3 Temmuz cumartesi
'' Eğer burada bir kelebek kanat çırparsa , başka bir yerde tusunami kopa-" televizyonu kapattım ve kumandayı gelişigüzel koltuğa fırlattım .
Bunamanın eşiğinde olan yaşlı büyükanneme baktım gözucu . Sabah akşam bilmeden öylece uyuyordu . ''Büyükanne , ben dışarı çıkıyorum . '' hep yaptığı gibi başını belli belirsiz sallamıştı .
İç çektim ve evden çıktım . Yaşadığımız bina evinin altında hem market , hem de manav gibi yerler vardı . Her şeyin elimin altında olması bir bakıma şansdı .
Manava gittim . Büyükannem için bir kilo çilek almaya karar verdim . '' Kız Maya , nasılsın ? Ne zamandır yoksun ortalıkta .'' Komşumuz Fatma teyze de burdaymış . Yorgun bakışlarımı ona çevirdim . ''İyiyim Fatma teyze . Siz nasılsınız ?" Yüzüme zoraki bir gülümseme takınmaya çalışsamda nafile . Rol yapmakta berbattım .
''Elhemdürillah iyiyim ben de . Büyükannen nasıl , ne yapıyor ? '' anlaşıldı soruları bitmiyicek . '' Her zamanki gibi koltuğunda oturuyor .'' Yeniden çilekleri seçmeye koyuldum .
'' Ah, canım sen de bu gencecik yaşında kaldın öylece. E , okumuyorsun da hep çalışıyorsun . Zor oluyordur . Diyorum ki , sen de artık evlenip yuvanı kursan fena olmazmı hem ?" İç çektim ve seçtiğim çilekleri elimdeki poşete doldururken '' Ben böyle iyiyim teyze . Sağol . '' dedim ve onun başka bir şey söylemesine fırsat vermeden , parayı ödeyip çıktım .
Ben daha altı yaşındayken annem ve babam boşanmışlardı . Her ikisi de kendi ailelerini kurmuşlardı . Beniyse büyükanneme bırakmışlardı .
Sorumluluğumu almayı ikisi de reddetmişti . Şimdiyse on sekiz yaşında lise terk bir kızdım . Evebeyinlerimden hiç biriyle iletişimde değildim ve önüme hangi iş çıkarsa gıkım çıkmadan çalışıyordum .
Büyükannem beni büyütürken tüm sevgisini ve ilgisini vermişti . Bu yüzden sevgiden bihaber biri sayılmazdım . Ancak yinede kendimi ifade etme konusunda asla iyi olamadım .
Zamanımın çoğunu çalışarak , büyükannemle ilgilenerek ve boş vakitlerimde de fantastik kitaplar okuyarak geçiriyordum . Hayatım bundan ibaretti .
Eve vardığımda kafamı iki yana sallayarak düşüncelerimden kurtuldum . Kapıyı uyuşuk uyuşuk açıp içeri girdim . Ayakkabılarımı çıkartıp , terliklerimi giydim . Mutfağa giderken içeriye doğru seslenmeyi unutmadım tabii .'' Büyükanne sana çilek aldım . Seversin sen . Yıkayıp getiriyorum .''
Ses gelmemişti . Fazla sorun etmedim . Yaşı fazlasıyla ilerlediği için bunama , sağırlaşma gibi şeylerin olçası normaldi .
Çilekleri güzelce yıkadım ve kaba koyarak oturma odasına ilerledim . Ancak yerde gördüğüm bedenle neye uğradığımı şaşırdım . Tabak elimden yere düştü , ancak onu umursamadım .
Koşarak büyükannemin yanında diz çöktüm . Uyandırmaya çalıştım ama nafile . Nabzına bakmayı akıl edebildiğimde , ellerimi boynuna götürdüm .
Nabzı atmıyordu , kalbi tamamen durmuştu . Gözlerimden yaşlar firar ederken ambulansı aradım .
••••••••••••
Büyükannemin mezarının başında durmuş , başıma gelenlerin gerçekliğini sorguluyordum . Etrafıma bakındım hissiz bir şekilde . Hiç biri gelmemişti .
Ne annem ne de babam denen kişiler....ikiside yoktu .
Zarzor zaptettiğim gözyaşlarım yeniden akmaya başlamıştı bile . Gökyüzü bana inat oldukça açık , hava güneşliydi .
Cenaze bitmişti . Ben istemesem bile artık eve gitmek zorundaydım . Öncekinden daha boş olan o eve....
Kapıyı açtım , ağır hareketlerle ayakkabılarımı çıkardım ve direkt oturma odasına doöru ilerledim. Büyükannemin her zaman oturduğu koltuğa baktım . İçimden feryat ederek ağlamak geliyordu . Öyle de yaptım .
Günler günleri kovaladı . Yaz çoktan bitmişti ve ben kendimi artık toparlamıştım . Çocukluğumun geçtiği bu evden de taşınıyordum , çünki biliyordum ki yeni başlangıçlar akıl sağlığıma iyi gelirdi .
Harry potter serisini özenli bir şekilde kutuya koydum. Onun hemen ardından Narnia günlükleri'ni aynı özenle başka bir kutuya yerleştirdim . Kendi odamla işim bittiğinde , sıra büyükannemin odasına gelmişti .
Ölümünden sonra temizlemek için dahi girmediğim odasının kapısını yavaşça açtım . Perdeler kapalı olduğu için içerisi karanlıktı . İlerledim ve perdeleri açarak ışığın içeri girmesine izin verdim .
Toz hapşurmama sebep olsa da umursamadan odayı incelemeğe başladım . İlk nerden toparlasam diye bir düşündüm önce , dolaptan başlamaya karar verdim . Kiyafetlerini güzelce bir valize yığdım önce . Ardından çekmecelerdeki eşyaları toparlamaya başladım . Her şeyi kutulara doldurdum derken , dolabın en dibinde minik bir sandık dikkatimi çekti .
Uzandım ve onu ordan çıkardım . Sandık kilitliydi . Kiliti nasıl açıcağımı düşünürken , aklıma ben henüz çok küçükken büyükannemin bana verdiği anahtar kolyeyi hatırladım . Ondan hatıra olduğu için kolye hep boynumdaydı .
Kolyeyi boynumdan çıkarttım ve sandığın kilitine soktum . Anahtar doğru anahtardı ve şansıma kilit fazla eskimemişti ki , kısa sürede sandığı açmıştım . Ancak sandığın içinden çıkanlar akıl sağlığımın yerinde olup olmadığını sorgulamama sebep olmuştu .
Üzeri işlemelerle dolu bir asa , ortasında garip zümrüt yeşili taş bulunan bir kolye ve iki tane mektup vardı .
İlk mektup , Harry potter filmindeki mektuba benziyordu . Kaşlarım istemsizce çatıldı . İkinci mektup ise büyükannemdendi .
İlk önce büyükannemin mektubunu açmaya karar verdim . Mektupta
'' Sevgili Maya .
Bu mektubu okuyorsan ben çoktan ölmüşüm demektir. Senden özür diliyorum canım torunum . Muhtemelen Hogwarts mektubunu neden senden sakladığımı ve neden seni büyü dünyasından uzaklaştırdığımı merak ediyorsun . Bana kızmakta haklısın sevgili torunum . Ama şunu bil ki , ben her şeyi yalnızca senin güvenliğin ve iyiliğin için yaptım . Sandığın içinde bulunan kolye benim yaptığım icadım . Yaptıklarımı telafi edemem ancak eğer istersen , bu kolye sayesinde geçmişe giderek Hogwarts'ta eğitimini tamamlaya bilirsin . Sandığın içinde bulunan anahtar Gringross bankasında sana yardımcı olucak . Asa senin asan . Onu seninle beraber Diagon yolunda aldıktan sonra hafızanı silmiştim .
Sevgiler Büyükannen ''
diyordu . Ağzım açık mektubu okudum . Hala üzerimdeki şoku atlatamamış olsam da sandığı kurcalamaya ve bahsi geçen anahtarı aramaya çalıştım . Ordaydı , yalan değildi .
Kendimi çimdikleyip olayın gerçekliğini kendime yeniden kanıtladım . Ardından büyükannemin benim olduğunu söylediği asayı elime aldım . Bildiğim en basit büyüyü söyledim . '' Lumos " asanın ucundan çıkan ışık kalbimin deli gibi atmasına sebep olmuştu .
''Nox '' dedim ve ışık kayboldu . Asayı cebime koyduktan sonra zümrüt taşlı kolyeyi aldım elime . Oldukça güzel ve bir okadar da zarifti . Kolyeyi boynuma taktım ve bankamın anahtarını da diğer cebime sıkıştırdım . Kolyenin taşına dokunsam da ilk başta hiç bir şey olmamıştı . Bu duruma anlam verememiş halde otururken , aniden etrafımı sarı , yeşil renkli minik parlak ışıklar sardı . Korkuyla gözlerimi kapattım .
Kendimi sert bir zemine toslamaya hazırlamışken , duyduğum ses beni tamamen yanılttı . '' Maya ? Yerde oturmuş ne yapıyorsun öyle ?" Melodi gibi güzel bir ses kulaklarıma dolarken gözlerimi açtım .
Beni karşılayan bir çift zümrüt yeşili göz ve kızıl saçlar olmuştu . Nefesim kesilmiş gibi oldum bir an . Ben gerçekten Hogwarts'taydım !
Ağzım kulaklarımda gülümsedim '' Yok bir şey...dua ediyordum sadece .'' aklıma ilk gelen yalanı söyleyi verdim . ''Dua ? '' diyerek beni tekrar etti kızıl kız .
'' evet dua'' becereksizce geri yanıt verdim .
'' Liliy bence Maya'nın kafası güzel . '' diyen sarışın kıza bir yastık attı Lily . Bir dakika . Lily ? Liliy Evans ?
Aman tanrım ! Çapulcular dönemindeyim ! Sarışın kız Marlene olmalı ve diğer yatağın üzerinde oturan kahve rengi saçlı kız da Alice sanarırsam .
Oturduğum yerden ayağa fırladım resmen . Lily bana şaşkınca baktığında '' Etrafı dolaşmak istiyorum .'' Dedim sevinçle . Marlene kaşlarını çattı '' Aptalmısın kızım . Yasak saat başladı bile . Yat zıbar yarın dolaşırsın .'' Dediğinde affallamıştım .
Doğru ya burda yasak saat denilen bir şey vardı . Gece kuşu olan ben için bu hiç iyi olmamıştı . '' Ortak salona gidersin sen de sorun değil . Hatta ikimiz gideriz '' Lily koluma girmişti . Ben daha ne olduğunu anlayamadan ikimiz odadan çıkıp Gryffindor ortak salonuna gelivermiştik .
Mutluluğum tarifedilemez düzeydeydi şuan . Ortak salonun en güzel köşesine ( şöminenin yanına ) kurulduk . Saat geç olduğundan etrafta çok az öğrenci vardı . Huzurlu bir atmosfer vardı . Ancak bu huzuru bozan , erkekler yatakhanesinden gülüşerek aşşağı inen dört oğlanla beraber bozulmuştu .
Devam edicek....