Öpüşmemiz birden derinleştiğinde hızla Karan'ın üzerinde havalandığımda iki dizinin üstüne oturmuştum. Eller belimden bacaklarımı buldu hafif okşayıp sıkıyordu. Karan birden belimden tutup beni aşağıya itmesiyle öne doğru kaydığımda sertliğinin üzerine oturuyordum. Şu anda Karan'ı çok net hissedebiliyordum. Altımdaki sızı inanılmaz kor aleve döndüğünde Karan dudaklarımdan aşağıya doğru küçük küçük öpüyordu. Sanki canımı yakmamaya uğraşır gibiydi Karan'ın dudaklarını boynumda hissedince yerimden kıpırdanıp gibi olduğumdan ona sürtünüyordum. Ağzımdan küçük küçük inlemeler çıktığında Karan da benim gibi inlemişti. İkimiz de göz göze geldiğimizde tutku bizi esir almıştı. Gözlerinin içi kopkoyuydu. Birden havalandığımızda ellerimle boynunu tutmuştum düşmemek için Karan hemen salondan başka odaya girdiğinde beni yavaşça yatağa yatırmıştı. Kendisi de üzerimde yerini aldığında üstten bana bakıyordu. Bakışı bile etkilemişti. O kadar derin bakıyordu ki hafif tebessüm eder gibi olduğumda bakışlarını dudaklarıma indirmişti. Şaheser bir tabloya bakıyor, inceliyor gibiydi. Elinin bir tanesini kaldırıp yüzümdeki saçımı kenara çektiğinde ''çok güzelsin...
o kadar güzelsin ki aklımı başımdan alıyorsun hay sikeyim '' diye mırıldandı. Hızla dudaklarını dudaklarımla buluşturduğunda hafif üzerime uzanır gibi oldu. Ellerimi saçlarına götürdüğümde saçların arasındaki amber kokusu da etrafa yayılıyordu. Karanın eli sağ göğsümü kavradığında ''ahh'' diye inledim. Kafamı arkaya attığımda göğsüme işkence etmeye devam ediyordu. Utanmam gereken yerde kendinin daha fazla ellerinde olmak istiyordum. o utangaç Bade gitmiş, hiç bilmediğim bir Bade gelmiş gibi hissediyordum. Karan hafif geri çekilir gibi olduğunda kafamı kaldırın Karan'a baktığımda hafif oturur pozisyona getirdiğinde kıyafetimin eteklerinden tutup bir çırpıda çıkardığında karşısında sütyenle kalmıştım. Kafamı eğdiğimde ellerimle göğsümü kapatmak istedim. Karan bunu anlamış olacak ki hızla ellerimi tutup beni yatırdığında ellerimi başımın üzerinden sabitlemişti. Hafif yaklaştığında ciğerlerine kokumu hapsetmek ister gibi soludu. Boynuma dudaklarını değdirdiğinde altında kıvranır gibi oldum. Bacağını bacağımın arasına koyduğunda ellerindeki baskı da arttı. yavaş yavaş öpücük kondurup göğsümüm üstüne geldiğinde dişlerinin arasına aldığında ağzımdan tiz bir çığlık atıp belimi havalandırdığımda kafamı da arkaya atmıştım. Tek eliyle ellerimi tuttuğunda diğer eliyle de sütyen kopçama götürdü. Hafif tenimi okşuyor gibiydi. Kafamı kaldırıp göz göze geldiğimizde benden izin istiyor gibiydi. Gözümü kapatıp kafamı salladığımda hızla kopçamı açıp sütyenimi gelişi güzel fırlatması saniyeler içinde olmuştu. Karşısında yarı çıplak kalmak utandırsa da yanaklarım al al yanmaya başladığını hissediyordum. Karan şok olmuş gibi göğüslerime baktığında yerimden kıpırdanır gibi olduğumda Karan elini kaldırıp avucunun içine alıp sıktığında bende kendimi kasıp kafamı arkaya atmıştım. Birden sol göğsüme sıcak dudaklar değdiğinde ''Karan-ahh'' demiştim zar zor. Ağzının içine aldığında ellerimi sırtına koyup tırnaklarımı geçirmiştim. Birden kapı çaldığında kafasını kaldırıp göz göze gelmiştik. Tekrar çaldığında üstümden kalkıp yandaki çarşafı üstüme attığında ''sen bekle ben hemen geliyorum'' dediğinde kolunu tutup ''bu saate kim gelir'' diye sorduğumdan ''bilmiyorum güzelim Gökhandır herhalde bakıp hemen geleceğim'' dediğinde kafamın üstüne bir öpücük bıraktığında hızla kapıdan çıkıp gitti. çarşafa daha da sarıldığında aşağıdan bağırma sesleri gelmeye başlamıştı. Yataktan kalkıp pencereye doğru baktığında gözleri dehşetle açılmıştı. Kara'nın karşısındaki duran kişi KAAN'dı. Kaan'ın elindeki Karan'a doğru uzatılmış silah vardı. 'Onu benden çaldın'' diye bağırdığında Karan da sinirlenmiş olacak ki ''hayır benim olanı senden çalmadım o zaten benimdi'' dediğinde Kaan, Karan'a bir adım daha yaklaşmış olacak ki silahı tam göğsüne hedef almıştı. Hızla odanın içinde kesici yada zarar verici alet aramaya başladığımda çekmeceyi açtığımda Karan'ın silahı duruyordu. Kapıyı da Gökhan gelmiştir zannettiğinden dolayı açtığında silahı yanına almamıştır diye geçirdim içimden. Hızla silahı kavradığımda emniyeti açıktı. Odadan çıkıp kapıda gittiğimde Kaan silahı Karan uzatmış bende silahı Kaan'a yönelttiğimde arkasından beni görmüyordu. Ama Karan görüyordu. Hafif dudağı kıvrılır gibi olduğunda ''son duanı et KARAN DEMİR'' diye tısladığında hemen ardından etrafa yankılandı silah sesi...
Kaan kanlar içinde yere düştüğünde bende dizlerimin üzerine çökmüştüm. Sevdiğim adam için katil olmuştum. ben bir karıncayı incitmeyen ben bir adam vurmuştum. Bu dünya yapmam dediğim her şeyi bana yaptırmıştı. En önemlisi aşık oldurmuştu... Aşık olduğum adamı korumak için ben kendimi yok saymıştım.
Karan hızla yanıma geldiğinde kollarını bana sarıp başımı omzuna dayamıştı saçlarımı okşuyordu. Ben donmuş gözlerle Kaan'a bakıyordum ''ben katil oldum'' diye mırıldandığımda Karan elleriyle gözlerimi kapatıp ''bakma ona '' dediğinde telefonunu da çıkarıp Gökhan'ı aradı. ''Dağ evine gel hemen'' diyip kapattığında beni kucağına alıp salona doğru taşıdı. Tepkisizdim. Karan içeri gidip kazak getirdiğinde başımın üstünden hemen geçirip bana giydirdi. Yanıma oturduğunda ellerimi ellerinin arasına alıp kendine döndürdü. ''Yaşanan her şey için üzgünüm geri gelmeyecek ama olan oldu. Sen bir şey yapmayacaksın unut bu yaşananları'' dediğinde ne zaman ağladığımı bile fark etmemiştim. Ellerimi sıkıca tuttuğumda ''öldü mü o?'' dediğimde sessiz kaldı. ağlamam şiddetlenirken ''katil oldum ben '' diye bağırmaya başladım. Karan omuzlarımdan tutup beni sarstığında ''olmadın'' dediğinde içimde bir umut ışığı yeşermişti. Ben katil değilim diye içimden geçirdiğimde göz yaşlarımı silip ''ama o kanlar içinde yerde yatıyordu. Çok kanaması vardı. Yaşaması imkansız '' dediğimde ''Gökhan müdahale ediyordur, korkma sadece bana güven şimdi içeri geçip uyuyacaksın bende bakıp geleceğim hemen'' dediğinde kafamı sallayıp az önceki odaya geldim. Pencereden baktığımda kimse yoktu. Sadece yerde kan izleri vardı. Midem bulanır gibi olduğunda hızla lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım. Az önceye kadar hiç tatmadığım duygulara esir olmuştum ama şimdi ise bilinmezliğin içinde savrulup gidiyordum. Yatağa uzandığımda gözümü kapattığım an az önceki yaşanan anlar aklıma geliyordu. Gözlerimi açtığımda sırtımı yatak başlığına dayadığımda bomboş duvarı izlemeye koyuldum. Çok geçmeden karan geldiğinde hızla kapıyı açtığında ''hadi Bade hemen gidiyoruz'' dediğinde anlamsız gözlerle Karan'ı izliyordum. ''Nereye gidiyoruz bu saatte'' dediğimde cevap vermemişti. Yanıma geldiğinde ''ona bir şey mi oldu. Öldü mü?'' dediğimde kolumdan tutup kapıya çıkmıştık bile yanımızdaki arabaya bindiğimizde etrafta baktığımda hiç bir şey olmamış gibi duruyordu. Ne Kaan orda vuruldu ne de biz buraya gelmişiz gibi... Araba hızla gittiğinde ''Karan ne oluyor anlatacak mısın artık'' diye sorduğumda yoldan gözlerini ayırmadı sanki beni duymamış gibiydi. Elimi kaldırıp hafifçe koluna dokunduğumda ''neler oluyor, nereye gidiyoruz'' dediğimde ''gidiyorsun artık buralardan'' dediğinde anlamamıştım ne demek istediğini
''boşanmak istemiyor musun Bade sözleşmedeki diğer maddelerin önemi yok sadece yurt dışına gideceksin 5 yıl boyunca buraya gelmeyeceksin. Boşanma evraklarını ben hallederim burdan posta yoluyla da gönderirim sana imzalar yollarsın bu iş burda biter'' dediğinde '' a-ama nasıl olur neden şimdi dün gitmeme bile izin vermeyen adam şimdi bana gelmiş gideceksin diyor? Sen ne dediğinin farkında mısın Karan.'' diye bağırmaya başlamıştım.
Karan sakin bir tavırla ''istemiyorum artık seni fark ettim ki aşık olmuşum Hale'ye sen altımda inlerken de aklımda o vardı.'' dediğinde bu çok fazlaydı. ''Durdur arabayı'' diye tısladığımda gözünün ucuyla bana bakıp önüne dönmüştü. Torpidoya vurup ''DURDUR ŞU ARABAYI'' diye bağırdığımda sağa çekmiş bana bakıyordu. Sesimin titremesine aldırmadan '' sen Karan Demir bu yaptıklarına pişman olacaksın Allah şahidim olsun seni affetmeyeceğim bu yaptıklarını da unutmayacağım. Ben ki senin yüzünü bırak adını bile duymak , görmek istemiyorum. '' dediğimde hızla arabadan inip kapıyı çarpmıştım. Karanın kapısı açılma sesi duymuştum ama dönüp bakmadım, bakamadım. Hızla kolumdan yakalamasıyla kafam göğsüne çarpmıştı. Bir adım gerilememler gözlerimi gözlerinin içine hapsetmişti. Birden elimi kaldırıp yüzüne sert bir tokat çarptığımda kafası yana dönmüş, avucumun içi sızlamıştı. ''Senden nefret ediyorum'' diye fısıldadığımda kolumu Karan'ın eli arasından kurtarıp o ıssız yolda yürümeye başlamıştım. Ne kadar yürüdüğümü bilmiyordum göz yaşlarım gittiğim yolu puslandırıyor, yolumu görmemi engelliyordu. Hızla yolun kenarına çöktüğümde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım. Tam o sırada yağmur da yağmaya başlamıştı. Bulutlar da benim gibi ağlıyordu. Yanıma bir araç durduğunda arabadan inip yanıma gelen adam ''iyi misiniz hanımefendi'' dediğinde yanıma çökmüştü bile kafamı iki yana salladığımda ''hastaneye gitmek ister misiniz yardımcı olabilirim'' dediğinde burnumu çekip kafamı kaldırdığımda ''hayır '' diye mırıldanmıştım. Karşımdaki adam beni kolumdan tutup kaldırdığında arabanın kapısını açmış oturmam için yardım etmişti. Karşımdaki adam kapıyı kapatıp kendi yerine de geçince bana dönüp elini uzattığında ''ismin Boran '' dediğinde elini tutmadım kapanacak olan gözlerimle ''Bade'' diye fısıldadığımda artık yaşadıklarım çok zor geliyordu çok geçmeden kendimi karanlığa teslim ettim.
Gözümü açtığımda dün yaşadıklarım aklıma gelmişti. Hale'ye aşıkmış dediğimde gözümden bir yaş akıp yastığa düşmüştü. Kafamı kaldırdığımda bembeyaz bir odadaydım. Tam doğrulacağım sırada kapı açılıp 5 yaşlarında diye tahmin ettiğim bir kız çocuğu içeriye girmişti. Yataktan kalktığımda ''merhaba küçük prenses sen de kimsin'' dediğimde cevap vermemişti ama gülerek yanıma gelip elimden tutup aşağıya getirmişti. salondaki adam önündeki evraklardan kafasını kaldırıp ''ah demek uyandınız nasıl hissediyorsunuz kendinizi Bade Hanım'' dediğinde ''teşekkür ederim Boran Bey size de yük oldum dün yaşananlardan dolayı da kusura bakmayın '' dediğimde tebessüm edip ''olur mu öyle şey hem kızımda sizi çok sevdi. Uyanmanızı dört gözle bekledi.'' dediğinde tebessüm edip küçük kızın boyuna geldiğimde ellerinden tutup ''sen en güzel bir kızsın masmavi kocaman gözlerin var.'' dediğimde gülüp elini kaldırdığında düz olan saçlarıma dokunmuştu. Gülümsemesi daha da derinleşirken bana sarılmasıyla şaşırmıştım. Kollarımı kaldırıp bende sarıldığımda kucağıma alıp doğrulmuştum. Boran Bey'e baktığımda ''konuşmuyor. Annesini kaybettiğinden beri'' dediğinde üzülmüştüm. içimden keşke konuşsa diye geçirdiğimde kucağımdan inmişti. ''konuşmasını çok isterdim. Konuşmasına yardımcı olmak isterdim ama yurt dışına çıkacağım bugün üzgünüm sizin adınıza'' dediğimde ''aa öyle mi çok isterdik. Kızım seni çok sevmişti.'' dediğinde ''belki bu ufaklıkla tekrar bir araya geliriz belli mi olur'' dediğimde sevinmiş olacak ki küçük kız zıplama başlamıştı. ''adı Mavi '' dediğinde 'ismi kendisi gibi çok güzelmiş hep özgür olsun isminin hakkını versin'' dediğimde Boran Bey de gülmüştü. ''Ben artık gitsem iyi olacak tanıştığımıza memnun oldum Boran Bey'' dediğimde elimi uzatmıştım. ''Bende tanıştığımıza memnun oldum Bade Hanım ama izin verin sizi hava alanına bırakalım kızımla en azından son iyiliğimizi yapmak isteriz.'' dediğinde ''zahmet olmasın ben giderim'' demiştim. Eliyle ''buyrun lütfen'' dediğinde gülüp arabaya doğru ilerlemiştik. Arabaya bindiğimizde havaalanının yolunu tutmuştuk. Çok geçmeden durduğumuzda ''tekrar teşekkür ederim sizi tanımak güzeldi'' dediğimde ''seni de tanımak güzeldi'' diye karşılık vermişti Mavi'ye döndüğümde ''kendine dikkat et deniz gözlü kız'' dediğimde eliyle öpücük atmıştı. Arabadan indiğimde kapıda beklemiştim. Cesaretim yoktu o kapıdan içeri girmeye, her şeyi arkamda bırakmaya.. Nasıl gidecektim bunca yaşanmışlıklara rağmen gidebilecek miydim? Koluma dokunulmasıyla kendime gelmişti. ''Yenge'' dediğinde Gökhan'ın geldiğini anlamıştım. Bana uzatılan bilet ve pasaporta baktığımda ''25 dakika sonra uçağın kalkıyor '' dediğinde kafamı sallayıp elinden ikisini de almıştım. ''Karan ab-'' diyecekken elimi kaldırıp ''sus adını bile duymak istemiyorum onun dediğimde kafasını sallamıştı. Elinde duran valizi de uzattığında elinden alıp kapıdan içeri girmiştim. Bileti açtığımda Londra'nın başkenti İngiltere'ye gidiyordum. Güvenlik kontrolünden geçtikten sonra zaten bizim uçağı anons yapmışları. Uçağa doğru gittiğimde kapının önüne baktığımda tanıdık bir yüz görmeyi bekledim ama sadece bekledim. Ne o tanıdık yüz geldi ne de ben kaldım buralardan. Son kez etrafıma baktığımda kimse gelmeyecekti ve ben bir kez daha içimden geçirdim.
Seni affetmeyeceğim,
Karan Demir benim için öldü...
Ve bazen gitmek gerekir en iyisi için...
.
.
.
Karan neden birden öyle davrandı?
