5:30
Çalan alarmın sesiyle gözlerimi açmaya çalıştım fakat pekte etkili bir yöntem değildi uyanmayı hiç istemiyorum şu an. Alarmı kapattım ve beş dakika daha kendimi uykunun kollarına bırakırım diye düşündüm fakat sadece bir düşünce olarak kaldı bu çünkü Ela çoktan tepeme dikilmişti ve yorgani çekiştiriyordu bir yandan da söyleniyordu fakat duymuyordum. En son gözlerimi açtım ve "Ya beni bi sal kızım beş dakkaya valla gelcem" dedim ve gözlerimi yine kapattım
"Ya dicle ise geç kalacaz kalksana bu gün çok önemli bi mahkeme var, hadisene ya" diyerek beni çekiştirmeye devam etti. Bende bu davanın önemini çok iyi biliyordum fakat uyku sersemi unutmuşum Ela nın söyledikleriyle beynim yerine geldi ve hemen yataktan fırladım
"Of doğru ya bi de o dava vardı demi" diye söylenerek banyoya doğru ilerledim ela arkamdan "hE bİdE o DaVa VaRdI dEmI" diye beni tekrarlayarak o da odadan cıktı
***
7:45
Sonunda mahkeme salonuna geldik davanın başlamasına 5 dakka kalmış ve biz tüm ekip oradaydık çünkü yargılanan kişi ülkenin en kıdemli mafyalarından biriydi e haliylede çok fazla tedbir gerekiyordu ama ben nedense çok rahattım çünkü bur sürü mafya çökerttim ve bunlarda oldukça iyi mafyalardı bu çökerttiğim pek çok mafyanın başıydı bu adam. "Dicle hanim" duydugum bu tanıdık sesle birden başımı kaldırdım ve sesin sahibine baktım gelen Elaydı bende ona aynı şekilde karşılık verdim "Ela hanım hiç gelmeseydiniz mahkeme bitcek birazdan zaten" diyerek dalgaya aldım
En sonunda mahkeme bitti iki kişi kolları önden kelepçeli adamı dışarı çıkarttılar bizde hemen peşlerine takıldık. İlk nöbet sırası bendeydi o yüzden bende hapishaneye kadar peşlerindeydim son olarak adının Kerem olduğunu öğrendiğim mafya liderini bir hapisane odasından içeri soktular bende ard arda dışarı çıkan gardiyanların ardından kapıyı kilitledim ve beklemeye başladım.
Arkamdan işitdiğim gülme sesleri o tarafa dönmeme neden oldu dönmemle Kerem denen adamın pis gülüşünü gördüm bana baktı ve alaylı bir sesle "senin kadar zayıf birini nasıl benim yanıma koyabiliyorlar ki?" Bi an duraksadım mahkumlarla keyfi muhabbet etmemiz yasaktı çünkü,ama bu keyfi bir muhabbet deil onu bilgilendirmek olucaktı
Bende sırıttım alaylı bir şekilde "bende ilk kez senin kadar aptalıyla kalıyorum" dedim bunun ardından Kerem ayaklandı ve demir parmaklıklara yaklaştı biraz geri gidip hemen silahımı doğruldum
şu an odada ikimizden başka kimse yoktu oda demir parmaklıkla ikiye bölünmüştü bi tarafta sadece bir yatak vardı diğer tarafta bir bilgisayar ve bilgisayar masası vardı masanın önünde ise iki koltuk o masa ve koltuk benim içindi fakat ben daha oturmaya kalmadan olay çıkarıcak gibiydi
"Şu an odada kimsenin olmaması şu kapının önünün tıklım tıklım polis dolu olmadığı anlamına gelmiyor" dedim kapıyı başımla işaret ederek. Demir parmaklıkları tuttu ve sert bir şekilde "beni," dedi ve bir süre bekledi sesindeki sertlik nefes alışında da vardı "senin yakaladığını biliyorum." Bi an bozguna uğradım bunu bilmesi imkansızdı bu çok kötü olmuştu baskın esnasında suratımda kar maskesi vardı tanınmam imkansızdı
yüzümüzü bu kadar korumamızın sebebi suclulara tanınmamaktı çünkü suçlular bize düşman olabiliyordu ve eğer bu suçlular dışarı çıkarsa bize zarar verebilirdi. Ama Kerem bir mafya lideriydi oldukçada çok cinayet işlemişti ömür boyu burdan çıkamazdı. Yanı ben öyle umuyorum.
Kerem'e hiçbirşey söylemedim bu konu hakkında ve başımla arkasını işaret ederek "geri git çabuk" dedim tek nefeste Kerem'in sinirli halini bi anda alaylı biri aldı
"Seni buna pişman edicem" dedi alayla bende onu alaya alarak "eğer bir gün çıkarsan edersin şimdi geri bas"
Kerem hiçbir şey demeden geriye doğru bir kaç adım attı ve yatağına oturdu bende silahı belime yerleştirdim ve koltuğa oturdum
♤♤♤
5 saat sonra...
"Kerem Özcan ziyaretcin var" kafamı sese doğru çevirdim ve bana bakan gardiyanı gördüm
"Tamamdır 5 dakka içinde görüşme yerine gitiricem" kereme baktım kimin geldiğini tahmin ediyor gibiydi. Gardiyan "nöbet saatiniz biticek şimdi isterseniz ben götüreyim" Kerem sırıttı kesin gardiyanlarında benim güçsüz olduğumu düşündüğünü sanmıştı. "Hayır,'' dedim bakışlarımı keremden alıp gardiyana çevirirken "Ben götürür sonrada geri getiririm o zaman nöbetleri değişiriz." Gardiyanın bisi demesini beklemeden belimden kelepçe çıkardım Keremin ellerini kelepçeledim ardından da bileğini bileğime kelepçeledim ve boşta olan elimle ensesinden tutup başını öne eğdim. Kerem hiç karşı gelmeden polislerde dolu koridordan geçtik ve görüşme salonun kapısından içeri girerken bileğime bağlı olan kelepçeyi çözdüm. Kafami uzatıp içeri baktığımda içerde keremin yaslarinda bir erkek vardı Kerem yanimdan beni iterek gecti ve masanin diger tarafina oturdu.
"Kerem nasılsın kardeşim iyimisin? merak etme cok kalmiycaksin çıkarıcaz seni burdan" dedi kereme benzeyen çocuk kerem sahte bur sırıtme ile "burdan çıkmam çok kolaya benzemiyor Fatih, sizden tek bur şey istiycem sadece," merakla onları dinliyordum kapının yanından kerem kafasını çevirip bana baktı ardından tekrardan Fatih dediği o çocuğa döndü ve benim duyamayacağım bir tonda bir şeyler fısıldadı.
...10 dk sonra...
"Görüşme saati bitmiştir" dedim ve keremin yanına gidip tekrardan bileğime kelepçeledim
◇selamlar ilk bölümü nasıl buldunuzzz aklımda mükemmel kurgular var hayal gücümün maşallahı var ben bile şaşırıyorum bunları düşündüğüme. Kusa süre içinde yeni bölümle görüşmek üzere ~Dilek