İçeriğe geç

Love is dress

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Love is dress

Bölüm 1

Neden ben

Safa 16 yaşında sıradan bir gençti. Yeni liseye başlamıştı. Ancak o gün bir şey farklıydı. Belki aşk denebilir miydi buna?

Babasının açma dediği kutuyu açtı. Orada eskimiş kapağı aşınmış yazısız bir kitap buldu. Merak bir zehirdi. En azından Safa için öyle.

Safa eskimiş kapağı çevirdi. Hiç bir şey yok. sayfaları çevirmeye devam etti gene hiç bir şey yok. Safa sinir oldu ve kitabı yerine koydu.

Bir şişe vardı masanın üstünde. Şişe de değil. Matara desek daha doğru olur. Matara gümüşten oldukça dikkat çekiciydi. Safa aldı ve içindekine bakmadan içti. Tadı aynı insan dışkısı gibiydi. Safa kusmadı ancak.

Düşüncesi:

La bu daha önce burada mıydı?

Aslında kitap sayfaları çevirirken geldi. Bu kitap sonun kitabı. Başka dünyadan çeşitli şeyler getiriyor.

Safa'nın içtiği şey ise gençlik çeşmesiydi. Daha doğrusu gençlik çeşmesinden gelen suydu. Ancak Safa'yı ölümsüz yapmaya yetti.

Safa okul üniforması giydi. Siyah bir gömlek kırmızı kıravat ve kırmızı pantolondu. Aslında bu üniforma sadece Harley akademisine ait. Harley akademisinin kurucusu gotik tarz şeyler istediği için öyle.

Safa her zamanki gibi okul yolunda gidiyordu. Önce hakama giyen bir kız gördü.

Safa bunu garipsemedi. Dövüşçü biri olması lazımdı. Ancak elindeki kayıt belgesi görünce okula gelen bir öğrenci olduğunu anladı. Ancak hiç bir şey olmamış gibi devam etti. Safa hazırlık sınıfında da okuduğu için okula giden en kestirme yolu biliyordu.

O sırada okula kestirme yoldan bir kız geçiyordu. Adeta doğa olaylarına aykırı gibiydi. Okulun üniforması giymiyordu. Başka bir üniforma giyiyordu.

Kırmızı ceket beyaz gömlek ve kırmızı etek. Okul yönetmeliğine göre sadece beyaz sınıf öğrencileri istedikleri gibi giyinebilir.

Ancak Safa taşa takılıp düştü. Takılıp düşme sebebi basitti. Karşısındaki çok güzeldi.

Yazar notu: betimleme yaparken lütfen bana sapık demeyin. Klasik roman yazmama sebebim. Betimlemelerde tüm detaylar olur. Bunları yazarken kendimi sapık gibi hissediyorum.

Kar beyaz gibi bir teni , kan kırmızı gözleri karanlik ve hiçliği andıran saçları vardı. Adeta bir porselen bebek gibiydi.

Safa hayalîydi. Şanslı bir kaza. Her anime de veya hikaye de olur kız ve erkek bir olay ile tanışır. Ancak kız geri çekildi ve Safa yere yapıştı.

Safa'nın biraz burnu kanadı. Bir kaç damla kadar.

Ancak Kız yani Yume koku tarafından cezbedildi. Yume bir vampirdi. Ancak bunu okul hariç kimse bilmiyordu. Beyaz sınıf doğa üstü güçler olan veya doğa üstü yaratıklar olan bir sınıftır.

Yume Safa'yı tek bakışı ile felç etti. Safa'yı duvara götürdü yavaşça. Sokağın bir kenarına.

Yume yavaşça vampir dişlerini çıkardı. Sonra Safa'nın boynunu yaladı. Bunun nedeni ısıracağı yeri yumuşatmadı. Yavaşça ısırdı. Safa ufak çapta bir acı hissetti.

Bir sorun oldu. Yume kanın lezzetine o kadar kapıldı ki. Kendine gelene kadar 55 litre kan içti. Ancak sorun bu değildi.

Bir insan olmasına rağmen nasıl 55 litre kan icebilmişti? Sıradan insanlarda beş litre kan vardı. Ama bu insanda ki kan nedense hiç bitmiyordu.

Yume şaşkınlığı gizlemek adına elini ağzına götürdü ancak eli yatay bir biçimdeydi. Yani ağzını tam kapatacak şekilde değildi.

Yume" Sen nesin" diye sordu.

Aslında çok normal bir soruydu.

Safa hiç bir anlamamış bir surat ifadesi ile " insanım " dedi

Yume " Yalancı hiç bir insanın elli beş litre kanı olmaz " diye tepki gösterdi.

Ancak zil çaldığı duydular. Alelacele koşarak gittiler. Ancak inanılmaz bir şekilde Safa bir vampirden daha hızlıydı.

Yume Safa'nın sağ gözünü söktü ve sinirli bir şekilde

" Sen nesin insan" ancak garip bir şey oldu. Safa'nın gözü yeniden oluştu.

Yume'nin düşüncesi:

Vampir. Hayır. Vampir kanının tadı böyle olmaz. Kurt adam sanmam. Ölümsüz. Kanları insan dışkısına benzer. İlahi varlık benzeri bir şey olmalı.

O an duyuru yapıldı okulda. "Safa young ve Koyomi Midari derhal müdirenin odasına " diye.

Safa doğa üstü güçlerinin fark edileceği için biraz endişeliydi. Çünkü okul kapısının önünde hatta güvenlik kamerasının önünde kabak gibi gözü sökülüp yeniden oluştu. Endişe etmesi normaldi.

Ancak sorun bu değildi.

Müdirenin odasına geldiler. kapıyı çalıp içeri girdiler. Garip bir detay yoktu. Tabi müdirenin döner koltuğu dışında. Müdire arkasını dönüktü odaya girdiklerinde.

Müdire Safa ve Midari'ye doğru döndü.

Müdire'nin Jouga Addament'i kendisi bir cadıydı.

Jouga siyah renkli topuz yaptığı saçları dışında gömlek giyordu. Dış telleri ve gözlüğü vardı. Gözleri yeşil renkti boy olarak normal bir insana eş değerdi.

Jouga sakin bir şekilde

" Bugün sizi niye çağırdım buraya çocuklar biliyor musun " diye sordu nazik bir ses tonu ile.

Safa konuyu değiştirmek adına

" Şey acaba neden bu yaşta diş teli takıyorsunuz "diye sordu.

Belki konuyu unuttururum diye düşündü.

Ancak garip bir şekilde ters tepti.

Jouga gözlüğünü düzeltti ve aşırı gururlu bir şekilde

" Ben bir cadıyım. Biz cadılar diş teli takarız. Bunun en büyük nedeni acil durumlarda diş telinde ki büyü gücünü kullanabiliriz "...

Midari erkeksi bir oturuşu vardı. Bir gözü yoktu. Menekşe rengi saçı ve altın rengi gözü vardı. Dudağı mor ruj sürmüştü ve iki piercing vardı. Burnunda ise bir tane hızma. Bu kız ölüm ve yaşam arasındaki zevke takmıştı.

Midari kendinden emin bir şekilde kulağını serçe parmağı ile karıştırarak

" Cadı diye bir şey yoktur müdire hanım. Acaba siz "...

O an ikisinin kafaları düştü. Gerçek manada düştü. Çünkü müdire o kadar kızdı ki. Müdire büyüsünü kullandı rüzgardan bir bıçak yapıp ikisininde kafasını kesti.

50 saniye içinde geri oluştu. Ancak Midari'nin hala bir gözü yoktu.

Midari yerdeki duran kafasından baktı ve göz badini alıp taktı.

" Piercing yok kafamda. Şimdi yeniden taktırmak zorundayım "

Safa

" Biz nasıl ölmedik diye sorman gerekmiyor muydu "diye tepki gösterdi.

Jouga tehditkar bir şekilde

" Sessiz olun. Burası oyun alanı değil " dedi ve ciddi bir şekilde " Tam olarak detayları bilmiyorum. Ama temizlikçi çağırdım. Bu olayı size aydınlatabilir " dedi.

İkisi de gülecekti. Ancak sustular. İyileşme güçleri veya her neyse ne kadar etkili oldukları bilmedikleri için. Ancak odada durmak zaman geçtikte gitgide aşırı derecede garipleşiyordu.

Müdürenin masasında kafalara. Yani normal olarak hangi insan kopan kafası ile göz göze gelirdi ki. İki saat sonra içeri biri girdi. Bu Safa'nın abisi Poyraz geldi. Sonuçta aile işiydi.

Poyraz her şeyden haberi vardı. Ancak beklemediği bir şey oldu. O da Safa'nın ölümsüzlüğü paylaşması idi. Normalde ölümsüzler insanlardan enerji çekmek zorundadırlar. Yoksa çıldırıp saldırırlar. Ancak Safa durumu farklıydı. Poyraz hemen fark etti. Zaten kendisi temizlikçilerin en bilgili adamı olarak bilinirdi.

Temizlikçiler ise doğa üstü olayları zapt eden devlet tarafından yaratılan bir örgüt.

Poyraz sarı saçlı mavi gözlüydü. Safa ise siyah saçlı siyah gözlüydü. Sol gözünün önünde dayak yemiş gibi bir morluk vardı Safa'da.

Poyraz sitemkar bir ses tonu ile

" Sen nasıl tanrı avcısı oldun "dedi.

Müdire ve Midari şaşkındı.

Poyraz kendine geldi

" Büyük ihtimalle aile yadigarı sonun kitabını karıştırdı. En sonunda"

Jouga

" En sonunda derken "

Poyraz gözlüğünü çıkardı. Gözyaşlarına hakim olamadı ve

" Biz nesiller boyunca avcılık ve temizlikçi işleri yaptık. Ancak Safa'nın hiç bir yeteneği yoktu. Bende kitap kutusundaki korumayı kaldırdım. Ama senin Tanrı avcısı olmanı beklemiyordum "

Herkes şaşkındı. Çünkü tanrı avcısı efsaneydi.

Jouga inkar eder bir biçimde

" Ölümsüz, Anka kuşu ya da bunun benzeri fantastik yaratık olmadığına emin misin "

Poyraz hiç üslubunu bozmadan

" Normalde ölümsüzler enerjiye ihtiyaç duyar. Delirmemek için Safa ve Midari de öyle bir şey yok. Ayrıca sonun kitabı başka dünyalar dan doğa üstü şeyler getirir"

Epey tehditkar bir şekilde

" Matara dan içtin değil mi gümüş bir mataraydı " diye sordu

Safa çekinerek ve gözlerini kaçırarak " Evet " cevabını verdi.

Poyraz sakinliği bozmadan

" Normalde ölümsüz yapmalıydı. Ancak nadir bir durumdur. Ölümsüzlüğünü Tek gözlü kız ile paylaştın. Senin içtiğin andan önceki yaraların iyileşmesi imkansız. Ancak bununla birlikte delirme ihtimalin sıfır ve gitgide güçlerin artmaya başlayacak" dedi gururlu bir şekilde.

Jouga derin bir nefes aldı ciddi bir şekilde

" Siz ikinizi beyaz sınıfa atıyorum. Üç gün izinlisiniz. Bende sizin evrak olaylarınızı halledeceğim" dedi

Bölüm sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.