İyi Okumalar 🦋
______________
~jeongin~
IN: "Hadi Seungmin hızlı yürürsen geç kalmayacağız derse"
S: "Yalvarıyorum koşma artık ben hızlı yürüyorum zaten"
Arkama dönüp Seungmin'in peşimden geldiğini gördüğümde onu aldırmayarak hızlı yürümeye devam ettim. Üniversitede herkesin elinde paket paket taze pişmiş kestane vardı.
O kadar çok canım çekiyordu ki yemezsem ders dahi dinleyemeyecektim. Kışın bu soğuğunda sıcacık kestaneleri düşünmek bile ağzımın suyunun akmasına neden oluyordu.
Ama kestane satan araç üniversitenin arka kapısının çıkışındaydı. Bu yüzden hemen gidip almalı sonra da derse yetişmeliydik.
Seungmin adımlarını hızandırarak nefes nefese bir şekilde elimi sıkıca tutarak beni yavaşlatmaya çalıştı.
S: "Söz veriyorum sana kestane alacağım Jeongin ama artık yavaş yürü doğuracaksın diye korkuyorum"
Arkadaşıma bakarak kaşlarımı "biraz daha abart" anlamında çattım. Hamileliğimin 15. Haftasındaydım. Daha doğurmak gibi niyetim yoktu ama ikiz bebeğim olduğu için karnım daha hızlı büyüyordu.
Bebeklerim.. onlar alfam sayesinde sağlıklılardı. Bana o kadar iyi bakıyordu ki.. sık sık kontrole gidiyorduk. Kan akışımın hızlanması için bazen karnımdan iğne oluyordum. Her ayın belirli gününde progestoron takviyesi alıyordum.
Doktor Minho da süreci o kadar iyi ve profesyonel bir şekilde yürütüyordu ki şu ana kadar hiçbir sorun yaşamamıştık. Umarım doğuma kadar böyle ilerlerdik.
IN: "Asıl kestaen yemezsem doğuracağım Seungmin!"
S: "Ben de her hızlı adım attığında stresten bayılacağım"
Etrafımdaki herkes bana karşı dikkatli davranıyordu. Beni asla yalnız bırakmıyorlardı. Tuvalete bile yalnız gidemiyordum.
Evdeyken de Changbin hyung öyleydi. Alfam su almaya kalkmama bile izin vermiyordu. Bazen bağırıyordum ona, abarttığını söylüyordum ama sonra kocama bağırdım diye ağlıyordum.
Durum biraz garipti.. ama hiç olmadığım kadar çok mutluydum.
IN: "O zaman hemen bana kestane alalım Seungmin lütfen"
Arkadaşım elimi sıkıca tutarak başını onaylar anlamda salladı ve yürümeye başladı. Ben de onu hareketlerine ayak uydurdum hemen.
Kartlarımızı turnikeye okutup okulun arka kapısından çıktığımızda bizi bacasından duman tüten kestane arabası karşılamıştı.
Gözlerim heyecanla parladığında saniyeler sonra arabanın önündeki sırayı gördüğüm için modum hemen düşmüştü.
Ama Seungmin üzülmeme izin vermeyerek hemen elimden beni çekiştirip sıraya sokmuştu. Biz sıraya girdikten sonra bile arkamızdan insanlar sıraya girmeye devam ediyordu.
Aniden rüzgar estiğinde elimi arkadaşımın elinden uzaklaştırarak montumun önünü kapatarak fermuarı çektim. Minik civcivlerimin üşümesini istemiyordum.
Bazen karnımda hafif sıkışmalar hissediyordum ama daha net hareketlerini hissettiğimi söyleyemezdim. Ama karnımda onların sıcaklığını taşıyor olmak o kadar güzel bir duyguydu ki anlatamam..
Dakikalar birbirini kovaladığında artık derse geç kalacağımız kesinleşmişti. Önümüzdeki birkaç insan sırayı beklemeyi bırakarak pes edip gitmişlerdi bile.
Ama ben burnuma dolan kokukarla her geçen saniye o kestanelerden daha çok istiyordum. En az üç paket almayı planlıyordum.
Sıra bize yaklaştıkça yerimde heyecanlı bir şekilde kıpırdandım. Sıranın önündeki bir kişi daha çekildiğinde önümüzde iki kişi kalmıştı sadece.
Heyecanla gülümseyerek Seungmin'e taraf döndüğümde o da bana bakıyordu. Lakin araba kepenkleri indirdiğinde öylece donup kaldım.
"Biz alamadan bitti ya o kadar beklemiştik"
Önümüzdeki kişiler konuştuğunda duyduklarımla gözlerim hemen dolmuştu. Seungmin de aynı benim gibi boş bakışlarıyla gitmeye hazırlanan arabaya bakıyordu.
S: "Sakın ağlama ben sana bulacağım başka yerden lütfen"
Dolu gözlerimi kırpıştırarak başımı hayır anlamında salladım. Çocuk değildim ya buna ağlamayacaktım ama kırılmıştım. Burnum yanıyordu. O kadar beklemiştik bir lokma bile yiyememiştim.
IN: "Sorun değil, derslerimize geç kaldık hadi dönelim"
Seungmin başka araba var mı diye etrafa bakındığında onu elinden tutarak çekiştirdim. Hala kestanelerin sıcak ve kömürlü kokusu burnuma geliyordu. Ağlamamak için dişlerimi sıkıyordum.
S: "Ben alanlardan rica edeceğim. Hamile olduğunu söyleyelim. Birazcık versinler sana"
IN: "Hayır Seungmin gerek yok. Artık istemiyorum hadi gidelim"
...
CB: "Niye suratın asık? Bebeğim niye güzel gamzelerini saklıyor?"
Arabanın kemerini çekiştirerek taktım ve alt kısmını biraz düzelterek karnımı ezmemesini sağladıktan sonra omuzlarımı bilmediğimi belli eder bir şekilde salladım.
Aniden çeneme sarılan el beni kendisine doğru çevirmişti. Dolu gözlerimi alfamın gözlerinden kaçırmaya çalışıyordum ama tam benim gözlerime bakıyordu.
Üzerime doğru eğilip dudaklarıma küçük bir öpücük kondurduğunda kendimi tutamamıştım. Gözümden birkaç damla yaş kontrolsüzce akmıştı.
Ders boyunca yiyemediğim kestanelerin özlemini taşımıştım karnımda, sonrasında ise beni bebek gibi seven kocamı gördüğümde daha da duygulanmıştım işte.
Cb: "Ne oldu? Ağrın mı var"
Çeneme nazikçe sarılı olan büyük ele iki elimle tutundum ve alfamın sıcaklığını hissetmek adına elimi teninde gezindirdim.
IN: "Hyung bugün yarım saat kesaten sırası bekledim. Ama ben kestane alamadan bitti kestaneler. Hem derse geç kaldım. Üstelik bacaklarım ve belim ağrıyor ayakta kaldığım için"
Sitem eder bir şekilde patladığımda alfam parmağıyla çenemi okşamıştı gülümseyerek.
CB: "bebeğimi üzen şey kestane miymiş? Hemen alırım ben sana. Eve gittiğimizde de masaj yaparım sana"
Dudaklarımı büzerek başımı onaylar anlamda salladığımda dudaklarıma küçük bir öpücük daha bırakarak hemen arabayı çalıştırmıştı.
Her şeyi, her istediği olan bir çocuk olarak büyümemiştim. Okuldayken en iyi çantaya, hep yeni defterlere sahip olan çocuk da olmamıştım. Büyüdüğümde özel dershanelere gidememiştim. Birçok şeyden mahrum kalmıştım ama hayat tüm bu zorlukları birleştirerek sanki bana hediye olarak Alfamı vermişti...
Dudaklarımı birbirine bastırarak gözlerimden akan yaşları silmeye çalışıyordum. Kocam ise arabayı han nehri tarafa sürüyordu yol kenarında kestaneci bulmak için.
Araba durduğunda ve alfam kemerini açtığında ben de hemen ona ayak yuydurarak kemerimi açtım.
CB: "Hava soğuk bebeğim sen otur ben alıp geleyim"
IN: "Ben de gelmek istiyorum"
Başını onaylar anlamda sallayarak arabadan inmişti. Ben de arabadan indiğimde hyung elini bana doğru uzatıyordu tutmam için.
Gülümseyerek hemen soğuk havaya rağmen sıcacık olan elini tuttum ve birlikte adımlamaya başladık.
Çok geçmeden gördüğüm kestane arabasıyla yine yüzüm düşmüştü. Tam kestane mevsimi olduğu için burada da sıra vardı. Okuldaki kadar uzun değildi ama burada da bitecek diye korkuyordum.
IN: "Al işte burada da herkes alacak bana kalmayacak"
Sitem ederek konuştuğumda boşta olan elimi momtumun üzerinden karnıma bastırarak orayı okşadım. Bebeklerime istedikleri şeyi veremedim diye ağlamak istiyordum.
CB: "Bekle burada ben halledeceğim"
Alfam elimi bırakıp sıranın etrafında dolaşarak arabaya doğru adımladığında üşüyen ellerimi birbirine sararak öylece bekledim.
Saniyeler sonra Hyung gözden kaybolmuştu. Nereye gittiğini bulmak adına etrafıma bakındım lakin göremiyordum. En son sıranın etrafından dolanıyordu nasıl bu kadar hızlı gözden kaybolabilirdi ki?
Kepenk kapanma sesini duyduğumda gözlerimi sonuna kadar açarak arabaya baktım. Resmen gidip arabaya sarılmak istiyordum. Bana kestane vermeden gitmesin diye yalvarmak istiyordum.
Araba kapandığı için sıradaki insanlar dağılırken ben öylece orada dolu gözlerimle alfamın gelip tekrar elimi tutmasını bekliyordum.
Burnumu çekerek kestane aracına baktım hasretle. Sanırım bugün kestane yiyemeyecektim.
Gözümden kaçan birkaç damla yaşı daha silerek kestane aracının camından bana bakan alfama baktım. Arabanın içindeydi!
Bana gelmem için eliyle işaret yaptığında hemen adımlayarak arabanın arka tarafına yürüyerek beni açık kapıda bekleyen alfama baktım.
CB: "Gel bakalım yardım edeyim"
Elimden tutup beni arabaya kaldırdığında gözlerimi sonuna kadar açarak tezgahın üzerinde duran kestanelere baktım. Bitmemişti kestaneler!
Parlak gözlerimi kocama çevirdiğimde kestanenin kabuğunu ayıklayarak önce üfledi, sonra dudaklarıma doğru uzattı. Uzun süredir bu anı beklediğim için hemen ağzımı kocaman açarak aşerdiğim kestaneyi kaptım.
O an arabayı benim için alan alfamın bu yaptığı jesti düşünemeden, karnım patlayana kadar kestane yemiştim...
_______________
Çıldıracağım ben de Changbin gibi koca istiyorum. Yirmi tane çocuk doğururum 😭😭😭






