda elini tutunca elini hemen çekerek oturduğu yerden kalktı. Boynunu kütleterek yanıma geldi. Kalçasını masaya yaslayarak, Eda'nın yüzüne bile bakmadı.

Orkide "Sakin ols-" derken, Volkan sözünü kesti. "Bence sakin olmaması gerekiyor." dedi Volkan tehlikeli bir şekilde. "Bizim yerimizde olsanız siz ne yapardınız bir düşünün" dedi. Ortama sessizlik çöktüğünde "Bakmayın suratıma." dedi sert bir sesle. "Sen, Demir'i başka bir kadının kollarında görsen ne yapardın?" diye sordu Orkide'ye. Cevap vermedi.

Volkan başını salladı. "Gördün mü, sakin olmamak gerekiyormuş." dedi. Enseme tuttuğum buz kabını sertçe masaya koydum. Volkan hafifçe yan dönerek bana baktı, göz göze geldik. Bir gözünü kırptı, tepki vermedim. Bir işler çeviriyordu. Kalçasını masadan ayırarak sandalyede ki ceketini eline alıp giydi.

"Nereye?" diye sordu Eda. Volkan, Eda'yı duymazlıktan gelerek bana döndü. "Ben gidiyorum." dedi. Kaşlarımı çattım. "Nereye?" diye sordum.

"Geceleri yakmaya." dedi. "Alemlere akmaya."

Anlamam uzun sürmedi. "Ben de geliyorum." dedim ceketimi alırken. Ardından üç tane kıza iddialı bir bakış attım. "Gecelere akalım Volkan."

Havalı bir şekilde ikimizde evden çıkarken beklemediğim bir ses duydum. "Gecelere akacaksınız öyle mi?" diye sordu Orkide sinirle.

"Öyle." diye ters bir cevap verdim. O ise omuzları kaldırdı, çenesinini dikleştirdi. Kendinden emin bir tavırla elinde ki sopa ile dışarıya yöneldi. "Yengemiz sinirlendi." dedi Volkan. Orkide'nin ardından Eda'da gidince burnundan güldü. Ne yapacaklarını merak ettiğim için bende peşlerinden çıktım.

"Gecelere akacaksınız öyle mi?" diye sordu Orkide. Ardından elindeki sopayı kaldırarak var gücüyle arabanın ön camına geçirdi. Kaşlarım kalkarken, bir darbe daha indirdi. Ön cam paramparça olurken korumalardan biri ona doğru ilerledi. Elimi kaldırarak durdum, ne yapacağını görmek istiyordum. Adam geri çekildi. Eda elinde ki sopayı şoför kapısına geçirirken Ceren çoktan arabanın tavanına çıkıp darbeleri art arda indiriyordu. Milyonluk araba bir hurda parçasına dönerken ben keyifle izliyordum.

Bakışlarım Orkide'deydi. Arabaya darbeler indirirken ne kadar havalı gözüktüğünün farkında mıydı? Kesinlikle çok seksi duruyordu. Bu durumda bile gözüme güzel gözükmesi normal değildi. Eline her şey yakışıyordu.

Orkide, elinde ki sopayı gözlerimin içine bakarak var gücüyle yere attı. "Gecelere akacaksın öyle mi?" diye sordu tekrar. "Ak bakalım şimdi akabiliyor musun?"

Sırıttım. Oyuna geldiğinin farkında değildi. "Celal?" diye seslendim. "Hazır mı?"

"Hazır abi."

"Getirin." dedim gözlerimi gözlerinden çekmeden. Kısa bir an duraksadı. Önünden geçerek bahçenin ortasında Volkan'ın yanında durdum. Şov sırası bizdeydi.

Tam o sırada birbirinden farklı iki motor sesi duyuldu. Arabayla değil, motorla gidecektim. Yüzümüzde kask varken kim bizi tanırdı ki? Peşimize biri düşse bile motorla atlatmak daha kolay olurdu.

İki motorda gelip yan yana önümüzde durduğunda kaskın birini motorun üstüne oturan Volkan'a uzattım. Kaskımı taktıktan sonra motora bindim.

"Celal," dedi Volkan. Ardından cebinden az önce hurda olan arabanın anahtarını çıkarıp attı. "Geldiğimde bu hurdayı görmek istemiyorum."

"Emredersiniz." dedi. Daha fazla oylanmak istemeyerek motoru çalıştırdım. "Hadi Volkan," dedim Orkide'yle göz göze gelirken. Motora gaz verdim. "Yakalım geceleri."

BÖLÜM SONU

Yorumlarda buluşalım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.