Yine bir konser için hazırlanıyordum. Ne kadar alışmış olsam da hala ilk günüm gibi hissediyorum. '' Başak hadi zaman geldi'' Yakınımdan gelen sesle düşüncelerimden sıyrıldım ve beni bekleyen Selin ablaya döndüm '' Tamam abla geliyorum şimdi. '' dedikten sonra Selin ablayla birlikte konser alanına doğru ilerledik. Selin abla konserde piyano çalacktı be ise keman. Keman çalmayı küçüklüğümden beri çok severim ne kadar ailemden bir destek alamasam da. Ama iyi ki de ailemi dinleyip kemanı bırakmamışım yoksa buralar kadar gelemezdim.
Selin abla '' Ben hazırım sende hazır mısın? '' dedi. Bende ona gülümseyerek '' Hazırım dedim ve konser alanına gelmiştik şimdi sadece sahneye çıkmam ve güzel bir performans sergilemem gerekiyordu. Sahneye ilk Selin abla çıktı ve piyanosunun başına oturdu. Bende kemanımı elime alıp sahneye çıkmak için kendimi hazırladım. Kısa bir süre sonra bende sahneye çıkınca önce bir bizi dinlemek için gelen kalabalığa baktım. Gerçekten önceki zamanlardan daha fazla kişi vardı. Sanırım bugün keman ile piyano birlikte çalınacağı için bu kadar kişi gelmişti çünkü bence kemanla piyanonun birbirine olan uyumunu hiçbir şey değiştiremezdi. Çalacağımız müziğin fon müziği kismi geldiğinde kemanımı omzuma ladım ve yayımı kemanımı tellerin üzerine hazır hale getirdim. Başlamamız gereken kısım geldiğinde önce Selin abla sonra ben çalmaya başladık Bu müzik benimde çok sevdiğim bir müzikti o yüzden çalarken daha bir keyif alıyordum. Çaldıkça daha çok çalasım geliyordu.
Konser bittiğinde nedense içimde bir hüzün oluşmuştu. Bu hüznü çok kafaya takmamaya çalışarak üzerimdeki rahatsız ama şık olan elbiseyi çıkardım ve daha rahat bri şeyler giydim. Çıkmadan önce de herkese bir teşekkür ettim ve öyle çıktım. Hava biraz soğuktu ama olsun zaten soğuğu severdim. Arabama bindi ve eve gitmek için yola koyuldum evime giden kısa yoldan gidecekken yoldaki trafiği gördüm ve büyük bir of çekip arabayı geri sürdüm. Mecbur uzun yoldan gitmek zorundaydım. Arabayı uzun yola doğru sürdüm ne karad eve biran önce gidip uyumak istesem de. Uzun yolun sol tarafı denize bakıyordu ve çok güzeldi. Eminim gündüzleri daha güzel olurdu. Ben düşüncelere dalmış ilerlemeye devam ederken bir anda yolun ortasında gördüğüm birsürü araba ile şok geçirdim burada da mı trafik ardı yoksa. Ama hayır trafik gibi durmuyordu . Bir anda alanda bir patlama olunca korkudan kafamı eğdim ve bir çığlık attım. Kafamı kaldırdığımda büyük ateş ve gökyüzüne yükselen dumanlar haricinde birkaç adam gördüm. Tam arabayı geriye doğru sürecekken bir anda arabamın ön kısmına bir şeyin düşmesiyle çığlık atıp önüme döndüm. Bir adamdı ve adamın yüzünün yarısı yanmıştı ve deli gibi cama vuruyordu. Korkudan elim ayağım donarken bir anda o adamın geriye doğru çekilmesi ve kafasının benim arabamın ön camına vurulmasıyla çığlık atıp kendimi arka koltuklara doğru attım. Ön cam kan olmuştu ve kırılmaya yüz tutmuştu. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken bir anda yanımdaki camın tıklatılması ile çığlık atıp öbür cama yanaştım. Camın önünde yüzünü tam göremesemde erkek olduğunu anlayabileceğim kadar heybetli biri duruyordu. Camı bir kez daha tıklatınca açıp açmamak arasında kaldım. DERMİŞİM tabi ki de o camı ölsem de açmam. Arabanın ön kısına uzandım ve kapıları kilitledim. En azından kapıyı açamaz. Kapıyı açmaya çalıştı ve açamayınca biraz geriye çekildi ve elini beline attı ne olduğunu karanlıktan göremiyordum. Ben daha ne oluyor demeden ön taraftaki cam kırılınca korkudan arkamdaki kapıya daha fazla yaslandım ve o kapıdan olabildiğince uzaklaştım. Bir kolkapıları açma düğmesine açma düğmesine yaklaştı ve bastı. kapılardan açılma sesi gelince benim önümdeki kapı açıldı ve bana doğru bir kol uzandı. O kol beni bileğimden tutup arabadan çıkardı. Ben hem korkuyla hem de sinirle bileğimi kurtarmaya çalışıyordum. '' Bıraksana be beni zaten arabamı da haşat ettiniz daha ne istiyorsunuz ya?! '' dedim ve bir anda öne doğru itilmemle az kalsın yere düşecektim. Kendimi toparladıktan sonra arkamı döndüm ve beni iten adama baktım. '' Un çuvalı mıyım ben ayı ne itiyorsun?!! '' dedim ve önüme döndüm. Ama görmeyi beklediğim şey bir yunan tanrısı değildi ya. Önümdeki adam camda gördüğüm adamdan daha heybetliydi maşşşşallah yani. Adam bana kafası eğik bakarken ben boynumun tutulmasını göze alarak bu yunan tanrısının yüzüne baktım. Adamın vücudu bile güzel anasını satayım ya. Ben hala adamın yüzüne bön bön bakarken adamın konuşmasıyla sanırsın aslan kükrüyor yani öyle bir ses duydum. '' Kusura bakmayın bizimki biraz dobradır. '' dedi. Yok ayol ne kusuru ben seni görmüşüm kusur mu kaldı bende. '' Yok yani evet biraz garip oldu ama sıkıntı yok yani.'' dedim. AMA SIKINTIYDI. Adam benim arkama doğru baktı ve '' Berat aslanım gel bakayım buraya '' dedi. Demek beni iten öküzün adı Berat'tı. Berat dediği adam yanımıza geldi ve '' Buyur abi? '' dedi. Yunan tanrısı başıyla beni göstererek '' Özür dile hanımefendiden ayıp olmasın. '' dedi. Allah'ım beni de düşünürmüş yunan tanrısı ya. Adam anında bana dönüp '' Özür dilerim abla bir an öyle iş icabıyla sert davrandım biraz. '' dedi. O bana mahcup bir şekilde bakarken ben bana neden abla dediğini çözememiştim bende küçük durmuyordu aslında. Merak ettiğim için sordum '' Yok sorun değil de kaç yaşındasın sen neden abla diyorsun bana? '' dedim. '' 20 yaşındayım ben abla yaşını bilmiyorum ya o yüzden dedim '' dedi. Aslında aramızda sadece 3 yaş vardı ben 23 yaşındaydım. '' Anladım. '' diyerek çok da üzerine gitmedim. Bir saniye ya ben ne yapıyorum?! AZ ÖNCE BU ADAMLAR BİRİNİ ÖLDÜRMEDİ Mİ?! Benim gözlerim şokla açılırken bir anda olduğum yerde geri geri gitmeye başladım. Katil yunan tanrısı da bana anlamaz gözlerle bakıyordu. ''SİZ AZ ÖNCE BİRİNİ ÖLDÜRMEDİNİZ Mİ? ALLAH'IM SEN BENİM AKLIMA MUKAYET OL BENDE DURMUŞ BURADA AZRAİLLERLE SOHBET EDİYORUM YARABBİM. HATTA BAŞ AZRAİLDE BENDEN ÖZÜR DİLİYOR YARABBİM?!! '' diye bağırdım. Allah'ın manyakları KAHKAHA ATIYORLAR YA. Sinirlenip bağırdım '' NE GÜLÜYORSUNUZ BE ALLAH'IN MANYAKLARI?!! '' dedim. Yolun diğer tarafı denizdi ben şimdi buradan atlasam mı yoksa bu azraillerin yanında mı kalmalıyım. Hep zekilik yapacak değilim bir kere de aptallık yapayım be. Hazır hala bunlar kahkaha atarken belki kaçabilirim. Koşa koşa çitlere doğru koştum.
Çitlere geldiğimde aşağıya baktım. Allah kahretsin burası niye bu kadar yüksek ya. Ben atlasam mı diye düşünürken bir anda belimden tutulmamla çığlık attım ve debelenmeye başladım. Arkama baktığımda yunan tanrısının yüzünü görünce dondum kaldım. Ya bu yakından daha da yakışıklı ya. '' Korkma yemem seni atlama aşağıya boğulursun falan bulamam seni mazallah. '' bir de şakacı. ALLAHIM YARDIM ET. “ Yoo çok iyi yüzerim ben bir kere ayrıca siz böyle tehlikeli adamlardan değil misiniz neden beni öldürmüyorsunuz.” Diye sordum. Ama şimdi silahı çekip kafama dansa bende böyle korkudan ağlasam falan tam dram sahnesi olur. Ama ben öyle mi yaparım? HAYIR vallaha keman yayını götüne sokarım bu Yunan tanrısının tamam çok yakışıklı , karizmatik, uzun boylu, kaslı, nazik, şakacı sayarken yoruldum. Olabilir ama bu benim de elimin armut topladığı anlamına gelmiyor yani abicim hayırdır yani. Biz burada eşşek başı mıyız. O sırada arkadan beni arabadan bok çuvalı gibi çıkarıp fırlatan malak var ya işte o bana hitaben konuştu “ Abla burası çok derindir vallaha milli yüzücüler bile zor yüzer burada. “ dedi. Hele bok lalesine bak sen planıma içine etti kromozomsuz beyinli. Bende biliyorum herhalde burada yüzemeyeceğimi. Ben bunları düşünürken Yunan tanrısı bana döndü ve “ Neden seni öldüreyim ki. Bana bir yanlışın dokunmadı ne de olsa ama baş Azrail’i sevdim. “ dedi. ALLAHIN RUH HASTASI.
EVET BU GÜNLÜK BU KADARDA BIRAKIYORUM ANNEM İÇERİDEN BANA BAĞIRIYOR SINAV HAFTASINDA OLDUĞUM İÇİN O YÜZDEN DİĞER BÖLÜMÜ YARIN ATARIM HEPİNİZE İYİ GÜNLER ÖPTİM BAYY🫀🫀🫀🫀
