Ersan'ın nefesi normalleşmişti. Ayakları vücudunu daha fazla taşıyamadı ve olduğu yere çöküp kaldı.
Neden... Neden... Neden... Neden?
Tan sadece sarıldı sevdiği adama. Sakinleşmesi ve onu dinlemek için hazır olmasını dilemekten başka bişi elinden gelmiyordu.
_______________________________________


Ersan kendini toparladığında aniden ayağa kalktı. Tan gitmek üzere olan adama ne söylemeliydi.
Bebeğimizi görmek istiyorum. Sen ayarladığında bana haber verirsin. Onu görene kadar seni dinlemek istemiyorum.
Hemen ayarlarım, hatta bugün bugün istersen.
Yeri ve zamanı bildir.
Geçmiş
Ömer: Oğlum çok iyi değil mi lan? Bir yıl burdayız silahsız özgür! Gülsene it herif.
Yuppiiii oldumu? Ben sevmiyorum oğlum, men memleket seviyorum.
Ömer: Yine sev sevme diyen mi var? Mak mis gibi California sahil, yakışıklı günü birlik erkekler.
Haaa ondan diyorsun. Niye İstanbul'da verdiklerinle burdan yol olurdu.
Ömer: Merhaba amca nasılsın?
Adam haksızda değil Ömer. Neyse hadi şu mekana gidip bakalım bir an önce.
Kumarhane ve kulüp konsepti mekanlarını teftiş ediyorlardı ikili. Ömer bara geçip içki almak için yanından ayrıldığında Ersan bunalmış açık tereasa yönelmişti ki kaya gibi sert bir şeye çarptı.
So.. Sorry. Hay sikeyim başım yarıldı mı acaba?
Önemli değil, bakıyım yarılmamış.
Lafın gelişi söylemiştim... Ve biz şuan Türkçe konuşuyoruz.
Deli deliyi dakikada bulur hesabı Türkler içinde geçerli sanırım. Gerçi asla Türke benzemiyorsun.
Hakaret sayarım normalde ama Tükçe konuşmayı çok özledim yani elbette ailemle konuşuyorum ama böyle akıcı bir sohbet değil. Çenem düştü yine üzgünüm.
Ersan elini uzattı beyaz saçlı yakışıklı çocuğa. Tan'ın gözleri parlamıştı bariz bir şekilde.
Ersan ben, İstanbul'dan iş için bir yıllığına bugün transfer oldum şehrine. Tanıştığımıza memnun oldum.
Tom.. İsmim Tom. Baba Türk anne Amerika'lı bir işletme son sınıf öğrencisiyim. Çok memnun oldum Ersan.
Sana yemek ısmarlamama izin verir misin?
Hahahaha buralarda bir içki içelim mi deniyor ama. Bunu daha çok sevdim.
Bu da benim farkım olsun isterim. Cevap vermedin evet mi hayır mı?
O gün Evet derken bir ömür o adamın kolları arasında olmak isteyeceğini hiç hayal etmemişti.
Günümüz
Otelden sarhoş gibi çıktığında Ömer hızla koluna girmiş ve arabaya binmesine yardımcı olmuştu.
Ömer: Ersan biliyorum şuan hiç sırası değil ama amcam bekliyor.
Biliyordu o yaşlı Kurt biliyordu. Ben acılar içinde kıvaranıp sevdiğim adamı ararken o hep biliyordu. Gidelim kuzen, babamla görülücek hesabım var.
Ömer kızılca kıyametin kopmak üzere olduğunu biliyordu. Kardeşini yıkılan enkazın altından nasıl çıkartıcaktı yeniden onu bilmiyordu.
.
.
.
Oda ya giren annesinin kollarına koşup hıçkırarak ağladı.
Jessica: Annecim ağlayıp bebeğini üzme. Kolay olmaycağını biliyorduk. Olumlu düşün bitanem parmağında sevdiğin adamın yüzüğünü takıyorsun.
Beni dinlemedi bile anne. Bebeğimizi inkar etmedi bir an bile benden şüphe etmedi. Görmek istiyorum dedi doktor... Anne bugün.
Jessica: Oğlum sakinleş halletti baban birazdan arar söylersin.
Bu sefer oda'ya sinirle babası girmişti. Oğlunun perişan hali ile daha da öfkeleniyordu.
Ünal: Herifi geberteceğimize birde en dipten alıp dünür yaptık! Deliricem aşkım yemin ederim deliricem.
Baba lütfen söz verdin bana yalvarırım. Ersan...
Ünal şefkatli kolları ile sarıldı oğluna. Herşey onun iki dudağından çıkıcak tek bir söze bakardı. O kürtaj masasında oğlunu gördüğü an yemin etmişti. O herifi öldürmeye, yapmadıysa sadece Tan istediği içindi.
Ünal: Söz meleğim söz. Yoksa Ersan da babası gibi.....
Hayır babacım asla. Anında kabul etti bebeğimizi. Bilmiyor baba bilse olucaklardan korkuyorum.
Ünal: Sen Ünal Adalıoğlunun canısın kanısın! Sen kimseden korkmazsın. Baban dağ gibi arkanda.
Jessica: Dağ babacık hadi damadımız bebeğini görmek istiyormuş. Bırak biraz nefes alıp rahatlasın oğlumuz.
İyiyim babacım bir duş alıp bişiler yiycem söz.
Ünal: Tamam oğlum buna da tamam. Aşkım düğün için bir kaç mekan önericekler bakarmısın?
Jessica: Tan...
Eminim hiç halim yok. Tek istediğim Ersana kendimi anlatma şansı.
Jessica: Tamam bebeğim.
.
.
.
Latif salonda dört dönüyordu. Tan her şeyi anlatmışmıydı? Neden sussun diye düşündü. Şimdi o çocuk ve karnındaki bebek sayesinde geldiği konuma inanamıyordu.
Ünal'ın onu yaşatmasını elbette beklemiyordu, tıpkı o masaya kaçırıp zorla kürtaja zorladığı adamın, oğlunun aşık olduğu adam ve Geleceğin Lideri olmasını beklemediği gibi.
Kapı sertçe çarptığında düşüncelere dalan adam yerinde sıçramıştı. Yinede kuyruğu dik tutmaya kararlıydı.
Latif: Yavaş ulan dingonun ağırımı burası!
Sen söyle baba burası babamın evi mi? Yoksa düşmanımın evi mi?
Latif zorlukla yutkunum bakışlarını kaçırdığında Ersan Tan'ın kayboluşunda babasının parmağı olduğunu anladı. Başka soru sormadı adam.
Belinden çıkarttığı silahının ucuna mermiyi sürdüğünde Latif kendi sonunun oğlunun elinden olacak oluşunun şaşkınlığını yaşıyordu.
Latif: Oğlum yapma! Ben bilmiyordum liderin oğlunu bile isteye kaçırıcak kadar şursuz muyum? Ben önünde engel diye ... O ve bebek.
Ersan hayal kırıklığı ile baktı babasının gözlerine. Hırsları için öz torununa kıymayı göze almıştı.
Ersan silahı yavaşça kaldırıp kendi şakağına dayadı. Şimdi Ömer ve Latif yalvarıyordu yapmaması için.
Her şeyi yapma nedenin benimle ilgili kurduğun hayallerse.... Seve seve kafama sıkıp senin hayallerini yıkarım.
Sen hayatta oğlunun kanını canını bile önüne koyduğun aile adın için yaşıyorsun. Bende ellerimle bizi yok ederim.
Latif: Ömer! Ömer var geride ona da mı kıyıcaksın, kardeşine ha!
Ersan'ın zayıf yanıydı Ömer. Ona kıyamazdı babasıda biliyordu.
Ömer: Seninle ölüme yürürüm kardeşim. Senin peşine kafama sıkmazsam adam değilim.
Telefonu çalan Ersan susup tekrar tekrar çalan telefonu başındaki silahı indirmeden açtı.
Ersan sevgilim doktor hazır. Yani konum atıyorum hemen gelir misin bebeğimizi görmen için çok heyecanlıyım.
İçi sıcacık oldu. Sevdiği adamdan bir bebeği olucaktı. Yüzünde bir aydır hayal olan gülümseme yeniden belirdi.
Ersan.... Korkutma beni.
Korkma güzel sevgilim. Konumu at amcası ile koşarak geliriz.
Er-san sen... Ba-ban öldürmedin dimi sevgilim. Sen bu acı ile yaşıyamazsın bitanem yapmadım de.
Yapmadım bebeğim, sana geliyorum. Tan seni çok seviyorum güzelim.
Sana deli gibi aşığım adam. Seni bekliyoruz bebeğimle.
Telefonu kapattığında Latifte rahatlamıştı ki iki adet kurşun sesi ve Acı çığlığı bütün evi kaplamıştı.
Seni öldüremiyor olmam keyifle hayatımın içine etmene izin veriyorum anlamına gelmez Latif Bektaş!
Latif: Ahhhh.... Ersan babanım senin.
Artık hiç bişiyim değilsin. Seni hayatımda istemiyorum ne şimdi nede gelecekte. Ünal Adalıoğlu senin yaşamana tek bir nedenle izin vermiştir.
Ömer: Tan istediği için. Benim yerim kardeşimin yanı bundan sonra sen tek biz hepimiz.
Bölüm Sonu......
O geceyi Tan'ın ağzından anlatmak istiyorum. 🥲
Bakalım neler olucak🤷♀️
Yeni bölümde görüşmek üzere 👋
Ersan'ın nefesi normalleşmişti. Ayakları vücudunu daha fazla taşıyamadı ve olduğu yere çöküp kaldı.
Neden... Neden... Neden... Neden?
Tan sadece sarıldı sevdiği adama. Sakinleşmesi ve onu dinlemek için hazır olmasını dilemekten başka bişi elinden gelmiyordu.
_______________________________________


Ersan kendini toparladığında aniden ayağa kalktı. Tan gitmek üzere olan adama ne söylemeliydi.
Bebeğimizi görmek istiyorum. Sen ayarladığında bana haber verirsin. Onu görene kadar seni dinlemek istemiyorum.
Hemen ayarlarım, hatta bugün bugün istersen.
Yeri ve zamanı bildir.
g>Geçmiş
Ömer: Oğlum çok iyi değil mi lan? Bir yıl burdayız silahsız özgür! Gülsene it herif.
Yuppiiii oldumu? Ben sevmiyorum oğlum, men memleket seviyorum.
Ömer: Yine sev sevme diyen mi var? Mak mis gibi California sahil, yakışıklı günü birlik erkekler.
Haaa ondan diyorsun. Niye İstanbul'da verdiklerinle burdan yol olurdu.
Ömer: Merhaba amca nasılsın?
Adam haksızda değil Ömer. Neyse hadi şu mekana gidip bakalım bir an önce.
Kumarhane ve kulüp konsepti mekanlarını teftiş ediyorlardı ikili. Ömer bara geçip içki almak için yanından ayrıldığında Ersan bunalmış açık tereasa yönelmişti ki kaya gibi sert bir şeye çarptı.
So.. Sorry. Hay sikeyim başım yarıldı mı acaba?
Önemli değil, bakıyım yarılmamış.
Lafın gelişi söylemiştim... Ve biz şuan Türkçe konuşuyoruz.
Deli deliyi dakikada bulur hesabı Türkler içinde geçerli sanırım. Gerçi asla Türke benzemiyorsun.
Hakaret sayarım normalde ama Tükçe konuşmayı çok özledim yani elbette ailemle konuşuyorum ama böyle akıcı bir sohbet değil. Çenem düştü yine üzgünüm.
Ersan elini uzattı beyaz saçlı yakışıklı çocuğa. Tan'ın gözleri parlamıştı bariz bir şekilde.
Ersan ben, İstanbul'dan iş için bir yıllığına bugün transfer oldum şehrine. Tanıştığımıza memnun oldum.
Tom.. İsmim Tom. Baba Türk anne Amerika'lı bir işletme son sınıf öğrencisiyim. Çok memnun oldum Ersan.
Sana yemek ısmarlamama izin verir misin?
Hahahaha buralarda bir içki içelim mi deniyor ama. Bunu daha çok sevdim.
Bu da benim farkım olsun isterim. Cevap vermedin evet mi hayır mı?
O gün Evet derken bir ömür o adamın kolları arasında olmak isteyeceğini hiç hayal etmemişti.
>Günümüz
Otelden sarhoş gibi çıktığında Ömer hızla koluna girmiş ve arabaya binmesine yardımcı olmuştu.
Ömer: Ersan biliyorum şuan hiç sırası değil ama amcam bekliyor.
Biliyordu o yaşlı Kurt biliyordu. Ben acılar içinde kıvaranıp sevdiğim adamı ararken o hep biliyordu. Gidelim kuzen, babamla görülücek hesabım var.
Ömer kızılca kıyametin kopmak üzere olduğunu biliyordu. Kardeşini yıkılan enkazın altından nasıl çıkartıcaktı yeniden onu bilmiyordu.
.
.
.
Oda ya giren annesinin kollarına koşup hıçkırarak ağladı.
Jessica: Annecim ağlayıp bebeğini üzme. Kolay olmaycağını biliyorduk. Olumlu düşün bitanem parmağında sevdiğin adamın yüzüğünü takıyorsun.
Beni dinlemedi bile anne. Bebeğimizi inkar etmedi bir an bile benden şüphe etmedi. Görmek istiyorum dedi doktor... Anne bugün.
Jessica: Oğlum sakinleş halletti baban birazdan arar söylersin.
Bu sefer oda'ya sinirle babası girmişti. Oğlunun perişan hali ile daha da öfkeleniyordu.
Ünal: Herifi geberteceğimize birde en dipten alıp dünür yaptık! Deliricem aşkım yemin ederim deliricem.
Baba lütfen söz verdin bana yalvarırım. Ersan...
Ünal şefkatli kolları ile sarıldı oğluna. Herşey onun iki dudağından çıkıcak tek bir söze bakardı. O kürtaj masasında oğlunu gördüğü an yemin etmişti. O herifi öldürmeye, yapmadıysa sadece Tan istediği içindi.
Ünal: Söz meleğim söz. Yoksa Ersan da babası gibi.....
Hayır babacım asla. Anında kabul etti bebeğimizi. Bilmiyor baba bilse olucaklardan korkuyorum.
Ünal: Sen Ünal Adalıoğlunun canısın kanısın! Sen kimseden korkmazsın. Baban dağ gibi arkanda.
Jessica: Dağ babacık hadi damadımız bebeğini görmek istiyormuş. Bırak biraz nefes alıp rahatlasın oğlumuz.
İyiyim babacım bir duş alıp bişiler yiycem söz.
Ünal: Tamam oğlum buna da tamam. Aşkım düğün için bir kaç mekan önericekler bakarmısın?
Jessica: Tan...
Eminim hiç halim yok. Tek istediğim Ersana kendimi anlatma şansı.
Jessica: Tamam bebeğim.
.
.
.
Latif salonda dört dönüyordu. Tan her şeyi anlatmışmıydı? Neden sussun diye düşündü. Şimdi o çocuk ve karnındaki bebek sayesinde geldiği konuma inanamıyordu.
Ünal'ın onu yaşatmasını elbette beklemiyordu, tıpkı o masaya kaçırıp zorla kürtaja zorladığı adamın, oğlunun aşık olduğu adam ve Geleceğin Lideri olmasını beklemediği gibi.
Kapı sertçe çarptığında düşüncelere dalan adam yerinde sıçramıştı. Yinede kuyruğu dik tutmaya kararlıydı.
Latif: Yavaş ulan dingonun ağırımı burası!
Sen söyle baba burası babamın evi mi? Yoksa düşmanımın evi mi?
Latif zorlukla yutkunum bakışlarını kaçırdığında Ersan Tan'ın kayboluşunda babasının parmağı olduğunu anladı. Başka soru sormadı adam.
Belinden çıkarttığı silahının ucuna mermiyi sürdüğünde Latif kendi sonunun oğlunun elinden olacak oluşunun şaşkınlığını yaşıyordu.
Latif: Oğlum yapma! Ben bilmiyordum liderin oğlunu bile isteye kaçırıcak kadar şursuz muyum? Ben önünde engel diye ... O ve bebek.
Ersan hayal kırıklığı ile baktı babasının gözlerine. Hırsları için öz torununa kıymayı göze almıştı.
Ersan silahı yavaşça kaldırıp kendi şakağına dayadı. Şimdi Ömer ve Latif yalvarıyordu yapmaması için.
Her şeyi yapma nedenin benimle ilgili kurduğun hayallerse.... Seve seve kafama sıkıp senin hayallerini yıkarım.
Sen hayatta oğlunun kanını canını bile önüne koyduğun aile adın için yaşıyorsun. Bende ellerimle bizi yok ederim.
Latif: Ömer! Ömer var geride ona da mı kıyıcaksın, kardeşine ha!
Ersan'ın zayıf yanıydı Ömer. Ona kıyamazdı babasıda biliyordu.
Ömer: Seninle ölüme yürürüm kardeşim. Senin peşine kafama sıkmazsam adam değilim.
Telefonu çalan Ersan susup tekrar tekrar çalan telefonu başındaki silahı indirmeden açtı.
Ersan sevgilim doktor hazır. Yani konum atıyorum hemen gelir misin bebeğimizi görmen için çok heyecanlıyım.
İçi sıcacık oldu. Sevdiği adamdan bir bebeği olucaktı. Yüzünde bir aydır hayal olan gülümseme yeniden belirdi.
Ersan.... Korkutma beni.
Korkma güzel sevgilim. Konumu at amcası ile koşarak geliriz.
Er-san sen... Ba-ban öldürmedin dimi sevgilim. Sen bu acı ile yaşıyamazsın bitanem yapmadım de.
Yapmadım bebeğim, sana geliyorum. Tan seni çok seviyorum güzelim.
Sana deli gibi aşığım adam. Seni bekliyoruz bebeğimle.
Telefonu kapattığında Latifte rahatlamıştı ki iki adet kurşun sesi ve Acı çığlığı bütün evi kaplamıştı.
Seni öldüremiyor olmam keyifle hayatımın içine etmene izin veriyorum anlamına gelmez Latif Bektaş!
Latif: Ahhhh.... Ersan babanım senin.
Artık hiç bişiyim değilsin. Seni hayatımda istemiyorum ne şimdi nede gelecekte. Ünal Adalıoğlu senin yaşamana tek bir nedenle izin vermiştir.
Ömer: Tan istediği için. Benim yerim kardeşimin yanı bundan sonra sen tek biz hepimiz.
Bölüm Sonu......
O geceyi Tan'ın ağzından anlatmak istiyorum. 🥲
Bakalım neler olucak🤷♀️
Yeni bölümde görüşmek üzere 👋