Sen bu sıra hep hep kızıyorsun bana. Dinlesen hiç böyle olmayacak biliyorsun di mi? Haklısın güzel bebeğim. Şaşkınım, korkuyorum affet. Gel yüzünü yıkayalım biraz uzan sonra konuşuruz. Tamam öyle yapalım aptal kocam. Aptal ama sana aşık kocan. Bende sana aşığım ne var yani? Daha ne olsun yavrum, mutluluk var huzur var. _______________________________________Ersan gerginliğini içinde yaşamaya ve Tan için güçlü durmaya çalışıyordu. Toplantı sonrası ufak gerilmeninde etkisi ile Tan tekli koltukta dizlerini kendine çekip oturmuştu. Ersan yanına gidip bacaklarını yere indirip bir pufu ayağının altına koyup rahat etmesini sağlamıştı. Miniğimiz için o oturuş sağlıklı değil güzelim. Nasıl yapıyorsun bunu? Neyi sevgilim? Beni tek bir hareketinle yumuş yumuş yapmayı. Ersan gözkırparak sevdiğinin dudaklarından bir öpücük çalmıştı. Sana özel bebeğim. Şimdi biraz uyuman gerekiyor. Sen de gel.Tan eşine nazlanıyordu. Bebeğim herşey çok üst üste geldi. Biraz işlerle ilgilenirim sen uyurken. Jessica anneden rica ederim yanında olur. Dudaklarını büzen eşine bakıp onu taklit ettiğinde gülmüştü genç adam. Uzaklaşmak yok kocam. Daha balayımızı planlamalıyız. Hımmm en sevdiğim konu. Sanırım 3 ay süre bilir balayımız. Yok az olur miniğimiz doğana kadar. Abartma sevgilim şimdi gidip çabucak bize dön. Biz... Duyduğum en güzel aşk kelimesi bu bebeğim. İyi uykular bebeklerim. Tan'ı yatağa yatırıp şefkatle öperek çıktı odadan. İstikameti Alt kattaki kayınpederinin yanıydı. Ünal Bey'de zaten huzursuz olan damadını bekliyordu. Salonda Jessica annesine Tan'ı yalnız bırakmamasını rica edip Ünal'la çalışma odasına geçti. Ünal: Lütfen otur Ersan oğlum. Bişiler içmek ister misin? Bir içkiye hayır demek şuan. Ünal hak vererek kristal bardaklara önce buzları ardından viskileri doldurup damadına uzattı. İlk yudumunu alıp biraz olsun sakinleşmeye çalıştı. Ne kadar korkunç bir hata olduğunu göremiyormusunuz? Tan bebek ve Ömer içinde korkunç asla alamıycağım bir risk! Son kelimeyi bastırarak söylemişti. Tuhaf olanı Ünal'ın ona merhametle bakıyor oluşuydu. Ünal: Tan benim kıymetlim. Aklının alamıycağı kadar seviyorum oğlumu. Ve tabiki torunumuda. Oda aynı akıl almazlıkla seni seviyor. Ersan ne demek istediğini anlamamıştı. Ünal: Hahaha gerçekten konu oğlum olunca şapşallaşıyorsun evlat. Anlamıyorum haklısınız. Ünal: Senin için bu riski aldı. O topluluğun gözündeki değerinin hazmedemiyceğini ve ilişkinizin bozula biliceğinden korktu. Ne bu tam bir saçmalık! İsterse Tan beni... Yani anladınız ne demek istediğimi. Bebeğimizi geçtim kendi canını bu saçmalık için riske atıyor oluşu ve en kötüsü bunu sizin kabul ediyor oluşunuz. Ünal: Onun zaafı sensen, benimkide o. Üstelik Ömer'in hayatıda buna bağlıydı. Ömer? O ne alaka? Ünal: Hadi ama Ersan, bu kadar saf olamazsın. Yalnızca senin ailenden birini öldürmedi. Aynı zamanda masadan bir lideri öldürdü. Velihat benim! Ve o benim emrimle yaptı. Ünal tebessüm ediyordu damadına. İkiside buna kimsenin inanmayacağını çok iyi biliyordu. Ünal: Tan senin seçim yapmak zorunda kalmanı istemedi. İhanet yanı başımızda Evlat. Jim Ömer'i canı pahasına korur bundan şüphem yok. Ben koruyabilicekmiyim ailemi? Bir ayda tepe taklak oldum. Tek tesellim züğürt tesellisiydi! Ölse hissederdim dedim ölseeeeee. Yapamam onsuzluğa dayanacak kadar kuvvetli değilim. Başını elleri arasına almış sayıklayan gencin yanına gidip saçını şefkatle okşadı. Ünal: Hiç bişi olmayacak sana baba sözü. Hadi şimdi kılçıkları ayıklama vakti lider sensin. Görmek gereken bazı evraklar var. İkili çalışma masasındaki evrakları incelemeye öyle dalmıştı ki odaya giren Tan'ı fark etmeleri uzun sürmüştü. Acıktık biz. Yavrum günaydın, hemen yiyelim canın ne çekti? Tan dudağının kenarını dişliyordu muzipçe. Ersan onun bu arsız hallerini adı gibi ezbere bildiği için boğazını temizledi. Ünal Bey fark ettiği detayı görmezden gelmeyi seçti. Balık mı yesek? Hemen söylüyorum mutfağa mezelerle yollasınlar. Gidip dışarda yesek olmaz mı? Gülüm yapma şimdi çok tehlikeli olur. Ünal: Korkup eve kapanmıycaz Jim'e haber verelim önlem alsınlar. Oğluşum balığını Boğaz'a karşı yemek istemiş. Tan eşinin kızmasından korkarak bakıyordu ona. Gördüğü tek şey aşkla bakan bir çift gözden başkası değildi. Bebeklerim balık ve Boğaz keyfi istemişse, emir telakki ederim. . . . Tan günler sonra iştahla önündeki herşeyin tadına bakıyordu. Ersan ise elini başına dayayıp sevdiği adamı izliyordu. Ağzı dolu bir sincaba benzeyen adam mahçup yutkundu. Hayvan gibi yiyorum dimi aşkım? Napıyım çok keyifli yeniden tğm sevdiklerimle bir aradayım ohhh. Çok güzelsin yavrum benim. Afiyet bal şifa olsun. Yan taraflarında dönem sohbetten haberleri yoktu ikilinin. Jim: Ömerim sen niye yavaşsın? Hadi tavşanım Yemen lazım popon erimiş. Yeniden şişirmek lazım o lopları. Ömer kıpkırmızı suratıyla şalgamı tekte içmişti. Ömer: Jim biri duyucak yapma! Jim: Yapma ne tavşanım? Ne demeyi unuttun? Dün den beri yepyeni bir ismim daha var. Ömer utana sıkıla ona istediğini verdi. Ömer: Kocacım yapma utanıyorum. Jim bıyık altından gülümsüyordu. Sonunda hayallerine kavuşmuştu. Bebeğim ben bir sigara içip gelicem. Söz verdin, meleğimiz gelmeden bırakıcaksın. Muahhh söz yavrum. Seni çok seviyorum. Ersannn niye veda eder gibi diyorsun? Deme öyle hemen gel. Olur bitanem söz dinlerim ben. Aradan geçen yirmi dakikanın ardından Ersan gelmeyince Tan ayaklanmıştıki balkon kapısından yalpalayarak Ersan girdi. Tan'ın tebessümü yüzünde solmuştu. Elini karnının üzerine tutarak gelmeye çalışırken yere yığıldı genç adam. ERSANNNNNNN!!!!!!!! hayır hayır hayır bu olmuyor hayır! Yanına çöken adamala zorluklarla yutkundu. Kanlı elini sevdiğinin yüzüne dokunmak için kaldırdı. Şişttt korkma yavrum. Küçük... Bir yara. Geldim sevgilim.... Jim çoktan ambulansı aramıştı. Tan bir saniye olsun yanından ayrılmadı sevdiğinin. Ersanın bilinci tam elleri ayrıldığında kapandı. Son duyduğu sözler ise, Bizi bırakma! Seni seviyorum bizi bırakma! Ameliyathanenin önünde endişe ile bekliyorlardı. Saatler geçmesine rağmen iyi yada kötü hiç bir haber alamamışlardı. Tan titreyen bacağının üzerine konulan elle irkildi. Ömer: Kardeşim bizi bırakmaz. Hiç mi güvenmiyorsun ona? Bu ne hal kalk yüzünü yıka bu halde mi çıkıcaksın karşısına? Tan başını iki yana sallıyordu. Bırakmazdı Ersan ne onu nede bebeğini bırakıp ölmezdi ki. Çıkıcak biliyorum, eminim. Ben çıkınca duş alırım giyinirim böyle çıkmam karşısına. Ömer: Hadi su içmen gerek. Dediğin gibi yaparız madem. Tamam sonrada bunu yapanlardan hesap sorarız. Önce Ersan çıkıcak sonrada ben bu şehri kanla yıkıycam! Ünal oğlunun gözlerindeki öfkeye ilk defa şahit oluyordu. Bu öfkenin onu da yakmasından endişe ediyordu. Bölüm Sonu..... Alın size ekşınnnn🤭Ersan ölmez rahat olun😎Yeni bölümde görüşmek üzere👋
Bölüm 9
B. 9
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.