İçeriğe geç

MAFYANIN ORKİDESİ

Bölüm 26 · 8 dk okuma

MAFYANIN ORKİDESİ

Bölüm 26

25.BOLUM-KURSUN.

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

İyi okumalar...

"Sonra akşam oldu, sonra gece. Üstü karalanmış bir gün gibiydik."

***

"Yok," diye gürledi Volkan. "Eda, yok!"

"Sakin ol." diye bağırdım ona karşılık. Kendisini toparlaması gerekiyordu. "Bulacağız dedim sana."

"Nasıl bulacağız?" diye sordu sinirle. "Nereden bulacağız? Kameralar yok, plakalar sahte, ne bir mesaj ne bir fotograf hiçbir şey yok." Sinirle yüzünü sıvazladı. "Demir hastanede uyanmadı hala, Ceren bitik halde. Eda yok, ben yokum, peki sen ne haldesin?"

"Ben ayaktayım." dedim onun gibi kafa tutarak. "Her şeye rağmen."

Sessizlikte yükselen bildirim sesiyle masada duran telefonunu eline aldı. Kaşları çatılınca ona doğru birkaç adım attım. Gizli numaradan gelen bir ses kaydıydı. Parmağı kayıtın açma tuşu ile gidip geldi. Açmakta tereddüt ediyordu.

Altında ise bir mesaj daha vardı.

"Onu kurtarmak istiyorsan acele etmelisin küçük oğlan. Hayatı senin elinde."

En sonunda kayıdın açma tuşuna bastığında bir çığlık ses yükseldi. Ne bir görüntü ne de bir fotoğraf sadece çığlık sesi ve ona karışan ağlamalar.

Eda'nın sesi olduğu çok belliydi. Boğazı yırtılıyormuşcasına bağırıp, ağlıyordu. Bir nevi kriz geçiriyor, işkence çekiyor gibiydi. Göğsümde bir ağırlık hissettim. Boğazım düğümlendi, burnumun direği sızladı.

Ses kaydı daha fazla devam etmeden Volkan elinde ki telefonu fırlattı. Telefon duvarda kırılırken, oturduğu sandalyeyi kaldırıp cama indirdi. Cam paramparça olurken, masada ki kalemliği tutup odanın dört bir yanına attı. Eline ne geçiyorsa atıyor, yakıp yakıyordu.

"Volkan!" diye bağırdım bu karmaşanın içinde. "Dur!" Masayı tuttuğu gibi yere devirdi. Raflarda eline gelen dosyaları odaya savururken kağıtlar havada süzülüyordu.

Dizlerinin üstüne düşerken omuzları çöktü. Yüreği yanıyordu, bunu hissediyorum. Sırtında ki yük çok fazlaydı. "Ben nasıl bulacağım onu?" diye sordu dolu gözlerle. İçime ateş düştü, yüreğimi yaktı. Koskoca adam birazdan gözlerimin önünde ağlayacakmış gibi bakıyordu.

"O karanlıktan korkar. Karanlığa hapsetmişler onu yoksa ağlamazdı..."

Önüne diz çöktüm. Hiçbir şey söylemedim. Sadece sarıldım, en çok buna ihtiyacı vardı çünkü. Sırtını sıvazladım. Tek başına olduğunu hissetmesini istemedim.

"Kalk," dedim burnumu çekerek. Elimi ona doğru uzattım, "Eda'yı almaya gidiyoruz. Onun sana ihtiyacı var."

*****

Arabadan inerek kapıyı kapattı Volkan. Eski fabrikaya kısa bir an göz attıktan sonra içeri girdi. Girdiği anda ensesine dayanan silahı hissetti. Gülümsedi. Ölümüne gülümsedi.

Buraya gelerek kendi sonunu kendisi yazmıştı.

Ensesine dayanan silah onu ileri gitmeye zorladı, ikilemedi dediklerini yaptı. Fabrikanın içinde ilerledi. Tavanda uzun borular, yüksek sesle çalışan makinelerden vardı. Büyük makinelerin önünden geçtikten sonra sandalyeye bağlı Eda karşıladı onu ilk önce, ardından onun kafasına silah dayayan Cevdet Soydan.

Bakışları önce Eda'nın ıslak gözlerinde, kanayan burnuna, dağılmış saçlarında gezindi. Gözlerinde ki korkuyu görüyordu, titreyen dudaklarını da. Ağlamak istiyordu ama direniyordu. Volkan gelmişti, kendisini güvende hissediyordu. Güven, Volkan'ın kollarındaydı. Eda için öyleydi, sadece ona sarılmak, elini hiç bırakmamak istiyordu.

Geceleri tek kalmaya korkardı. Bazen ışıkları açık uyurdu, bazen hiç uyumaz, uyumaya korkardı.

Gözlerini Eda'dan çekmeden "Kızı bırak." dedi. "Onun bir suçu yok."

Güldü Cevdet Soydan. "Suçu olduğunu söylemedik, Volkan."

Volkan, Eda'dan bakışlarını çekti. "Ne istiyorsun?" diye sordu sert bir şekilde.

Keyifle doğruldu. "Para."

"Ne kadar?"

"Hepsini."

"Tamam," dedi. "Kızı bırak, parayı getireyim."

"Bu kadar kolay mı?" diye sordu. "Bir kız için tüm servetini feda etmeye değer mi?"

"Bu seni ilgilendirmez." dedi Volkan. "İster servetimi, ister canımı."

Başını salladı Cevdet. Bu kadar aptal olmasını anlamıyordu. "Niye?" diye sordu düşünceli bir halde. "Bir kız için bunu yapasın ki?"

"Niye bu kadar ilgileniyorsun ki," dedi Volkan ters ters. "Parayı al ve siktir olup git buradan."

"Önce para," dedi Cevdet Soydan. Volkan derin bir nefes verdi.

"Arabada," dedi Volkan sıkıntıyla. "Bagajda."

Cevdet yanında ki adama başıyla işaret verdi. "Getirin." dedi. Adamlarından biri kapıya yöneldi ancak başından vurulmasıyla yere düştü.

"Önce kız dedim," diye bağırdı Volkan inatla.

Bu Cevdet Soydan'ı sinirlendirdi. "Para yoksa kızda yok." dedi.

Arkasında ki adamda kafasından vurularak yere düştü. Cevdet Soydan fabrikanın camlarına baktı, uzaktan atış olduğundan önceden fabrikanın camları sökülmüştü ancak nasıl?

Birkaç saat önce;

"Giy bunu." dedi Orkide elinde ki çelik yeleği, Volkan'a uzatırken. "Her ihtimale karşı üzerinde bulunsun."

"Gerek yok." dedi Volkan umursamaz bir şekilde silahını beline yerleştirirken.

"Eda'nın gözü önünde ölmek istiyorsan," diyerek çelik yeleği masanın üzerine koydu. "Sen bilirsin."

Huzursuzca nefesini verdi Volkan. Masanın üstünden yeleğini alarak tişörtün üzerine giydi. Yeleğin üzerine kan torbalarını yapıştırdı. Acil bir durum olur, içeri giremezlerse Volkan yaralı gibi davranıp zaman kazanacaktı. Planı kurmak Orkide'ye aitti, uygulamak ise Volkan'a.

Elindeki sweatshirt Volkan'a uzattı. Volkan elinden alarak üzerine giydi.

"Planı anladın değil mi?" diye sordu Orkide. "Her ne olursa olsun sakin olacaksın." diye sıkıca tembihledi. "Tek bir hatada hepimizi açığa çıkarırsın."

"Tamam." dedi kısa ve net.

"Uzaktan seni izleyeceğim." dedi Orkide. "Sen çıktıktan sonra kısa bir süre sonra Samet bombayı patlatacak." dedi dinleme cihazını ona uzatırken. "Eda'yı birkaç saniye içinde oradan çıkarman lazım. Biz arka kapıda sizi bekliyor olacağız."

Volkan aldığı cihazı beyaz tişörtüne taktı. Siyah sweatshirtü ile yakasını gizlediğinde hazırdı. Kutuda ki küçük görünmez kulaklığı da çıkararak kulağına taktı. Bu kulaklıklar Demir Afil'in özel operasyonlar için ürettiği bir cihazdı. Ancak henüz test edilmemişti.

Küçük nohut tanesi kadar olan bu kulaklık, kulağa girdiği an devreye giriyordu. Kulaklık çıktığı an kendisini imha ediyor, tüm konuşmaları siliyordu.

"Ters giden bir durum olursa işaret vermen yeterli."

Volkan sadece başını salladı.

Şimdiki zaman;

Cevdet Soydan bakışları kız ile Volkan arasında gidip geliyordu. "Sıkarım kafasına."

Volkan tepki dahi vermiyordu. Eda'nın korkusunu hissediyordu. Bakışlarını ona çevirdi, yeşil gözlerine kenetlendi. Ona doğru bir adım attı. Ancak Cevdet Soydan silahı ona kaldırdı. Bir namlunun ucunda kendisi, diğerinde Eda vardı.

Tehlikeli bir şekilde gülümsedi. "Sence ben ölmekten korkuyor gibi mi gözüküyorum?" diye sordu Volkan elinde ki silahı işaret ederek. Bir adım daha attı onlara doğru.

"Senin yok ama bunun var," dedi Eda'yı işaret ederek.

"Abi!" dedi kulaklıktan Samet. "Hazır."

"Kızı bana ver." dedi Volkan. "Parayı al."

"Parayı ver, kızı al." dedi ona karşılık.

"Tamam," dedi Volkan başını sola doğru eğerek. Onlar farkında olmadan işaret vermişti.

"Getirin." dedi Cevdet Soydan.

Adamlarımdan biri dışarıya çıktı, arabanın içinden büyük iki tane siyah çanta çıkardı. Para, Volkan'ın değildi. Birkaç saat öncesinden Cevdet Soydan'ın deposundan parasını çalmıştı. Şimdi ona parasını geri iade ediyordu. Her türlü karlı olan Volkan oluyordu.

Adam içeri geldiğinde Cevdet Soydan kısa bir an silahını indirdi. Eline çantayı istediğinde adam önüne bıraktı.

"Volkan," dedi Orkide. "Cevdet Soydan'ın arkasında ki adam."

Cevdet Soydan paraya bakarken valizin altındaki bombadan haberi yoktu. Küçük ama etkisi büyüktü.

Volkan belinden çıkardığı silahla ilk önce maskeli adamı sonra depoda kalan herkesi indirdi. Eda'ya doğru bir adım atarken kendisine tutulan silahı farketti. Ama daha sıkamadan adamın kafası patladı.

"Artık Demir'e çalışmayacağım." dedi Volkan. "Operasyonlarda seninleyim. Seninle çalışınca daha keyifli oluyor."

Güldü Orkide. "Memnuniyetle."

Cevdet Soydan ortalıkta gözükmüyordu. Bombayı fark etmiş olmalıydı. Yerde duran çantaya ilerledi. İçinde duran bombaya kısa bir an baktı. Ardından bir küfür savurdu. Bomba olmayan çantayı alıp kaçmış, bombayı burada bırakmıştı.

"Volkan," dedi Orkide. "Çıkmanız lazım, çok az zamanımız var."

"Farkındayım."

Cebinden bıçağı çıkararak Eda'ya doğru ilerledi. Parmakları ilk önce çenesini kavradı, kapalı olan ağzını yavaşça açtı. Eda'nın şakağından süzülen kanı görünce dişlerini sıktı.

"Orkide!" diye bağırdı Volkan. "O piçi gözden kaçırmayın, onunla işim bitmedi."

Elinde ki bıçakla önce ayaklarında ki ipleri sonra kolundakileri keserek onu kucağına aldı. "İyi misin?" diye sordu Volkan fabrikanın kapısına yönelerek. Eda başını salladı, kollarını boynuna dolayarak sıkıca sarıldı. Titriyordu, o gelene kadar ölmekten korkmamıştı. Onun için güven, Volkan'ın kollarındaydı ve şimdi kendisini güvende hissediyordu.

Makinelerin arkasından geçerken çıkan buhar yüzüne vurdu. Adımlarını hızlandırdı. Arka kapıya gelerek sıkı bir tekme attı. Kapı geriye doğru açılırken hızla dışarı çıktı. Fabrikadan biraz uzaklaşmıştı ki önce büyük bir gürültü duydu ardından yer şiddetle sallandı. Dizleri üzerine çökerek, Eda'yı yavaşça yere bıraktı.

"Korkma," dedi kucağından bırakmadan. "Ben yanındayım."

Tam bu sırada elinde silahla Orkide ve arkasında ki birkaç koruma giriş yaptı.

"İyi misiniz?" diye sordu Orkide. "İyiyiz." dedi Volkan başını ona çevirirken. Kısa bir an Orkide'yi süzmeden edemedi.

"Demir burada olsaydı, kalp krizinden gideceğine eminim." dedi. "Bu anı kaçırdığına üzüldüm."

Orkide bir an gülecek oldu ama yine o sert ifadesine kuşandı. Altında siyah bir tayt, üstünde sporcu atleti ve deri ceketi vardı. Elinde silahıyla tam bir mafya kadını gibi olmuştu.

"Demir uyanmış." dedi Orkide. "Eğer biz gitmezsek, o gelecek buraya. Gelmeden gitmemiz lazım."

Orkide yaklaşarak Eda'nın koluna girdi. Volkan önden korumalar arkadan gelirken bir silah patladı. Volkan önden gittiği için kurşunların hedefi oldu. Geriye doğru sedelenirken bir kuşun daha yedi. İki kurşun da yeleği delerken bir çığlık koptu Eda'nın ağzından, ardından bir yakarış.

"Volkan!" diye bağırdı Eda. Kolunu Orkide'den kurtarıp sarsak adımlarla yerde yatan Volkan'a ilerledi. Yerde ki kanı gördüğünde iliklerine kadar titredi, dizlerinin üstüne düştü. "Volkan!" diye bir yakarış daha koptu ağzından. Elini kanın olduğu yere götürdü. Akan kana bastırırken eline daha fazla kan geldi. Hıçkırarak ağlamaya başladı. Gözlerinden akan yaşlar Volkan'ın yeleğini delip geçiyordu. "Volkan!" diye çığlık attı bir kez daha.

Titreyen elleriyle yüzünü avuçladı. Yeni çıkan sakalları, eline battı. Titremesi arttı. "Volkan!" dedi ağlayarak. Tam kendisini güvende hissetmişken, Volkan vuruluyordu.

Volkan hissettiği acıyla yüzünü buruşturdu. Kurşun çelik yelekte kalmıştı ama acısı büyüktü. Sanki kurşun vücudundan içeri girmiş, kemiklerini ezmişti. Kısık bir sesle inledi. Gözlerini açıp bir süre kendine gelmeyi bekledi. Acıyla bir gözünü açtığında ona sarılarak ağlayan Eda'yı, hemen başında ise Orkide vardı. Kulakları uğulduyor, sesler derinden geliyordu.

"Volkan," dedi Orkide korkuyla. "İyi misin?"

"O tetiği çeken parmağınız götünüze girsin." dedi acı içinde yerinde kıvranırken. "Öldüm lan!"

"Volkan," dedi Eda dudaklarını büzmüş bir halde ona bakarken. Hala Volkan'ın karnından kan geliyordu. Torbada ki ki kan henüz bitmemişti. Volkan sızlanmayı bırakıp yüzünde gezen ellerin sahibine baktı. Niye bu kadar masum duruyordu?

"Bir şey olmaz bana," dedi Volkan, gözlerinin içine bakarken. "Ben en büyük kurşunu kalbime yemişim."

"İyisin iyi." dedi Orkide. Ardından korumalardan birine dönerek, "Mustafa, Volkan'ın kalkmasına yardım eder misin?" diye sordu. Mustafa, Volkan' ı yerden kaldırırken Orkide, Eda'nın kolundan tutarak ayağa kaldırdı. Arabaya doğru yürütürken sarsak adımlarla Volkan'da geliyordu.

BÖLÜM SONU

İstediğiniz sahne varsa lütfen yorumlarda belirtin. (İnceleyip düşüneceğim.)

Bölüm sonu

1 yorum