Karşımda oturan adama baktığımda elindeki kağıdı sıktığını gördüm. Elimin tersiyle göz yaşımı sildiğimde "ben imzayı attım bir şey talep etmiyorum bitsin artık" dediğimde yavaşça kalkıp sakin bir ses tonuyla "anlaşma yaptık sözleşme imzaladın" dediğinde karşımda dikilmeye başladı. Şaşırmış bir şekilde Karan'a baktım unutmuştum anlaşma yaptığımızı kendimi toplayıp "umrumda değil" dediğimde "sözleşmeyi okumanı tavsiye ederdim ama istersen bir kopyasını sana gönderebilirim" dediğinde "gönder en fazla ne olabilir ki" dediğimde kafasını salladı. "Seni dinliyorum konuş" dediğimde sonra konuşuruz" diyip bana sırtını döndü gidiyordu. Omzunun üstünden "yarın gel detayları konuşuruz" dediğinde cevap vermemi beklemeden kapıyı açıp çıkıp gitti. Sedyede uzanır vaziyete geldiğimde içeriye annem girdi. Hafif tebessümle "nasıl oldun kızım" diyip yanıma geldiğinde saçlarımı sevmeye başladı. "İyiyim anne, ne zaman çıkacağız" diye sorduğumda "hazırlan hadi çıkıyoruz bende onun için geldim zaten daha iyisin değil mi" dediğinde uzandığım yerden kalkıp kollarıma annemi aldım sarıldım "iyiyim annem iyiyim geçti artık" dediğimde kollarımın arasından annem çıkmış çantamı almıştı.
Kapıyı açtığımda karşımda 3 tane koruma vardı. Karan dikmiş olmalıydı. Çok üstelemeden hastane çıkışına geldiğimizde bir taksi bulmuş binmiştik.
Eve geldiğimizde salona göz gezdirdiğimizde Karanla yaşadıklarım aklıma gelmişti. Beni burada öpmüştü diyip oraya adımladım. Daha fazla bunu düşünüp kendime işkence yapmayacaktım. Mutfağa doğru adımladığımda annem kahvaltı hazırladığını gördüm. Kahvaltıyı hazırladığımızda masaya oturduğumuzda "anne Mahli Soykan'ı tanıyor musun?" Dediğimde sırtı bir dikleşti kaşları çatıldı. Tek kaşımı kaldırıp anneme baktığımda " nerden tanıyorsun sen onu" dediğinde "hiç duymuştum acaba duydun mu diye sorayım" dediğimde "uzak duracaksın o adamdan duydun mu Bade o adamla sakın görüşmeyeceksin." Annemin neden böyle tepki verdiğini anlayamıyordum. Annem birden masadan kalktığında "ama anne" dediğimde mutfaktan çıkmıştı bile daha fazla devam edemeyeceğimi anladığımda mutfağı toparladığımda kendi odama çıkıyordum. Odama geldiğimde üstümü bile değiştirmeden uzanmıştım zaten erken olduğundan dolayı azıcık daha yatmaya karar verdiğimde kapı çaldı. Aşağıya inip kapıyı açtığımda kapıda Karan'ın adamlarından bir tanesi bana bir kağıt uzattı. Elimi uzatıp kağıdı aldığımda "teşekkür ederim" diye mırıldanıp kapıyı kapattım. Salona geçtiğimde kağıdı açıp okuduğumda gözlerim büyümüştü.
1. En az 6 ay evli kalınacak
2. Anlaşma son bulursa (boşanma olursa) eğer
Bade DEMİR yurt dışına çıkarılacak. (En az 5 yıl)
3.Mahli Soykan ölürse bu anlaşma son bulur
4. Birbirimizin hayatında olduğumuz sürece 3. Bir kişi olamaz.
5.Bu anlaşma ikimizden başkası bilmeyecek
6. Evli kaldığımız süre boyunca boşanmak isteyen kişi karşı tarafa yüz bin dolar tazminat ödeyecektir
.
.
.
Daha fazla okuyamadan kağıdı buruşturup yere attığımda ağlamaya başladım manyak mıydı bu adam ne bu maddeler ben böyle olacağını bilmiyordum.
Kızla yerimden kalkıp Karan'ın yanına gidecektim yerdeki kağıdı aldığımda elimde sıkarak. Kapıyı açtığımda korumalardan birine dönüp "Karan'ın yanına gideceğim" dediğimde "tabi efendim götürelim sizi" dediğinde açılan arabanın kapısından binmediğimde sinirimi yatıştırmaya çalıştım. Karan'ın kapısına geldiğimde kapıyı yumruklamaya başladım. Kapıyı Karan açtığında üstünde bir şey yoktu. Baştan aşağıya süzdüğümde kendisine daha çok yaklaştım "sen ne yaptığını sanıyorsun" diyerek omzuna bir tane vurduğumda bir adım geriledi, ben bir adım attım. Tekrar vurduğumda "boşanacağım senden" diyerek tısladığımda tekrar bir adım geriledi, ben bir adım daha attım.
Onun cevap vermemesi beni daha da sinirlendirirken bir kez daha vurup "kurtulacağım senden, sen hayatımda olmayacaksın" dediğimde bir adım daha gerileyip ben bir adım daha attığımda sinirlenmiş olacak ki kaşlarını çattı. En sonunda daha hızlı vurduğumda bir kaç adım sendeleyip duvara yaslandığında "2 gün sonra hayatımda bir hiçsin" dediğimde bileklerimden tuttuğu gibi duvara sırtım sert bir şekilde yasladığında dişlerinin arasından "ne diyorsun sen" diye tısladığında kulağına eğilip "boşanıyorum senden KARAN DEMİR" dediğimde o kadar sakin söylemiştim ki gözleri gittikçe kararmaya başlamıştı. Karandan hiç beklemediğim "tamam boşanalım" dediğinde gözlerim şaşkınlıkla açılmış. Bileklerimi bırakmış bir kaç adım gerilemişti.
Hale üstündeki bornozla indiğinde bir Karan'a baktım bir de Hale'ye gözlerim dolmaya başlamıştı. İkiside havluylaydı. Ama burada ağlayamayacağımı bildiğim için dişlerimi sıkıp hızla gerileyip arkamı döndüm kapıyı açtığımda korumalardan biri "gideceğiniz yere bırakayım efendim" dediklerinde "çekilin önümden" diye bağırıp bahçeden çıkmaya çalışıyordum. Gökhan gelip "yenge gel seni bırakayım Karan abimin emri" dediğinde gözlerimden yaş akmaya başlamıştı bile. "İstemiyorum Gökhan çekilin gideceğim" dediğinde "gel yenge diyerek kapıyı açtığında kafamı iki yana sallamıştım. Aklıma gelen fikirle "bir şartla arabayı ben kullanacağım" dediğimde "abim beni öldürür ama aramızda kalırsa neden olmasın" dedinde
Şoför koltuğunda yerleştim hızla kapıyı kilitlediğimde Gökhan da yanıma gelecekken kapıyı açmaya çalıştı ama açamadı. Hafif pencereyi indirdiğimde "yalnız kalmam lazım Gökhan özür dilerim" dediğimde cevap vermesini beklemeden son sürat gaza bastım. Arkamdan geleceklerdi hızımı daha da arttırdığımda bilmediğim ara sokaklara girdiğim. Ormanlık yoluna girdiğimde hızımı az yavaşlatıp uçurumun kenarına geldiğimde etrafta ağaçlardan ve önümde kocaman uçurumdan başka bir şey yoktu. Kimse de gelip geçmiyordu. Yavaş adımlarla uçurumun kenarına geldiğimde bir ağaçın gövdesine yaslanıp ağlamaya başladım. Dizlerimi kendime çekip elimle sardığımda başımı da dizlerime yaslamıştım. Kaç saat burdaydım artık ağlamaktan başıma ağrımaya başlamıştı. Kafamı kaldırdığımda hava kararmaya başlamış, yağmur çiselemeye başlamıştı. Ayağa kalktığımda artık eve gitmem lazımdı evden çıkarken yanıma telefonumu bile almamıştım. Hafif üstümü sirkelediğimde birinin beni izlediği hissine kapıldım. Etrafımda döndüğümde kimseleri göremedim. Hızla ağaçların yanından geçtiğimde ağaçın arkasından kar maskeli birinin çıkmasıyla bağırıp bir adım gerileyeceğim sıra karşımdaki adam kolumu tutup kendisine çekmesiyle ağzıma pamuk dayamasıyla elinin altına çırpınıyordum. Koklamamaya çalışsam da bilincim yavaş yavaş gidiyordu. En sonunda azıcık daha bastırdığında pamuğu bilincim iyice kayboldu. Tek hatırladığım şey koca bir karanlık...
KARAN DEMİR
Bade çıkıp gittikten sonra hızla Hale'nin kolundan tutup "ne yaptığını sanıyorsun bu ne halin lan" diye bağırdığımda " üstüme süt döktüm o yüzden yıkandım ne var bunda" diye söylendiğinde bir adım daha yaklaşıp daha sakin bir ses tonuyla "karan" diye boynuma sarıldığında ellerimle ellerini çekip git hazırlan doktora gideceğiz dediğimde "daha dün gittik ya" dediğinde sinirle gözlerinin içine baktım. "Tamam" diye mırıldandığında odasına doğru çıkmaya başladı.
Bende odama çıktığımda dolabımı açıp gömleğimi alıp kollarımı geçirip düğmelerimi iliklemeye başladım yatağımın yanındaki komodinden silahımı da belime yerleştirdiğimde çeketimi aldıktan sonra aşağıda Hale bekliyordu zaten kapıyı açtığında arabama doğru yürürken "doktorum Sahra Korkmaz ona gidelim orda başladım orda devam etmek istiyorum" dediğinde cevap vermeden arabaya bindim. Tabikide oraya gitmeyecektim. Hızla kendi hastaneme ulaştığımda asansöre binip 4. Kata ulaştığımda Hale "burada değil benim doktorum" dese de sadece "yürü" demiştim.
Kapının önünde "Alperen TUĞ" yazısını görünce direk içeri girmiştim. Alperen beni karşısında gördüğünde ellerini açıp "ooo kimler görüyorum sen buranın yolunu bilir miydin kardeşim" dediğinde kafamı sallayıp "DNA testi istiyorum" dediğimde Hale ile bana bakıyordu. Hale'ye dönüp "otur" dediğimde geri geri gidip "bana inanmıyor musun Karan" diye bağırdığında kolundan tutup koltuğa oturturdum. Alperen hızla kan aldığında Hale sessiz sessiz ağlıyordu. Sıra bana geldiğinde koltuğa oturup benden de aldıklarında "1 gün sonra sonuçları görmek istiyorum" dediğimde "mümkün değil" demişti. Kafamı sallayıp "mümkün yap o zaman Alperen" diye dişlerimin arasından konuştuğumda omuzlarını indirip "en kısa sürede sonuçlar çıkınca göndereceğim" dediğinde Haleyle birlikte odadan çıktık. Hale'ye karşı döndüğümde "eğer yalan söylüyorsan o zaman saklanacak delik ara Hale" dediğimde yutkunur gibi olup "yalan söylemiyorum" demişti. Kafamı iki yana sallayıp bir adım kendisine yaklaştığımda "kendini çok mu akıllı sanıyorsun sen" diyip sustuğunda "aptal mıyım lan ben ne yaşadığımı bilmeyecek kadar" diye bağırdığımda olduğu yerde zıplayıp geri gitmişti. Cesurca davranıp elini kaldırıp işaret parmağını kalbimin üzerine bastırıp "sen istesen de istemesen de karnımdaki senin çocuğun kabullensen iyi olur" diyip arkasını dönüp yürümeye başladı. Arkadından yürüdüğümde hastaneden çıkmış arabama bindiğimde Hale'yi eve bırakıp holdinge gittiğim birikmiş dosyalarla uğraşmaya başlamıştım. Kafamı kaldırdığımda hava kararmıştı. Bade aklıma düştüğünde içime bir sıkıntı çökmüştü. Ya o çocuk benimse ya öyle bir şerefsizlik yaptıysam o zaman ne olacaktı Bade ile boşanacak mıydık. Her şey DNA testine bağlıydı sonuç çıkmadan Bade ile ne konuşabiliyordum ne de karşısına çıkabiliyordum bedenimde hissettiğim anlamlandıramadığım duygu buna engel oluyordu.
Odamdan çıkıp arabaya bindiğimde tekrar mekanıma sürmüştüm. Odama geçtiğimde dolabımdan içki şişesini alıp odamın içindeki kilitli odayı açıp içeri girmiştim. Elim duvardaki düğmeye basıp her yer aydınlığa büründüğünde bomboş olan odada sadece Bade'nin resimleri doluydu her yerde her haliyle odanın ortasında sadece bir sandalye vardı. Sandalyeye geçip oturduğumda benden başka kimse giremeyeceğini bildiğim için rahattım. İçki şişesini açıp kafama dikmeye başlamıştım bile resimlerime bakıyordum sadece gülerken, ağlarken, yatarken... her anı vardı. Ama burda olmayan tek fotoğrafı vardı. Onu öptüğümde o da beynimde kazınmıştı. Bir öpücük bile beni ne hale getiriyordu. Şişenin yarısına gelmiştim. Ama her şey hala hafızamdaydı. İçki bile unutturmuyordu. Aradan dakikalar saatler geçmişti. İkinci şişenin yarısına gelmiştim komaya girecektim içmekten belki ama devam ettim. Tekrar şişe bitince kaldırıp yere fırlattığımda neredeyse gün doğmak üzereydi. Ben hala yatmamıştım bile yarın mahkememiz vardı. Nasıl boşanacaktım lan ben diye kendi kendime kızıyordum. Ne kadar kızsam da geri gelmeyecekti. Ayağa kalktığımda her yer döndüğünde sendeleyip tekrar yerime oturmuştum. Tekrar ayağa kalkmaya çalıştığımda çok içmiştim adımı unutacak kadar ama onu hiç bir şey unutturmuyordu. Yavaşça koltuğa yattığımda hemen olduğum yerde sızmıştım.
Omzuma dokunan elle kendime geldiğimde gözlerimi açıp Gökhan'a baktığımda Gökhan endişeliydi. "Abi bir günden fazladır uyuyorsun 1 saat sonra mahkeme var" dediğinde olduğum yerde doğruldum. Elimi uzatıp saçlarıma daldırdığımda saçlarımı karıştırıp "tamam Gökhan çık sen" dediğimde çıkmıştı. Buradaki duşu kullanıp hızlı duşumu alıp üstümü değiştirdiğimde mekandan çıkmış adliyeye sürüyordum. Bade şimdi gelmiş yada gelecekti. Alperen'den de hala ses soluk yoktu. Telefonumu yan koltuğa atmıştım 2 gündür bakmıyordum bile hızla rehbere girip Alperen yazısının üzerine basıp aradığımda "günaydın kardeşim" diye açmıştı telefonu "günaydın Alperen sonuçlar ne durumda" dediğimde "bende seni arayacaktım." Dedi "evet dinliyorum sonuçu söylemen yeterli" dediğimde derin nefes alıp "%99.9 oranında sonuç olumsuz çocuk senden değil" dediğinde hafif gülüp "güzel" diye mırıldandım o sırada adliyenin önüne gelmiştim zaten. "Tamam Alperen sağ ol" diyip kapattığımda bu boşanma gerçekleşmeyecekti. Boşanma salonunun önüne geldiğimde etrafa baktım ama Bade yoktu. Kolumdaki saate baktığımda duruşmaya 5 dakika kalmıştı.
-Sanık BADE DEMİR
-Sanık KARAN DEMİR
diye bağırdığında Bade ortalıkta yoktu. Telefonumu çıkarıp Bade'yi aradığımda telefonu kapalıydı. Faruk'u aradığımda "Bade nerde" dediğimde mırın kırın etmişti. "Söylesene lan" diye bağırdığımda "abi Bade Hanım yok bulamıyoruz" dediğinde "NE DİYORSUN, NE DEMEK YOK" artık bağırmamdan boğazımın ağrıdığını hissediyordum. Telefonu kapatıp aşağıya indiğimde Gökhan kapıda başı eğik bir şekilde bekliyordu. Yanına yaklaştığımda yüzüne sert yumruğumu geçirdiğimde yakasından tutup "Bade nerde" diye tıslamıştım. Dudağının kenarı patlamıştı. "Arıyoruz abi ama yok" dediğinde "bana neden söylemediniz lan ne demeye yanımdasınız salak mısınız oğlum bir kıza mı sahip çıkamadınız lan" dediğimde yüzüne kafa atmıştım. Burnundan kan geldiğinde Gökhan'ı ittirip "her yere adam gönder o kız bugün bulunacak duydun mu beni bulunacak" diye nefes nefese konuşuyordum. Hızla arabaya bindiğimde polis arkadaşım Cem kutlar'ı arayıp Badenin telefonu en son sinyal neresi vermiş. Diye sorduğumda bakıp dönüş yapacaktı. Bade'nin evinin önünde durduğumda kapıyı yumrukluyordum adeta
Fatma Hanım kapıyı açtığında "oğlum kızım nerde kaç dündür" dediğimde "Bade en son nereye" gitti. Dediğimde "oğlum bana Mahli'yi sordu bende kızmıştım. Kapıdaki korumalara da Bade nerde dediğimde senin yanına götürmüşler onu söylediler" dediğinde ağlamaya başladı. "Kızıma bir şey mi oldu" dediğinde "Bade'nin telefonu burada mı?" Diye sordum Fatma Hanım başını sallayıp getirdiğinde Elime alıp mesajlarına girdim.
0541***2227
Cehenneminde seni bekliyorum...
Mesajını okuduğumda "siktir lan kim kaçırdı Bade'yi" diye mırıldandı. Telefon çaldığında Gökhan arıyordu. "Abi araba ormanlık alanda uçurumdan düşmüş " dediğinde kalbim sıkışmıştı. İçimden Bade böyle bir şey yapamış ol dediğimde hızla ormanlık alana sürmeye başlamıştım bile aradan geçen zamanın ardından uçurumun dibinde durduğumda uçurumdan aşağıya bakmaya başladım. Arabanın parçaları kayalıklarda duruyordu. Ayağımın ucunda BADE yazılı kolyesini gördüğümde yere diz çöküp elime aldığımda kolyeyi avucumun arasından sıkıp BADEEEEE diye avazım çıktığı kadar bağırmıştım.
Sizce bade kendini attı mı ?
Yoksa kaçırıldı mı?
Bade öldü mü🥺
