Jim: Doktor ilk iki ay tehlikeli dedi yavrum. Rahatlamama bak söz veriyorum babacık içini doldurucak zamanı gelince. Ömer: Immm babacık... Çok özlemişim. Jim: Bende tavşanım, bir daha asla sensin kalmam duydun mu? Ohhhmmm. İkisinin menileri Jimin elinde birleşmişti, tıpkı haftalar sonra birleşen kalpleri gibi_______________________________________Akşam yemeği sofrasında Jim, Tan ve Ersan'ın yüzlerinde silemedikleri bir gülümseme vardı. Ayşe nene Torununa baktığında sebebini anlaması uzun sürmemişti. Jessica: Neler oluyor gençler? İtirazım yok hep gülün keşke hep mutlu olsanız ama bu biraz tuhaf. Ünal Bey ve diğerleride bu durumu onaylayan mırıltılar çıkartınca Tan dayanamamıştı. Yakında dönüyoruz ya annecim onun mutluluğu bu yüzümüzdeki. Ömer'e göz kırpmayı ihmal etmemişti. Jessica bu cevaba daha da şaşırmıştı. Ömer diye geçirdi içinden. Ayşe nene: Belli ki torunumda sizinle geliyor Jessica hanım kızım. Sevinçleri bundan gari. Jessica: Neeeee! Ömüşüm lütfen doğru de lütfen annem. Ömer: Doğru Jessica annem dönüyorum ama artık burdada ailem var. Yani dayılarım üzülmek yok gelip gidicez, sizde geliceksiniz. Gelirsiniz dimi? Mustafa: Geliriz tabi yeğenim. Bursa'da ailen var, orda da. Hem Ünal babana birinin tavla öğretmesi şart. Ünal: Yemekten sonra göstereyim kim biliyor Mustafa efendi. Hahahaha ohhh be sonunda oğlumuz dönüyor. Ömer bu kadar sevilip sahipleniliyor oluşu ile biraz utanmıştı. Jim masanın altından elini okşayarak burdayım demek istedi. Ersannn erik. Efendim bebeğim, ne eriği? Eşki ekşi papaz eriği off kütür kütür kütür ne yeriz, lütfen aşkım. Hemen alıp gelirim yavrum. Ömerim senin canın bişi çekiyor mu abim? Ömer: Yok abi erik bende yerim. Jim telaşla kalktı yerinden. Ömer hayretle adama bakıyordu. Jim: Tavşanım niye demedin bana, hemen alıp gelirim. Ersan hadi dostum çıkalım. Ömer: Aşkım aşermedim, daha çok erken onun için. Tan söyleyince şey ettim, varsa yerim o kadar. Jim: Yok benim güzelim olsa yerim diyorsa o olucak. Hadi oğlum kalsana hala bakıyorsun. Ayşe nene: Oturun oturduğunuz yere deliler. Ben bahçeden toplayıp getirmiştim torunlar gebe diye. Yıkayı verin gari de yesinler. Allah keşke başka bişi isteseymişim, tüh. Güzelim sen emret canın ne istiyorsa alır sana kocan. Jim sessizce kulağına eğilip boynuna bir öpücük bırakıp sordu. Jim: Miniğimizin canı çekmesede sen istediğini söyle tavşanım sakın çekinme. Ömer hafif kızararak bakınca Jim ne istediğini anlamış şen bir kahkaha patlatmıştı. Ersan uzun zamandır onu böyle keyifle gülerken görmediğini fark etti. Ömer: Boşuna teklif sunma babacık, benim istediğim yasakmış hıh. Jim: Benim şirin bebeğim sorarız doktora benim de istediğim sadece sensin. . . . Vedalar hep çok zor gelmiştir. Ömer içinde zor olmuştu yeni kavuştuğu ailesinden ayrılmak. Uçakta hala iç çeke çeke ağlayan sevdiğine teselli olamamak canını yakıyordu Jim'in. Jessica: Ömüşüm benim güzel oğlum bu kadar ağlanmaz yeter, canına yazık. Ömer: Hıçk... Durmuyor ki hıçk... Napıyım? Hostes hanım bize iki kocaman çilekli milkshake lütfen. Ömer burnunu çekerek konuştu. Onun konuşması ile Jim rahat bir nefes aldı. Ömer: Üstüne de krem şanti sıksanız olur mu? Ben çok seviyorum öyle. Hostes: Nasıl arzu ederseniz efendim, hemen geliyor. Jim: Tavşanım gel yüzünü yıkayalım. Ömer uysallıkla takip etti kocasını. Sonunda minik krizde çözülmüş oldu. Uçak indikten sonra özel korumalar ve araçlarla yola çıkılmıştı. Yol boyunca Jim'in kucağında uyuyan Ömer arabanın durması ile zorlukla gözünü açmıştı. Ömer: Burası neresi ki? Evimiz değil burası aşkım. Jim elinden tutup yan yana üç villa doğru yürüttü sevdiği adamı. Tan da sevinç çığlıkları atıp Ersan'ı öpücüklere boğuyordu. Aşkım şaka gibi gerçekten çok güzel. Teşekkürler teşekkürler seni çok seviyorum. Ünal: Beni fıstığım? Burayı ben buldum ama jiç babaya teşekkür yok hanım. Teşekkürler babacım Ömüşüm bak kocaman havuz var, Allah'ım parka bak! Jim şaşkın ve sessiz sevdiğine bakıyordu. Ömer'in beğenip beğenmediğini anlıyamamıştı. Jim: Tavşanım sevmedin mi? Ömer: Ben.. Bayıldım aşkım. Apartmandan bozma otel gibiydi evimiz. Üzgünüm ama orda çocuk büyütmekten korkuyordum. Al bendende o kadar kardeşim. Bak bak niye demediniz madem beyler? Ömer: Güvenlik her şeyden önce gelir kuzi. Ünal baba burası şey mi? Güvenli mi? Ünal: Kale gibi çift duvar ve hendek sistemi var oğlum. Üç vardıya koruma ve kameralar. Bomba ve dron uçuş engelleme sistemi de mevcut. Ömer: Kale gibiymiş gerçekten. Hangi ev bizim? Öndeki Babamların, arkadaki havuzun karşısındaki iki evden sağ köşedeki sizin, sol bizim. Çok yoruldum ve açım ben. Ömer de dudaklarını büzerek ona katışınca Jessica ikisinide öpe öpe sevdi. Jessica: Mangal hazırlattı babanız, havuz başında hazır herşey hadi canlarım. Aylar sonra yeniden büyük bir aile olarak bir arada olmanın keyfini çıkarttılar o gece. Bölüm Sonu... Yeni bölünde görüşmek üzere👋
Bölüm 22
B. 22
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.