Bavulumu hazırladım ve yemek için de hazırladığım da Gökçe diye kaydettiğim yani Urazı artık ismini değiştirip Uraz diye kaydettim ve Urazı aradım, üçüncü çalışta açtı.
PELİN:Uraz?
URAZ:emrinize amadeyim hanım efendi buyur.
PELİN : Ben hazırım ne zaman gelirsin?
URAZ:Aşağıya in 5 dakikaya oradayım valizin hazır mı?
PELİN :Evet hazır iniyorum,görüşürüz.
URAZ:Geliyorum görüşürüz.
Telefonu kapattım ve aynanın karşısında kendime son bir kez baktım makyaj yapmaktan nefret ediyordum o yüzden hazırlanmam daha kısa sürmüştü.

Bavulumu da alıp Aşağıya indim uzaktan gelen arabasının ışıklarını gördüm yavaş yavaş bana doğru geldi ve tam önümde durdu İçinden kimse inmedi
Bir-iki dakika sonra arabanın kapısı açıldı ve Uraz çıktı.
Arabadan inip yanıma doğru gelmeye başladı kısık gözlerle ilk önce bavulumu sonra baktı sonra gözleriyle beni inceledi ve tam karşıma geldi. Oda simsiyah bir takım elbise giymişti ve nefes kesici gözüküyordu. Tam karşıma geldi ve gözlerimin içine bakarak "Vur dedik öldürdün be güzelim. " ben ise onun gözlerine dalmış konuşamıyordum.
Biraz daha baktıktan sonra kendime geldim ve
"Sen de fena sayılmazsın. " dedim ,o ise sadece gülüp "Yakışıklı olmuşum kabul et işte beğendin. " Kafamı sallayıp "egoist" dedim ve arabaya doğru yürüyüp yolcu koltuğuna oturdum o ise bavulumu aldı ve bagaja koyup sürücü koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı.
Kafamı çevirip baktığım da gerçekten de karizmatikti ama inadına söylemeyecektim. Kafasını çevirip bana baktı ve güldü bu adam hep mi gülüyor? Bana baktı ve konuşmaya başladı "İzlemekten boynun uyuyşacak." Gözlerimi birkaç kez kırptım ve "Neden bahsediyorsun? "Dedim o ise "Diyorum ki yarım saattir beni izliyorsun boynun uyuşacak hareket et biraz veya konuşalım demek isterdim ama geldik hadi hazırlan inelim." Karşıya baktığım da büyük bir restoranda gelmiştik gayet şık görünüyordu 3 katlıydı. Uraz yavaş yavaş arabayı bir kenara park etti ve indj , bende arabadan inip kıyafetimi biraz aşağı indirdim Uraz bana doğru gelip beni yanına çekip elini belime koydu ve yavaş yavaş restoranda doğru ilerledik . Girişe geldiğimiz de kapıda ki korumalar başlarını eğdi ve "Hoş geldiniz efendim yeriniz hazır " Dedi ve bize önden eşlik etti içeriye girdiğimiz de restoran gayet güzel tasarlanmıştı. Genellikle siyah ve beyaz hakimdi ve her şey çok güzel dekorasyon edilmişti.
Adamın bize gösterdiği masaya doğru ilerledik tam oturacakken Uraz sandalyemi çekti ve "Sen oturmadan benim oturmam benim gibi bir lidere yakışmaz " Dedi ve sandalyeye oturduğum da sandalyeyi hafifçe ileri doğru itekleyip karşıma geçip oturdu. "Abimin neden Fransa'ya gittiğini biliyor musun?" Kafasını salladı ve "Hiçbir fikrim yok bana sadece beni arayıp uzun bir zaman olmayacağını ve senin benimle kalmanı istedi." Dedi . Garson yemekleri getirdiğin de başı eğikti yemekleri koyup gitti " Yani sende kalmamı istemezsen kendi evim de kalabilirim." Bana baktı ve sıkılmış bir ifadeyle "Umarım şuanda saçmaladığının farkındasındır. " dedikten sonra "Sevdiğimiz kadını evde tek başına bırakcak değiliz" Dedi ama o kadar kısık sesle söylemişti ki ben bile zor duydum ama şuanlık konuşmasam iyi olurdu . Yemeklerinizi ve tatlılarımızı da yedik ayağa kalktığımızda da beni yine yanına çekti ve elini belime koydu çıkışa doğru ilerlerken garsona dönüp "Kolay gelsin " Dedi ve çıkıp arabaya doğru ilerledik. Arabaya bindiğimiz de ona doğru döndüm ve "Para ödemedin"
Dedim o arabayı çalıştırıp bana döndü ve "Mekan benim ödememe gerek yok ve sen de ne zaman istersen gelip istediğin gibi yiyip içebilirsin prenses." Cevabımı aldım ve önüme doğru dönüp gözlerimi kapattım eve gidene kadar uyuyabilirdim. Uyumadan önce "Beni eve gidince uyandır" dedim ve gözlerimi kapattım bir şeyler daha demişti ama duyamamıştım.

