Hissizlik nedir bilir misin?
En sevdiğin yemeği yiyince mutlu hisseder insan. Ama hissizleştiysen o mutluluğu vermez sana. Hiçbir şey hissetmiyorsundur çünkü.
Ya da güzel bir müzik, türü veya dili ne olursa olsun eğer hüzünlü ise hüzünlendirir, neşeli ise mutlu eder. Ama hissetmiyorsan bir şeyleri, kalbin yorulduysa, o müzik gürültüden başka bir şey değildir.
Ben de böyleydim. Hislerim birkaç yıl önce terketmişti beni, herkes gibi.
Kimse dayanamamıştı benim bu tutsaklığıma. Önce babam, sonra annem, arkadaşlarım ve en sonunda benliğim bırakmıştı beni.
Bir tek o bırakmıyordu beni. Yalvarsam da, ağlasam da, acıdan bayılsam da bırakmıyordu beni.
Biyolojik babam tam bir psikopattı. Kilitli tutulduğum odadaki hayatımı zehir etmeyi kendine hedef olarak seçmişti. Gerçi benimkine de hayat denirse...
Normal bir şekilde şirketine gider, iş çıkışında eve gelir ve zihninden geçen pis düşüncelerini benim üzerimde uygulardı.
Psikopat olmasından ziyade sapıktı.
İçtiği günlerde eve gelir ve beni kendi odasına götürürdü. Engel olmaya çalışıyordum ama durmuyordu. Tek çarem onun ölmesiydi ama ona zarar verebileceğim hiçbir şey yoktu. Vücudumun her bir karışında onun izleri vardı.