Hayata gözlerini açan, kahverengi gözlü, al yanaklarıyla neşe saçan birisiydi Deniz... Siz ona ufaklık deyin. Bu kelimeden hiç hoşlanmaz...
En sevdiği şey maceradır. Dersleri sevmez, dostluk kurmayıda istemez. Dostluğun, sadece birer hikâye olduğunu düşünür.
Bu cinayet ilkokul yıllarındayken, lunaparkta, annesiyle gerçekleşti. Annesi, Deniz'i sevmezdi. Babasının zoruyla Deniz'e iyi bakmaya çalışıyordu. Dayanamayınca artık Deniz'i evde istemedi. Babasından gizlice Deniz'i evden atmalıydı. Ama nasıl?
Haberleri izlerken bir başlık gözüne çarptı. "Lunaparktaki Cinayet Ortalığı Karıştırdı! "... Tabii ya! Deniz'i lunaparkta bırakıp giderse hem ölür, hem Deniz'den kurtulmuş olurdu...
Deniz'in annesi, akşam saat 19.07 gibi oğluna bakmaya gitti. Deniz, her zamanki hâliyle hayâl kuruyordu.
-Deniz, lunaparka gidelim mi?
-Nereden çıktı şimdi bu anne?
Denizin her zaman soruya soruyla cevap verme hâli, şaşırmayın.
-Hem gezmiş oluruz ana-oğul?
-Peki...
Annesinin planı çok iyi işliyordu. Ama Deniz, annesinin onu gezmeye götürmesi dikkatını çekti. Annesi asla onla ilgilenmez. Bu işte bir iş var...