Her şey bir yaz akşamı içimde bulunan garip bir hisle başladı. Ona aşık olduğumu anladığım o an her bir taş oturdu yerine. "Neden ona iyi davrandım, neden yakın davrandım?" diye içimden geçen bir sürü soruyu o yaz akşamı. Mahallemizde olan park da bir salıncak da oturup yıldızları izlerken Gilbert' e neden her kesten farklı davrandığımı düşünürken ona aşık olduğumu fark ettim. İlk başta kumral, yakışıklı, nazik, romantik biri olarak biliyordum onu. Benden 1 yaş büyüktü, amma okula 1 yıl geç geldiği için aynı sınıftaydık. Bir aralar birlikte oturuyorduk. İlk sınıfta hiç bir erkekle konuşmayan ben Gilbertla konuşmuş onunla arkadaş olmak istediğimi söylemiştim. Oda bir şartla kabullenmişti bunu;
-Tamam, ancak bir şartım var
-Olur nedir?- diye sordum merakla. Basit bir şey isteyecek sanmıştım, ancak benim için oldukça zordu.
-Bizim arkadaş olmamız için, sen bana bir sırrını vereceksin, bede sana bir sırrımı vereceğim. Tamam mı?
-Ok. İlk sen başla o zaman.
-Ben Agatha yı seviyorum.- dedi.
Bu cümlesi beni yıktı. O zamanlar ondan hoşlanıyordum. Ve aptalca bir şey yapıp o sırrını söyledikten sonra, ben ondan hoşlandığımı ona söyleyecektim. Amma ne yazık ki, onun sırrı başka birini sevmekti ve ben de ona bunu söylemeyi reddettim. Onu bir şekilde başımdan saldım. Böylelikle her şey unutuldu. Ben ondan vaz geçtim. Onu unuttuğumu düşündüm, unutmamıştım. Aynı mahallede yaşıyorduk. Ancak o beni görmezden gelip yanımdan tanımıyormuş gibi geçip gidiyordu.