13.03.2022
Zilin çalmasına az kalmıştı. Matematik yazılısından önce son kez notlarıma bakıyordum. Dün yeterince çalışmıştım ama gene de telaşlanıyordum. Derin bir nefes aldım. Düşük almayacaktım, biliyordum. Okulun en çalışkan öğrencilerindendim. 11. Sınıf olduğum ve yakında sınava gireceğim için tüm hocalarda beni sever, sayarlardı.
Zil çaldı. Çok geçmeden hoca sınıfa geldi. Herkes ayağa kalktı.
“Buğra kağıtları dağıt.”
öğretmenimin komutuyla yerimden kalktım. En önde, öğretmen masasının önünde oturuyordum. Sıkça hocalar beni görevlendirirdi.
Sınav kağıtlarını hızlıca dağıtıp yerime oturdum. Kalemimi elime aldım. Kağıda göz attım. Alışılmış bir kas hafızasıyla ismimi, soyadımı,numaramı ve sınıfımı yazdım.
Odaklanmamı bölen şeyin hocanın Ata’yı yanıma oturtması oldu.
“Ata, Buğra’nın yanına geç.”
“Hocam ben ne yaptım!?” Ata celallenip itiraz etsede öğretmenimizin kararı netti. Ata canı sıkkın bir şekilde yanıma oturdu.
Tekrar sınavıma odaklanmaya çalıştım. Sınavın ortalarına doğru gözüm Ata’ya kaydı. Ata avcuna sıkıştırdığı küçük bir not parçasından kopya çekiyordu. Kaşlarım çatıldı.
Sesimi sadece Ata’nın duyabileceği şekilde kısarak, “Ne yapıyorsun?!” dedim.
“Kes sesini!” diye hırladı Ata dişlerinin arasında.
Gözlerimi devirdim. İrdelemedim. Tekrar sınavıma döndüm ama bir kaç dakika sonra Ata kağıdıma bakmaya çalıştı. Buraya kadardı. Daha fazla sessiz kalamazdım.
"Hocam, Ata kopya çekiyor ve kağıdıma bakıyor! Sınavıma odaklanamıyorum.”
Hoca sinirli bir şekilde masamızın önüne geldi.
"Ata! Bir daha böyle bir şeyi yakalarsam sınavını iptal ederim ve disipline gidersin!"
Ata'nın siniri surat ifadesinden belli oluyordu.
“Peki hocam…” diye mırıldandı Ata bana yandan kızgın bakışlar atarak.
Açıkcası ürkmüştüm ama en fazla ne yapabilirdi ki?
Zil çalınca herkes kağıdı teslim etti. Ata sırayı sertçe itti ve kalktı.
Yutkunarak boğazımdaki yumruyu giderdim. Gerilmiştim. Ata okulun zorba grubunun lideri olmasıyla birlikte çok iyi bir boksçuyduda. Güçlü fiziği sayesinde bir çok maçı kazanmıştı. Bense hayatımda beden dersleri dışında spor yapmamış biriydim. Açıkçası ona karşı fiziksel bir üstünlük kuramazdım. Elbetteki Ata beni kılını kıpırdatmadan yenerdi. Lakin ne derler bilirsiniz; Akıl güçten üstündür.
🥊
Erkekler tuvaletine girdim. Tüm teneffüsü kantinde sıra bekleyerek geçirmiştim, tuvalete gitmeye zamanım kalmamıştı.
Aynada kendime bakıp saçımı düzelttim. Bu sırada zil çaldı.
Öğretmenler zilinden önce tuvalete girebilirdim. Tuvalet kabininin kapısını açıp içeri girdim fakat ben kapıyı kapatamadan arkadan bir el kapıyı tuttu.
“Ne yapıyorsu-“
Ata ağzımı kapayarak içeri girdi ve kapıyı kilitledi.
Beni duvara itti ve bir elini arkamdaki duvara yaslayıp öne doğru eğildi.
Gözlerimin içine bakarak, tehdikâr bir tonda “Bedelini ödeyeceksin, seni inek!” dedi.
-Birinci bölüm sonu-