Ben Lilith Yusami.Şuan 21 yaşındayım ve küçük Lilith'in hayallerinin tam tersini yaşıyorum.30 yaşıma kadar evlenmem sanıyordum fakat 20 yaşıma bastığım gün evlendim.Babam yer altının en büyük mafyalarından biriydi.Eğer yaşasaydı hala öyle olurdu.En az onun kadar büyük ve şimdiki gücüyle ondan daha büyük bir mafya daha var.Eşim Songwok.Onunla babamın isteği ile evlendim.Onunla evlenmeden önce onun ismini bile bilmiyordum.
Onu sadece babamın en büyük düşmanı olarak tanıyordum.Evliliğin ilk yıllarında babam beni neden en büyük düşmanının yanına bırakıp gitti diye ağlardım.Eğer Songwhok bana gerçeği söylemeseydi muhtemel yine ağlardım.Fakat gerçeği öğrendiğimdr babama olan sevgim ve saygım dahada arttı.
1 yıl önce Songwhok bakış açısı.
Arabadan indim ve Bangshim'in mekanına doğru yürüdüm.Yürürken aklımda bir sürü düşünce beni takip ediyordu,Ve korumalarda.Bu adama ne oluyordu böyle?Eskiden beni öldürmek için can atardı.Diğer mafya demek için bin şahit isteyen heriflerin yanında beni gördüğünde korkmadan silahı üzerime doğrultduğu anlar hala aklımda.Şimdi ise beni konuşmak için çağırıyor.Konuşmak için çağırması pek inandırıcı değildi.Fakat yinede gelmiştim.Kapıdan içeri geçmek için son addımlarımı atarken kapının kenarındaki korumalardan biri beni durdurdu.
"Silahını ver"
Bu cesaretini takdir ettim doğrusu.Bana emir vermeye nasıl cüret ederdi?!. Durdum ve gözlerinin içine baktım.Ona baktığımı görünve göz kapakları titremeye başladı.Sonra korkarak yine tekrar etti.
"Saygıdeğer patron Bangshim'in güvenliği için,Silahını bize teslim et."
Sırıttım.Saygı değer Patron ha? Buda inandırıcı değildi.Onu duvara sertçe ittim ve belimden silahı çıkarıp ona doğrulttum.Sinirle yüzüne baktım.
"Bu silahımı istiyorsun!?. Ha,Bu silahı mı"
Tam onu vurmak için tetiğe basacakken arkadan Bangshim'in sesini duydum.
"Dur"
Sesi sakin ve yorgundu.Sanki herşeyden bıkmıştı,Hayat onu çok yormuştu.60 yaşındaki bir yaşlıya kıyasen fitti ve sağlamdı.Duvara yaslanan korumaya yaklaştı ve kolunu omzuna koydu ve hafif iç çekti.
"Neden silah çekti sana?"
Yine aynı yorgunlukla gözlerine baktı.Ayakta bile duramayacak haldeydi.Bense bir kenarda durmuş olanları izliyordum.Ne olduda bi anda bukadar yaşlandı? Gözlerim hafif kısık bir şekilde korumanın cevabını dinledim.Orospu çocuğu...
"Silahını istedim,Vermedi."
Hafif güldü.Ve bana baktı.
"Gerek yok,İçeri gel."
Bangshim'in cevabına şaşırdım.Yüzümde mimik bile oynamadan peşinden gittim.Bu işte bir iş vardı buna emindim.Ardından odasından içeri girdiğimde odasını süzdüm.Oda siyaha bürünmüştü.Ve anlamsız bir şekilde boştu.Sadece masa ve masanın önünde 2 sandalye,Sandalyelerin ortasındaysa küçük bir sehpa.Kendisi koltuğuna oturdu ve gülümseyerek eliyle karşıdaki sandalyeyi işaret etti.
"Otursana"
Gözlerimi kısarak biraz bekledim ve yavaşca adımlayarak tam karşısına oturdum.
"Ne zamandan beri silahsız konuşmaya başladık?."
Yine güldü.İç çekti ve suratıma baktı
"Ne o? Silahmı istiyorsun? "
Merakla ve alayla gülümsedi.
"Uzatmaya gerek yok.Ne konuşacağız? "
Yüzü düştü ve tekrar iç çekip arkasına yaslandı.
"Düşmanlığı bitirmek istiyor musun? "
Bi anda demesiyle şaşırdım.Ne oldu bilmiyorum ama çok büyük birşey olmuş.Bu herif benimle kolay kolay barışmaz.Kolayı geç hiç barışmaz.Bunun bir şaka olduğunu anladım ve ayağa kalktım.
"Çocuk eğlencesine zamanım yok."
Bi anda kalkmamla gözleri bana döndü ve gözlerini kısarak bana baktı.Tam kapıyı açıp çıkacaktım ki duyduğum sesle durdum.
"Şaka yok,Bütün ciddiyetimle söylüyorum.Düşmanlığa son koymak ister misin? Kabul edersen yıllardır peşinde olduğun gücümüde alacaksın.İyi düşün"
Artık işin ciddiyetini anladım ve arkamı dönüp baktım.Tekrar gülerek arkasına yaslanmış beni izliyordu.Sonunda ona vereceğim cevabı buldum ve sırıttım.
"Senin gücüne ihtiyacım mı var sanıyorsun? Ve bunu bir anda neden yapasın ki..? Hemde yıllardır süren düşmanlığa rağmen."
Bu sefer yüzü yine düştü ve elleri titreyerek iç çekti
"Biricik kızım için.."
Şaşkın bir şekilde baktım ve olanları idrak etmeye çalıştım.
"Kızın için mi? Kızınla düşmanlığı bitirmenin ve bütün gücünü bana bırakmanın ne ilgisi var? "
Çatık kaşlarımla onun suratındaki yorgunluğu ve kederi izledim.Kısa süre sonra konuşmaya başladı zaten.
"Kızımın güvenliği için onunla evlenmeni istiyorum.Ben öldükten sonra başka biriyle evlenirse her şeyim ona ve onun eşine kalır.Sende gücümün peşine düşersin,Muhtamel kızımıda öldürürsün.Bunun için onu koruman altına almanı istiyorum"
Bu cümleyi bin kere zihnimde tekrarlasalar yinede anlamazdım,Ama sadece bir kere duyuldu ve ben mecbur anlamak zorunda kaldım.
"Öleceğini sana kim söyledi? Ayrıca ilk önce kızına zarar vermeden servetini isterim,Sonra vermezse öldürürüm.O kadar zalim değilim."
Mimiksiz suratıma baktı
"Uzun zamandır kanserim. "
Duyduklarımda şoka uğradım ve çatılmış kaşlarla suratına baktım.
"Kızımın bundan haberi yok.Ve ben ölene kadarda olmayacak.Teklifimi kabuk ediyor musun?Unutma,Masanın lideri de sen olacaksın."
Fikir hiçte kötü bir fikir gibi gelmiyordu.
"Peki neden kızını diğerlerine değilde bana teslim ediyorsun? Güvendiğin yüzlerle adam var.Kızına tanrıça gibi tapar ve el üstüne tutarlar."
Bir açığını yakalamaya çalışıyormuş gibi şüpheyle baktım.
"Seni yıllardır tanıyorum,O herifleri gebertecek gücün var.O piç kurularını geçtim.Olan benim meleğime olur."
"Meleğime.." derkendi ses tonu yumuşadı ve gözlerini yere dikti.Kızını gerçekten seviyordu.Kızı için düşmanına bile boyun eğdi.Onun sevgisini sorgulamak bana düşmez.
"Kabul."
Liasa.
Sırf beni güvende tutabilmek için bütün herşeyini SongHwok'a bıraktı.Ve düğünümüzden 4 gün sonra vefat etti.Bir yıl geçsede hala tam toparlanamamıştım.SongWhok'a gelirsek,Sözünü tuttu.Her ne olursa olsun bana elini kaldırmadı.Ve bana benden izinsiz bir kere bile dokunmadı.Sadece dudağımdan ve boynumdan öpmekle yetindi.
Sabah gözlerimi dumanlı ve yağmurlu bir havaya açtım.Yanıma baktığımda SonhWhok yanıma yatmıştı.Ona bakıp gülümsedim.İlk haftalarımda bana bu kadar iyi davranacağını düşünmemiştim.Evet bana karşı soğuktu fakat ne istersem yapıyor ve alıyordu.Tam düşüncelere dalmışken beni bi anda çekmesiyle göğsüne yapıştım.
"Ne yapıyorsun ya?"
Hoşnutsuz bir şekilde konuştum.Gerçekten canım yanmıştı.Kıkırdadı ve umursamadan kollarımı kendi beline sardı.
"Karıma sarılıyorum ve bunda bir sakınca görmüyorum.Ayrıca sabah sabah kalkmış beni seyreden karımdanda bir açıklama bekliyorım.Ne o,Suikast mı planlıyorsun."
Sesi uykuludu ve uykudan yeni uyandığı için kalın sesi dahada kalınlaşmıştı.Saçları dağınıktı eli yavaşca omzumu okşuyordu.
"Bu gün tersinden mi kalktın? Ayrıca evef suikast planlıyorum.Kaç aydır istediğim her şeyi aldığın için ölümünü sana seçtirerek bir iyilik yapacağım."
Kalın sesiyle bir kahkaha attı
"Öylemi?Peki ya istediğin diğer şeyleride alırsam bana yaşamam için biraz daha zaman tanıyabilir misin?
Alayla sordu ve kafama bir öpücük kondurdu.Gerçekten aşırı şaşırmıştım.Normalde "Cidden bıktım senden!" Başka bir dialogumuz olmazdı.Her sabahda yanımda uyanmazdı zaten.
"Öyle.Ve evet istediklerimi alırsan,Düşüneceğim."
Tekrar kahkaha attı.Ve bana daha sıkı sarıldı.Ve fısıldar bir tonda konuştu.
"Saat daha 05:26 güzel karım.Uyuman gerek."
Yine yüzüm düştü
"Yine ben uyuduktan sonra kaçacaksın değilmi?"
Yatakta doğruldum,Kırgın ve sinirle ona baktım.Oysa o bana gülerek bakıyordu.Sırtımda olan elleriyle birlikte beni kendine ittirdi ve kafamı kendi boynuna gömdü.
"Zorundayım prenses.Eğer seninle birlikte uyursam senin istediklerini alamam."
Sinirle boynuna homurdandım.
"Gideceksin yani? "
Kafa salladı ve yine ufak kıkırdamasını duydum.
"Sen uyuduktan sonra"
Ona daha çok sokuldum ve uyumaya başladım.En son duyduğum şey SongHwak'ın yanağımı öpüp bana "İyi uykular meleğim." Demesiydi.
Saat 08:43
Saat sekiz gibi kalkmıştım ve bir umut yanıma baktım.SongHwak yanımda herzaman ki gibi yoktu.Yatakta oturur pozisyona geldim ve biraz öyle bekledim.Sonra kalktım ve duşa girdim.Kısa bir duşun ardından dişlerimi fırçaladım.Eve rahat bir şort takımı giydim ve odanın balkonuna çıktım.Biraz dışarıya baktım,Onlarla adam kıpırdamadan aşağıda duruyor ve bizi koruyordu.Bunlar hiç uyumuyor mu? Ne zaman baksam burdaydılar.Garip...
Arkamı döndüm ve çekmecenin üstünden telefonumu aldım.Aşağı kata inerken telefonuma gelen bildirimleri kontrol ediyordum.Merdivenleri bitirdim ve sonunda mutfağa girdim.Makineden kahvemi beklerken gelen bildirimle kocaman gülümsedim.Hızlıca bildirimin üstüne tıkladım ve sohbeti açtım.
Gönderen-Yumish
-Naber tatlım?
-Kızlarla bugün cafede bulacağız ve sende geliyorsun.
-İtiraz kabul etmiyoruz.
Mesaja gülümsedim ve cevap yazdım
-Evet,İtiraz yok!
-Saat kaçta buluşuyoruz?
Hemen cevap geldi
-Saat 2de hazır ol.
-Yuna seni alacak.
-Tamamm.
Telefonu kapadım ve saate baktım saat 9-du.Daha vaktim çoktu ve bende kahvaltı yapmaya başladım.Sağlıklı bir yemek hazırladım ve büyük bir iştahla yedim.Bulaşıkları makineye koydum ve mutfaktan çıktım.
Salona geçtim ve biraz aburcubur eşliğinde film izledim.Film bittikten sonra telefonumla ilgilendim.
Saat artık 13:24 olduğunda hazırlanmaya başladım. İlk önce sade ama güzel bir makyaj yaptım.Sonra kısa siyah bir şort,Üstüne crop,Ve üstüne kısa bir ceket giydim.Çıkmadan önce SongHwak'a mesaj attım.
"Arkadaşlarımla kafedeyim.Eve geç gele bilirim."
SongHwak benim bu kadar rahat olmamdan bu kadar hoşlanmasada yinede birşey demiyordu.Eğer birşey derse kagva çıkaracağımı biliyordu.İlk aylarda karışsada sonradan beni zapt edemeyeceğini anlamış,Ona haber vererek istediğim yere gidebileceğimi söylemişti.Başka şansıda yoktu zaten.
"Dikkatli ol ve eve 23;00-dan geç gelme.Mekanın konumunu at."
Yine eski haline dönmüştü.Soğuk,Emir yağdıran bir tip işte.Yinede itiraz etmedim ve konumu attım. Eğer inkar edersem o muhtemel cümleyi yeniden duyacaktım.
"Sen diğer mafya eşlerine kıyasla ne kadar rahat olduğunun farkında mısın? Onlar dışarıyı bırak odadan bile çıkamazken,Sen AVM,Cafe,Bar demeden geziyorsun.Sen hiçmi korkmuyorsun?! Ya seni kaçırıp öldürseler!? O zaman ne yapacaksın?"
Sadece arkadaşlarım ile evlendikten sonra ilk kez Bara gitmiştim.Onuda her kavgada yüzüme vuruyordu.Düşünceleri bıraktım ve Yuna'yı beklemeye başladım.6-7 dakika sonra geldi ve onun arabasına binip İlk önce Kafeye gittik.Oturduk ve kahve içmeye başladık.Yaklaşık yarım saat,45 dakika sonra kalktık.Ve AVM'ye doğru yol aldık.Yine yarım saat sonra vardık ve kendimizi kıyafet mağazalarına bıraktık.Yumish bu gece gideceği gece kulübü için kıyafet seçerken başka bir mağazadaydı.Bana hava atmayıda unutmadı tabii,SongHwakın onlarla bara gittiğim için benimle kavga ettiğini biliyordu.Benle Yumish ise Pijama reyonundaydık.Ben Ayıcıklı kısa şort takımlarına bakmakla meşgulken Yumish yanıma geldi ve elindekini bana uzattı.
"Tam senlik,Denesene"
Elindekine baktım.Fantazi pijama mı o? Aslında pijama demek için bin şahit ister.Kıkır kıkır gülüyor,Neredeyse kahkaha atıyordu.Mimiksiz bir suratla baktım.
"Komik mi Yumish? "
Kıkırdarken zorlanarakda olsa konuştu.
"Ben komik bir şey demedim ki?Sadece biricik kocanın yanında giyersin diye dedim.Yani aramızda kalsın,Biricik kocan bunu senin üzerinde görürse üzerine saldıracak"
Sinirle suratına baktım.Sonra aklıma gelen şeyle bende gülmeye başladım.
"Bence biz bunu Yuna'ya alalım.Nede olsa bundan daha açıklarını giymişliği var değilmi?"
Bu sefer ikimizde gülmeye başladık.Sonra ise az önce baktığım ayıcıklı pijamayı aldım ve elbise reyonuna geçtim.Yumish ise hala pijama ve iç çamaşırı reyonundaydı.Hangisini alacağına karar verememişti gerizekalı.
Reyonunda gezerken elbiselerden biri gözüme çarptı.Büyülenmiş gibi elbiseye odaklandım.Kar beyazı kumaş bir elbiseydi,Omzu açıktı ve yine kumaş uzun bir eldiveni vardı.Kısa bir elbiseydi fakat çok güzeldi.Bel kısmı açıktı ve bel kısmında hafif bir zincir vardı.İnce bir zincir.O kadar zarif bir elbiseydi ki,Gözlerimi alamadım.Onu almaya karar verdim.
Neredeyse 3 saatin sonunda kızlarla bir kafeye oturduk.Aşırı yorulmuştum fakat hala aklım o zarif elbisedeydi.Sahi,Onu nereye giyecektim ben? SongHwak onu giymeme izin verir miydi? Ya vermeseydi,O elbise dolabımdamı kalacaktı öylece?
Sonra aklıma gelen şeyle sırıttım.Yine Bara giderdim,Fakat bu sefer daha profesyonel yalan söylerdim.Fakat bu akşam değil.
Sonra kızlarla sohbete daldık ve şimdi bir saat geçmişti.Artık eve gitmem gerekiyordu.Yunada kalkması gerektiğini söyledi ve beni eve bırakmayı teklif etti.Kabul ettim ve Yumish ne kadar gitmek istemesede mecbur eve gitti.
Tekrar yarım saatlik yolun ardından Yuna ile vedalaştık ve eve girdim.SongHwak henüz eve gelmemişti.Mutlu bir şekilde odaya çıktım ve aldıklarımı dolabıma yerleştirdim.Yeni aldığım ayıcıklı şort takımımı giydim ve mutfağa indim.Ve songHwak için birşeyler hazırlamaya başladım.Önce sağlıklı bir salata,Sonra biftek kızarttım.Kendime kahve hazırlamak için düğmeye bastığım anda kapı açıldı.SongHwak her zamanki gibi full siyah ve ciddi bir şekilde giyinmişti.Eve girdiği anda resmen bağırmaya başladı.
"LİLİTH!"
Bi anda resmen kanım dondu.Hızla kapıya koştum ve korkarak ona baktım.O ise beni gördükten sonra sırıttı ve kravatını gevşetti.
"Sadece evde misin merak ettim."
Aşırı sinirlendim fakat ufak bir şokta olduğum için sadece yüzüne baktım.O ise sırıtarak yatak odasına doğru yürürken merdivenlerden konuştu.
"Kahvemi çalışma masama getir Küçük Hanım"
O odaya çıkarken peşinden bende çıktım
"Önce yemeğini ye sonra kahve getireceğim."
Bi anda karşımda soyunmaya başlayınca kafamı çevirdim.O ise gayet ciddi bir şekilde
"Onu en yakından sen gördün zaten,Neden kafanı çeviriyorsun?"
Kafamı çevirdim ve ona baktım.Sonra ise kapıya doğru yürürken çıktım
"Yemeği masaya bıraktım."
Sonra ise odadan çıktım.Ne tepki verdiğini görmedim.
Mutfakta yemeğini önüne bıraktım ve mutfak çıkışına yöneldim.Fakat bi ses beni durdurdu.
"Yanıma gel"
Fazla ciddi konuşuyordu.Bazen ben bile kocamdan korkuyordum.Sonra yanına gittim ve suratına baktım.
Bacağını biraz açtı ve dizini pat patladı.
"Otur"
Ona anlamaz gözlerle baktım.
"Sebep?"
Bıkkınlıkla iç çekti
"Sebep yok.Benim istediğim her şey senin içim emirdir.Bunun içinde sebep sorarsan yemeği bırakıp sikerim seni."
Cidden sebep soracaktım.Akıllı adam.Sonra göz devirerek yavaşça dizine oturdum.Tek eliyle beni daha çok kendine çekti ve yemeğini yemeye başladı.Bense kafamı onun boynuna bırakmış onun yemeğini bitirmesini bekliyordum.Sırf beni sinir etmek için bu kadar yavaş yediğine canım üzerine yemin ede bilirim,Yoksa bu kadar yavaş yiyecek kadar zamanı yok.Varda o çalışmak için kullanıyor.Sonra kıkırdadı ve yemeğini keserken konuştu.
"Yeni mi aldın şu pijamayı?"
Kafa salladım ve beklemeye devam ettim.
"Güzelmiş."
"Teşekkürler"diye mırıldandım ve yine bekmeleye başladım.Sonra " Kalkabilirsin"emri geldiğinde kalktım ve odaya çıktım oda kahvesini almış çalışma odasına çıkmıştı.Yatağa yattım ve telefonumla ilgilenmeye başladım.Arkadaşlarımın hikayelerini beğenmeye ve reels izlemeye devam ediyordum.

