İçeriğe geç

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 16 · 6 dk okuma

Love Me (Jeongbin Omegaverse)

Bölüm 16

{16} Gamzelim

İyi Okumalar 🦋 ______________ ~jeongin~ Felix sayesinde günüm kalp çarpıntısıyla geçmişti. Bizimle birlikte eve gelecek diye çok korkmuştum şükürler olsun ki Hyunjin olmadan sadece birkaç saat dayanabiliyordu. Sonra hemen sevgilisine koşmuştu. Ama nikah dairesinde imza atmamız için yanında kalpli kocaman garip bir kalem bile getirmişti. Kendisi evlendiğinde neler yapacaktı kim bilir. Sonra ise bizim için planladığı akşam yemeğine gitmiştik. Restorana girdiğimizde de yüzümüze konfeti patlamış, aşk şarkıları açılmıştı. Her ne kadar bunlar beni daha çok stres yapsa da Felix'in yanımda olması iyi hissettirmişti. Sanki ailem yanımdaymış gibi güzeldi. Hem o gelmeseydi nikah şahidimiz yok diye evlenemeyecektik de.. Uzun geçen günün ardından eve vardığımızda Hyung benim için kapıyı açar açmaz salona geçtim ve kendimi koltuğa atarak elimdeki kırmızı evlilik cüzdanına baktım. Hep gelecekte neler yapacağım diye kendi kendime düşünen birisiydim. Ama kesinlikle evlenmek bu planlarımın arasında değildi. Özellikle de böyle bir evlilik. Yaptığım şey gerçekten çılgınlıktı ve bunun gerçek olması beni güldürmüştü. Kendimi bir dizinin ortasındaymışım gibi hissediyordum. CB: "Neymiş o kadar komik olan" Duyduğum sesle bakışlarımı koltukta yanımda oturan alfaya çevirdim. Ne zaman gelip oturmuştu haberim bile olmamıştı. Gülümsememi soldurmadan koltukta doğruldum ve içinde imzalarımız, ismimiz yazan evlilik cüzdanını açtım. IN: "Böyle bir evlilik yapacağım aklımın ucundan dahi geçmezdi" Alfanın kaşları çatıldığında tüm vücudumu gerginlik sardı. Yanlış bir şey söylemiş olmanın verdiği panikle alt dudağımı ısırdığımda koltukta bana doğru biraz daha yaklaştı. CB: "İçine sinmeyen bir şey mi oldu? Düğün mü istersin? İstersen yapalım. Sen nasıl istersen öyle olsun" Duyduklarım gerilen vücudumu anında gevşetti. Hyung beni zor hayatımın ortasından çekip almıştı. O ve Felix olmasaydı asla burada üniversiteme devam edemezdim. Bana burada mükemmel bir yaşam sunmuşlardı. Ve şimdi Changbin sayesinde sıcak evim, beni okula götüren şöförüm, işim bile vardı. Bu yüzden alfaya istediği hayatın kat kat daha güzelini vermek istiyordum. Onu üzmek istemiyordum. Beni mutlu ettiği kadar ben de onu mutlu edeyim istiyordum. İlk başta sadece çocuk doğurmam gerekiyormuş gibi hissediyordum ama Changbin hyung bana öyle davranıyordu ki sanki.. kendimi aşk evliliğinin içindeymişim gibi hissediyordum. Benimle ilgileniyor, isteklerimin hepsini anında yapıyor, mutlu olmam için her şeyi yapıyor ve beni asla yalnız bırakmıyordu. IN: "Hyung her şey mükemmel. Ben sadece.. bilemiyorum ani oldu ya. Her şeyi düşününce çok komiğime geliyor" Benim için sorun olmadığını anladığında gülümseyerek başını salladı. O, böyle bir evliliği planlıyordu aylardır zaten. Ona normal gelse de benim için her şey aynıydı. Resmen birkaç saatin içinde soy ismim Seo olmuştu. Tanrım artık evli bir omegaydım ve kocam vardı. Gözlerim sonuna kadar açıldığında bakışlarımı yanımda oturan alfaya çevirdim. IN: "Hyung ben şimdi sana hyung dersem yanlış mı anlaşılı? Hyung diyemez miyim? Ne demeliyim ki?" Dirseğini koltuğun başına yaslayarak başını elinin üzerine yerleştirerek bana baktı. Gözleri fazla yorgun bakıyordu. Ben haftasonu olduğu için evdeyken o, işe gitmiş sonra ise akşama kadar ayakta kalmıştı. CB: "Nasıl istersen öyle seslen. Hem Hyung sadece abiye denilmiyor. Seviyorum öyle seslenmeni" Anlamadığım için istemsizce kaşlarımı çattım. Bildiğim kadarıyla hyung sadece abiye deniliyordu. Kesin benim bilmediğim bir şey vardı. CB: "Ben sana nasıl sesleneyim?" Tek kaşını kaldırarak alaycı bir şekilde sorduğunda hemen çatılan kaşlarım gevşemişti. Ben de onun gibi yan dönerek yüzüne baktım. CB: "Omegam? Eşim? Sevgilim?" Her sözcüğü bastırarak komik bir şekilde söyledikçe daha fazla gülüyordum. CB: "Ne? Beğenmedin mi?" Başımı hayır anlamında sallayarak kıkırdadığımda dudakları kıvrılmıştı. Her güldüğümde bakışları yumuşuyor, sanki göz bebekleri büyüyordu. CB: "Gamzelim.." Duyduğum hitapla gülmeyi durdurarak yüzüne baktım. Kalbim aniden öyle bir hızlanmaya başlamıştı ki sanki boğazımda atıyordu. CB: "Gamzelerin çok güzel Jeongin. Sana gamzelim diyebilir miyim?" ... Bu sefer doktorun anlattığı her şeyi anlamıştım. Sanırım öncesinden Changbin hyung ona, benim anlayacağım şekilde anlatmasını söylemişti. Benden alınan beş örnekten üçü embriyo olabilmişti. En olgun olan örnek ise birazdan karnıma yerleştirilecekti. Yaklaşık bir hafta sonra ise tekrar kontrole gelecektim. Eğer embriyo tutunmuşsa bebek oluşacaktı, tutunmamışsa diğer örnek yerleştirilecekti karnıma. Biraz yorucu ve zor bir süreç olarak gözüküyordu ama stres olmamaya çalışıyordum. Kötü düşünürsem kötü olacakmış gibime geliyordu. Doktor elinde küçük bir tüple döndüğünde bakışlarım elindeki tüpe kaydı. Yarısına kadar su dolu kan örneklerinin alındığı minik tüplerdendi. İçinde bebek falan gözükmüyordu böyle bakınca. Changbin hyung da doktorun peşinden odaya girdiğinde bu sefer üzerinde normal kıyafetler değil de beyaz önlük, steril eldivenler ve maske vardı. Bu nedensizce beni germişti. Maskesini indirerek yanıma geldiğinde gözlerini bir an olsun gözlerimden almıyor, benim iyi olduğuma emin olmak istiyordu. CB: "Hazır mısın? Uzanmak istiyor musun?" Hala yatakta sopa yutmuş gibi oturduğumun yeni farkına varmıştım. Hemen başımı onaylar anlamda sallayarak sırtüstü bir şekilde yatağa uzandım. O kadar heyecanlıydım ki nabzım karnımda atıyordu. CB: "Karnını aç bakalım" Başımı onaylar anlamda sallayarak titreyen ellerimi kazağımın eteğine sardım. Güçlü gözükmeye çalışıyordum ama kazağımı kaldıran ellerim öyle titriyordu ki utanıyordum. CB: "Beş dakika sürecek. Korkulacak bir şey yok" Başımı onaylar anlamda sallayarak az önce odaya giren doktora baktım. Masanın üzerindeki mikroskopa bakarak bir şeyler yapıyordu. Muhtemelen ben az önce içinde hiçbir şey görmediğim tüpten embriyoyu alıyordu. Stresten ellerimin içi terlemişti. Yatağa temas eden sırtımın bile terlediğini hissediyordum. CB: "Pantolonunu biraz indirelim" Alfanın sesini duyduğumda şaşkın bakışlarımı ona çevirdim. Zaman daraldıkça yataktan kalkıp kaçasım geliyordu. Hyung'un ne dediğini bile anlayamamıştım. Buna rağmen başımı onaylar anlamda salladım. Aniden Changbin'in elini pantolonumun düğmesinde hissettiğimde irkilerek bakışlarımı aşağı doğru indirdim. CB: "Ultrasonu buraya tutacağız. Azıcık indireceğim endişelenme" Tekrar açıklama yaptığında kurumuş dudaklarımı yalayarak başımı onaylar anlamda salladım. Pantolonumun düğmesini ve fermuarını açarak pantolonumu aşağı doğru indirmişti. Azıcık indireceğim demişti ama neredeyse ön tarafım tamamen çıplak kalacaktı. İstemsizce refleks olarak bacaklarımı birbirine bastırdığımda başını kaldırarak bana baktı. Utançtan hemen gözlerimi kaçırmıştım. CB: "Tamamdır böyle iyi" Başımı kaldırarak tekrar aşağı doğru baktığımda alt dudağımı ısırdım. Birkaç cm daha aşağı çekilirse çıplak kalmış sayılacaktım. Ben çıplaklığımın derdindeyken karnıma sıkılan soğuk spreyle irkildim. Gerçekten şu an stresten bayılmamak için kendimi zor tutuyordum. Soğuk spreyin üzerine Hyung karnıma ultrason jelini de sıktığında başımı daha fazla kaldıramadığım için yatağa bırakarak gözlerimi kapattım. Beş dakika sürecek demişti ama sanki beş saat geçmişti ama ben hala yataktaydım. Karnımın üzerinde gezinen ultrason probunu hissettiğimde tekrar gözlerimi açarak başımı kaldırdım. Ama ilk karşılaştığım şey ultrason değil de kolum kadar uzun olan iğneydi. Gözlerim sonuna kadar açıldığında beni sakinleştirmesi adına alfaya baktım ama onun bakışları ultrasondaydı. "Olabildiğince hareket etmemeye çalış Jeongin" Doktor konuştuğunda başımı onaylar anlamda salladım ama o iğne karnıma girerken kıpırdamayacağımın sözünü veremezdim. CB: "Ciddi bir acı olmayacak, hafif sızlama hissedeceksin" Hyung'un sesini duyar duymaz istemsizce dudaklarım büzülmüştü. Bakışlarımı ona doğru çevirerek başımı onaylar anlamda salladım. Saniyeler sonra karnıma giren iğneyle ellerimi yumruk yaparak sıktım. İğneyi düz bir şekilde değil de çapraz bir şekilde sokuyordu karnıma doktor. Ve ben sanki iğnenin derimi, kaslarımı, karnımı delerek geçişini, hareketini çok net hissediyordum. Alfanın bakışları ultrason ve iğne arasında gezinirken anlık olarak bana döndüğünde onunla gözgöze gelmek gözlerimde biriken yaşların akmasına neden olmuştu. CB: "Çok az kaldı" Ağlamama zıt bir şekilde sanki hiç sorun yokmuş gibi başımı salladım ama karnımda hissettiğim iğne tüm kasıklarımın sızlamasına neden olmuştu. CB: "Bitti" ____________________ Sizce ilk tüp bebek denemesinin sonucu ne olacak? Pozitif mi? Negatif mi? Yoksa başka bir sonuç mu doğuracak? 😋

Bölüm sonu

10 yorum

  • Bence ilk denwme hiç olmiycak, büyümeyecek yani ilk haftayı bile atlatamiycak. 2.deneme daha uzun dayanacak geçecek ilk 2haftayı falan ama bence o sırada Jeongin in ailesi falan gelecek bi ortalık karışacak, o sırada stresten falan o bebek düşecek bence. İşte Jeongin kendini falan suçlayacak o sıralarda işte Changbin de aşkını fark edip itiraf edecek ve bence artık doğal yolları deneyecekler 🤡 😈