Ayza anlatımıyla
Uyandığımda başımda hafif ağrı hissettim . Kendimi yataktan kaldırıp banyoya gittim . İş görüşmem kabul edilmişti. Zaten iyi bi kariyerim olduğu için sonucun böyle olacağını tahmin etmiştim. Bugün anne babamın yanına gidecektim ve onları yıllar sonra görecektim.
Üstümü giyip aşağıya indim . Kendime basit bi kahvaltı hazırlayıp hemen yemeye başladım. Ardından kendimi dışarı atıp ilk kez yıllar sonra yolunu tutacağım mezarlığa yürümeye başladım. Saat 11 e geliyordu. Ve hava sanki bugüne özel kendini kapatmıştı. Bulutlar toplanmış birazdan yağmur yağacak der gibi bakiyorlardi bana ...
Kendimi umursamadan mezarlığa yürümeye başladım.
Yıllar önce cesaret edemediğim o yere gitmeye başladım.
Mezarlik Kapısına gelince ayaklarım sanki benden bağımsız mezarlarını bulmak için ilerlememi istiyordu .
İlerledikçe yüzümde hissettiğim lanet sıcaklık artıyordu. Her yer bugulasmaya başlıyordu ve ayaklarım ezbere bilircesine onların yanına gitmeye başladı.
Otların büyüdüğü çiçekleri kapattığı bi mezarlıkta durdum
Düşündüm ya onların mezarlığı da böyleyse..
Hak ettiler mi ..
Ama babam annemi öldürdü sonra kendini öldürdü....
Mezarlıktan ilerlemeye devam edip Kendimi tanıdık isimlerin yazdığı mezarlara doğru yönlendirdim. Önlerinde durup bir süre onlara baktım.
Evet vücudum kendini kontrol etmiyordu ve etmek de istemiyordu. Tek istediğim onların yanında uyumak ...
Mezar taşına doğru gidip başımı toprağa yasladım...
Konuşmadım belkide herkes konuşurdu burda sevdikleriyle ama ben yapmadım.
Yapamadım..
Kelimeler kendini unuttururken yağmur damlaları kendini belli etmeye başladı.
Kafamı kaldırmadan durdum sadece. güneş hafifçe açmaya başlarken bazı yerler aydınlık bazı yerler hala onların yasini tutarcasina karanlığını koruyordu.
Ne kadar daldım bilmiyorum ama havada Gökkuşağı açmış her yer aydınlanmisti. Yağmur kokusu kendini belli ederken hava tekrar solmaya başlayınca kalktım mezarlarindan tek kelime etmeden......
Kendimi tekrar evin yoluna doğru yürütmeye başlayınca bu sefer izlendigim hissi beni ele alırken çok kafaya takmadan yürümeye devam ettim .. arkamdaki kişiler hızını arttirinca ben de arttırdım.
En sonunda koşunca onlar da koşmaya başladı ve ben daha ne olduğunu anlamadan bi bedene çarpıp yere dusecekken ellerini belime geçirip ağzıma tuttuğu bezle bayılmami bekledi.
Ve ben ona istediği şeyi istemeden verdim .....
Bora anlatımıyla
Mezarliktaki her dakikasını izledim ailesinin başında ki halini .....
Paramparça olmak benim için zordu kabedeceklerimi kaybetmiştim ama onu kaybedemezdim . Telefona gelen mesajla elime alıp okumaya başladım. Depoya baskın yapıldığı yazınca bu sefer sinirlerim tepeme çıktı ses çıkartmadan kendimi ordan uzaklaştırdım. Depoya doğru gitmeye başladım. Ayza zaten ben giderken mezardan kafasını kaldırmıştı.
Bu ona iyi gelmişti belkide daha kötü oldu emin değilim ama ihtiyacı vardı..
Ben depoya gidince büyük bi sessizlik vardı deponun arkasında ki korumalar öldürülmüş ve diğerleri ben gelene kadar fark etmemiş ben korumalara bakarken yerdeki telefon çalmaya başladı.
Elime alıp açtığımda hiç görmek istemeyeceğim şeyle karşılaştım..
Evet bu bi pusuydu ve ben buna düşmüştüm..
Peki ayza o napacakti şimdi...



